ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > güncel > Mustafa Kemal'in çocukları..

Sayfalar: 1  2  3  4  5  6  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12
 
abbas
abbas
"Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz" Gazi Mustafa Kemal Atatürk
...

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kiymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, Istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düsünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemis bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmis, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri sahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!

20 Ekim 1927

Atamızın altını çizdiği günler yaşıyoruz..
14 Haziran 2006 06:50   mesajın adresini al  
 
abbas
abbas
Bana mı öyle geliyor, bu mevsimde.. ?
14 Haziran 2006 06:52   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante
Sonuna kadar haklısın Erdem İktidar sahipleri güngeçtikçe daha cok gaflet delalet ve hıyanete sürükleniyorlar. Ama gerçek Atatürkçüler ve Kemalist Gençlik eninde sonunda 1919 ruhunu geri döndürecektir.
Unutmamamız gereken
MUHTAÇ OLDUĞUMUZ KUDRET DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR
Sen rahat uyu Atam İlkelerinin ilelebet bekçisiyiz.
Onlar yolcu biz hancıyız
14 Haziran 2006 09:23   mesajın adresini al  
 
kurbağabacağı
kurbağabacağı
durumun gerçekten farkında olup birşeyler yapmak için çabalayanlar var ama içimdeki ses bunun yeterli olmadığını söylüyor. keşke Fırat'ın dediğini diyebilsem. özellikle bir konuya değinmek istiyorum. bir milleti parçalamanın yollarından biri de önce kültürel olarak çökertmektir, kültürün ana direği dildir. güzelim Türkçe'miz son hızla bozulurken, diğer dillerin saldırısına uğrarken gençliğimiz de elinden geleni ardına koymuyor kelimeleri ne kadar daha değiştirebilirim, ne kadar daha bozabilirim, kendi dilimde olan sözcükler yerine hangi yabancı kelimeleri kullanabilirim diye uğraşıyorlar sanki. ne yalan söyliyim, bu gençlikle birşeylerin düzeleceğine inanmıyorum.
14 Haziran 2006 10:16   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante
Sevgili Hakan eğer onlara karşı gelebilmek istiyorsan içinde ümidin olmalı ümidini kaybetmemelisin. Unutma bu ülkenin düzelmesi için
NAMUSLULARDA NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMALIDIRLAR.
14 Haziran 2006 10:29   mesajın adresini al  
 
kurbağabacağı
kurbağabacağı
önceden bu tarz cümleleri daha çok kurardım ama insan bakıp da sadece kendisi ve birkaç insancığın bunlarla uğraştığını gördükçe hevesi kırılıyor ve susmaktan başka birşey yapamıyor. sonuçta şu anki gençlikle birşeylerin düzeleceğine inanmıyorum demek de umutsuzluğu artırmaktan başka bir işe yaramıyor. ama en azından kendi okulmdaki insanlara bakıyorum. bahçeye çıkıp bir kenarda hava alıyım dediğim zamanlar diğer insanların konuşmalarına kulak misafiri olurum ve yapılan muhabbetler hep içimi burkar. şöyledirler genellikle; geçen gün kaza yaptım arabanın tamponu için 20bin ytl ödedik, kredi kartı borcum 2bin ytl geldi pederden saklıyom. şu kıza bak giydikleri hiç yakışmamış, ikinci derse girmeyip nereye gitsek acaba?, sigara var mı diye sorarlar samsun veya 2000 uzatırsın - ve sigaranla gurur duymaktasındır, çünkü yerli malıdır- buruşmuş bir yüz ifadesiyle "ıyyy samsun mu içiyosuuuunn" derler sigaranın bile markası peşindedirler çünkü. bu yazıyı okuyanlar düşünecek ki okuldaki diğer insanlarla (çoğuyla) aramda sınıf farkı olduğunu düşünüyorum ve buna gıcık oluyorum. evet bence de onlarla aramda sınıf farkı var ama bu fark sadece düşünce bazında ve onların düşünsel yetersizliklerinden kaynaklanıyor. peyami safa'nın bile kim olduğunu bilmeyen insanları niye çekemiyimki ? hep bir umut diyorum, güzel şeyler olacak diyorum ama bu gençliği gördükçe biz miyiz Atatürk'ün cumhuriyeti yükselteceğini ve yaşatacağını düşündüğü gençler demekten kendimi alamıyorum.. :(
14 Haziran 2006 10:35   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante
İşte bu tür hamlelerle içimizdeki hevesi öldürmek ve bizi yıldırmak istiyorlar
Cumhuriyetin kuruluş dönemini unutma
Daha yolun başında Mustafa Kemal'e bir yığın yoklar sayarlar...
- "Para yok, silah yok, mühimmat yok" derler...
- "Bulunur" der...
- "Ordu yok" derler..
- "Kurulur" der...

Ve dediğini yapar...
Para bulunur... Silah bulunur... Mühimmat bulunur...

Ve hepsinden önemlisi düzenli bir ordu kurulur...

Mustafa Kemal ve yoldaşları bu şartlarda dahi yılmamışlardı. Bie yakışan onu örnek almak ve asla yılmamaktır. Çünkü biz Atatürk'ün Çocuklarıyıuz
14 Haziran 2006 10:43   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante
Ortadaki Tehditler
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç olmadığı kadar büyük bir tehdit altındadır.

Devletin pek çok kurumu mevcut laik sistemi yıkmayı, değiştirmeyi amaçlayan ve bu uğurda ülkeyi bölmekten çekinmeyecek olan AK Parti Hükümeti’nin yönetimine geçmiştir.

Laiklik siyaset üzeri bir kavram olmasına rağmen laikliğe yönelik tehditler siyasi platformdan gelmektedir. Siyasetin çirkefliğinden, siyasetçilerin egosundan, koltuk sevdalarından rahatsız olan halkımız olan bitene tepki vermemekte ve ayrıca oy da kullanmamaktadır. Bu yüzden halkımızın önemli bir kısmının katılmadığı seçimlerde, tepki oylarının ve ayrıca çok çarpık bir seçim barajının da etkisiyle AK Parti düşük miktarda oy almasına rağmen TBMM’de oy miktarı ile orantısız bir şekilde çoğunluğa sahip olmuştur. Meclisteki çoğunluğunu kullanan AK Parti Hükümeti gerek Anayasa hükümlerine gerekse göreve gelmeden önce ettikleri yeminlere aykırı bir şekilde ülkenin en temel prensibi olan laikliği ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.

Başbakanlık, Bakanlıklar ve SAYISIZ devlet kurumu Cumhuriyet düşmanlarının eline geçmiş durumdadır. Mayıs 2007’de Cumhurbaşkanlığı Makamı’da elden gidecektir. Ordu pasifize edilmiş durumdadır ve AK Parti Hükümeti’nin Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak amacıyla Irak sınırında kurulacak bir Kürdistan’ı desteklediğine dair somut kanıtlar vardır. AK Parti’nin ani çıkışını gören diğer siyasi partiler kişiliksiz bir şekilde, AK Parti gibi davranıp oy alabileceklerini düşünüp bu partinin ideolojilerini takip etmeye başlamışlardır. Şu anda ANAP, tam olarak AK Parti’yi takip etmektedir, DYP ve MHP belirsiz bir çizgide ortada oynamaktadırlar. Belli başlı partilerden bir tek CHP kalmıştır, Atatürk’ü, laikliği, Cumhuriyeti savunan.

Bakın henüz ele geçmemiş birkaç kurumun başkanları ne demektedirler?

“İrticai tehdit, kaygı verici boyutlara ulaşmıştır.”
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer

“Devletin anayasal düzenini hedef alan bazı irticai oluşumların ortaya çıktığını gösteren olguların bulunduğu kuşkusuzdur.”
Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu

Cumhurbaşkanımız ve Danıştay Başkanı mevkileri gereği konuşmalarında sakin, diplomatik bir üslup kullanırlar. Onların bu kadar açık konuşması aslında sokak dili ile bas bas bağırmaya denktir. Peki bakın karşı taraf ne diyor?

“Cumhuriyet devrini tamamlamıştır”
Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer

“Our understanding of secularism is very different” (biz laikliği çok farklı algılıyoruz)
İngiltere’de kurulu Kurdistan Development Corporation (Kürdistan Kalkınma Şirketi) için verilen röportajdan alınma
Devlet Bakanı Ali Babacan

Ömer Dinçer ve Ali Babacan yalnız değiller. ‘PKK Siyasallaşsın’ ve ‘Sezer Görevden Alınsın, AK Parti ne Güzel İşte’ mesajlarını utanmadan veren Aktüel dergisi, laiklik konusunu açmamayı özenle tercih eden pek çok medya kurumu zaten Ayetullah Fethullah dönemi için uyum çalışmalarına başlamış durumdadır.

Cumhuriyet’in durumu bu kadar endişe verici bir noktaya gelmiş iken çok ciddi miktarda vatandaşımız “Buna izin verilmez” , “Millet artık AK Parti’ye oy vermez” , “Asker ağırlığını koyar” şeklinde büyük bir yanılsama içerisindedir. Ve maalesef gözüktüğü kadarı ile sohbetlerde Atatürkçülüğü kimseye bırakmayan, Türkiye’nin ilerlemesi için projeler geliştiren çağdaş Türk gençliği Cumhuriyet tehdit altında iken kafasını başka yönlere çevirmekte, hareketsiz kalmaktadır. Anıtkabir şeriatçılar tarafından yıkılsa bile kendisini çağdaş, Atatürkçü Türk Gençliği olarak tarif eden kitlenin bir bölümü pek çok mazaret bulacak, işini, tatil programını, ailevi sorumluluklarını mazeret göstererek kafasını başka yöne çevirecektir. En azından biz bunu çevremizde olanca açıklığı ile görüyoruz.

İşin ilginç ve traji-komik tarafı ilk Cumhuriyet neslinin –bakınız Fethi Dede- mert ve cesur bir şekilde ilerlemiş yaşlarına rağmen tekrar ayağa kalkması ve ülkesini savunmasıdır. Savaş zamanında doğan, en büyük yokluklar ile yarı-aç büyüyen bu ilk Cumhuriyet neslinin önünde olarak saygı ile eğiliyoruz. Sizler Atatürk’ün gerçek evlatlarısınız ! Cumhuriyet’i sizler kurdunuz, geliştirdiniz !

Bizler, 20-30-40-50 yaşındakiler sizlere layık olamadık. Korku, umursamazlık, kişisel menfaaat çabaları içerisinde ülkemizi bile gözardı ettik.

Bizler, olan bitene layığız !

(www.laikturk.org)
14 Haziran 2006 10:50   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante
Neler Yapabilirim

Laiklik siyaset üzeri, dini açıdan da nötr bir kavramdır. Bu yüzden her siyasi görüşe, dini inanışa sahip birey tarafından korunabilir ve korunmalıdır.



Günümüzde laiklik siyasal İslam ile dini sömürü yaparak cahil halkı kışkırtmaya çalışan din sömürücüleri tarafından tehdit edilmektedir. Halkın laikliğe bir olumsuz tepkisi olmadığı için din sömürücüleri bütün çabalarını laikliği çok yanlış bir şekilde din düşmanlığı, dinsizlik, özgürlüklerin kısıtlanması şeklinde göstermeye çalışırlar.



Peki, siz burada ne yapabilirsiniz ? Önce medeni, demokratik bir sistemin belki de en önemli mekanizmalarından birisi olan tepki vermek, protesto etmek, desteklemek kavramlarına kısaca bir göz atalım.





Türk halkı 1980 öncesinde aşırı politize olmuş bir durumdaydı. Yani, halkın önemli bir kısmı normalden daha kuvvetli, daha fanatik bir şekilde politik görüşleri desteklemekteydi. 12 Eylül 1980 sonrasında aşırı politize yapı yerini apolitik, yani politik açıdan tepkisiz bir yapıya bıraktı. Buradan bir uçtan diğer uca gidildi, orta nokta yakalanamadı. Oysa önemli olan orta noktadır, bireylerin ne aşırı tepki vermesi nede tepkisiz kalması ama doğru yerde, doğru zamanda, doğru şiddette tepki vermesidir.





Türk insanının 1980 öncesindeki aşırı politize yapısının bir anda tepkisizliğe dönüşmesi ile futbolun yükselişi aynı zamanlara rastlar. Günümüzde televizyon ve özellikle futbol birer toplumsal uyuşturucu olmuştur. Gündelik hayatımızda içimize attığımız bütün üzüntü ve sıkıntıları futbol maçları esnasında ortaya koymaktayız. Günümüzde futbol, Devlet Bakanı Sn. Ali Babacan tarafından da desteklenen Kürdistan’ın kurulmasının getirdiği sıkıntı, ülke içindeki işsizlik ve fakirliğe karşı olan rahatsızlık, başta Fransa pek çok ülkenin sözde Ermeni soykırımını desteklemesinin üzüntüsü ve Başbakan Sn. Tayyip Erdoğan ve bakanlarının 82 yaşındaki bir dedeye “Haddini Bildirmek” operasyonuna başlamalarına yönelik traji-komik duygular dahil pek çok duygu, düşünce ve tepkinin ortaya çıkış noktasına dönüşmüştür. Burada sorun futbolun bir spor olmanın ötesi geçmesi ve bir bireysel patlama/rahatlama mecrasına dönüşmesidir. Tepkilerin futbola kayması bireyleri maalesef diğer toplumsal olaylara karşı tepkisiz bırakmaktadır.



Gerek futbolun bir patlama mecrası olmaktan çıkması ve spor vasfını kazanması, gerekse içinde bulunduğumuz toplumun ve kendimizin mutluluğumuzun artması için düzenli olarak makul bir şekilde tepki gösterme alışkanlığı kazanmalıyız. Burada tepkimizi bizi kızdıran, rahatsız eden olaya karşı vermek, doğru zamanda vermek ve ayrıca sinirlenmeden sakin bir şekilde tepki göstermek bireyi çok büyük ölçüde rahatlatır. Gazetede veya televizyonda sizi rahatsız eden bir demeç mi gördünüz ? Elinize kalem kağıt alıp 5 dakika içerisinde tepkinizi yazmanız durumunda hem rahatlayacak hemde bir sonraki sefere stresli bir haber ile karşılaştığınızda daha az etkileneceksiniz.



Aksi durumda ise her stresli haber sizi daha da stresli yapacaktır zira bütün stresinizi futbol maçlarında vs. atmanız mümkün değildir. Yani, kontrol edemediğiniz bir kısım stres içinizde kalır ve gün be gün birikerek artar. Bu yüzden düzenli ama makul, ölçülü olarak tepkilerimizi dile getirmemiz tansiyonumuzu normale getirmekten tutun ülkemizin kurumlarının ehil kişiler tarafından yönetilmesine kadar pek ama pek çok fayda sağlar. Unutmayın ki doğru ve makul şekilde tepki göstermek bir stres azaltma aracıdır !





Doğru ve dengeli bir şekilde tepki vermek, desteklemek, protesto etmek militan olmak, bir ideolojiye mensup olmak değildir. Gelişmiş ülkeler dediğimiz ülkelerde herkes önem verdiği konuda yazılar yazmakta, düşüncesini, tepkisini, desteğini dile getirmektedir.





Laiklik konusunda tepki vermek bir siyasi görüşü desteklemek veya mensubu olmak manasına gelmez. Unutmayın ki laiklik siyaset üzeri bir kavramdır. Düzgün bir şekilde tepki ve destek verdiğiniz taktirde hiç birşeyden korkmanıza gerek yoktur.



9 Mayıs günü Sn. Erdoğan tarafından kalbinden geçenleri Atatürk’ün Selanik’teki evinde bulunan not defterine yazdığı için düşman ilan edilen Fethi Dede ise göreceksiniz ki haklı çıkacaktır. Neticede Fethi Dede mektubunu Sn. Erdoğan’a veya başka bir AK Partiliye yazmamış, basına yollamamıştır. Sn. Erdoğan’ın Atatürk’ün not defterinden kağıt kopartması kendisinin devlet adamı vasıflarına haiz olmadığını, etrafı düşmanla çevrili ülkemizin sinir krizleri geçiren, mesleki açıdan yetersiz bir Başbakan tarafından idare edilmeye çalıştığını maalesef göstermektedir. Yapılan davranışın camide dua eden bir kişinin duasını beğenmeyip o kişiyi tutuklamaktan pek bir farkı yoktur. Yalnız mert ve cesur Fethi Dede kadar açık yazarsanız tepki almanız muhtemeldir bu yüzden kafir, uşak gibi tabirleri kullanmamanızı öneririz. Fethi Dede’nin mektubunun sansürsüz halini sitemizde bulabilirsiniz.





Yukarıdaki şartlar doğrultusunda gündelik hayatını bozmadan, etkilemeden, rahat ama dengeli bir şekilde tepki vermek isteyen bütün vatandaşlarımıza aşağıdaki önerileri yapabiliriz.





Görüşlerinizi yazın. Gazetelere, siyasi partilere, desteklemek veya protesto etmek istediğiniz kişilere. Yazınız kısa, öz ve seviyeli olsun. İmza ve adres içersin. Tepki, kınama ve protestolarınızda saygılı, ölçülü bir dil kullanın. Sövgü ve küfür kullanmayın. Maksadını aşan ifadeler, korkutmak amacıyla tehditler kullanmayın. İş yerinizden yazı yazacaksanız veya isminiz bir kurum ile özdeşleşmişse muhakkak yazınızın şahsi görüşünüz olduğunu belirtin. Devlet görevlilerine yazı yazarken yazdığınız yazının sadece kişiye değil aynı zamanda makama da yazıldığını ve bu yüzden ifadelerinize dikkat etmek durumunda olduğunuzu unutmayın. Benim yazımdan, bir yazıdan ne olur demeyin ? Çok şey olur. Karşı taraftaki kişi de bir insan. Sizlerden gelen tepkiler ve destekler o kişiyi/kişileri muhakkak surette etkileyecektir. Tepkileriniz karşı tarafı akıntıya karşı yüzmek durumunda bırakacak, destekleriniz ise birşeyler yapmak için çaba sarfeden kişilere büyük manevi destek katacaktır. (Burada sadece bir adet e-posta’nın bile bana büyük destek verdiğini şahsen söyleyebilirim.)



Mizah ve yaratıcı düşünce ile protokol gereklerini bozmadan düşünce ve duygularınızı ifade etmeniz mümkündür. Örneğin Fethi Dedenin mektubunu ele alalım. Bu mektubun aynısını yazıp, “kafir” yerine “peygamber misali” ve “uşak” yerine “hükümdar” yazıp yazıyı yollarsanız mesajınız alınacak ama kimse sizi kolay kolay dava edemeyecektir. Bakın örnek aşağıda :



“İslamiyeti bir kalkan gibi kullanan bu insanlar hakikatte kafir.” Yerine

“İslamiyeti bir kalkan gibi kullanan bu insanlar hakikatte PEYGAMBER MİSALİ”



“Tayyip kendisi uşak olduğundan, Türk milletini de uşak yapmak istiyor ama muvaffak olamayacak.” Yerine,

“Tayyip kendisi HÜKÜMDAR olduğundan, Türk milletini de HÜKÜMDAR yapmak istiyor ama muvaffak olamayacak”



Böylece esprili bir şekilde mesajınızı dile getirebilirsiniz ve karşı taraf ne söylemek istediğinizi hemen anlar.



Yukarıda belirttiğimiz üzere kınamalarınız, tepkiniz desteğiniz çok önemlidir. Bunun haricinde tepkisizliğiniz de o kişileri etkileyecektir. Şöyle ki, “Atatürk’e şöyle ağır hakaret ettim, kimsenin sesi çıkmadı. Demek ki daha ağırını yapabilirim, artık sövebilirim” şeklinde düşünmelerine yol açacaktır.



Kısa ve net yazı, mektup yazmak zaman içerisinde kazanılacak becerilerdir. İlk başlarda çok zorluk çekmeniz, basit bir mektubu bir veya birkaç saat içinde yazmanız muhtemeldir. Önemli olan yazılarınızı kısa, öz tutmanız ve yazmaya devam etmenizdir. Göreceksiniz ki bir süre sonra rahat ve akıcı bir şekilde yazmaya başlayacaksınız. Arzu edenleriniz www.laikturk.org sitemizde bulunan örnek mektupları kullanabilirler.



Ayda asgari bir adet mektup yazmanız faydalı olacaktır. Mümkün ise her hafta bir mektup yazmanız veya yollamanızdır. E-posta yollanması daha zor netice verir zira spam adı verilen sahipsiz postalar elektronik posta kutularını doldurduklarından yollayacağınız e-postanın okunmadan silinmesi olasıdır. Sitemizde bazı güncel konularda örnek mektuplar bulabilecek ve böylece uzun uzun mektup yazmadan hazır mektupları kullanarak tepkilerinizi dile getirebileceksiniz.





Anıtkabir’e gidin ! Evet, çok basit ve güzel bir destek + tepki metodu. Sakızdan, gofretten tatil çıksa memnuniyetle gidecek vatandaşlarımızın aynı duyarlılığı laiklik konusunda göstermelerini gönülden diliyoruz.





Laikliği koruyan, destekleyen kurumlara sizde destek verin. T.C. Cumhurbaşkanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri burada en önemli iki isimdir. Nasıl mı destek verebilirsiniz ? Onlara mektup, e-posta ve telefonla iyi dileklerinizi iletin.





Laik ve çağdaş bir Türkiye için faaliyet gösteren derneklere, sivil toplum örgütlerine üye olun, maddi destek verin. Sitenin linkler kısmında bir kısım derneğin listesini bulabilirsiniz.





Siyaset üzeri bir kavram olan laikliğe saldıran siyasi partilere karşı siyaset ortamında laikliği savunan siyasi partilere üye olun, destek verin. Nasıl mı üye olabilirsiniz ? İki adet resim, bir adet ikametgah senedi ve nüfus cüzdanı örneği veya kimlik orijinali ve fotokopisi ile ilgili siyasi partinin bağlı bulunulan il başkanlığına müracaat edin. Yalnız, gitmeden önce lütfen telefonla gerekli evrakları teyit edin. Eğer siyasi partilerin programlarını okuyacak olursanız laik sistemi muhafaza etmesini beklediğiniz bazı partilerin artık bu çizgide olmadıklarını göreceksiniz. Bu yüzden, öncelikle siyasi partilerin programlarını okumanız önemlidir.






Laikliği koruyan özel sektör işletmelerine (örneğin medya kuruluşlarına) destek verin. Eğer gazete okumak içinizi karartıyorsa alın ama okumayın, sokağa bırakın başkası okusun.





Muhakkak surette oy kullanın, kullandırın.





Protesto mektuplarınızı milletvekillerine de iletin ! Linkler sayfasına bakınız.





Laikliğe destek veren her kuruma (OYAK kuruluşları, diğer bazı özel şirketler, gazeteler vs.) ticari olarak destek verin. Bu destek ürün satın alınması veya reklam alabilen işletmelere reklam verilmesi sayesinde çok rahat bir şekilde gerçekleşebilir.





Laikliği değiştirmeye çalışan gruplara maddi destek veren şirketlere ticari destek, reklam vermeyin, onların ürünlerini almayın.


(www.laikturk.org)
14 Haziran 2006 10:51   mesajın adresini al  
 
roland
roland
kendi görüşlerini yaz, grup psikolojisiyle hareket edip, internet sitelerinden yazıları sen buraya yazınca biz harıl harıl okuyup meclisin kapısına dayanacaz gibi bir düşüncen mi var?
başka görüş ve fikirler için olsa koyun bunlar, sürü psikolojisi, tarikatcı vs. d,ye adlandırmaktan geri durulmaz, yaptığının bundan farkı yok.
slogan atma, sağlam temellere dayandırdığın görüşlerin ve mantığın varsa ortaya koy!
14 Haziran 2006 11:20   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante
sen slogan larak göüyorsan slogan olarak göüyorum saçma sapan mailleri 10-15 kişiye yollayacağınıza alın bu maillei yollayın
14 Haziran 2006 11:31   mesajın adresini al  
 
roland
roland
kuru slogan olarak gördüğüm, grup psikolojisinden kaynaklandığını düşündüğüm şeyleri niye millete yollıyayım? neyi eleştirdiğimi anlamadın sanırım.
14 Haziran 2006 11:34   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  3  4  5  6  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008