| |
| |
sevgili platonik sevgili alice;
dakka bir gol bir, saçmaladığımın farkındayım. girişin rezaletliğine bak. hem platonik, hem sevgili kelimesi. benimkisi tamamen kendi kendine gelin güvey olmak, biliyorum.
fakat, yine de sana sevgilim demekten çark etmeyeceğim..
belki ismimi dahi bilmiyorsun ama seni ilk gördüğüm andan beri, her an seninle konuşmak istiyorum, ama utangaclığımdan sanırım seninle merhaba, nasılsın? iyiyim sagol sen? cümlelerden öteye gidemem.. sen öylesine etkileyiciydin ki senin hakkında hiç bir şey bilmememe rağmen kafamda mükemmel sevgili imajjına uydurdum seni. öyle ki her gittiğim yerde yalnız olmama rağmen yalnız hissetmiyordum kendimi kafamda yarattığım sen yanıbaşımdaydın hep. şakalaşmalar gülüşmeler romantik konuşmalar yapıyorduk hep, arada takılıyorduk da birbirimize hani bazı sevgililer olur ya birbirlerine kızınca bile gözleri parlayan onlardan biri gibiydik biz de düşüncelerimde.
ismini dahi bilmiyordum hayallerimde sana bir isim koydum. seni hayallerim dışında gördüğümde ise kalbim duracak gibi oluyordu normalde düşük değil çenem ama yakınlarda olunca veya uzaktan görününce tutuluveriyordu. öylesine bütünleşmiştim ki seninle o şaçının güzel renginde birini dahi uzaktan görsem sen sanıyordum o kızı...
düşlerimde arada evli oluyorduk. çok sık değil sadece haftada bir kuruyordum bu evlilik hayalini ne de olsa yaşımız genç değil mi? eğlenelim gezelim önce. evliyken de bir oğlumuz vardı düşlerimde senin yanında saçları benim yatmayan inatçı saçlarım gibi bana benzetiyordu insanlar ama aslında senin güzelligini almıştı üç yaşındaydı ama büyüyünce çok can yakacaktı belliydi. o doğduğunda bile aşkımız bitmemişti onu omuzlarıma alıyor senin de beline sarılıyordum sokaklarda. yüzlerimizde anlamsız bir gülümsemeyle dolaşıyorduk...
hiç bir zaman olmayacak bir romantiklikte yaşıyorduk sevgimizi düşlerimde. arada çok sigara içiyordum sonra öksürünce kızıyordun bana ama sen de yakıyordun ardından bir tane ben sen niye içiyorsun o zaman dediğimde ben az içiyorum zaten diye yapıştırıyordun cevabını. takıntılarıma kızıyordun ayrıca arabaya her bindigimizde daha anahtarı kontaga takmadan teybi çalıştırıp whereve i may roam'u açmama sinirleniyordun. ama sonra james'e eşlik ediyordun ipeksi sesinle.
hiç ölmüyordun düşlerimde, hiç ayrılmıyorduk neden ayrılalım ki zaten, seninle bu kadar iyi anlaşırken değil mi? neden bitsin destansı aşkımız?
ben utangaçlığımı atsam sen de beni farketsen sonrasında, neden başlamasın aşkımız?
|
|
|