gruplar
 hocalar
 okullar
 üye/içerik arama 

 

Grup Arama, Aranan: Edebiyat

 

 

kül aşklar

kül aşklar

hayat hattında acemi tayfalardık ne avunduk sevinç müsvetteleriyle ne aşktan ikmale kaldık... bak her sabah bağıran yeni sabaha artık iklimler değişmiş, kuşlar da gitmiş tenimde eski ateş, gözlerimde fer bitmiş heybetli dağlar arasında göğümde yıldız yitmiş... sen hala anılarımın en beyaz yanısın sen buğulu bir camın ardından izlediğim hayatın yarısısın sen sağanakla gelen sabahlarda çok eski bir şarkının adısın... daha adamlar şehirlere otomobillerle geceler anılarla birlikte gelir siluetin giderek uzaklaşır, düşler de kilitlenir efkarım bir yaralı ayrılıktan beslenir (artık ne teneffüs zilleri çalar ne otobüs duraklarında sabırsız bekleyişler var...) kimse bilmez yıllar yılı hep aynı beyazla gezmek nedendi olsun! Yirmi yıl seni özleyerek yaşlanmak da güzeldi... Çünkü sen buğulu bir camın ardından izlediğim hayatın yarısısın sen sağanakla gelen sabahlarda çok eski çok eski bir şarkının adısın... (bi çoğumuzun yaşadığı unutamadığı her hatırladığında uzun uzun daldırdığı anıları olmuştur...paylaşın)
 


NERMİN BEZMEN

NERMİN BEZMEN

Hayatı ; Antalya'da doğan Bezmen; babasının görevi nedeniyle, Türkiye'nin çeşitli illerinde büyüdü. Maçka İlkokulu'nda okuduktan sonra, Atatürk Kız Lisesi'ne gitti. Son sınıfta Amerika'dan burs kazandı. Amerika dönüşü, İstanbul Üniversitesi Sultanahmet Sevk ve İdarecilik Yüksek Okulu'na gitti. Mezun oldu (1974). Hayatının dönüm noktası olduğunu söylediği olay, (üniversite birinci sınıfta) sonradan eşi olan Pamir Bezmen'in yanında çalışmasıyla başladı. 1975 yılında Pamir Bezmen'le evlendi. İki çocuğu oldu. Şiir, resim ve Türk süsleme sanatları ile ilgilendi. Süheyl Ünver'den; Türk süsleme sanatları dersi aldı. Bir tiyatro oyunu gibi hazırlanmış, sürprizlerle dolu serüven,kendi iç dünyasını, kadınlığını,ilişkilerini sorgulayan genç kadın. Öyle içten ,öyle arzulu yazıyor ki insan gözyaşlarını tutamıyor. İnsanın dünyasına inebilen onu tanımasına yardımcı olan şahane insan . Kelimeler le anlatılamayacak kadar uzun ve bir o kadar da romantik ...
 


magnum opus

magnum opus

Quidquid latine dictum sit, altum viditur...
 


FHM

FHM

For Him Magazine...
 


Olasılıksız

Olasılıksız

19 üye,  fotoğraf albümü
Bitirmek için yarını, başkasına anlatmak için bitirmeyi beklemeyeceksiniz(!)
 


ümit yaşar oğuzcan

ümit yaşar oğuzcan

BİRGÜN ANLARSIN Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez. Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya, Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar ne yastık. Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık. Onun unutamadığın hayali, Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine. Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu. Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin. Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için, Vurursun başını soğuk taş duvarlara. Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın. Duyarsın, Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin. Niçin yaratıldığını. Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini. Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini. Boşuna geçip giden günlerine yanarsın. Dolar gözlerin, için burkulur. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların. Sevilen gözlerin erişilmezliğini. O hiç beklenmeyen saat geldi mi? Düşer saçların önüne, ama bembeyaz. Uzanır, gökyüzüne ellerin. Ama çaresiz, Ama yorgun, Ama bitkin. Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın. Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın hayal kurmayı; Beklemeyi, ümit etmeyi. Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi. Lanet edersin yaşadığına... Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın. O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden. Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
 


AFORİZMALAR

AFORİZMALAR

İnsanın bazen canı yanarda söz bulamaz yada sevincten tek bir kelime aklına gelmez ama o anda tarihten bir kişnin söylediği bir cümle geliverir insanın aklına..Yada hic olmayacak dediğimiz şeyler icin gene tarihten biri cıkıp gelir bir cümleyle..Gurubun ismi acık..Aforizmalarda hoşlanan ve üstünde tartişmak isteyen herkesi bekleriz..
 


Sadun Aren

Sadun Aren

1922 yılında Erzurum’da doğdu. Siyasal Bilgiler Okulu'nu bitirdikten sonra yine aynı okulda 1945'te asistan, 1950'de doçent oldu. Daha sonra İngiltere'ye gönderildi. 1958'de profesör olan Aren, Maliye Yüksekokulu'nda ve Devlet Planlama Teşkilatında (1960) çalıştı. Sosyalist Kültür Derneği'nin kurucuları arasında ve TİP'in yönetiminde görev aldı. 1965'te İstanbul milletvekili oldu. 12 Mart'ta tutuklandı ve 12 yıla mahkum oldu. 1974'te afla serbest kaldı. DİSK'te görev aldı. 12 Eylül 1980 öncesi TKP yanlısı Politika gazetesinde yazılar yazan Aren, 12 Eylül döneminde tutukladı. 1984’de tahliye oldu. Sosyalist Birlik Partisi'nin genel başkanı oldu. Bilahare ÖDP’nin onursal genel başkanı oldu. Mülkiyeliler Birliği Vakfı’nın 2007 Büyük Mülkiye Ödülü’ne layık görüldü. ESERLERİ: İstihdam, Para ve iktisadi Politika,Yatırım İndirimi ve iktisadi Politika, İktisada Başlangıç, 100 Soruda Ekonomi El Kitabi, Ekonomi Dersleri, Puslu Camın Arkasında. HAKKINDA YAZILANLAR Sadun Aren'den İlginç İtiraf! Hürriyet Eski Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili, eski Sosyalist Birlik Partisi (SBP) Genel Başkanı Prof. Dr. Sadun Aren, sosyalist kesime egemen olan zihniyet dolayısıyla, hain damgası yememek için görüşlerini açıklamaktan çekindiğini söyledi. Prof. Aren, hatıralarını anlattığı Puslu Camın Arkasında adlı kitapta, Şimdiye kadar söylediklerimizin birçoğu geçerliğini yitirdi. Fakat şaşkınlık içinde olduğu için kimse bir şey söylemek istemiyor. (...) Ben bazı yerlerde cok sevdiğim eski dostlarımla konuşurken adeta korkuyorum. Örneğin ben özelleştirmeye karşı çıkmayı gerekli bulmuyorum dedi. Prof. Aren, özelleştirme gibi konularda görüş belirtmekten korktuğunu şu sözlerle ifade etti: Bugünkü koşullarda özelleştirmeye karşı çıkmanın ilericilikle hiçbir alakası yoktur. Ama bugün fiiliyatta benim birçok eski arkadaşım, ilerici arkadaşım buna karşı çıkıyorlar ve bunu ilericilik adına yapıyorlar (...) Halbuki ben bilhassa bunu yapmak, eski yolun yanlış olduğunu söylemek istiyorum. Bunu bir görev sayıyorum. KÜRESELLEŞME OLUMLU: Prof. Sadun Aren, sosyalist kesimin karşı çıktığı küreselleşmeden yana olduğunu da belirterek, Globalleşmeye bağlı olan her şey insanlığın kazanımıdır dedi. Prof. Aren şöyle devam etti: Küreselleşmeyi olumlu bir aşama olarak görüyorum. Çünkü sosyalizmin barışçılığı, sömürünün ortadan kaldırılışı olursa global çapta olur. Dünyanın başka yerinde vahşet varken, siz kendi ülkenizde sosyalizm yapamazsınız. Onun için bu tür sosyalizmin bir ön gereği de globalleşmedir. Globalleşmeye bağlı olan her şey insanlığın kazanımıdır. xxxxxxxx Eski tüfeklerden Sadun Aren öldü RİFAT BAŞARAN Radikal 9 Mart 2008 ANKARA- Bazen kara bir bulut gibi basar bir kayıbın haberi. Onca yaşanmışlık, onca anı, hayatımıza kattığı onca değer ve katacakları iki hecenin pusunda kaybolur. Büyük devrimci, büyük bilim adamı, Mülkiye'nin büyük hocası, büyük insan Prof. Sadun Aren öldü. Aren anılarını yazdığı 336 sayfalık 'Puslu Camın Arkasından' isimli kitabın arka kapağında şunları söylüyor kendine dair: İnsanlara puslu bir camın arkasından baktım... O insan âşık olabilir, hırslı olabilir, kindar olabilir vs; bunları hiç bilmem... O anlamda bütün hayatım boyunca insanları ihmal ettim. Ama bunu daha çok kendime dönük olduğum anlamında yorumlamamak lazım. Çünkü öyle de değil... Aren, 1922 yılında doğdu. Annesi, Mevlevi tarikatına mensup olduğu için çocukken Kuran öğrensin diye onu mahalle mektebine gönderdi. Kendi söylemiyle 'ilk toplumsal eylemini' 16 yaşında yaptı; 1938'de Eskişehir'de lise 10. sınıftaydım. Atatürk öldü. Arkadaşlarla 'Ne yapalım' diye düşündük. Kahvelerde plaklar, şarkılar çalıyordu. 'Önce bunları susturalım' dedik, kimse itiraz etmedi, yayını kestiler. Sonra sinemalara gidip herkesi dışarıya çıkardık. 1940 yılında öğrenci olarak Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne giren, daha sonra öğretim üyesi olarak aynı fakültede kalan, 1958 yılında ekonomi profesörü olan Sadun Aren, öğrencilik yıllarında sosyalist ideolojiyi benimsedi ve hayatının sonuna dek bundan taviz vermedi. Sosyalist Kültür Derneği'nin kuruculari arasında yer alan Aren, hem TİP aynı zamanda da SBF-SFK'nin üyesiydi. 1965'te TİP İstanbul Milletvekili oldu. Ardından TBMM çatısı altında sert tartışmalarla dolu günler... Aren o günleri şöyle anlatıyor: Bir gün Meclis'te Çetin Altan 'Nâzım, Türkiye'nin en büyük şairidir' deyince büyük kıyamet koptu. (...) Gece geç vakit AP'liler bizim tarafa doğru hücuma geçtiler. Bir ara Çetin'in yerde tekmelendiğini gördüm. Birisi de benim gözüme bir yumruk attı. O kadar çok acıdı ki öylece kaldım. O olayda en çok Altan zarar gördü zannedilir ama asıl ben zarar gördüm. Ertesi gün doktora gittim. Meğer bende sinüzit varmış, gözüme yediğim darbe sinüsün yolunu açmış. Bu sayede sinüzitten kurtuldum. 12 Mart 1971 muhtırasından ve 12 Eylül darbesinden sonra tutuklandı. Hayatının bir dönemini hapishanelerde geçiren Aren, maphus günlerinin kendi hayatına kazandırdıklarını şöyle anlatıyor: Hapiste yatmadan hayatla ilgili bilgi eksik kalır. Oradaki yaşam ilişkilerini bilmek için hapiste yatmak gerekli. Ancak işkence falan olmamalı, ben pek işkence görmedim. Sadece falakaya yatırdılar. Ancak öyle filistin işkencesi falan uygulanmadı. DİSK'te de görev yapan Aren, yöneticiyken, lise kavgalarında omuz omuza verdiği Hayrettin Karaca'yla ters düştü. Ama bağları kopmadı. 90'lı yıllarda Sosyalist Birlik Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı. Partinin lideri oldu. Mülkiyeliler Birliği, geçen ay 'Mülkiye Büyük Ödülü'nü ona verdi. Rahatsızlığı nedeniyle törene katılamadı, ödülü eşi Munise Aren aldı. Aren yarın Ankara'da toprağa verilecek.
 


haydar ergülen

haydar ergülen

1956 yılında eskişehirde doğdu.Ankara Aydınlıkevler Lisesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi.Bir süre eskişehir Anadolu Üniversitesinde dersler verdi (1983). İlk şiiri 1973'te Umut Erkan adıyla gelişme dergisinde yayınlandı.1979 yılından bu yana şirlerini çeşitli dergilerde yayınlıyor.22 yıl reklam yazarlığı yaptı.'Üç Çiçek' ve 'Şiir Atı' dergilerini çıkaranlar arasında yer aldı.Radikal gazetesinde haftada bir 'Açık Mektup' yazıyor. Kitapları: Şiir:Karşılığını bulammaış sorular(1981), Sokak Prensesi(1990), Sırat Şiirleri(1991), Eskiden Terzi(1995), Kabareden Emekli Bir Kızkardeş(Lina Samandre Adıyla/1996), 40 Şiir ve Bir...(1997), Hafıza:Hafız(Hafız Adıyla/1999), Dergilerde Kalan Şiirler(1999), Ölüm Bir Skandal(1999), Nar/Toplu Şiirler 1(2000), Hafız İle Semender/Toplu Şiirler 2 (2002), Keder Gibi Ödünç (2005) Deneme: Haziran,Tekrar (2000),Üvey Sokak (2005) Ödülleri: *1981 Hürriyet Gösteri Dergisi Şiir Ödülü/İkincilik (Unutulmuş Bir Yaz İçin) *Halil Kocagöz Şiir Ödülü (Eskiden Terzi) *1997 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü (40 Şiir ve Bir... ) *1998 Altın Portakal Şiir Ödülü (40 Şiir ve Bir... ) *2005 Salihli Dionisos Şiir Ödülü 'benim de şiirlerim var, aşk konulu, senin o şehri sevmene benziyor'
 


Divan Edebiyatı

Divan Edebiyatı

12 üye,  fotoğraf albümü
Türk Edebiyatının, kendi sınırları çerçevesinde, en renkli edebiyatı ki birçokları bilmez maalesef
 


Sayfalar: 1  2  3  4  5  7  8  9  10  11  << Önceki Sayfa  Sonraki Sayfa >>      Listelenen Kayitlar 91 - 100
OrtaKantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008