gruplar
 hocalar
 okullar
 üye/içerik arama 

 

Grup Arama, Aranan: Sinema-Tv

 

 

Yasemin Kozanoğlu

Yasemin Kozanoğlu

Dogum yeri ve yılı: İstanbul, 1978 Boyu ve kilosu: 1.80 m, 53 kg Burcu: Boğa Ögrenimi: Esenis Lisesi mezunu. Daha sonra İngiltere'de video production okudu Favori yönetmenleri: David Lynch, Martin Scorsese Giyim stili: Spor giyim Yemek tercihi: Fast food olmasin da... Sigara: Marlboro :) Arzusu: Afrika'ya, Brezilya'ya gitmek Gece yasaminda tercih mekani: High End, bazen Kemancı. Ama onu çogunlukla sinemalarda görebilirsiniz. Yazar: Ahmet Altan, Marquez, Kundera Erkekler: Kompleksi olmayan, zeki, çekici, kendisiyle barisik olmali. Sevdiği semtler: Arnavutköy, Yeniköy, Üsküdar
 


Paz Vega

Paz Vega

Paz Campos Trigo ya da herkesin tanıdığı adıyla Paz Vega. İlk bakışta vatandaşı Penelope Cruz'a benzetiliyor. Yani Akdeniz'in esmer ve sıcak ruhu onun görünüşünde de baskın. Zaten bir çok kişi onun Cruz'un en büyük rakibi oludğu görüşünü paylaşıyor. Büyükannesinden 'miras' soyadıyla Paz Vega 2 Ocak 1976 Sevilla doğumlu. Asıl amacı gazeteci olmaktı ve bunun için eğitim almaya da başladı. Ancak oyuncu olmaya karar verince okulu yarıda bırakıp bu işe odaklandı. Bir süre Madrid'deki barlarda çalıştı. Kariyerinin ilk adımlarını televizyon programlarında attı. Sonra da sinemaya geçti. ülkemizde de gösterilen Lucía y el sexo ile kendini gösterdi. Usta yönetmen Pedro Almodovar, Konuş Onunla'da Vega'ya bir şans verdi. Genç yıldızın adını en çok duyurduğu film ise Spanglish oldu. Beyazperdede sadece Latin kadınlarını canlandırmak istemiyorum. İngilizce oynamak da hoşuma gidiyor diyen Paz Vega son olarak Brad Silberling'in yönettiği 10 Items or Less'de Morgan Freemen gibi dev bir oyuncuyla birlike kamera karşısına geçti.
 


David Cronenberg

David Cronenberg

Gerçek adı David Paul Cronenberg. Kanadalı sinemacı. Biyografisi David Cronenberg 15 Mart 1943 yılında Toronto, Ontario, Kanada'da gazeteci bir baba ve piyanist bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşlarda edebiyat ve müzik alanlarındaki yeteneğiyle dikkat çekti. Üniversite eğitimine başlamadan önce yazdığı pek çok karanlık hikaye çeşitli yerlerde yayınlandı. Toronto Üniversitesi Fen bilimleri bölümünde yüksek tahsiline başladı. Daha sonra bu bölümden ayrılıp aynı okulun edebiyat bölümüne geçti. Bu yıllarda yaptığı Transfer (1966), From the Drain (1967), Stereo (1969) ve Crimes of the Future (1970) adlı kısa filmler ile sinemaya başladı. Televizyon dizileri için teklifler aldı. İlk uzun metrajlı filmi olan They Came From Within (1975) kurbanlarının cinsel arzularını kontrol edemez hale getiren bir parazit türünün anlatıldığı, dönem için normal sayılamayacak bir filmdi. Bu sebeple Cronenberg film için ödenek sıkıntısı çekti. Masrafların yarısını ödemesi için bazı yapımcıları ikna etti. Benzer bir konuyu ele aldığı filmi Rabid (Kuduz - 1977) ve değişime uğramış çocukları temel alan, ancak değişimin esas sebebinin nefret olduğunun anlatıldığı The Brood (1979) filmleri ile adını duyurdu. 1983 yılında çektiği Videodrome ile televizyon izleyicilerinin aslında televizyon dalgaları aracılığıyla yayılan elektrik sinyalleriyle, kurgusal ve yapay bir dünyaya çekildiği tezini aktarırken, önemli toplumsal sorunlara ve histerilere de değindi. Bu başarılı bağımsız yapımları ile Hollywood yapımcılarının dikkatini çekti ve daha popüler görünen The Dead Zone (Kör Nokta - 1983, Stephen King'in romanından uyarlama) ve The Fly (Sinek - 1986, 1956 yapımı aynı adlı filmin yeniden çekimi) filmleri ile adını duyurmaya ve sıradan bir yönetmenden daha fazlası olduğunu göstermeye başladı. Daha geiş bir kitleye hitap etme fırsatını bulduğu bu dönemde, kendi tarzının en başarılı filmlerinden biri olan Dead Ringers (Ölü İkizler - 1988) adlı yapıma imza attı. 1991 yılında ise filme çekilemez denilen, William Burroughs romanı Naked Lunch'ı (Muhteşem Yemek - 1991) kendi özgün tarzında perdeye aktardı. Bunu diğer filmlerine göre daha az ilgi çeken ve ünlü bir Broadway müzikalinden uyarlanan M. Butterfly takip etti. eXistenZ ile de hayatımıza bir daha çıkmamak üzere giren geçen bilgisayar oyunlarının geleceğini anlatan Cronenberg, her filminde olduğu gibi bu filmlerinde de üzerinde düşünülmesi gereken sahneler ile mesajlar taşıyan öyküleri ile tarzının doruğuna çıktı. 1996 yılında Crash (Çarpışma) ve 1999 yılında eXistenZ (Varoluş) filmleri ile Videodrome ile değindiği konulara benzer hikayeleri perdeye taşıdı. Crash ile trafik kazaları ile cinsel hazlarının doruğa çıktığına inanan bir grup insanı, bilgisayarlar ve sanal dünyalarda 2002 yılında kendi imkanlarıyla, düşük bir bütçe ile çektiği Spider (Örümcek) filminde daha kişisel ve karanlık bir öyküyü, etkileyici bir biçimde izleyicisine sundu. David Cronenberg, filmlerinde sürekli anlatmaya çalıştığı, her zaman savunduğu ve çok da ütopik olmayan fikirleri, karanlık ve ürkütücü mizansenleriyle ve kostüm, müzik gibi öğeleri ustaca kullanmasıyla çoğu bilim kurgu, korku yönetmeninden farklı bir yerdedir. Bedensel Korku diyebileceğimiz bir türün öncüsü olarak, makineler, yapay biyolojik etkenler, değişime uğratılmış parazitler gibi insan kaynaklı tehlikelerin, yine insanı zihinsel ve en önemlisi bedensel olarak bambaşka bir varlığa dönüştürmesini anlatırken, yarattığı her sahnenin arkasına bir anlam gizleyerek filmlerinin üzerinde düşünülmesini sağlamaktadır. Bu bağlamda her zaman sözünü ettiği ve savunduğu New Flesh (Yeni Beden) kavramını geniş kitlelere ulaştırmaktadır. Bilimin insan tarafından doğal işleyişi saptırmak için bir araç olarak kullanımını ne kadar büyük sorunlara yol açabileceğini Cronenberg filmlerinde görebiliriz. Sonraki dönemlerinde ise bu kavramların beden, kan gibi organik yapılarla gösteriminden çok felsefi ve psikolojik anlatımlar ile sunulduğunu ve her iki yöntem ile de başarılı olduğu söylenebilir. Filmografisi Transfer (1966) From the Drain (1967) Stereo (1969) Crimes of the Future (1970) The Victim (1974) Shivers (1975) Rabid (Kuduz) (1977) Fast Company (1979) The Brood (1979) Scanners (1981) The Dead Zone (Kör Nokta) (1983) Videodrome (1983) The Fly (Sinek) (1986) Dead Ringers (1988) Naked Lunch (Muhteşem Yemek) (1991) M. Butterfly (1993) Crash (Çarpışma) (1996) eXistenZ (vAroluŞ) (1999) Spider (Örümcek) (2002) A History Of Violance (2005)
 


Cowboy Bebop

Cowboy Bebop

The work which became a genre itself
 


Carnivale

Carnivale

Carnivale dizisi sevenler.
 


Skins

Skins

Ingilterenin bir numarali genclik dizisi On Tv Listings Thursdays 10.00pm on E4
 


Laserion

Laserion

Takashi Katori online bilgisayar oyunu hastasıdır.Amerikadaki online arkadaşı(Sarah) ile bilgisayarda oyun oynarken kendi tasarladığı robot un özellikleri.hatlardaki bir karışıklı yüzünden askeri bir fabrikaya gidiyor ve orada robot yapılıyor. Robotu takashi yaptığı içinde askerler robotu kullanmak için takashiden yardım istiyorlar. bu arada dünya ile ay kolonisi arasında birsavaş mevcuttur. lazeriona yardım eden iki robot daha var( g1 ve g2. birisini arap mi afrikali mi ne bir adam kullaniyordu, oburunu de bir kadin kullaniyordu. bunlar ( aslinda tum isi laserion yapar) sonlara dogru ise, dunyalilar g5 adi verilen bir robot yaptilar. her iki omzunda da buyuk toplar bulunan cinsinden. g5 calindi ve laserion'a karsi savasti. bunun yaninda normal hayatinda takahasi ezik bir lise ogrencisidir. bunun sevdiği bir sinif arkadasi vardir olivia diye. olivia abla takahasiden bir kafa daha uzun, sarisin, kisa sort giyen, ince sulun gibi bir bayandir. lazerionun sonunda uzaylılar geliyor, aydaki kötü doktoru öldürtüp, aydaki kloniyi kontrol altına alıyor
 


Grace Kelly

Grace Kelly

Hollywood’un çok ünlü bir yıldızıyken, şöhretinin doruğunda Monako Prensi Rainer ile evlenerek Monako Prensesi olan, harika, herkesin gıpta ettiği bir masal prensesi hayatı süren ama genç yaşta bir trafik kazasında ölereke tüm dünyayı üzüntüyle şoke eden Grace Kelly’nin tam adı Grace Patrica Kelly. 12 Kasım 1929 da Amerika, Philadelphia’da doğmuş, Grace Kelly Monako Prensesi olduktan sonra hem Monako hem de Amerikan vatandaşı olmaya devam etmiş. Grace, dört çocuktan üçüncüsü, babası İrlanda asıllı, ve altın madalyalı, ünlü bir sporcuymuş, milyarder olmakta gecikmemiş, bir amcası Pulitzer ödüllü bir yazar olan George Kelly, babası belediye başkanlığına aday da olmuş ama kazanamamış, annesi, babası ve ağabeyi sporda, sağlıklı yaşam konusunda çok başarılı insanlar. Böylece çok zegin ve sosyete mensubu bir ailede büyüyen Grace, küçük yaşlardan itibaren modellik yapmaya başlamış, 12 yaşında bir piyeste rol almış, lisedeyken dans ediyor, tiyatroda rol alıyormuş, okul yıllığında onun ileride büyük bir yıldız olacağı yazılıymış. Liseden mezun olduktan sonra, oyunculuk olmaya karar vermiş, ünlü dramatik sanatlar akademisine /American Academy of Dramatic Arts’a yazılmış, bu okul çok ünlü oyuncular yetiştirmesiyle ünlü (Katherine Hepburn Spencer Tracy ve Lauren Bacall gibi). Bir yandan da modellik yapıyormuş, henüz 19 yaşındayken başarılı bir oyuncu olacağı anlaşılmış ve kısa zamanda tiyatrodan, televizyona oradan da sinemaya geçmiş. Daha 22 yaşındayken bir sürü film teklifi almaya başlamış, tiyatroyu tercih ettiği için bunların çoğunu reddediyormuş ki, 1952’de dönemin ünlü yıldızı Gary Cooper ile başrolleri paylaşacağı High Noon / Kahraman Şerif’ te oynaması teklifini alınca reddetmemiş. Film 2 Oscar almış, ama Grace kendi performansından tatmin olmamış ve oyunculuk derslerine devam etmiş. Ama bu filmle ünlü olmuş bile.. Sonra, yine dönemin yıldız oyuncuları, Clark Gable ve Ava Gardner ile Afrika’da geçen bir aşk, macera filmi olan Mogambo gelmiş. 1953. Film Kenya’da çekilmiş, Grace Kelly, en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar adayı gösterilmiş. Soğuk sarışınlara olan takıntısıyla ünlü yönetmen Alfred Hitchcock, bu güzel sarışını keşfetmekte gecikmemiş, onunla Dial M For Murder ve peşinden Rear Window/ Arka Pencere’ de onu oynatmış. Sonra yine Hitchcock’la To Catch A Thief (Türkiye'de Kelepçeli Aşık adıyla gösterildi)filminde Gary Grant ile başrolleri paylaşmış, 1955’de Taşra Kızı / Country Girl ile ilk Oscar’ını kazanmış. 1956 yılında Frank Sinatra ile High Society/ Yüksek Sosyete’ yi çevirdikten sonra, Monako Prensi Rainer ile evlenerek ününün zirvesinde sinemaya veda etmiş. Toplam 11 film çevirdiği halde, sadece Amerika’da değil, tüm dünyanın en beğendiği yıldızlardan biri olmuş. 1955 yılında Grace Kelly, Kuğu / Swan filminde bir prensesi canlandıracaktı ve o sırada Cannes film festivalinde birlikte fotoğraf çektirdiği ve tanıştığı Monako prensi Rainer ile mektuplaşmaya başlamıştı, Aralık ayında Monako prensi Rainer, bir gezi için Amerika’ya geldi, basın onun kendisine bir eş seçmek için bu geziye çıktığının dedikodusunu yapıyordu, Prens’e bir basın toplantısında sordular “Evlenmek isteseydiniz nasıl bir eş isterdiniz?” Prens, gülümsemiş ve ‘bilmem – en iyisini” diye yanıtlamış. Sonra Prens, Grace Kelly’nin ailesini ziyaret etmiş, üç gün sonra ise evlenme teklif etmiş. Grace kabul etmiş ve aileler ‘yüzyılın evliliğine’ hazırlanmaya başlamışlar. Bu olay dünyada büyük yankı uyandırmış, herkes bunun Grace Kelly’nin film kariyerinin sonu olacağını da söylüyormuş – ki gerçekten öyle oldu- Alfred Hitchcock, onun bu kadar güzel bir şeye adım atmasından dolayı mutlu olduğunu söylemiş. Güzel, ünlü film yıldızı gelin için Monako sarayı baştanbaşa yenilenmiş, boyanmış, hazırlanmış ve 18 Nisan 1956' da lüks bir transatlantikle Grace Kelly, ailesi, hizmetçileri, köpeği, 80 parça valizi ile Monako limanına inmiş. Yüzlerce gazeteci, binlerce hayran, ortalık anababa günü olmuş, Monako sokaklarında 20.000’i aşkın kişi gelecek prenseslerini karşılamak için dizilmiş, düğün töreni televizyonla naklen verilmiş, gelinliği MGM stüdyolarının Oscar ödüllü kostümcüsü Helen Rose tasarlamış ve dikiminde düzinelerce terzi çalışmış, kilisedeki törene Avrupa’nın çeşitli prensleri, kraliçeleri dahil olmak üzere 600 misafir katılmış, düğünü tv’lerden 30 milyon kişini izlediği tahmin ediliyor, o gece prensin yatıyla, 7 haftalık balayına çıkmışlar. Düğünden 9 ay sonra, ilk çocukları Prenses Caroline dünyaya gelmiş, mutlu olay 21 pare top atışıyla duyurulmuş, milli tatil ilan edilmiş, kumarhaneler kapanmış ve bedava şampanya dağıtılmış, bir yıl sonra Prens Albert doğunca, 101 pare top atışı ile tahtın velihatının doğumu kutlanmış. Daha sonra üçüncü ve son çocuğu olan bir kız, Prenses Stephanie doğmuş. Grace Kelly, bir daha sinemaya dönmemiş, 1962 yılında Hitchcock ona Marnie filmini teklif edince sinemayı özlemiş olacak ki, Prenses teklifi kabul etmiş ama kamuoyu pek istekli görünmeyince vazgeçmiş. 1982 yılında, henüz 52 yaşındayken, kızı Prenses Stephanie ile birlikte araba sürerken, kalp krizi geçirmiş, araba uçuruma yuvarlanmış, kızı birkaç sıyrıkla kazayı atlatırken, Prenses ertesi gün hayatını kaybederek, başta Monako olmak üzere tüm dünyayı şoke etmiş. Prenses’in cenaze törenini tv’lerden neredeyse 100 milyon kişinin izlediği belirtiliyor, prens Rainer güzel ve ünlü prensesinin hatırasına sadık kalarak, bir daha evlenmedi. 2005 yılında o da vefat edip, karısının yanına gömüldü. Grace Kelly’ resmi posta puluna basılan ilk sinema oyuncusudur. Hayatını konu alan dizi filmler de yapıldı. Güzellik, yetenek, başarı, zenginlik, şöhret, sonunda da gerçek bir prenses olmak, bir sarayda yaşamak…acaba nazar mı değdi diye düşünüyorum...ve hayatımda gördüğüm en güzel kadın
 


Gözyaşı Çetesi

Gözyaşı Çetesi

Dört kadın.. Duyguları, yaşadıkları, onları bekleyen deneyimler.. Biraz heyecan, biraz aşk.. Siz de izliyor ve beğeniyorsanız gelin haydi !!
 


Elizabeth Hurley

Elizabeth Hurley

(d.10 Haziran, 1965) İngiliz aktris, model, yapımcı ve tasarımcı.... ve bekar seksi anne:) filmleri: Method (2004) Serving Sara (2002) Bad Boy (2002) Double Whammy (2001) Bedazzled (2000) The Weight of Water, (2000) Austin Powers: The Spy Who Shagged Me (1999) Edtv (1999) My Favorite Martian (1999) Permanent Midnight (1998) Austin Powers: International Man of Mystery (1997) Dangerous Ground (1997) Mad Dogs and Englishmen (1995) Beyond Bedlam (1993) Passenger 57 (1992) El Largo invierno, (1991) Der Skipper, (1990) Remando al viento (1988)
 


Sayfalar: 1  2  3  4  5  35  36  37  38  39  40  << Önceki Sayfa  Sonraki Sayfa >>      Listelenen Kayitlar 351 - 360
OrtaKantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008