ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > güncel > imam hatiplerin katsayı engeli kaldırılıyor

Sayfalar: 1  2  3  4  5  9  10  11  12  13  << Önceki Sayfa      şu anda 145 - 156
 
comandante
comandante
Yazdığın her konuda özetlemende yerden göğe kadar haklısın ama tek bir maddeye itirazım daha doğrusu saptamam olacak

klasik müfredatın yanısıra , din eğitimi veren okul talebi olmasına karşılık bu tür yasal okulların bulunmaması sorun teşkil etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti laik bir ülkedir ve eğitimi laik çercevede verilir. Dini eğitim yapan okullar olması çok doğru değildir. Bu tür okullar eğer islam dini için açılacaksa başta Heybeliada Ruhban Okulu olmak üzere diğer dini çevrelerinde dinlerini ve inançlarını anlatacakları öğretecekleri okullar olması gerekmektedir. Çünkü devletin dini yoktur ve her dine ve inanışa eşit mesafede olmalıdır.
16 Kasım 2006 12:55   mesajın adresini al  
 
since1453
since1453
kpss formunda en cok imam ,hatip mezunları alınıyordu zaten
16 Kasım 2006 15:15   mesajın adresini al  
 
halid e.a.
halid e.a.
başbuğ fırat demis ki:

Türkiye Cumhuriyeti laik bir ülkedir ve eğitimi laik çercevede verilir. Dini eğitim yapan okullar olması çok doğru değildir. Bu tür okullar eğer islam dini için açılacaksa başta Heybeliada Ruhban Okulu olmak üzere diğer dini çevrelerinde dinlerini ve inançlarını anlatacakları öğretecekleri okullar olması gerekmektedir. Çünkü devletin dini yoktur ve her dine ve inanışa eşit mesafede olmalıdır.

şimdi söylem noktasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti laik olduğunu iddia edebilir lakin pratikte değildir.şöyleki , din ve devlet işleri birbirinden ayrı değildir.devletin gayrı resmi dini islamdır.hatta mezhebi bile vardır.devlet baba diyanet işleri kurumu vasıtası ile müslüman tebasını kontrol eder.cuma namazlarında okumaları ve öğrenmeleri için yazılar gönderiri.zorunlu din dersleri koyar.dinin içndeki dogmaları temizler.dini şekillendirmeye çalışır.ama bir günden bir güne tutupta bir kiliseye bu yaptığınız doğru değil yada dogmatiksiniz veya bu pazarda şunu okuyun ayininizde demez.yahut ta bir sinegogun hahamını tayin etmez.hahama maaş vermez.bayramlarını kutlamaz.biz burdan ne anlıyoruz..devletin teoride dinin yoktur ama pratikte vardır.dolayısıyla devlet teoride laiktir pratikte değil.bu bir
ikinci husus ise laik devlet olmanın ön şartımıdır seküler eğitim vermek.yani din öğretimi laiklikle çakışır mı?din öğretimi alan insan laik olamaz mı?olamaz ise din öğretiminin tamamen yasaklanması gerekmez mi.yada insaların zahiri ilimlerle (ki bunlar ilim olduğu için , öle evde kitap okunarak öğrenilmez.yok diyorsan ki öğrenilir o zaman felsefe bölümlerini kapatalım) pozitif ilimleri beraber öğrenmek istemesi çok tehlikeli bir durum mu?

saygılar.hörmetler.esenlikler dilerim.ilkerin selamı var.gözlerinizden öperim...
 2   16 Kasım 2006 19:31   mesajın adresini al  
 
anakin
anakin
Dünyada hiçbir ülke tam olarak laiktir diyemeyiz. Ama laiklik konusunda Fransa ile birlikte dünyanın en katı iki devletinden biriyiz.
 1   16 Kasım 2006 20:40   mesajın adresini al  
 
mavi...
mavi...
Anakin güzel bir noktaya değinmiş,

Bizde laiklik karın doyurmuyor mesela, ne kadar katı olsak da..

...

Şunun altını çizelim, laiklik bir sistemdir, ya da sistemin aracıdır.

Diğer 4 ilke ile birlikte laiklik, esas ilke olan Cumhuriyetçilik ilkesinin aracı olmuştur. Cumhuriyet döneminin çeşitli evrelerinde ön plana çıkmıştır ya da Kemalist düzen tarafından kullanılmıştır.

İsmet İnönü'nün liderliği yürüttüğü Kalkınma Programına kadar herhangi bir ilke ön planda tutulmamıştır. ( ki o dönemde CHP programında yoktur altı ok ). Önemli olan Cumhuriyet düşüncesini oluşturmaktır.

Kalkınma Programı ile birlikte devrimcilik ve devletçilik ilkesi cumhuriyetçilik ilkesinin baş koruyucusu görevini üstlenecektir. Zira o dönemde ( Şeyh Sait isyanı ve Kubilay dışında ) laiklik, milliyetçilik ya da halkçılık üzerinden Cumhuriyet'i değerlendirmek yanlış olur. Gerek devlet, gerek halk da böyle bir reaksiyon göstermemiştir.

Uygulanan bu politikanın artı ve eksileri İkinci Dünya Savaşı ile su yüzüne çıkmaya başlayacak, İsmet İnönü'yü Milli Şef yapan sistem, onun varlık vergisi ve ekmek karnesi uygulamaları ile tıkanacaktır.

Kemalist sisteme yapılan ilk sistematik muhalefet devletçilik üzerinden olacaktır. Bunu izleyen dönemde sırasıyla devrimcilik, halkçılık üzerinden karşı çıkışlar başlayacaktır. İktidardaki DP, "siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz" sözü ile Laiklik ilkesine karşı ilk açık saldırıyı başlatacaktır.

Bu DP'nin sonunu hazırlayan saldırıdır. Nitekim, temelleri sağlam ancak düzgün inşa edilemeyen Kemalist sistem, bu sözü kaldıramayacak ve DP'yi sistemin yardımcı mimarı İsmet İnönü bile kurtaramayacaktır.

İmam Hatip Liseleri amacında saparak ya da saptırılarak laiklik ve dolaylı yoldan cumhuriyetçilik ilkesine karşı geliştirilen bir reaksiyonun temsilcisi olmuştur.

Burada İHL'lerin geçirdiği evreler anlatılmayacaktır.

...

Laiklik Cumhuriyetin en temel ilkesi değildir. Özellikle 80 sonrası Sosyal Demokrasi cephesi ve Kemalist sistem, düzgün inşa edilmemiş olmanın doğal sonucu olarak, Cumhuriyet'i sadece ve sadece Laiklik ilkesi üzerinden korumaya ve savunmaya çalışmaktadır. 77'de ulaşılan %40'lara ulaşılamamanın altında yatan nedenlerden biridir bu.

Özellikle 80 sonrası unutulan ilkeler üzerinden politikalar üret(e)meyen sistem bugün köşeye sıkışmıştır.

Bu sebeple sistem İHL'lerin geleceği konusunda akıllı ve makul fikirler üretememektedir. ( diğer konularda olduğu gibi )

...

İHL bir devlet okuludur ve devletin eşitlik ilkesinden yararlanmalıdır.

Eğitimde genel sorun Meslek Liseleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Kemalist karşıtı hareket bunu çok iyi değerlendirerek bu açık üzerinden çok makul bir politika geliştirmiştir: Meslek liselerine verilen az katsayıyı diğer liseler ile eşit duruma getirmek.

Bu görüşün alternatifi yoktur. Bu durumda önerebilecek ( belki ) iki çözüm daha vardır.

1- İHL'lerin kapatılması. Bu yanlış bir çözümdür. İHL'nin amaca daha uygun hizmet etmesi sağlanmalıdır. İHL ilim dünyasına pek çok aydın kazandırabilir.

2- İHL'lerin meslek lisesi kapsamından çıkarılması. Bu açık ve net ayrımcılıktır. İmamlık ve Hatiplik bir meslekse, İHL bir meslek lisesidir.

...

Kemalist düzen ve destekcileri, rasyonel olmalı ve olayı sadece laiklik boyutuyla değerlendirmemelidir.

Sorunu İHL'ye indirgemek yanlış olacağı gibi, İHL'nin konumu ve geleceği gözardı edilmemelidir.
17 Kasım 2006 00:46   mesajın adresini al  
 
anakin
anakin
Mavicim, sen beni bilirsin ben seni bilirim.

Ben orada katı derken eritelim anlamında kullanmadığımı söylememin gereği var mı.

Katı derken, ABD'de başkanlar İncil'e el basarak yemin ederler.
Ya da Almanya'da Hristiyan Demokrat Parti vardır. Bizde benzer uygulama olursa yer yerinden oynar.

İHL'ler eğer meslek okulu olarak kalacaksa, o zaman bazı imam hatipler kapatılır, o binalarda düz liseler kurulur.
17 Kasım 2006 00:55   mesajın adresini al  
 
mavi...
mavi...



anakin demis ki:

Mavicim, sen beni bilirsin ben seni bilirim.

Ben orada katı derken eritelim anlamında kullanmadığımı söylememin gereği var mı.

Katı derken, ABD'de başkanlar İncil'e el basarak yemin ederler.
Ya da Almanya'da Hristiyan Demokrat Parti vardır. Bizde benzer uygulama olursa yer yerinden oynar.



Tam da bu noktada şunu demeliyim, Laiklik ilkesinin katı olması bu döneme özgüdür. Sistemin bir politikasıdır. Katı laiklik'in gelecekte de bu şekilde katı olup olmayacağını bilemeyeceğiz...

Laiklik'in bugün bu kadar katı olmasının nedeni Kemalist sistemin 4 ilke üzerinden kendini savunamamasıdır maalesef..
17 Kasım 2006 00:59   mesajın adresini al  
 
anakin
anakin
Bence bunun sebebi 4 ilke üzerinden kendini savunamaması değil cumhuriyetin ilk yıllarından beri en çok bu ilkesine saldırılmış olmasıdır.

Bir taraf sertleştikçe, diğer taraf daha da sertleşmiştir.

Ve ortam meşhur bir yasadışı örgütün sloganı gibi kutuplaşmaktadır

Taraf olmayan bertaraf olur

Umarım böyle bir duruma gelmeyiz...
17 Kasım 2006 01:06   mesajın adresini al  
 
djmxcberdush
djmxcberdush
benim anlamadığım bi konu var.
laiklik çok lastik bi kavram ve herşeyi laikliğe çekebiliyolar.
laikliğin tanımını hepimiz ezberledik artık.laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.yani devlet kararları verilirken dine bağımlı kalınmamasıdır.
imam hatip gibi liselerin laikliğe tezat düşecek yanı neresi???devlet yine kararlarını dine bağımlı kalarak almasın ama %99 u müslüman olan resmi dini islam olan bir ülkede din öğreten okulların varlığını laikliğe tezat göstermeye çalışmak saçmalık değilmi sizcede???
e=m.c² arkadaşımız güzel analizler yapmış ama mühendislik okuyanlar bilir.keşke lisede meslek lisesi olsaydım diyen çok arkadaşım var.bence öyle bi sistem gelmeliki elektrik mühendisliği okuyacak adam liseden elektrik bölümüne yöneltilmelidir.yani bizim lise sonunda verdiğimiz kararı ilköğretim sonuna alınması gerekiyo diye düşünüyorum.

arkadaşlara ricam laikliği ve Atatürk'ü lütfen alet etmeyin.türbanın yada imamhatipin laikliğe ters düşen bi yanı yok.bunu sizde biliyosunuz...
17 Kasım 2006 01:42   mesajın adresini al  
 
halid e.a.
halid e.a.
mesele laiklik ilkesinde değil , laiklik ilkesinin dönemler içinde farklı yorumlar kazanmasında yatar.sistem elindeki enstrümanı istediği deliğinden öttürür.laiklik bir ilke olmaktan çoktan çıkmıştır.sistemin enstrümanı haline gelmiştir.nitekim aynı kaderi paylaşan (hatta daha da kötüsü) ilkeler vardır.misal milliyetçilik , devletçilik , devrimcilik.milliyetçilik ırkçılığa sebebiyet verdiği gerekçesi ile , devletçilik kapitalizmin önü alınamayan bedbaht zaferi ile , devrimcilik seebiyet verdiği anrşi gerekçesi ile terk edilmiştir.bu gün bu söylemleri ağzına alan marjinal olur.kömünistlik , faşistlik yada marksistlik ile itham edilir.

laiklikte bu bağlamda tedavülden kaldırılma tehlikesi ile karşılaşmış , lakin 50 li yıllardan sonra yeni yorumlar katılarak güncellenmiştir.tabi Cumhuriyetimizin bekaası düşünülerek.ister istemez lakin laikliğin bu güncellenmeleri dönemin fırtınaları göz önüne alınarak değerlendirilmelidir kanımca.

şöyle ki : 68 kuşağı ve onların rüzgarıyla Türkiyede kuvvetlenen sol ister istemez marksist çizgiyle paralellik göstermiştir(yada öyle gösterilmiştir)zira solu Türkiyede yıpratan unsurların içinde sosyal adalet, eşit bölüşüm ,emeğin değeri ,işçi hakları ile ilgili konular olmamştır.sol türkiyede sosyalist ilkelerinden dolayı değil marksist düşüncenin dine karşı takındığı tavır üzerinden yıpratılmıştır.her zaman bu konuda ki sözler afişe edilmek süreti ile eleştirilmiştir.işte ihl lerin patlaması bu yıllara denk gelir.zira o yıllarda üniversitelerde ezici bir sol hakimiyeti vardır.çocuklarının okullarda marksist olacağını düşünen kitleler ihl'lere hücum etmiştir.nitekim ihle'lerin tarihi araştırılırsa kuruluşundan 70 li yıllara kadar pek talep görmediği farkedilecektir.misal memleketim olan k.maraş , ihl açıldığında okula talebe göndermemiştir.sadece rica minnet toplanan 17 öğrenci ilk sene eğitim görmüştür ihl'ede.oysa ki k. maraş muhafazakar tutumuyla bilinen bir şehirdir.

bu durum sertleşmeye devam ettikçe ihl'ler daha çok rağbet görmüştür.90 lı yıllarla birlikte yıldızı sönen solun yerine yeni bir yıldız yükselmeye başlar Türkiyede ve dünyada (muhafazakarlık) agust comte'dan o güne kadar mevzilerini muhafaza etmeye çalışan lakin bozgundan kurtulamayan muhafazakarlık mevzilerine yerleşmiş saf tutmaya başlamıştır.artık yeni tehdit muhafazakarlar olmuştur.işte tam da bu noktada laiklik ilkesinin yeni bir yorumuna ihtiuyaç duyulmuştur bu muhafazakar kitlelere karşı.sol için 70 lerde yaşanan kara propaganda bu sefer sağ için çalışır.ve sistem kendini korur.ihller de hikayeden payına düşeni alır.

her iki süreçte de kaybeden Türkiye olur.birincisinde sosyal devlet olma sürecini mahfeder , ikincisinde şehirleşme sürecinde olan muhafazakar kitleleri kendine küstürür.

inşallah Türkiye bir daha böle radikalleşmeler yaşamaz.devletimiz daha fazla zarar görmez.inşallah biz geçmişi ibret tablosu olarak görürüz.babalarımızın yapamadığını yaparız.cihana rezil ve zelil olmayız.
17 Kasım 2006 03:18   mesajın adresini al  
 
kretzsche
kretzsche
birisi demiş ki :

"ecewıt lıse mezunuydu 5 kere başbakanlık yaptı"

ecevit lise mezunu muydu? benim bildiğim robert kolej'e yani boğaziçi üniversitesine alınan yabancı asıllı olmayan ilk türk vatandaşıdır

ayrıca;

1944'de robert koleji'ni bitirdikten sonra dtcf ingiliz filolojisi bölümüne girmiş aynı yıl basın yayın enformasyon genel müdürlüğünde çalışmaya başlamıştır. 1946'da rahşan aral'la evlenen ecevit (bkz: dönüm noktası), yüksek öğrenimini yarıda keserek londra basın ataşesi olmuş, bu sayede . 1950'de türkiye'ye dönerek chp'nin resmi yayın organı ulus gazetesinde çalışan bülent ecevit, menderes iktidarının ulus'u kapatmasının ardından halkçı ve yeni ulus'da gazeteciliği sürdürmüştür. 1954-1955 yıllarında abd'de winston salem journal'da konuk yazarlık yaptıktan sonra 1957'de rockfeller bursu ile gittiği abd'de sekiz ay harvard üniversitesinde sosyal psikoloji ve ortadoğu tarihi üzerine çalışmalar yaptı.

haa bir de işin etik kısmı var:
"ecewit" nedir yahu?? madem burada adamakıllı bir tartışma yapacaksınız şunu "v" harfi ile yazsanıza? yavşak mısınız siz?
 1   18 Kasım 2006 02:21   mesajın adresini al  
 
boomerang ¹³
boomerang ¹³
teknik lise mezunuyum, küfür etmek istemiyorum..
26 Aralık 2006 21:55   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  3  4  5  9  10  11  12  13  << Önceki Sayfa      şu anda 145 - 156

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008