ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > edebiyat > Genç Yazarlar

Sayfalar: 1  2  3  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12
 
atalay
atalay
Bütün yazan arkadaşları bekliyorum. Şiir, roman, hikaye, makale, şarkı sözü... Her şey olabilir. Yazılarımızı paylaşmak üzere, belki yeni projelere atılmak üzere...
İyi çalışmalar :)
Kalemine güvenen arkadaşlar yazsın bişeyler: )
31 Ekim 2005 00:28   mesajın adresini al  
 
j.admin
j.admin
BELKİDE

Bir dramdık başlayan. Karanlık kimliklerimiz vardı. Bir biçimdi verdiğimiz duygular,türetilen kelimelerdi satırlar bizi gömen.

Satır başlarıyla başlar hikayelerimiz,çocuğuzdur kurt oluruz.Vaktimizdi bizi kısıtlayan tıpkı kalbimiz gibi. Komedi sahnelerini en ağlak vaziyetlerde işlerdik repliklerimize. Ve bir iplik gibi, tükendik. Her yeni satırda hayaller vardı kurulan.Onca vaktimiz bir hayaldi birbirimizi unutturan, gördüklerimiz gibi. Biz bir felsefeydik anlaşılmayan,saatlerin tükettiği.Ve biz varsayımdık kurulan.Soyutlanarak birbirimize hayran kalırdık,cümle serileri üretirdik,anlamı hiç olmayacak.Aynaydı kalemim bir ucu kırık.

Gönlümüzü,akıl sanıp dinlerdik.Günün getirisi, kara hüzünlerdi. Bir sığınaktı göz yaşları ve bir kefendi dünya.Ve en gerçekçi rüyaydım ben.Uyanın!!!

Ben aslında hiç var olmadım, siz bir hayal gördünüz....!

profilimde daha var...
31 Ekim 2005 00:30   mesajın adresini al  
 
atalay
atalay
senin güzel gözlerine
güzel gülüşüne kanmışım
ben o sevgiye değil
senin hayaline aldanmışım

sevdim seni bir kere
düştüm yüzden dillere
bıraktın beni meçhullere
sensiz aşkımdan oldum divane

gel artık üzme beni
seviyorum seni deliler gibi
ne çok özledim o dünya güzeli gözleri
yeniden sev beni;
bilemezsin ne çok özledim seni

şimdi diyorum seviyorum
şimdi diyorum ölüyorum
kim ne derse desin artık
seni çok seviyorum

ilk bestem, ilk aşkıma yazdım. sonra yalan oldu tabi, klasik..
31 Ekim 2005 00:37   mesajın adresini al  
 
j.admin
j.admin
Keşke bir ip olsaydım
Bu kadar çok gerilmezdim

Keşke bir duvar olsaydım
Bu kadar çok sıkılmazdım

Keşke bir kuş olsaydım
Bu kadar çok vurulmazdım

Keşke bir bulut olsaydım
Bu kadar çok üşümezdim

Keşke bir cam olsaydım
Bu kadar çok kırılmazdım

Keşke bir ateş olsaydım
Bu kadar çok yanmazdım

Keşke bir hayal olsaydım
Bu kadar çok ölmezdim
31 Ekim 2005 00:40   mesajın adresini al  
 
felix post coitum
felix post coitum
"herşeyin bir limiti vardır ancak başarının limiti sonsuzdur.."
31 Ekim 2005 00:46   mesajın adresini al  
 
lucy luyi
lucy luyi
Doğru kopyayı bulduğum karanlık akımlar.
Bende zevk kızıl üzerine beyaz baskı.
Tamemen olgunlaşmış siyah zambaklar,
Girdap oluşturup,gizli kodlarımı yardılar.
El sıkışmayı önerdi...
Her biri tek örnek olan parmaklarıyla,
Lakin,ancak denk oldular,benim nasırlı avuçlarıma.
Saflığın yüzeyindeyim fakat
karanlık içimde derin bir çukur.
Dibinde " Sessizlik Şiiri " okunur.
31 Ekim 2005 00:48   mesajın adresini al  
 
j.admin
j.admin
Dün dündüm
Bugün büyüdüm de öldüm.
Sözdüm naz oldum.
Bir gül ile soldum.

Güldüm gördükçe acıyı,
Gömdüm gönlüme...
Gönül Vurdum Kalbime,
Gittikçe nahoş oldum.

Hoş oldu gönlüm,
İçtim de ayyaş oldum.
Birdim sıfır oldum.
Vardım, yok oldum.
31 Ekim 2005 00:50   mesajın adresini al  
 
atalay
atalay
o an için zaman geldi sanmıştım
gözlerim kapanıyor, ağırlaşıyordum
gözlerimden gelen yaşlar iyice ağırlaştırıyordu beni
artık gitek istiyordum sonsuzluğa
tanrı halime acımış ki azrali gönderdi yanıma
tam gidiyorduk ki güzel gözlerin geldi aklıma
azralie seni ne kadar çok sevdiğimi söyleyip, beni öylece götürsün diye yalvardım
üzüldü halime kabul etti
azrail hergün yanıma gelip gidiyordur
yine sevdiğimi söyleyemedim diye küfredip geri dönüyordur
ya da ben öyle sanıyorum
fakat biliyorum azrail en son beni alacak
sen de öleceksin
ve ben sana seni sevdiğimi söylememiş olacağım
peki daha neden yaşayacağım?
ne olur çık karşıma sevdiğini söyle bana
yalvarırım bırakma beni sonsuzluğa

yoruma açık :) arkadaşlar, Genç Yazarlar grubunda devam edelim isterseniz .)
31 Ekim 2005 01:05   mesajın adresini al  
 
elif
elif
Yaza(n/r)ın yaşı mı vardır? Genç yazarlar?

"Yazan yazıdan yazarak sıyrılır."
1 Kasım 2005 00:24   mesajın adresini al  
 
edi
edi
O gidiyor...

Bir rüya görüyorum , tatlı bir düş... O, tüm güzelliğiyle karşımda duruyor. Batan güneşin muhteşem yansımaları bembeyaz elbisesini renklendiriyor. O’na bakmak istiyorum, doyasıya bakmak ama başaramıyorum. Neden bilmiyorum. O masum gözlerdeki bakışlar kalbimi delip geçiyor, ruhuma işliyor. Lütfen, lütfen öyle bakma dercesineyalvarıyorum tek kelime etmeden. Dinlemiyor beni. Sanki bir ortaçağ işkencesiyle karşı karşıyayım. “Seni seviyorum!” diye haykırıyorum ya da ben öyle sanıyorum çünkü sesim çıkmıyor. O’nun ne demek istediğimi anladığını biliyorum ama hiçbir tepki göstermiyor. Güneş yorucu bir günden sonra aya bırakıyor sahneyi son kez selam vererek. Ayın solgun ışığında daha da esrarengizleşiyor sanki kutsalmışçasına bakamadığım varlık. O an bir ürperti kaplıyor içimi. Kabullenmek istemediğim bir gerçeğin farkına varıyorum: Ben asla uyumadım ki! Evet bu bir rüya değil, gerçeğin ta kendisi. Rüyada olmanın dayanılmaz rahatlığı kayboluyor birden, gergin bakışlarla tekrar süzüyorum O’nu. Masum güzelliğinin arkasında gizlenen vahşi yakarışlar kulaklarımı sağır ediyor. Ellerimle kulaklarımı kapatıyorum ama hiçbir işe yaramıyor. Gittikçe artan sese daha fazla dayanamıyor ve gücüm yettiğince haykırıyorum: “Neden bu işkence!” Bir anda tüm sesler kesiliyor. Yüzüme bakıyor. Tek bir kelime bile söylemiyor ama ruhunda kopan fırtınaların gücü sarsıyor bedenimi. “Anlıyorum,” diyorum henüz hiçbir cevap almamama rağmen. “Anlıyorum...” Artık ne söylesem bir faydası olmayacağını biliyorum. Keşke gerçekten bir rüya olsaydı tüm yaşananlar, daha doğrusu bir kabus diye ağlıyor yüreğim. Ama ne fayda. Gerçeklerden asla kaçılmıyor. Son bir umutla O’na doğru yürümeye çalışıyorum. Sanki savaştan yeni çıkmış gibi hiç gücümün kalmadığını hissediyorum, kaslarıma söz geçiremiyorum. O’na doğru birkaç adım atabiliyorum ancak. Ve işte o an gözlerini kapatıyor ve bana doğru yürümeye başlıyor. Artık bir adım önümde. Gözleri kapalı olmasına rağmen herşeyi görüyor adeta. Öne doğru eğiliyor ve beni öpüyor. Donup kalıyorum. Yoksa... Dudaklarından yayılan enerji tüm ruhumu kaplıyor. Gözlerini açıyor tekrar bir adım geri çekilerek. Artık o delici bakışlarından eser yok. Hüzünlü bir bakış ve merhametli bir gülümseme... Bu değişim karşısında şaşırıyorum. Yoksa... Bir umutla kollarımı uzatıyorum bedenini sarmak üzere ama o an olan oluyor. Elbisesini delip geçercesine karbeyaz devasa kanatlar çıkıyor arkasından. Bu da nesi? Bir anlam veremiyor aval aval bakakalıyorum. Gülümsüyor ama umudu değil hüznü müjdelercesine. Onca zaman sonunda tek bir sözcük dökülüyor dudaklarından: “Üzgünüm...” Ve kanatlarını çırpmaya başlıyor. O’nu yakalamak ve asla bırakmamak istiyorum ama nafile. Gökyüzüne yükseliyor ve ufka doğru yol alıyor bir melek misali. Dizlerimin üstüne çöküyorum ve hayatımda ilk kez hıçkırarak ağlamak istiyorum ama olmuyor. Ağlamayı bile beceremiyorum. Gökyüzündeki beyaz gölge kaybolurken o ses bir kez daha yankılanıyor: “Üzgünüm...”. O gidiyor sonunda beni engin yalnızlıkla başbaşa bırakarak. Ne yapmam gerektiğini bilmeden oturuyorum yere ve artık tek bir gerçek olduğunu biliyorum: “O gidiyor, asla dönmemek üzere gidiyor...”
21 Aralık 2005 03:12   mesajın adresini al  
 
edi
edi
HAYALLER ve GERÇEKLER

İnsanoğlu, gerçeklerle yüzleşmekten korkmuştur hep. Kimi zaman nedensiz bir korkudur bu; kimi zaman ise hayata küstürecek kadar ciddi. Oysa yaşamın her anında gerçekler hüküm sürmektedir. Biz istesek de istemesek de yaşamımızın haritasını onlar çizerler.

Her insanın kendine has bir hayal dünyası vardır. Zorluklardan, sorunlardan, aslında hayattan kaçış için yaratılmış bir dünya. Herşeyin istediğimiz gibi geliştiği bir yaşam dilimi. Ya da biz öyle zannetmekteyiz. Aslında hayallerimiz gerçeklerin gölgesidir sadece. Fakat bizler bu gölgelerin sahibinden farklı olduğunu iddia eder dururuz. Bilinçaltımızda yarattığımız engin okyanuslarda boğulur gideriz.

Yanlış anlamayın; demek istediğim hayata hep ciddi bakmak değil. Zaten hayat da bir oyun değil midir? Her oyun gibi kuralları olan, kimi zaman eğlendiren kimi zaman da cezalandıran... Benim asıl anlatmak istediğim şartlar ne olursa olsun bu oyuna katılmamız gerektiğidir. Eğer başarılı olamayacağımız korkusuyla bu oyuna girmezsek zaten yenilgiyi çoktan kabul etmişiz demektir. Eğer sürekli hayal dünyasında yaşamayı seçtiysek, yaşamımızın bitkisel hayattan bir farkı kalmamıştır.

Hayalleri bir kaçış aracı olarak değil, yaşam savaşında yardımımıza koşan destek kuvvetleri olarak görmeliyiz ve unutmamalıyız ki bu savaşta öncü kuvvetler hep gerçekler olacaktır.
21 Aralık 2005 03:20   mesajın adresini al  
 
edi
edi
Her istasyonda yeni umutlar, yeni yaşamlar...

Kendimi bildim bileli severim tren yolculuklarını. Dış dünyadan kopmak, kendinle baş başa kalmak için iyi birer fırsat değil midir bu kaçışlar?

Yaşam da upuzun bir tren yolculuğu gibidir. Yavaş ve derinden gidersin hedefine. Her istasyonda yeni umutlar, yeni yaşamlar... Her vagonda da farklı insanlar, dostlar ya da düşmanlar. Tek amaç gelecek istasyona ulaşmaktır hepimiz için ve bu böyle sürer gider. Umudun, isteklerin sonu yoktur bir çoğumuz için. Hep daha ileriye gitmek için savaşır dururuz; kimi zaman dürüstçe kimi zamansa onursuzca. Bazen tren bozulur, yolda kalırsınız ve hedefinize ulaşmanız gecikir sadece. Oysa öyle bir an gelir ki tren raydan çıkar; işte bu kimileri için yolculuğun sonu ve yaşamdan kopuş, kimileri için ise çok daha güzel günleri müjdeleyen yepyeni bir başlangıçtır.

Benim yolculuğum nasıl mı geçiyor? İnanın benim bindiğim tren o kadar çok raydan çıktı ki sayısını ben bile hatırlamıyorum. Ama önemli olan hala yoluma son hızda devam ediyorum ve bir gün son istasyona gelene kadar hiçbir engel beni durduramayacak! Artık eminim bundan.
24 Aralık 2005 15:25   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  3  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008