| |
|
|
| |
|
|
Dragonlance |
|
| tüm dragonlance sevenlere,tasslehoff bilenlere |
|
| |
|
|
|
| |
|
|
cemil meriç |
|
| Cemil Meriç, kendini, yazar ve hocayım. Başlıca işim düşünmek ve düşündüklerimi cemiyete sunmaktır, diye tanımlayan özgün bir fikir adamıdır.1916 da Hatay'da doğdu. Ailesi Balkan Savaşı sırasında Yunanistan’dan göçmüştü.
Fransız idaresindeki Hatay’da Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya sultanisinde okudu. Tercüme bürosunda çalıştı, ilkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü yaptı. Hatay hükümetini devirmeye çalıştığı suçlamasıyla yargılanıp hapis yattı.1940’da İstanbul Üniversitesine girip Fransız dili ve edebiyatı öğrenimi gördü. Mükemmel düzeyde Fransızca okuyup yazan Meriç, İngilizceyi anlıyor, Arapçayı kendi ifadesiyle söküyordu.Elazığ’da(1942-45) ve İstanbul’da(1952-54) Fransızca öğretmenliği yaptı.1941’den başlayarak İnsan,Yücel, Gün, Ayın Bibliyografyası dergilerinde yazmaya başladı. İÜ’de okutmanlık yaptı.(1946-63), Sosyoloji bölümünde ders verdi(1963-74).1955’de gözlerindeki miyopinin artması sonucunda görmez oldu, ama olağanüstü çalışma ve üretme temposu düşmedi. 20.Asır, Dönem, Yapraklar, Yeni İnsan, Kubbealtı, Türk Edebiyatı dergilerinde yazıları yayımlandı. Hisar dergisinde Fildişi Kuleden başlığıyla sürekli denemeler yazdı.1974’de emekli oldu ve yılların birikimini ardarda kitaplaştırmaya girişti.1984'de önce beyin kanaması, ardından felç geçirdi,13 Haziran 1987 de vefat etti. İlk telif eseri Balzac üzerine küçük bir incelemeydi. Hint Edebiyatı(1964) daha sonra Bir Dünyanın Eşiğinde başlığıyla iki kez daha basıldı. Saint Simon, İlk Sosyolog İlk Sosyalist, 1967’de çıktı.1974’den sonra yayımlanan kitapları şunlardır:
Bu Ülke(1974), Umrandan Uygarlığa(1974), Mağaradakiler(1978), KırkAmbar(1980), Bir Facianın Hikayesi (1981), IşıkDoğudan Gelir(1984), Kültürden İrfana(1985).
Fransız edebiyatından yaptığı çevirilerin yanı sıra, Uriel Heyd'in Ziya Gökalp, Türk Milliyetçiliğinin Temelleri (1980), Thornton Wilder'in Köprüden Düşenler (1981) ve Maxime Rodinson'un Batı'yı Büyüleyen İslam(1983) adlı eserlerini de türkçeye kazandırdı.
Cemil Meriç'in Bütün Eserleri toplu halde basılırken, daha önce yayımlanmamış iki kitabı daha yayınlandı:
Jurnal 1 (1992) ve Jurnal 2 (1993)
Cemil Meriç’in kimisinin izini kendisinin de kaybettiği ve kitapçıda kayboldu diye andığı çok sayıda çevirisi de vardır. |
|
| |
|
|
Jerome David Salinger |
|
| Gönülçelen (yeni çevirisi: Çavdar Tarlasında Çocuklar) gibi harikulade bir roman yazan, Holden Caulfield gibi inanılmaz bir karakter yaratan mükemmel insan. Tek romanının yanında 'bilinç akımı' ile yazılmış, okunması güç ama bir o kadar da güzel hikaye kitapları olan şahsı seven herkesi bekleriz. |
|
| |
|
|
Orhan Pamuk |
|
| Zamanımızın şüphesiz ki en iyi yazarlarından biri... Orhan Pamuk sevenler buraya... |
|
| |
|
|
yılmaz odabaşı |
|
| resmin rehindir gurbetimde
gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba
ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin
alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana
sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına
konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana...
ve akşam, bir kez daha
saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara
“bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”
çekmiyorsun!
akarsuları imrendiren yüzün de
sabahçı kahveler de biliyor
görüşmeyeli yorgunum
yıkık kentler kanadı sevinçlerimle
görüşmeyeli ya sen nasılsın
adım, adresim durur mu defterinde?
şimdi siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim
beynimde iklimsiz papatyalar
ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde
sokakların gün batınca neden boşaldığını
ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum
konuşsam: sessizlik/gitsem: ayrılık
sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne
al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara
gurbetini rehnetme özlemimde…
|
|
| |
|
|
SAİT FAİK ABASIYANIK |
|
| Gerçek Türkçe’siyle birlikte, hikâyelerinde anlattığı, bir düş içinde görünen insanları da gerçektir. Düş dünyası Sait’in gerçekçiliğinin üstüne çekilmiş bir cila gibidir…
Sait Faik’in eserlerinde bir çağın bütün anlamı, kendi kuşağının düşünce ve davranış çıkmazlarının zengin bir tasviri vardır. Bu eserlerde yalnız Sait Faik’in değil, kargaşanın ortasında bırakılmış kuşakların dramı da anlatılmıştır.
Durum öykülerinin şüphesiz tek üstadına atfedilmistir...
ESERLERİ
Öykü
Semaver (1936)
Sarnıç (1939)
Şahmerdan (1940)
Lüzumsuz Adam (1948)
Mahalle Kahvesi (1950)
Havada Bulut (1951)
Kumpanya (1951)
Havuz Başı (1952)
Son Kuşlar (1952)
Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954)
Az Şekerli (ölümünden sonra, 1954)
Tüneldeki Çocuk (1955)
Mahkeme Kapısı (Adliye röportajları) (1956)
Balıkçının Ölümü-Yaşasın Edebiyat (1977, derleyen Muzaffer Uyguner)
Açık Hava Oteli (1980, Konuşmalar-mektuplar derleyen Muzaffer Uyguner)
Müthiş Bir Tren (1981, deleyen Muzaffer Uyguner)
Şiir
Şimdi Sevişme Vakti (1953)
Roman
Medar-ı Maişet Motoru (1944, ikinci baskı 1952'de Birtakım İnsanlar adıyla)
Kayıp Aranıyor (1953)
Yaşamak Hırsı
|
|
| |
|
|
Martı Jonathan |
|
| Martı Jonathan çok hırslı, azimli ve çalışmayı seven bir martıdır. Arkadaşlarından dışlanacağını bile bile yemek bulmak için değil, uçmayı zevk ve başarı haline getirmek için uçar. Her zaman daha ileriyi hedefler. Hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmaz; risk alır. Diğer martıların yemek yiyerek boşa zaman geçirdiklerini düşünür. Jonathan sınır tanımayan, kendini tanıyan ve kendisini her an geliştirme çabasında olan bir martıdır. Hiçbir zaman denemekten korkmaz, öğrenme hırsı vardır. Jonathan Livingston, diğer martı arkadaşlarından daha farklıdır; çünkü sadece Jonathan’ın uçma tutkusu vardır. Diğer martılar yemek için uçarken, Jonathan sevdiği işi yapmak ve öğrenmek için uçar.
Martı Jonathan çok hırslı, azimli ve çalışmayı seven bir martıdır. Arkadaşlarından dışlanacağını bile bile yemek bulmak için değil, uçmayı zevk ve başarı haline getirmek için uçar. Her zaman daha ileriyi hedefler. Hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmaz; risk alır. Diğer martıların yemek yiyerek boşa zaman geçirdiklerini düşünür. Jonathan sınır tanımayan, kendini tanıyan ve kendisini her an geliştirme çabasında olan bir martıdır. Hiçbir zaman denemekten korkmaz, öğrenme hırsı vardır. Jonathan Livingston, diğer martı arkadaşlarından daha farklıdır; çünkü sadece Jonathan’ın uçma tutkusu vardır. Diğer martılar yemek için uçarken, Jonathan sevdiği işi yapmak ve öğrenmek için uçar.
Yazar, Jonathan’ı özgür insanın sembolü olarak yaratmıştır. Kitaptaki olaylar, insan yaşamıyla bağlantılıdır. Örneğin; insanlar nasıl kurallara uymayıp cezalandırılırsa, Martı Jonathan da yaşamın kurallarına uymayıp Sarp Kayalıklarda sürgüne gönderilmiştir... Ancak, Jonathan orada kendi dünyasını, yazarın deyişiyle kendi “cennet”ini yaratmıştır. Onun cenneti “özgürlüğü ve öğrenme çabasını” oluşturur. Ayrıca Jonathan öğrenmeyi seven bir martı olduğu için, uçmanın inceliklerini bilmek ister; kendisini her an geliştirmeyi ve asla boşa zaman geçirmemeyi hedefler.
|
|
| |
|
|
Yusuf Hayaloğlu |
|
| İşte gidiyorum,
Tükenmişti inancım, bu nankör hayata dair.
Belki benim için birkaç mısra döktürür
Hayaloğlu diye bir şair! .. |
|
| |
|