ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > konu dışı > Planktonlar yeryüzünden siliniyor

Sayfalar: 1  2  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12
 
e=m.c²
e=m.c²

Bilim dünyası küresel ısınmanın okyanuslarda besin zincirinin en alt üyesi ve yeryüzündeki fotosentezin yarısından sorumlu olan planktonları yok edebileceğini gösteren uydu verilerini konuşuyor.
haberin devamı için tıklayınız...

.
.
.
Dünyanın içine etmeye hızla devam ediyoruz.....biri bizi durdursun !!!!
13 Aralık 2006 19:39   mesajın adresini al  
 
banshee
banshee
her şeyin bir sonu vardır.
13 Aralık 2006 19:40   mesajın adresini al  
 
e=m.c²
e=m.c²
ama mutlu sonla bitse güzel olur...:)
13 Aralık 2006 19:42   mesajın adresini al  
 
rocknbok
rocknbok
bitermi ki?
13 Aralık 2006 19:44   mesajın adresini al  
 
deniz bölükbaşı
deniz bölükbaşı
sonumuz gelicekse bile bizim elimizden gelicek! en azından sonu biraz daha geciktirebiliriz ben yaşayabileceğim kadar yaşamak istiyorum! deodorant ve benzeri şeyleri kullanmıyorum! ozonla ve iklimlerimizle dost olmalıyız! aralık ayının ortasındayız ve hala hava bahar havası gibi:S ben kışı istiyorum...
13 Aralık 2006 19:45   mesajın adresini al  
 
rocknbok
rocknbok
bende barajımızda su bitti valla susuz kaldık yağmur duasına çıkıcaz yakında
13 Aralık 2006 19:47   mesajın adresini al  
 
atalay
atalay
dün national geographic izliyordum da. yaşam atmoster olan başka gezegenler varmış. hani dünya başta yanıyormuş ya .. kimisi hala yanıyormuş, kimisi de buzul çağdaymış.
elbet dünya gibi normale donerler :) bizde normale donunce oraya gideirz.. :Pp
nasılım :d
13 Aralık 2006 19:52   mesajın adresini al  
 
dea
dea
kendi kendimizi durdurcas mrk etme sen :)
13 Aralık 2006 20:06   mesajın adresini al  
 
bad religion
bad religion
nükleer silahlarla dünyanın yörüngesini değiştirecek teknolojiye sahip olunduğunu iddia etmekteydi bilim adamları.. böyle birşey düşünürler belki ilerde..
13 Aralık 2006 21:21   mesajın adresini al  
 
hellywood
hellywood
amaaaan boşverin
marsta su var nasıl olsa
gideriz oraya orayı da b.k ederiz ne var yani
binyıllardır yapmadığımız şey mi
13 Aralık 2006 22:29   mesajın adresini al  
 
hasix
hasix
güneri civaoğlu nun bi yazısı

Bundan 4 milyar 600 milyon yıl önce, eriyik bir kitle vardı. Bağrından koptuğu anasının yörüngesinde, alevler içerisinde dolanıp duruyordu.
800 milyon yıl geçmesi gerekti azıcık soğuması, kendine gelebilmesi için. Sonra geçirdiği 1 milyar yıl boyunca yalnızdı. Yılbaşlarını kutlayacak dostu hiç olmadı o aralar. Havada kesif bir amonyak, metan kokusuyla birbirini kovaladı 100 milyon yıllar.
Daha sonra nereden geldiği bilinmez bir konuğu oldu; bir canlı=bir bakteri (cyanobacteria)... Artık üzerinde bir hayat, bir kader ortağı vardı. Bu bakteriler milyarlarca sene sürecek hayatlarına ve fotosentezle falan kitleler oluşturmaya başlamışlardı.
Zaman su gibi akıp gidiyordu. Günümüze 2 milyar 600 milyon yıl kala karalar da oluşuyordu.
Bir 800 milyon yıl daha... Artık sahnede Eukaryotic hücreler de vardı. Hani şu hayvanları, bitkileri, mantarları oluşturan hücreler.
1 milyar 300 milyon yıl daha geçiverdi. Çok hücreli hayvanlar, deniz yaratıkları boy göstermeye başlamışlardı.
Şunun şurasında günümüze 434 milyon yıl kalmıştı.
Kocaman tek bir süper kıta vardı: Goldwana. Kuzey yarımküre tamamen okyanustu.

İlk yok oluş
Daha sonra Goldwana kuzeye doğru hareket edince, muazzam buzullar oluştu. Deniz suyu seviyesi düştü ve zar zor oluşmuş canlıların yüzde 60'ı telef oldu. Bu yeryüzündeki ve denizlerdeki canlıların yediği ilk büyük darbeydi.
Zamanla, günümüze 400 milyon yıl kala hava sıcaklıkları mevsim normallerine geldi, istikrar sonucu denizler yeniden yükseldi ve ilk çenesiz balıklar ortaya çıktı.
Artık tohumlu bitkiler, ormancıklar da görülmeye başladığında, mangallarını devirecek, izmaritlerini atıp onları yakacak magandaların ortaya çıkmasına daha 354 milyon yıl vardı.
Örümceklerin atası kanatsız böcekler de, bu devirde bir terlik darbesiyle ezilmeden, mesut, mutlu yaşayıp gidiyorlardı.

2. Kıyamet; ilk göktaşı
Derken tüm canlıların yüzde 70'inin telef olduğu ikinci büyük darbe geldi çattı. Bu darbe ne kötü yönetim, ne de ekonomik istikrarsızlık sonucu ortaya çıkmıştı. Dünyaya freni patlamış bir asteroit çarpmıştı. Asteroidin hangi ülkeye kafadan geçirdiği hakkında muhtelif görüşler var.
100 milyon yıl daha geçti. Carboniferous döneminde her tarafta buzullar oluşurken, buzulların ve suyun basınçla altında kalan ormancık bölgelerinde günümüzün kömür havzaları oluştu. İşte 286 milyon yıl sonra, o kömür havzaları yüzünden çıktı ilk dünya savaşı, döndü ağır sanayi çarkları.

Jurassic dönemi
Şunun şurasında, 250 milyon yılcık kalmışken; permian döneminde üçüncü ve en büyük darbe geldi. Deniz seviyesi en az 150 metre düştü. Günümüzdeki St. Helens Yanardağı'nın patlamasından 1 milyon misli volkanik patlamalar oldu. Güneş müneş gözükmez oldu. Kapkara yeryüzü seraya döndü ve deniz canlılarının yüzde 97'si, kara vertebralarının yüzde 75'i, yapraklı kara bitkilerinin yüzde 97'si bağıra bağıra yok oldu.
Bu badireyi atlatanlardan yeni türler, yeni bitkiler, yeni sürüngenler gelişti.
Ve 213 milyon yıl önce muhteşem bir dönem başladı; Jurassic dönem... Çeşit çeşit dinozorlar türedi. Dünya, Spielberg filmlerine dönmüştü. Dev yaratıkların, dev deniz mahluklarının, dev kuşların birbirini yediği efsane dönem olarak ders kitaplarındaki ve bilimkurgu filmlerindeki yerini aldı.
Onu da atlatırsak torunlarımızın torunları buzul çağının başlarında bulacak kendilerini... Tatil rehaveti ve Dr. Yalçın Ergir ile dünden devam.


2. göktaşı Meksika'yı vurdu
Çeşit çeşit böcekler, çiçekli bitkiler, modern memeliler ortaya çıkarken, yüz binlerce senede bir görülen bir darbe daha geldi.
10 kilometre çapında olduğu sanılan bir asteroid, şimdiki Meksika'nın Yucatan Körfezi dolaylarına çarptı. Tarifi olanaksız çarpma, buharlaşan kayalar, şok dalgalarıyla dünyanın diğer tarafında harekete geçen volkanlar, havalanan toz ve kil tabakasıyla kaplanıveren atmosfer, kararan - soğuyan dünya...
Sonuç: Güzelim dinozorların sonu...
Günümüze 66 milyon yıl kala memeliler, çeşit çeşit bitkiler, ilk atlar, Moby Dick'in ataları, film değil, yaşam sahnesindeydiler.
Oligocene, Miocene, Pliocene dönemleri birbirini takip etti. Kimler geldi kimler geçti; ne memeliler, ne primatlar, ne hominidisler, ne homohabilisler... Ve gelindi 1 milyon 800 bin yıl öncesine, dördüncü jeolojik devre...
Dünyanın güneşe göre astronomik pozisyonunun değişmesiyle korkunç bir buzul çağı dönemi başlamıştı. Buzullar, Avrupa'nın Asya'nın ve Kuzey Amerika'nın büyük bir kısmını kaplamıştı. Yıllık sıcaklık ortalamaları sıfır derecenin çok altlarındaydı. Ara sıra ılık dönemler de olmuyor değildi; ama buzul dönemleri 100 bin yıl sürüyorsa, ılık dönemler sadece 10 bin yılcık sürüyordu.
Pleistocene döneminde artık ilkel insan da ortaya çıkmıştı. Henüz modern değildi. Daha Kazıklı Voyvoda'lara, toplama kampları fırınlarında yakmalara, kimyasal - biyolojik ve nükleer silahlara on binlerce yıl vardı.
Günümüze 10 bin yıl kala, son buzul dönemi bitip, ılık Holocene başladığında, yeryüzü asteroidden beter bir belayla, insanın evrimleşmişi ile tanıştı: Homosapiens.


Ve işte medeniyet
Ve medeniyet başladı. Gerisini biliyorsunuz. İki buzul dönemi arasındaki 10 bin yıllık kısacık ılık dönemin sonlarındayız. Havalar gene sapıtmaya, buzullar gene oynamaya başladı. 100 bin yıllık buzul çağına, yok oluşa yaklaşıyoruz.
Ömrünüz, şu anda "küresel ısınma var" diye dövünürken, ardından mutlaka gelecek uzun buzul çağını görmeye, şu bir derecelik ısınmanın kıymetini anlamaya, ondan korkmamaya yetmez.
Belki şu anda bunaltan hayat pahalılığından, dönüp duran dolaplardan, aslında milyarlarca yıldır yaşamaya uygun yegane minicik, mikroskobik koşullarda ve zaman dilimciğinde olduğumuzu yani bu müthiş şansı anlamaya da yetmez.
Kıtalar yükselmeye, hareket etmeye, dünyanın dikey aksı, güneşin etrafındaki yörüngesini değiştirmeye devam edecek. Kaçınılmaz olarak ekinoks - yani güneş ışınlarının ekvatora dik olarak geldiği, gece ile gündüzün eşit olduğu tarihler yine değişecek, Fikret Kızılok'un ölümü artık bir ekinoks gecesine denk gelmeyecek.
İçinde bulunduğumuz ılık dönemden on misli daha uzun sürecek bir buzul çağı daha mutlaka gelecek.
Belki Hasan Dağı patlayacak, belki yıldızlı bir gecede komşunun bahçesine üzerine Küçük Prensi'yle bir asteroid düşüverecek.
Dinozorlara bile yar olmamış yeryüzünde, bizim de neslimiz tükenip gidiverecek, fosillerimiz bulunacak kuruttuğumuz nehir yataklarında, mars çiçeği tarlalarında.
 1   13 Aralık 2006 22:50   mesajın adresini al  
 
mezo nuko
mezo nuko
dogrudur...
13 Aralık 2006 23:05   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008