ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
18 şubat 2007 günü art televizyonundaki mustafa balbayla emin çölaşan ın programında emin çölaşan şok bir belge ortaya çıkardı. bu belgeye göre kanaltürk televizyonunuyla bağlantılı bir çok şirketin yanı sıra televizyonun kuruluşunda katkısı olan yada sadece program yapan;
-müjdat kerimcan kamal
-havva göksu
-adnan bulut
-emre eren
-tuncay mollaveisoğlu
-ahmet burak mızrak
-ahmet gökbulut
-ahmet tuncay özkan
-mine kırıkkanat
-cüneyt arcayürek in 2004 yılından beri bankalarla yaptıkları tüm işlemler denetim altına alınmış, bu sebeple tüm bankalardan yaptıkları işlemlerin dökümü istenmiştir.
Mali denetimin(!) en dikkat çekici yanı ise normal şartlarda mali denetimlerin sektörel bazda yapılması ama burada sadece kanaltürk televizyonunu denetime tabii tutulması.
Öte yandan sadece son 8 aydır kanaltürk te bir programa katılan mine kırıkkanatın, cumhuriyet gazetesinde hükümete eleştirileriyle dikkat çeken kanaltürk te program yapmaktan başka ilgisi olmayan yılların gazetecisi Cüneyt arcayürek in ve yolsuzluk yoksulluk programında hemen her hafta akp hükümetinin yolsuzluklarını belgelerle ortaya çıkaran tuncay mollaveisoğlu nun da denetime tutulması.
daha neler olcak dur bakalım...akp başımızda olduğu sürece bilmiorum artık....
24 Şubat 2007 21:26
bonaventure
tuncay özkan ın olayla ilgili recep tayyip erdoğan a gönderdiği mektup
Suçluyorum!
Sayın Başbakan,
Müsterihim… Beni yanıltmadınız. Sizin uygulamalarınıza karşı takındığım tavrın ne kadar ahlaklı bir duruş olduğunu zaman bana kanıtladı. Çünkü bir gün sizin bu kadar "kötü" olabileceğinizi yakın geçmişte de anlamıştım. O zaman bana tersini söyleyenlere çokça anlattım ama inandıramadım. Fakat şimdi onlar da biliyorlar ki mazideki inançları, bugünkü gerçekler karşısında yok olup gitmiştir. Sizin geçmişinizle, bugününüz arasındaki paradoks, sizi siz olmaktan çıkarmıştır.
Siz olmadığı gibi görünmeye, göründüğü olmamaya çabalarken, aslında bir siyasi amorf oldunuz.
Sizin hakkınızda duyduğum kaygıyı kimselere belirtmeme gerek bile kalmadı. Türkiye sizin nasıl çoklu bir karakter sahibi olduğunuzu anladı. Şu ana dek size pek çok mutluluk sağlayan kısa dönemdeki yazgınızın en utanç verici ve en silinmez lekesini almak üzere olduğunuzu söylemek zorundayım.
Siz ve iktidarınız ancak faşist rejimlerde görülecek, Türkiye'de hiç görülmemiş, mali ve idari yöntemlerle özgürlüğü susturmaya, fikri çeşitliliği yok etmeye, medyayı ve entelektüel ortamı paralize etmeye, karalamaya, karartmaya çalışıyorsunuz. Satın alıyorsunuz. Alamadığınızı "hoplatmakla" ya da "Uzan' a benzetmekle!" tehdit ediyorsunuz. Gene de korkmayıp teslim olmayanı yalan ve iftiralar saçarak parçalamaya çalışanların saldırısına maruz bırakıp, saldırganları yoksul ülkemin alın teriyle aldığınız cicili bicili tayyarenizde ağırlayıp, başlarını okşuyorsunuz.
Korkutmakta başarılı olamazsanız, gözümde, dahası Türkiye'nin gözünde onca yolsuzluk ve haram dosyasıyla dikilen bir adamı, devletin mali gücünü kontrol eden makamda, umarsız ve pişkince oturmakta olan Unakıtan'ı, hasım gördüğünüzün üzerine salıyorsunuz.
Bunun için yeni bir medya yaratıldı. Bu kullanılıyor. Star gazetesi kimin Sayın Başbakan? Haber 24 televizyonu kimin? Türkiye'de eski bir başbakanı "kendi çıkarları için medya kurmak "suçlamasıyla Yüce Divan'da yargılattınız. Bu medya ne için kullanıyor? Ne için oluşturuldular? Nasıl oluşturuldular? Mücahit kod adlı Ali İhsan Aslan'ın sizinle ilgisi var mıdır? Bu medya ile bu Aslan'ın bir ilgisi bulunmakta mıdır?
Siz, en alçakça itiraflardan tertemiz, gönülleri fethetmiş bir insan olarak halkınızın ve seçmenlerinizin karşısına yeni bir anlayışın başbakanı olarak çıkmak yerine, "kaldıracağız" diye söz verdiğiniz milletvekilliği dokunulmazlığının arkasına saklanıp, hakkınızdaki irtikap, yolsuzluk ve kalpazanlık davalarından kaçmayı tercih ettiniz.
Sizi sözünüzü tutmamak, halka ve seçmenlerinize: Türkiye'ye yalan söylemekle suçluyorum.
Karanlığınızın suçüstü yakalandığını size bildiriyorum. Sizi artık hiçbir şey hukukun ve adaletin, millet vicdanının pençesinden kurtaramaz.
Kanaltürk ve çalışanları, kurucuları, yöneticileri ve gazetecileri hakkında iktidarınızın Maliye Bakanlığı"nın hukuksuz, gayrı meşru ve mide bulandırıcı yöntemlerle işlediği suç, artık sizin elinizle yüzünüze çaldığınız bir kara çamurdur! Aynalara bakamazsınız. Bakamayacaksınız. Bundan sonraki süreçte uyarıyorum; bu utancı siz, siyasi ortaklarınız ve ne yazık ki soyadınız, tarih boyunca bir yafta gibi boynunda taşıyacaktır.
Siz ve adamlarınız ne cüret ve cesaretle sadece muhalifiniz oldukları için, yasaların koruma altına aldığı bir özel alanı, kişilik haklarını çiğnemeye kalkışırsınız? Siz ne hakla bu kişilerin özel kurumlarda bulunan mali durumlarını ve mali hareketliliklerini soruşturmaya kalkarsınız? Bankalara böyle bir talimatı nasıl gönderip, Kanaltürk kurucularının ve yayıncılarının kestiği çeklerinin, mevduat defterlerinin, havalelerinin kopyasını istersiniz? Yasaları böylesine pervasız nasıl çiğnersiniz?
Gazeteci Emin Çölaşan'ın ortaya çıkardığı ve siz okuyun diye ekte vereceğim bu suç belgesinin doğmasına yol açanları, nasıl kamu kadrolarında tutarsınız?
Sizi bundan sonra hukuka ve Allaha havale ediyorum. Bir yurttaş ve bir aydın olarak, sizi hukuksuzluk ve keyfi davranmakla suçluyorum.
Bu belgeyi; her olay sonrasında aklamaya ve temize çıkarmaya çalıştığınız, tüm gerçeğe karşın adalete ağır bir tokat indirmeyi göze alarak koruduğunuz, sizin sorumluluğunuz altında bulunan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın Türkiye'nin alnına sürdüğü bir leke olarak görüyorum. Tarih böylesine bedbaht bir aymazlığın, kara lekenin sizin başbakanlığınız sırasında gerçekleştirildiğini yazacaktır.
Bunları yapanlar hiçbir şeyden çekinmediklerine göre, ben de her şeyi göze alıyorum. Gerçeği söyleyeceğim. Türkiye'nin sizin amorf siyasi düşünceniz doğrultusunda dönüşmesine direnen herkesi böylesine bir takip altına almadınız mı? Siz kamunun olanaklarının hiçbir resmi sıfatı bulunmayan ama "danışman" adı altında başbakanlık binasında oturttuğunuz adamlarınıza, örneğin AKP Diyarbakır Milletvekili olan İhsan Aslan'ın kod adı Mücahit olan, Ali İhsan Aslan adlı oğluna pervasızca kullandırtıldığından, bazı ihalelerin bu kişilerce el altından kendi adamlarına taşeron süsüyle dağıtıldığından, hatta TAV adı verilen yatırımlara bunların ortak olarak karıştırıldığı iddialarından haberdar değil misiniz? Siz bunları soruşturtmak yerine namus cellatlığı yapanları korumaya mı devam edeceksiniz yoksa?
Hani istiyordunuz ya yolsuzlukları bana getirin diye. Alın… Alın da görün... Bakalım bundan sonra ne çağrısı yapabileceksiniz?
Sizi uyarırım. Ben kula kulluk etmem. Sizi uyarırım ben haksızlık karşısında, zulüm karşısında, zalim karşısında eğilmem. Sizi uyarırım, hakkımı ararım. Hukukuma sahip çıkarım. Asla yılmam, yorulmam, kanmam, korkmam. Asla satın alınamam. Ve Allah şahidim, hesap sorarım.
Sizi görevinizi yapmaya bu konuda derhal soruşturma açmaya davet ediyorum. Çünkü açacağımız haysiyet ve onur davasını ele alan mahkeme, gerçeği tam anlamıyla ve eksiksiz olarak ortaya çıkarmazsa dahi, onu söylemeye, halkıma ve dünyanın bütün kurumlarına bunu duyurmaya söz veriyorum.
Konuşmak ödevimdir, suçu bildirmek de görevim. Susarak, asla bu suçu işleyen iktidar memurları gibi ortağınız olmak istemiyorum. Beni ve Kanaltürk ailesinden hedef aldığınız kimseleri, hatta Türk basınının duayeni, şeref kürsüsü kurucumuz Cüneyt Arcayürek' i ne siz ne de adamlarınız bildik yöntemlerinizle susturamazsınız. Geçmişte de susturamadılar. Ötesini de varın siz düşünün artık.
Kamuoyunu şaşırtmak, onu çileden çıkartmak, kafasını karıştırmak ağır bir suçtur. Sıradan ve gösterişsiz insanları zehirlemek, gericilik ve hoş görmezlik tutkularını tiksinç takiye bataklığına sığınarak yalan ve iftiralarla destekçilerinizi azdırmak yoluyla korkutmak, suçların en ağırıdır! Eğer bu hastalıktan kurtulmazsanız, insan haklarının banisi Anadolu'da, özgürlükçü Cumhuriyet felsefesinin fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür Türkiye'sinin başbakan koltuğunda oturmanız mümkün değildir. Din duygularını, kin ve düşmanlık için sömürmek bir cinayettir. Sizi ve çevrenizi bundan sakınmak konusunda da uyarıyorum.
Siz bu konularda uyarılan ne ilk ne de son siyasisiniz. Tarih sizin gibilerin gelip geçtiğinin tanıklıklarıyla doludur.
Siz de geldiğiniz gibi gideceksiniz.
Buna tarihsel gerçeklik diyoruz. Gerçek karşısında çaresizliğimizin ve çaresizliğinizin altını çizmek isterim. Gerçek sizden büyüktür. Ve ne yaparsanız yapın onun şaşmaz zamanlamasında mutlak bir gün ortaya çıkar. Bunu durduramayacaksınız, bilin.
Bugün bütün saflar meydandadır. Bir yandan gerçeğin gün ışığına çıkmasını isteyen bizler, öte yanda her şeyin aydınlanması için yaşamlarını vermeye hazır olan adalet adamları ve siz varsınız. Gözümüz üstünüzde. Ne yapacağınızı göreceğiz. Bunun bir Watergate olmasını önlemek ya da sonucuna katlanmak durumunda kalacaksınız. Neden mi? Siz gerçeklikten daha küçüksünüz çünkü.
Ben adalet istiyorum…
Ben hukuk arıyorum…
Beni, gerçekler ve doğrular için yüreğimden kopan bu protestom nedeniyle yargılatabilirsiniz de. Olsun, artık sizin yönettiğiniz Türkiye'de, her şeyin başımıza gelebileceğine inandım. Her şey olabilir. Bekliyorum. Sizi izliyorum. Sizi Türkiye izliyor. Dünya izliyor.
Biz sizin son "kullanım" tarihinizi danışmanlarınız kadar bilmiyoruz! Sizin "bir deliğe süpürülüp süpürülmeyeceğinizi" de bilmiyoruz. Biz sizden yapabilirseniz başbakan olarak bu skandalın gereğini yapmanızı istiyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı'na duyduğum derin saygı ile…
Tuncay Özkan
Gazeteci
224 Şubat 2007 21:27
avicenna
denetimde bu titizliği her yerde uygulasalar önce kendilerinin başı yanar .
24 Şubat 2007 21:35
comandante
Vadi gibi şiddet özendiren bir program yayından kalkınca yeri yerinden oynatanlara sesleniyorum. İşte gerçek yıldırma politikası sansür budur. eğer samimiyseniz gelin hep beraber bunu protesto edelim. Çünkü burada uygulanan seçim öncesi muhalefeti susturma karşıt sesleri kesme çabasıdır.
RTE'nin bu uyguladığı politika Adnan Menderes dönemiyle birebir örtüşüyor. Sansür, din sömürüsü, gericilik, Amerika'ya asker satma. Ve insanın aklına hep aynı şey geliyor. Menderes gibi geldi Menderes gibi gidecek.
24 Şubat 2007 21:44
comandante
Kanaltürk'de Cihan Hazerdağlı'nın ve KCK'nin hazırladığı ulusa serzenişler için
doğru düzgün yayın yapan, iktidar yalakası olmayan bir kanal olduğu için bezdirmeye, yıldırmaya çalışıyorlar.
24 Şubat 2007 22:05
kretzsche
Kanaltürk'ün yanıtı
Kanaltürk’ün Gücü; İlkeli Yayıncılık, Doğru ve Gerçek Habercilik ve İzleyicileridir.
Kanaltürk, gazetecilik meslek ilkeleri ve demokratik hukuk düzeni içinde, akıl ve bilimsel düşünceyi ön plana çıkaran, tüm toplum için daha iyi, daha güzel ve daha doğruyu hedefleyen, laik Cumhuriyeti ve Türkiye'nin ulusal çıkarlarını savunan, gericiliğe, cehalete, taassuba ve dogmalara karşı, kadını aşağılayan, aile yapısını ve ulus devleti tehdit eden anlayış ve yayınlara karşı duran, ülke meselelerine odaklanan, sorunlar üzerinde bağımsız düşünüp çözümler üreten ve topluma sunan, birleştirici yayınlar yapan, somut delillere dayalı gerçek haberler ile toplumu bilgilendiren, topluma ve ülkemize faydalı olmak sevdası için her türlü fedakarlığı göze alan, ilkelerinden ödün vermeyen, gönüllü, samimi, bağımsız ve idealist bir avuç profesyonel gazetecinin sınırlı imkanlar ile 2004 yılı sonlarında kurduğu bir TV kanalıdır.
Anayasamızda yazılı hak ve yükümlülükler çerçevesinde, halkın doğru, tarafsız ve gerçek haberler almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını, kamuoyunun serbestçe oluşmasını amaçlayan Kanaltürk, izleyicilerinden aldığı güç ile kısa sürede Türkiye için bir sosyal tartışma platformuna dönüşme başarısını göstermiştir.
Özgür ve Bağımsız Kanaltürk, İktidar Yanlısı ve Destekçisi Değildir
Kanaltürk; iktidar yanlısı olmayan genel yayın politikası çerçevesinde;
- Kamu ihale yolsuzluklarını, özelleştirme ihalelerindeki yolsuzlukları, imar, orman, kıyı ve milli emlak yolsuzluklarını, batık banka yolsuzluklarını ve iktidar yandaşlarını zengin eden yolsuzlukların sebep olduğu genel yoksulluğu,
- tarihi rekorlar kıran dış ticaret açığı, cari işlemler açığı, kamu yararına olmayan iç ve dış borçlara rağmen, artan işsizliği, gelir dağılımı adaletsizliğini, yoksulluk sınırı altında yaşamaya mahkum edilen dar ve sabit gelirlileri,
- sanal ekonomik göstergelerin gerisinde, IMF'ye ve sıcak paraya teslim edilen ekonomik bağımsızlığımızı,
- ülkesini kapalı kapılar ardında pazarlayan, bir küresel teröriste kefil olup koruma altına alan, diğer bir küresel teröristin dizinin dibinde poz veren, islami hareketlerin uluslararası hamisi ile kapalı kapılar ardında görüşen, demokrasiyi tramvay olarak gören ve istediği durakta ineceğini ilan etmiş olan, laik Cumhuriyet'in temel kurum ve kuruluşları ile kavgalı olan, yetkili ağızlardan irticanın tırmandığı yönündeki ikazları eleştirerek, adeta irticayı teşvik eden Başbakan'a,
- yoksulluktan şikayet eden, annesinin ağladığından şikayet eden vatandaşa "ananı da al git" diyen, terör şehitleri için "askerlik yan gelip yatma yeri değildir" diyebilen, islami şirket YİMPAŞ tarafından dolandırılanların ortak sesi olan ve sorunu arzeden temsilciye "sahtekar" diyen, meselenin özünü bilmeden, kameralar önünde Büyükelçi azarlayan Başbakan'a,
- alt kimlik-üst kimlik tartışmaları ile Türkiye'de kaos ve tartışma ortamı yaratan, terör için siyasi bir karar ile koordinatör atayan, sonra da bu politikanın başarısız olduğunu itiraf eden, kendini yabancılara ait Büyük Orta Doğu Projesi'nin koordinatörü ilan eden, danışmanının uluslararası güç odaklarına "Başbakandan yararlanın, deliğe süpürmeyin" şeklinde telkinde bulunduğu Başbakana,
- AB konusundaki gerçekleri gizleyen ve başarısızlığını topluma başarı gibi sunmaya çalışan, Kıbrıs, Ege, Irak, terör sorunlarının çözümü konusunda somut bir tek başarısı dahi olmayan, reformist görüntü takınarak, irticayı, kökü dışarıda "ılımlı islamı" temsil eden, rekor kıran islami ve siyasi kadrolaşma neticesinde devletin kurum ve kuruluşlarını hem kendi içlerinde hem de birbirleri ile çatışma noktasına getiren, yolsuzluklar, yoksulluk, iktisadi, diplomatik başarısızlıklar ile neredeyse özdeşleşen AKP Hükümetine karşı muhalif olarak somut, belgeli, seviyeli gerçek habercilik yapmıştır.
Nitekim Kanaltürk; yapılan haberler ile ilgili olarak bugüne kadar açılan ve sonuçlanan davaların neredeyse tamamını kazanmıştır. Kanaltürk'ün haberlerinin hukuka uygun olduğu mahkeme kararları ile de tescil edilmiştir. Kanaltürk'ün haber programları, çeşitli mesleki kurum ve kuruluşlarca çok sayıda ödüle de layık görülmüştür.
Düşünce ve kanaat hürriyeti, haber ve fikir alma verme hürriyeti, basının özgürlüğü ve bağımsızlığı Anayasal güvence altındadır.
AKP Hükümeti Özgür ve Bağımsız Medyanın Temsilcisi Kanaltürk'e Karşı Tehdit, Baskı ve Yıldırma Politikası Uygulayarak Anayasal Suç İşliyor
Başbakan'ın sadece Kanaltürk'e değil, iktidar yanlısı istediği haberleri yapmayan medyaya karşı takındığı tavır, muhalif haberlere karşı kameraların önüne geçerek defalarca savurduğu tehdit mesajları kayıtlarda mevcut. Maliye Bakanlığı'nda toplanan mükelleflere ait özel bilgilerin kadrolaşmaya dayalı olarak, siyasi ve kişisel amaçlarla kullanıldığına ilişkin skandalın uzantı ve etkileri ise, halen güncelliğini koruyor.
AKP Hükümeti elindeki kamu gücü ve otoritesini siyasi ve kişisel amaçlarla kullanarak; Türkiye'de özgür ve bağımsız medyanın temsilcisi olan Kanaltürk'e karşı hukuk dışı, doğrudan ve dolaylı, gizli ve açık biçimde keyfi, tehdit, baskı ve yıldırma politikası uyguluyor. Halkın haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını, kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyerek Anayasamızdaki temel hak ve özgürlükleri ihlal ediyor, suç işliyor. Maliye Bakanlığı, RTÜK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı izlenen bu politikanın baş aktörleri arasında yer alıyor. Örneklerini izleyen bölümde sunacağımız hiçbir kuruluşta görülmemiş biçimde denetim ve kontrollerin henüz biri bitmeden diğerleri başlatılıyor, emsali olmayan bu denli sıklıktaki ve bir çoğu hukuk dışı denetim ve kontrollerin sonu gelmek bilmiyor. Denetim ve kontrol görevlilerine çalışma yeri göstermekte, ilgilenecek, izahat verecek görevli tahsis etmekte güçlük çekiyoruz. Kanaltürk'e gelen denetim elamanı sayısı uzunca bir süredir dördün altına düşmüyor. Denetim elamanları defter ve belgeleri dönüşümlü olarak kontrol etmek zorunda kalıyor, denetim için adeta sıraya giriyorlar! Dolayısıyla, resmi makamların Kanaltürk ile ilgili sözde denetim faaliyetleri müdahaleye, tehdit, baskı ve yıldırma politikasına dönüşüyor, günlük faaliyetlerimiz ve çalışmalarımız resmen aksatılıyor, engelleniyor. Bu yoğunluktaki ve ölçekteki denetimin gerekliliği ve verimliliği, sarfedilen gereksiz mesailer ise, sorunun diğer yönleri.
Kanaltürk'ün denetimden muaf tutulmak gibi bir istemi sözkonusu dahi değildir. Anayasal haklarımızı ve hukukumuzu istiyoruz.
Anayasamızın 25'inci ve 26'ncı maddelerine göre; herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse düşünce ve kanaatleri sebebiyle suçlanamaz. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.
Anayasamızın 28'inci maddesine göre, basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.
Anayasamızın 48'inci maddesine göre, özel teşebbüsler kurmak serbestir. Devlet özel teşebbüslerin güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.
İktidar yanlısı olamayan nitelikte gerçek ve seviyeli habecilik yapan Kanaltürk'ün yayın politikası sebebiyle, AKP Hükümeti tarafından bu denli somut ve aşırı yoğun denetimi; resmi makamların basın özgürlüğüne açık müdahalesine ve Anayasa ihlaline dönüşmüştür.
Anayasamızın 129'uncu maddesine göre; memurlar ve kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmak zorundadır. Kamu görevlilerinden beklentimiz budur.
Burada yeri gelmişken bir hususun altını bir kez daha çizmek isteriz: Kanaltürk olarak, kamu denetimine kesinlikle karşı değiliz, denetim yapılmasından yanayız, tabii ki denetimin objektif olması, keyfi olmaması, ölçülü ve hukuki olması, baskı, tehdit ve yıldırma aracı olarak kullanılmaması şartıyla! Kanaltürk'ün objektif ve hukuki kriterlere göre, ayrıcalıklı olmaksızın denetim görmekten her zaman memnuniyet duyacağını ifade etmek isteriz.
Maliye Bakanlığının Kanaltürk Üzerindeki Hukuk Dışı Vergi Terörü
Kanaltürk TV, hepsi 2004 yılı ikinci yarısında kurulan bir yayıncı şirket, bir reklam pazarlama şirketi, bir prodüksiyon şirketi bir de haber şirketi olmak üzere dört şirket vasıtasıyla faaliyette bulunuyor.
Anayasamızın 73'üncü maddesine göre; herkes kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi Usul Kanununun 134'üncü maddesi uyarınca; vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu, araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. Ancak, aşağıda örnek olarak sunulan Maliye Bakanlığı uygulamaları; kamu gücü ve otoritesinin nasıl siyasi ve şahsi amaçlarla kullanıldığının somut delilleridir:
1) Şirketlerimiz 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3568 sayılı Kanun çerçevesinde sözleşmeli olarak Yeminli Mali Müşavirlik denetim ve tam tasdik hizmeti almaktadır. Sözkonusu mevzuata göre, Yeminli Mali Müşavirler ile tam tasdik sözleşmesi imzalayanların defter ve belgeleri incelenmiş sayılır. Bakanlık genelgelerine göre; Yeminli Mali Müşavirlerden tam tasdik hizmeti alanların vergi denetmenleri ve benzeri statüdeki vergi dairesi müdürleri tarafından denetlenmesi sınırlanmıştır. Dolayısıyla, Yeminli mali Müşavirlik firması ile tam tasdik sözleşmesi bulunan şirketimizin "normal şartlar altında" incelenmemesi gerekir. İncelenmesi için "özel" bir nedenin var olması gerekir.
2) Mecidiyeköy Vergi Dairesi Müdürlüğü 15.03.2006 tarih ve 8533 sayılı yazısı ile 2005-2006 yılı defter ve belgelerimizi inceleme gerekçesi ile talep etmiştir (EK). 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 140/1 maddesi hükmü ihlal edilerek, yapılacak incelemenin mevzuu dahi bildirilmemiştir. Buna rağmen, vergi dairesine 30.3.2006 tarihinde defter ve belgelerimizin incelemeye hazır bulundurulduğu bildirilmiştir.
3) Henüz bu inceleme başlayıp bitmeden, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan Gelirler Kontrolörü Metin Ölçek 01.12.2006 tarih ve 46 ve 47 sayılı yazıları ile iki şirketimizi kuruluşundan itibaren akan yıl da dahil olmak üzere vergi incelemesine aldığını bildirmiştir (EK).
İncelemenin mevzu ise, "kısa süreli genel inceleme" olarak bildirilmiştir.
a) Şirketlerimizin 2004 yılında yeni kurulmuş olduğu ve yatırım dönemi sebebiyle zarar ettikleri aşikardır. Buna rağmen, 2004 yılı defter ve belgelerimiz incelemeye alınmıştır.
b) 2006 yılı henüz bitmeden 2006 yılı defter ve belgelerimiz de incelemeye alınmıştır ki; Maliye bakanlığı tarihinde bu ender görülen bir durumdur.
c) Gelirler Kontrolörü Metin Ölçek'in görevlendirmesinin İstanbul Grup Başkanlığı tarafından yapılması gerektiği halde, tamamen usul dışı olarak, mutad olmayan biçimde Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından özel görevlendirme yapılmıştır.
d) Gelirler Kontrolörü Metin Ölçek incelemeye başladıktan kısa bir süre sonra; diğer iki şirketimizi de karşıt inceleme yapacağı gerekçesi ile kuruluşundan itibaren karşıt incelemeye aldığını bildirmiştir (EK). Mevzuatımızda yer almayan böylesi "tuhaf" bir 3 yıllık tam karşıt inceleme Maliye tarihinde muhtemelen ilk kez vuku bulmuştur.
e) Gelirler Kontrolörü Metin Ölçek, hızını alamamış; Kanaltürk'ün ortaklarına ait olan bir başka şirketi de karşıt inceleme gerekçesi ile tam karşıt incelemeye aldığını bildirmiştir (EK).
f) Gelirler Kontrolörü Metin Ölçek, gerekli gereksiz yere, ilişkide bulunduğumuz bir çok kişi ve kuruluşa yazdığı yazılar ile inceleme yaptığından bahisle bilgi ve belgeler talep edip, Kanaltürk'ün, bazı çalışanlarımızın ve program katılımcılarımızın kişisel ve ticari itibarlarını zedeleyecek girişimlerde bulunmuştur. Kanaltürk'ün reklam verenleri nezdinde olumsuz imaj ve dolaylı baskı yaratmıştır.
g) Bu arada, Gelirler Kontrolörü Metin Ölçek'e Kanaltürk'ün sehven yaklaşık olarak 100.000.- YTL fazla vergi beyan edip ödediği, fazla ödenen vergiye ilişkin de inceleme yapması ve yersiz ödenen verginin iadesini sağlaması bildirilmiş, ancak, bu talebimiz Vergi Usul Kanunu'nun 134'üncü maddesine aykırı olarak kabul görmemiştir.
h) Siyasi amaçlı hukuk dışı iki inceleme içinde, siyasi, hukuk dışı görevsiz ve yetkisiz 13 ayrı inceleme: Tüm kasa ve banka hareketlerimiz, tahsil ve tediyelerimiz kendisine inceleme için ibraz edilmiş olmasına rağmen, Gelirler Kontrolörü Metin Ölçek, 08.01.2007 tarihinde bankacılık sistemine gönderdiği yazı ile inceleme yaptığından bahisle şirketlerimizin, ortaklarının, bu da yetmezmiş gibi tamamen keyfi hedef olarak belirlediği Tuncay Özkan'ın, Cüneyt Arcayürek'in Mine Kırıkkanat'ın tüm banka hesap hareket bilgilerini talep etmiş, Kanaltürk'ün incelemesini bir tarafa bırakarak adı geçen topluma mal olmuş kişilerin yetkisiz ve görevsiz biçimde incelemesine başlamıştır (EK). Siyasi ve kişisel amaçlı inceleme içinde, hukuka aykırı, görevlendirme olmadan yetkisiz ve keyfi olarak incelemeler niteliğindeki bu uygulama, Bankalar Kanununun ve bankacılık sırrının ihlali, görevi suistimal ve açıkça suç işleme niteliğindedir. Daha bitmedi sıkı durun! İnceleme ve banka hesap bilgilerini isteme Kanaltürk'ün şirketlerinin kuruluşunun da öncesine gidiyor. 01.01.2004 tarihinden başlıyor. Özel amaç güdüldüğü, amacın, hukuk dışı olduğu gün gibi ortada. Üstelik de hür ve bağımsız medya mensupları hakkında kanun dışı servet incelemesi yapılıyor! Bravo AKP! İşte sizin hukuk ve Anayasa'dan anladığınız!
Hukuk dışı incelemeler devam etmektedir.
4) Henüz incelemeler devam etmekte iken ve henüz 2006 yılı son dönem geçici vergi ile kurumlar vergisi beyannamesi dahi verilmemeiş olduğu halde, bu kez Mecidiyeköy Vergi Dairesi Müdürlüğü 11 Şubat 2007 tarihinde dört şirketimizi de 2006 yılı itibariyle vergi incelemesine aldığını bildirmiştir. Hem de Metin Ölçek tarafından Kanaltürk hakkında vergi incelemesi yapıldığı hususu vergi dairesinde kayıtlı olduğu halde!
5) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Müfettişleri 22.12.2006 tarih ve 149471 sayılı yazıları ile 4 şirketimizi 2006 yılı itibariyle incelemeye almışlardır. İncelemeler devam etmektedir.
6) Bu arada Mecidiyeköy Vergi Dairesi Kanaltürk'e sık sık düzenlediği ziyaret ve yoklamalar ile aynı hususları tekrar tekrar tespit edip Şirketlerimizi taciz etmektedir. Son yoklama ziyaretinde personelimiz tek tek sayılmış ve maaş sorgulamasından geçirilmiştir.
7) Şirketlerimizin kuruluş ve yatırım dönemine ait ödenmemiş vergi borçları için 6183 Sayılı Kanununun 48'inci maddesi uyarınca yasal hakkımız olan 24 aylık taksitlendirme imkanından yararlanmak için Mecidiyeköy Vergi Dairesi Müdürlüğüne dilekçe verilmiş, talebimiz keyfi olarak 7 ay ile sınırlandırılmıştır.
8) Uydu lisan bedeli satın aldığımız firmaya tüm ödemelerimiz eksiksiz yapılmıştır. Ancak, satıcı firma fatura düzenlememiş, dolayısıyla KDV indirim hakkımızı engellemiştir. Bunun üzerine satıcı firma Maliye Bakanlığına şikayet edilerek, KDV indirim hakkımızın usulünce tesis edilmesi talep edilmiştir. Ancak, Maliye Bakanlığı satıcı firmayı incelemek yerine yukarıda belirtildiği üzere, Kanaltürk'ü peş peşe incelemelere almıştır.
9) Zaman zaman, reklam verenlerden Kanaltürk'e reklam vermemeleri yönünde "tavsiye", baskı gördükleri hususunda bilgiler ulaşmaktadır.
AKP Hükümeti ve Maliye Bakanlığı hayali ihracatçıları, akaryakıt kaçakçılarını, batık banka patronlarını, ihale vurguncularını, Tüpraş'ın %14.76'lık hissesinin satışı, Seka Balıkesir Fabrikasının satışı örneklerinde olduğu gibi, özelleştirilen kamu kuruluşlarının iadesi için yargı kararı olduğu halde, iade yükümlülüğünü yerine getirmeyenleri böylesi inceleme, denetim ve baskı altına almıyor! Bazı hayali ihracatçıları bakan bile yapabiliyor!
Sonuç
Kanaltürk hakkında yapılan ve yukarıda örnek olarak sunulan hukuk dışı, keyfi ve siyasi işlemlerin kamu görevi ve sorumluluğu, kamu yararı ile de ilgili olmadığı kanaatindeyiz.
Anayasamızın 40'ıncı maddesine göre; Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Yaratılan "fiili durum" karşısında şikayetimiz bu nedenledir.
Düşünce ve kanaat hürriyetimize, haber alma ve verme hürriyetimize, inceleme ve denetim görüntüsü gerisinde daha fazla resmi ve siyasi müdahale olmasını, siyasi amaçlı denetimin dolaylı sansüre dönüşmesini istemiyoruz. Devletin, basın ve haber alma, verme hürriyetinin önündeki hukuk dışı engelleri kaldıracak tedbirleri almasını istiyoruz. Özel teşebbüs olarak güvenlik ve kararlılık içinde faaliyette bulunmak istiyoruz. Devlet memurlarının ve kamu görevlilerinin Anayasal haklara uygun ve saygılı görev yapmalarını istiyoruz.
İşimizi yapmak, kendimize, ailelerimize, çalışanlarımıza, toplumumuza, ülkemize karşı görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmek istiyoruz. Bu nedenlerle, Kanaltürk hakkındaki hukuk dışı, siyasi amaçlı işlem ve uygulamalara son verilerek, objektif kriterlere göre ve hukuk normları içinde, VUK'nun 134'üncü maddesine uygun denetim yapılmasını istiyor ve bekliyoruz.
124 Şubat 2007 22:06
comandante
1881 - 2007
Mayıs 2007'de Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılıyor
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/9649
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.