merhaba üniversiteli.
yönetici : ~balım~
üye sayısı : 9
Yazarın kendi sitesinden yazarı tarif eden cümleler...

Bir dünyalı o. Herkesten daha zamansız, ama en çok yersiz, yurtsuz... Tek sığınağı yazdıkları belki. Kendisine zorlanan her aykırılığa direnerek taşıdığı protest kimliğin bedelini öderken yeryüzünün en cesur adamı. Bir dünyalı o. Ferhat'ların, Mecnun'ların soyundan geldiğine inanıyor. “Çiçek yüzlüm” dediği muhteşem insanı bulduğunu sandığı anda yitirmelerin yıkımını ne kadar taşıyabileceğini kendisi de bilmiyor.

Yıllar yılı giderek etkisini artıran kapitalizmin boğucu kuşatmasına karşı her sözü, her satırı bir direniş çığlığı sanki. Sevginin gücünün, aşkın büyüsünün insanlaşma sürecindeki önemini sürekli vurgulayarak bir savaşım veriyor. ”İnsan kazanacak,” derken taşıdığı umut, kendi içinde adı konmamış bir destana dönüşüyor.

Yaşadığına hiçbir zaman inanmadı. Bu nedenle de yaşı yok onun. Özgeçmişi de.
Aramızdan ayrıldığında, geride bıraktığı kitapları “hoş bir seda” olarak sonsuza kadar hiç tanımadığı okurlarınca okunacak,dudak bükmelerinde bir gülümseme kadar kalacak.
Bizden biri /belki, hiç kimse değil.

üyeler

fairy_35
nure
ne takacam yaa
tuba_ck
tunch €r£n
why so serious?
~balım~
sessizzz_

kenan kalecikli

sessizzz_
10 Aralık 2008 17:33
 
Kaç kez gittim senden. Yenilgiler yalnız yaşanırdı ve sen her zamankinden daha çok yoktun. Sensizliğin hiçbir türüne alışamadığımı bilirdin, ama yoktun. Her zamankinden daha çok yoktun ve benim sana vurgunluğumda kesilmemiş cezalara karşı nasıl savunmasız olduğumu bilirdin.

Kaç kez gittim senden.

Yine sana döndüm, her defasında sana döndüm, zemherilerde yere düşürülmüş bir çiçek kadar çaresizdim; üşüyordum ellerin olmayınca tenimde. Yenilgiler yalnız yaşanırdı ve sen her zamankinden daha çok yoktun.

Kaç kez gittim senden.

Kendimden gittim, tanımlanmamış yenilgilerdi; bedeli sensizlikti de ben sensiz yapamazdım; yaşayamazdım iflasını gözlerimde. İşte bu yüzden, yalnızca bu yüzden kaç kez yine sana döndüm. Kendimle döndüm, sen olmadın. Her yeni buluşmada biraz daha benimdin ve sen her zamankinden daha çok yoktun. Kim bilir hangi mevsimlerde unutulmuş bir şarkıydı dudaklarını kanatan. Yanlış basan notalarda ben hiç olmadım, saklama sakın.

Kaç kez gittim senden.

Aykırı yakınlıklardı bizi bitiren. Sen uzaklıklarda kendini arardın; benim yakınlıklarımsa yalnızca sanaydı. Kendimden gittim sonunda. Tanımlanmamış yenilgilerdi; bedeli sensizlikti de ben sensiz yapamazdım; yaşayamazdım iflasını gözlerimde.

Yanlış kurulmuş denklemlerde çözüm aramak yakışmazdı sana. Olmazdı sevdiğim. Her sözün ayrılık üzre fermanlardı ve sen her zamankinden daha çok yoktun.

Kaç kez gittim senden.

Yine sana döndüm, her defasında sana döndüm. Ellerimi eski sıcaklığınla tutman yeterliydi, bilirdin. Ve sen her zamankinden daha çok yoktun.

Kaç kez gittim senden.

Kaç kez sana döndüm.

Anlatmak yetmez sevdiğim; anlamak yetmez.

Bir gün bedenim beklenmedik tükenip düşerken toprağa, korkuyla uyanacaksın gecenin bilinmez yerinde. Anılar patlayacak içinde, gözlerinde çiğ tanesi ıslaklıklar.

Buz kesilecek elin, ayağın.

Sarsılacaksın!
~balım~
24 Ekim 2006 22:02
 
Derinliği olmayan bir sevgiliden aşk istemekle nasıl yanıldım bu kadar?


Kendime yaklaştıkça topluma uzaklaştıysam umudum sendedir.

Kimlerde hangi parçalarım kaldı unuttum.

Seninle her konuşma sonrası tuhaf biçimde hüzünleniyorum.Sesini yine duyabileceğime ilişkin hiçbir güvence sunmuyor yaşam

Ben anlatamazdım kendimi bakışların kimbilir hangi uzak şarkılardı bilmezdim.
~balım~
17 Ağustos 2006 23:23
 
Bizim için bütün kavramlar diğer dünyalılardan farklıydı. Sevgilinin
yanında saatler yalnızca bir an?dı, kendimize kaldığımızda her saniye
yıllarca aç-susuz bırakıldığımız zindandı.
Uyum sağlayamazdık bize sundukları hiçbir şeye. Aykırılık aşktandı.../
Sevenin biricik sığınağı ve yaşadıklarını değerlendireceği ölçü yüreğiyse
sevgilinin doğruluğunu saptayabilmek için geçmişteki yanılgılarımızdan
hangi gerçekçi sonucu çıkarmayı umuyorduk?
Yasak bir aşkta yasak sorularla belli bir süre çırpındıktan sonra
uysallaşabildiğimiz kadar sevgili olabileceğimizi bize anlatan kimdi?
/Aşkın başlangıcındaki acemiliklerimize ilişkindi kendimize yönelttiğimiz
her soru.
~balım~
17 Ağustos 2006 23:23
 
İncinmesinden korkmalarımda sevgiliyi dünyaya getiren insanlardan yönelen
baskılara karşı çaresiz kalmak korkunçtu.)
Yaşamın en gerçek anlamıyla labirente dönüşmesiydi bizi kuşatan ne varsa.
Sevgili çıkış yolunda bekleyip kendince benzeri yaşanmamış aşklar mı
vadediyordu, yoksa uçurumların kıyısından dolaşan bu yolu birlikte mi
yürüyorduk? Bundan emin olmadığımızı ancak yalnız kaldığımızda itiraf
edebiliyorduk.
İlk kez görülmemiş çoğalmış mıydık, birdenbire çıkmazların geçit vermez
sarmalında takılıp kalmış mıydık?
Yaşadıklarımız baştan-sona bir düşse, bizim gerçeğimiz neydi?
~balım~
15 Ağustos 2006 19:55
 
Tek bildiğimiz bu muydu?
Gözlerimiz sevgilinin gözleriyle kenetlendiğinde susmak neden bu kadar
zordu öyleyse, söylesene!
/Demokles?in Kılıcı?ydı toplumsal adalet.
En küçük bir yanılgıda adımıza kürek cezasının kesileceğini tarihe
tanıklığımızdan bilirdik./
Birbiriyle sürekli çatışan iki ayrı dünyaya birden ait olmak en büyük
çıkmazımızdı. Hangisinin daha gerçek olduğu aşkımızın kazandığı boyutla
belirlenebilecek kadar özeldi.
/Küçücük bir bebekken saçlarımızı okşarken bile incitmeye korkan ellerse,
havada kavisler çizerek yüzümüzde patlamaya hazır beklerdi.
Bizi anlamalarını isterken hiç olmadığı kadar çok sığınmıştık onlara./
(Yaşadığım bu aşklarda elbette ki cinsiyetimden dolayı yüzümde patlamak
için kalk(a)ma(z)dı hiçbir el. Ama sevgiliye vurmak bana vurmakla
eşdeğerdi. Tercih şansı tanısalardı, sevmelere doyamadığım sevgiliyi
incitecek ataerkinin bütün darbelerinin bana yönelmesine hazırdım...
~balım~
14 Ağustos 2006 21:23
 
Dinamikleri doğru saptanmış, sevgiliyi çoğaltan her aşk doğru yöneliştir.
/Bu aşkların tarihi yazılma(z)dı.
İki sevgilinin bu kadar aynı olduğu başka hiçbir bütünleşmede
görülmemişti aslında./
Bildiğimiz her şeyi unutup kavramları yeni baştan sorgulayarak sevgiliyle
farkında olmadan kendi özel sözlüğümüzü hazırlamamız en gizemli çabamızdı
ilk zamanlar.
Sevgilinin elini tutarken titremelerimize nasıl sığardı bütün geçmişimiz,
hiç bilmezdik.
Korkularımızın bozguna uğrayarak dağılıp pusuya çekilmesi için tek
sözü(müz) yeterdi.
/Dokunulmamış en özel yanımızdı aşk, söylenmemiş sözümüzdü. Özümüzdü aşk,
beynimizdi.
Gecenin en unutulmuş saatlerinde çoğul susmaktı aşk, konuşurken çoğul
konuşmaktı./
~balım~
12 Ağustos 2006 17:54
 
Toplumun onayı dedim de beni doğru anlaman için yazmak istiyorum: Aşk,
hiçbir koşulda toplumdan onay beklemez, beklerse aşk değildir. Ben de
böyle bir onay beklemedim, çünkü sevgiliyi toplumun yüreğiyle değil, kendi
yüreğimle sevdim. Başkası beklenebilir miydi? Onu çoğaltmaya çalıştım.
Hiçbir beklentim de olmadı... ?Ben bu ilişkiden ne kazanırım?la kurulan
her denklem yanlış sonuç verecekti. Çünkü bu düşünce aşkın doğasında yeri
olmayan bireyci sapmadır, ben bu yanılgıya hiç düşmedim. Aşkın masumluğu
yitirilince geriye kalan her şey yalandır, tanıklıklarım yeter bana.
Aslolan, beklentilerin kısırlığına düşmeden sevgiliye yönelmektir.
Sevgililer ortak paydalarda buluştuktan sonra yaş farkından doğan
zenginliğin aşkı nasıl olumlu etkilediği çok net bir gerçek değil mi?
~balım~
12 Ağustos 2006 17:53
 
Yaşadığın aşkın hangi kırılma noktalarını barındırdığını ne kadar
bildiğini merak ediyorum. Sana telefonda anlattıklarım ancak konu
başlıkları olabilirdi, bilmem keşfettin mi bunu?
Öncelikle belirtmek istiyorum, sanırım benim bu yönümü bilmiyorsun: Lise
yıllarındaki -o zamanlar aşk sandığım- yönelişlerim dışındaki bütün
yönelişlerimde sevgiliyle aramda hep toplumun onaylayamayacağı kadar yaş
farkı oldu.
~balım~
12 Ağustos 2006 17:53
 
Hani bir konuşmamızda ailenin üzerindeki baskısını anlatırken seni hiç
anlamadıklarını söylediğinde birlikte hüzünlenmiştik ya, o günden beri
içimde korkudur senin diğer adın. Aşkın olağanüstülüğünü daha da
pekiştiren aykırılıklar yüklenmen içimdeki yerini kanamaya hazır
duyarlılıklara taşıdı, bilesin.
~balım~
12 Ağustos 2006 17:52
 
YEDİNCİ MEKTUP

Ateş böceklerini bilir misin? Yalnızca birkaç günlük ömürleri olduğunu?
Beni her aradığında beynimi saran korkularımı sana hiç anlatmadım. Her
arayışın son arayışındı sanki. Benzer duyguları daMaviş gözlerin şirin
yüzünü aydınlatırken yalnızca gülmenin yakıştığını bilecek kadar tanıyorum
seni.