ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Huzursuz bir geceden sonra erkenden uyandım. Bazen ilkbahara bazen yaza benzeyen "modern" kış günlerinin aksine, benim çocukluğumdakine benzer eski usul bir kış sabahı vardı.
Kül rengi bir gökyüzü, bacalardan tüten kurşuni dumanlar, biraz sonra dinmek üzere fısıltıyla yağan solgun bir yağmur.
Bir sigara yakıp pencereden baktım.
Beyaz bir minibüs durdu kapının önünde.
Elinde ağır çantasıyla küçük bir oğlan çocuğu, pencereleri buharlanmış arabaya binerek diğer öğrencilerin arasına oturdu.
Kapı kapandı, araba hareket etti.
Okula gidiyorlar.
Sabahları erkenden kalkmaktan nefret ederdim çocukken.
Okuldan da hoşlanmazdım.
Diş macunu, badana ve ıslak palto kokusunu hatırlıyorum.
Uzun ve yabancı koridorları da.
İlk derste hep birlikte ayağa kalkar ve sıkıcı bir ayini bir an önce bitirmek için aldırmaz bir sesle bağırırdık.
"Türk’üm, doğruyum, çalışkanım."
Doğru değildik.
Çalışkan da değildik.
Birçok yalan öğrettiler bize.
Türk’ten daha güçlü, daha kahraman, daha dürüst, daha akıllı kimse yoktu.
Buna inandık.
Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkıp yerine Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştuk, Atatürk her konuyu herkesten daha iyi bilen büyük önderimizdi, Abdülhamid korkunç bir diktatör, Vahdettin alçak bir haindi.
Birinci Dünya Savaşı’nda bütün dünya bize karşı birleşmiş ve imparatorluğumuzu yıkmıştı.
Hem Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkıp yerine Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmakla övünüyor, hem de Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkan "yabancılara" kızıyorduk.
Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkmak iyi bir şey miydi kötü bir şey miydi, bunu hiç anlayamadım.
Bizim imparatorluğa kimse saldırmamıştı, Alman zırhlılarıyla Rusya sahillerini bombalayıp savaşa giren bizdik.
Ama bizi yenen "kalleş düşmana" da çok öfkeliydik.
Onlara niye bu kadar kızdığımızı da pek kavrayamadım.
Bize yenilmedikleri için mi "kalleş" buluyorduk onları, Almanlarla işbirliği yaparak savaşa girdiğimizde bunu "şakacı bir jest" olarak değerlendirmedikleri için mi?
Saldıran bizdik, yenilen bizdik.
Suçlu "onlardı."
Biz ne yaparsak yapalım "suçlu" hep başkası olacaktı, bize öğretilen buydu.
Herhangi bir tartışmanın, herhangi bir çatışmanın bir yanında Türk varsa, haklı olan mutlaka Türk olandı.
Osmanlı’nın başka ülkelerin topraklarını işgal etmesi övünülmesi gereken bir şeydi.
Başka ülkelerin Osmanlı’nın topraklarını işgal etmesi ise alçaklıktı.
Biz emperyalistlere karşı "Kurtuluş Savaşı" yaptığımızda bu kutsaldı.
Yunanlılar Osmanlı’ya karşı bağımsızlık savaşına girdiğinde bu kahpelikti.
Bağımsızlık savaşı iyi bir şey miydi kötü bir şey miydi?
Biz yaptığımızda iyiydi, bize karşı yapıldığında kötüydü.
Peki, biz kimdik?
Yıkmakla övündüğümüz Osmanlı "biz" miydi?
Osmanlı "biz"sek, onu yıkıp Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kimdi?
Osmanlı’yı yıkan Türkiye Cumhuriyeti "biz"sek, o zaman Osmanlı kimdi?
"Kızıl Sultan" Abdülhamid’den ve "hain" Vahdettin’den nefret ediyorduk ama kendi öz oğlunu gözünün önünde boğduran Kanuni’ye hayrandık.
Kanuni’nin başkalarının topraklarını nasıl istila ettiğini sevinerek öğreniyor ama bu savaşlar sonucunda Osmanlı maliyesinin batma noktasına geldiğini hiç bilmiyorduk.
Büyük bir ihtimalle bizim öğretmenler de bilmiyordu.
Kalkıp bağırıyorduk sadece.
"Türk’üm doğruyum, çalışkanım."
Bilmemiz gereken buydu.
Rus ordularının Yeşilköy’e nasıl geldiğini, o büyük yenilginin nedenlerini, iktisadi ve askeri tahlillerini hiç okumadık.
Yenilgiler kısa, zaferler uzun anlatılırdı.
Balkan Savaşları çabuk geçilen konulardandı.
İttihatçılar meselesine de fazla girilmezdi.
Sarıkamış faciasının içyüzünü, Ermeni kıyımını okulda öğrenmiş bir tek Türk çocuğu yoktu.
Hálá da yok sanırım.
"Biz" kötü ve yanlış bir şey yapmazdık.
Bir tek Abdülhamid’le Vahdettin kötü şeyler yapmıştı.
Onlar çok kötüydü.
Birinci Abdülhamid’le, Birinci Mahmud’la, İkinci Süleyman’la bir sorunumuz yoktu.
Otuz üç padişahtan niye sadece ikisinden nefret ettiğimizi sormak hiç kimsenin aklına gelmezdi.
"Türk’tük, doğruyduk, çalışkandık."
Bütün dünyanın düşmanlık ettiği, böldüğü, parçaladığı "fakir ve gururlu" bir millettik.
Başka ülkelerin neden "
Gurursuz ve zengin" olduğunu anlatan bir öğretmene rastlamadım.
Girdiğimiz savaşlarda harcadığımız parayla fakirliğimiz arasında bir ilişki olup olmadığını sorgulayan bir öğretmen de görmedim.
Farklı bir fikri olan bir öğretmenin sınıfında da bulunmadım.
Okullar "farklılıktan" hoşlanan yerler değildi.
Zaten farklı bir fikre de ihtiyacımız yoktu.
Türk’tük, doğruyduk, çalışkandık, akıllıydık, kahramandık.
Diğerleri de bize düşman alçaklardı.
Hayatın özeti de buydu.
"Türk olmasa tarihe yazacak ne vardı."
Bizi böyle yetiştirdiler.
Sırf Türk olduğumuz için iyiydik, güçlüydük, dürüsttük, ayrıca başka bir şey yapmamıza hiç gerek yoktu, Türk’tük ya, daha ne yapacaktık.
Üstelik de hep haklıydık.
Birbirine benzeyen iki ayrı meselede birbirinin zıddı iki ayrı davranışı benimser, ikisinde de haklı olduğumuza samimiyetle inanırdık.
Bu inancı paylaşmayanı da "düşman" olarak görürdük.
Bize öğretilen hep buydu.
Tarihten, kahramanlıklardan, padişahlardan, savaşlardan, cesaretten bahsederlerdi ama Nazım Hikmet’ten bahsetmezlerdi.
Cesur Türk milletinin Nazım’dan bahsedecek kadar cesur bir tek öğretmenine rastlamadım okul hayatım boyunca.
Dünyayı "vatanı", bütün insanlığı "milleti" olarak gören Tevfik Fikret’in şiirinde ne dediğini de uzun uzadıya anlatmazlardı.
İnsanlık aleminin bugün daha yeni yeni varmaya başladığı "küreselleşme" fikrini yüz yıl önce unutulmaz bir şiirle yazmış olan şairimizin bu öngörüsü övünme nedenlerimizden biri değildi nedense.
Türklerin dışındaki insanları sevmesindendi belki bu ilgisizliğimiz.
Belki de İttihatçıların yolsuzluklarına cesaretle karşı çıkacak kadar yiğit olmasındandı.
Fikret’in lanetlendiğini, Nazım’ın hapse atıldığını, Sabahattin Ali’nin öldürüldüğünü ben okulda hiç duymadım.
Türk’tük, doğruyduk, çalışkandık ve yazı yazan bazı Türkleri lanetliyor, hapse atıyor, öldürüyorduk.
Bir sigara daha yakıp, içinde uykulu çocuklarla giden beyaz minibüse baktım.
Onlara neler öğretiyorlardı?
Tarihle ilgili ne bileceklerdi?
İnsanlığın Türklerden ibaret olmadığını söyleyecek bir öğretmenleri olacak mıydı?
Kimin çocukları olacaklardı onlar?
İnsanlığı milleti olarak gören Fikret’in mi yoksa yazarları vurduran, insanları öldüren, yolsuzluklara bulaşan İttihatçıların mı?
Birbirine benzemeyen bu iki Türk’ten hangisi bu çocuklara örnek olarak gösterilecekti?
Her akşam televizyonlarda rastladığım, "ben Türk oğlu Türk’üm," diye bağıran, silaha el basan, cinayetleri benimseyen, hayata düşman tuhaf insanların "Türk" olduğuna inanacaklar mıydı?
Türk dendiğinde, anadilini bile doğru düzgün konuşamayan, bir tek roman okumamış, bir şiirin tadına varmamış, kendi edebiyatına da kendi diline de yabancı bu insanları mı hatırlayacaklardı?
"Ben Türk’üm" diye bağıran bu insanlar Türklüğü temsil edebilirler miydi gerçekten?
Bu muydu Türklük?
"Bir şey olamayanların olduğu bir şey" miydi?
Türklük, vahşilik, barbarlık, saldırganlık, yeteneksizlik, edepsizlik, edebiyatsızlık mıydı?
Bugün karşılaşsalar Tevfik Fikret’e de "hain" diye saldıracak olan bu insanlar mıydı "Türklük örneği" olarak çocuklara gösterilecekler?
Bu kül rengi gökyüzünün altında bir arabada okula giden çocuklar, bunlardan biri olmak için mi gidiyordu?
Yoksa onlar Şeyh Galip’in Yahya Kemal’in, Necip Fazıl’ın, Nazım’ın, Peyami Sefa’nın, Halit Ziya’nın, Tanpınar’ın tadına varmayı öğrenen, onlarla övünen birileri mi olacaktı?
İçim umutsuzlukla sızladı.
"Bu çocuklara da şiir öğretmeyecekler" diye düşündüm.
Onlara Türkçe’nin güzelliğini anlatmayacaklar.
Hiçbir öğretmenleri onlara, "Türkçe’yi sevmeden Türklüğü sevemezsiniz" demeyecek.
Kalkıp bağıracaklar sadece.
"Türk’üm, doğruyum, çalışkanım."
Yalanlar öğretecekler.
Gerçekleri söylemeyecekler.
Yunus Emre’den, Karacaoğlan’dan, Nedim’den bize kalan o ışıklı mirasın tadına varmayacaklar, Itri’nin müziğini dinlemeyecekler, Sinan’ın camilerini dolaşmayacaklar.
Sırf Türk oldukları için mükemmel ve her zaman haklı olduklarına inanacaklar.
İnsanlığın onların "milleti" olduğunu belki de hiç duymayacaklar.
Bütün insanlığı "yabancı" görürken dünyanın "yabancıları" mı olacak bu küçük çocuklar?
"Türk olmak insan olmaktır oğlum" diyecek bir öğretmenleri çıkmayacak mı?
Gökyüzüne baktım.
Kül rengi bulutların arasında erguvani bir parıltı görülüyordu.
Teneffüslerinde Itri’nin çaldığı, öğretmenlerin öğrencilerle şakalaştığı, gerçeklerin anlatıldığı, değişik yazarları seven çocukların edebiyat tartıştıkları bir okul hayal ettim.
Türkçe’yi, edebiyatı, neşeyi, insanlığı seven çocuklar.
Fikret’in çocukları.
"Toprak vatanım, nev-i beşer milletim. İnsan
İnsan olur ancak buna iz’anla inandım," diyen çocuklar.
Türk çocukları.
Bir hayalle gülümsedim.
~ 562 gün
beşiktaş
kristal denizaltı kitabını okuyun yeter
~ 562 gün
sh@ik@
gerçektende etkileyici ve çok doğru o kitabı alıcam hemen
~ 562 gün
manas
bunu yazana aydın diyorlar ya.. Savaşın sebeplerini niye girdiğimizi buna bağlayan bir adam aydın demokrat oluyor. İki süslü yazı içine böyle ilkokul mantığı içinde olanlar edebiyatçı oluyor ya daha ne diyim...
Bizim imparatorluğa kimse saldırmamıştı, Alman zırhlılarıyla Rusya sahillerini bombalayıp savaşa giren bizdik.
Ama bizi yenen "kalleş düşmana" da çok öfkeliydik.
Onlara niye bu kadar kızdığımızı da pek kavrayamadım.
Bize yenilmedikleri için mi "kalleş" buluyorduk onları, Almanlarla işbirliği yaparak savaşa girdiğimizde bunu "şakacı bir jest" olarak değerlendirmedikleri için mi?
Saldıran bizdik, yenilen bizdik.
ermeni kıyımından bahsetmiş ahmet altan efendi bir de utanmadan peki köylerde öldürülen Türkler taşyan çetelerin katlettikleri lazlar niye tehcir edilmemiş acaba faşistsek talat paşa faşistse. Türküm Doğruyum lafından neden rahatsız neden sıkıcı buluyormuş acaba beyefendi.
4~ 562 gün
mojo child
cok guzel bir yai gercekten
tesekurler
~ 562 gün
9a 6
tamamıyle empati kurmak ve sonucunda kendini sorgulamaya varan bir yazı...
haklı bir yazı:her insanın yapması gerekendir ve yaptığı kadar insan olabildiği gerçeğidir.
insan kavram olarak kendi içerisinde farklılaşan fakat değer olarak bir ötekine eşittir.
karşıdakinin bir öteki olduğunu kabul edip;sırası geldiğinde apayrı olanın yerine koymak kendini,onun görüşünü düşünmek,anlamaya çalışmak ve kendine dönüp onun ağzından yine kendine sorular sormak...anlamak aslında budur.o yüzden kolay değildir
farklılıkların yarattığı mesafeyi azaltmak karşıdakinin bir başka olduğunu kabul etmekle başlar
~ 562 gün
zıttırı vıddık
evet saol paylaşım için hocam
~ 562 gün
banshee
Sen nerde okula gittin Sayın Ahmet Altan? Sen nereden biliyorsun bunları?
O çocuklar da sen nasıl öğrendiysen ordan öğrenicekler.
Kanuni iyi mi diye öğrettiler sana? Bana yaptıklarını söylediler, ben kötü dedim.
Sana Balkan savaşlarını nasıl anlattılar? Bana sebeplerini,sonuçlarını anlattılar bitirmedim ama bitirmedim orda.
Yunanistan'ın bağımsızlık için yaptığı ayaklanmaya hangi kitap ''Tüü ayıp, yazık'' dedi? Bana ihtilallerin nedeni, bağımsızlık isteği olarak öğretildi. Ki zaten milli sınırımızı çizen Atatürk'ün düşüncesini söylediler.
"Türk’üm doğruyum, çalışkanım." bilmeniz gereken bu. Diye sana kim söyledi? Bana ezberlettiler, ben okudum. Ben sonradan anladım... Her ülkede bir istiklal marşı yok mu? Bunun gibi antlar yok mu? Ve abartılmamışlar mıdır? gereğinden bile fazla. Sen buna mı abartı diyorsun, hıhh...
Ben küçükken Nazım Hikmet adında bir ilkokul duydum, ben ordan tanıdım. ZAmanında yapılan yanlışlar. Onlara bir şey diyemem. Ama benim çocukluğumda bana öğrettiler.
Osmanlı mısın sen? Türk müsün? Osman lı ne Türk ne? Osmanlıyı yıkmak demek nedir? Türklüğü yıkmak demek değildir. Eğer ki sen çok aaraştırmış biriysen ki öyledir, Serv'i bilmez misin? Osmanlı'nın, saray içinin neler yaptığını bilmez misin? 1. Tanziman, 2. Tanzimat, Meşrutiyet... Sen okumuşsundur.
Ki Sen ki ayıp şeyi yapmışsın, asıl takıldığım nokta. Öğretmenlerimize, bizim güneşimize işe yaramaz, sabit fikirli diyorsun dolaylı yoldan.
Benim de sınıf öğretmenim vardı, ben de her gün andımızı söyledim, ben de her gün İstiklal marşını söyledim, Bana da NAzım Hikmeti öğrettiler, bana da balkan savaşlarını anlattılar, bana da bağımsızlığın sadece bizim için önemli olmadığını anlattı öğretmenlerim. Düşünmesini bildim, düşündüm.
Ermeniler için dedğine hiç girmiyorum bile...
( Ahh keşke Ahmet Altan olsa karşımda da konuşsam konuşsam konuşsam...)
1~ 562 gün
manas
ben abdülhamidi gök sultan diye okudum. Benim tarih hocam osmanlı tarihinin en iyi üç padişahından biridir dedi. Tarih kitabında da hicaz demiryolu ve müthiş denge siyasetinden bahsediliyordu abdülhamidin hayatı anlatılırken..
Hakkaten bu yazıyı ahmet altan mı yazmış diye içimden geçiriyorum bu kadar bayağı tarih bilinci 50-60 yaşında bir adam da olamaz bir ortaokul çocuğu bile tarihi olaylara daha doğru dürüst yaklaşımlarda bulunabilir diye düşünüyorum...
Ayrıca ben o andı Türküm Doğruyum Çalışkanım diye gürlerken o günlerde ilkokul beşteyken gözlerim yaşararak okurdum hiç sıkılmadım ortaokuldayken de ilkokuldakilere özenirdim hala daha özenirim çıkıp söylemek isterim onlar gibi.. Bugün andımıza laf atıyor beyefendi yarın da artık istiklal marşına vardırırlar ''so-called'' aydınlarımız..
bence ahmet altan ne kadar tembel bir öğrenci olduğunu yarım yamalak bilgilerle nasıl okuldan çıkılabileceğinin kanıtını göstermiş.. şiir öğretmediler bze demiş sanırım beyefendi kendisi öğrenememiş hocalarına bok atmakta...
kanuni döneminde batmış osmanlı vah vah vah acaba ondan sonra yaşanan lale devrini neyle yapmışlar hangi paralarla...
bizim efendim canım
bizim paparazziler acaba daha derinlemesine işleyebilir miydi bu konu onu merak ediyorum gerçekten...
neymiş efendim çiçek böcek yazmakla sevgi pıtırcıklığıyla yazar aydın olunamıyormuş iki süslü cümleyle aydın olunamıyormuşş
~ 562 gün
.....demolight.....
güzel bir yazı olmuş
tşkler
~ 561 gün
uyuz
en uzun geceyi de tavsiye ederim.ha bide isyan günlerinde aşk'ı
hem tarihi romanı seven hem de duygusallık olmadan okumam dienler için harika bi seçim bence
~ 561 gün
luca leotardo
"Resmi tarih" kavramına ilişkin eleştirel nitelikte bir yazı...
~ 561 gün
bad religion
"Hem Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkıp yerine Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmakla övünüyor, hem de Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkan "yabancılara" kızıyorduk.
Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkmak iyi bir şey miydi kötü bir şey miydi, bunu hiç anlayamadım."
daha bunun bile ayrımına varamayan birisine türk tarihi yorumlattırılırsa işte bu yazı çıkar ortaya.. pek samimi gelmedi yazı doğrusu..
~ 561 gün
-&-...........-&+
ben şunu derim ki Ahmet ALTAN bey'e:
bir başka Türk e kısa vadede nobel verileceğini sanmıyorum.
şimdi benim yazdıklarından anladığım kadarıyla senin rahatsızlığın ''osmanlı topraklarını paylaşmış olan devletlere karşı biz savaşa girdik.Biz ingilizlerle girelim dedik kabul etmediler almanya da bize yeşil ışık yaktı onlarla girdik'' düşüncesinin ahmet altanın yazısında işlenmemiş olması.
Altan yazısının devamında zamanında Osmanlı devleti başka ülkelerin topraklarına girdiğinde,işgal ettiğinde bu sürecin gücünden ötürü(gerçektir ki bize devletin teokratik yönetimiyle de bağdaştırılarak cihat yani alt anlamda Müslümanlığın gerektirdiği bir misyon dolayısı ile de) haklı bir durummuş gibi gösterildiğini,sıra Avrupa ülkelerinin işgallerine geldiğinde bunun da kalleşlik olduğunu öğrendiğini yazmış.Bu noktada kafasını karıştıran bir şeyler olduğunu dile getirmiş.Yazarın tek amacı bence yanlı tarihi öğreten kurumların,okullarımızın kendisinde yarattığı endişeyi dile getirmektir.
Şimdi bu durum sadece bizim ülkemizde mi vardır?Tabi ki hayır..Her ülke kendi tarihini yanlı anlatır diğer nesillere…ama bu yanlı anlatımın diğer nesillere düşmanlık tohumu ekmekten başka bir işe yaramayacağını dile getirmeye çalışmaktadır.
Yazarın Türküm,doğruyum,çalışkanım demekten bu noktada rahatsızlık duyduğunu başka herhangi bir konuda andımızı okurken bir endişe hissettiğini çıkaramadım ben yazıdan..
Okullarda öğretilen tarihin insanımızı kendi tarihini eleştirmesine kapatan içeriğinedir yazılan tüm sözler ki bu da bir gerçektir.Bu noktada yazarın aydınlığına laf söylenmesi bana mantıksız geliyor.
Nasıl ki Osmanlı zamanında topraklara girmiş,almış ve sınırlarını genişletmişse daha sonraki dönemlerde Osmanlı’nın zayıflamasıyla Osmanlı topraklarının paylaşılması da doğaldır.Bunu anlatırken birinin başına zafer yazılıp diğerine aşağılayıcı sözler yazılıyorsa bir tutarsızlık dolayısı ile doğru olmayan bir şeyler vardır,öyle değil mi?
Ee o zaman bu yazarımızın da eleştirisinden yola çıkılarak onun bilgisine laf edecek bir durum da söz konusu değildir.Çünkü yazdıklarında haklıdır:
Her tarih kitabı Osmanlının I.dünya savaşına balkanlarda kaybettiği toprakları geri alabilmek sevdası uğruna girdiğini yazar.Sebebi de şudur:Çünkü balkanlardaki topraklar Osmanlıyı Avrupa kıtası dahilinde tutmaktaydı ve dolayısıyle avrupanın iç işlerine yakınlığını arttırmaktaydı.Bilgi olarak da bir hata yoktur.Osmanlı’nın da amacı toprak kazanmaktı,paylaşılan topraklarının kurtulmasına yönelik bir amacı yoktu bu yüzden yazıda senin rahatsızlık duyduğun kısmın belirtilmemiş olması da bana normal geliyor.
Ayrıca diğer yazdıklarına da şunu söylemek isterim ki yüzeysel bakmak dediğin Ahmet Altan’ın bir yazısıyla sözde aydın olması durumu tarafınca yapılan bir şeydir.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/9564
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!