gruplar
 hocalar
 okullar
 üye/içerik arama 


Edebiyat - Nazım Hikmet Ran
 Sayfalar: 1  2  3  4  Sonraki Sayfa >>      Listelenen Kayitlar 1 - 20
 Yazar: Mesaj:
tempestas
tempestas
Bir gün ( sanırım Afrika da bir ülkeye giderken ) bindiği uçak Türkiye üzerinden geçmektedir. Yanındakilere dönerek tek dileğinin uçağın düşmesi olduğunu söyler. Ve 1-2 hafta sonra o yolculuğun etkisinden çıkamayıp, gözlerini sonsuza dek yumacaktır. Sadece şiir yazmak değil, şiir gibi bir yaşam sürmekte ona nasip oldu maalesef....

16 Nisan 2006 15:44  mesajın adresini al  
salihzeki
salihzeki
yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine ! ! !

hakikaten herkesin hayatından bir parça bu sözler.

16 Nisan 2006 15:57  mesajın adresini al  
cana
cana
tahir olmak da ayıp değil,zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil
önemli olan tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte...

16 Nisan 2006 16:02  mesajın adresini al  
tempestas
tempestas
Kimse Nazım Hikmet'in sesinin güzelliğinden bahsetmez, benden başka kimse beğenmiyor mu diye merak ediyorum artık.

16 Nisan 2006 16:10  mesajın adresini al  
tempestas
tempestas
Yeni şair, şiir lisanı, vezin lisanı, konuşma lisanı diye ayrı ayrı lisanlar tanımıyor... O, bir tek lisanla yazıyor : Uydurma, sahte, sun'i olmayan; canlı, geniş, renkli, derin ve sade lisanla. Bu lisanın içinde, hayatın bütün unsurları vardır. Şair, şiir yazarken başka şahsiyet, konuşurken veya kavga ederken başka şahsiyet değildir! Şair, bulutlarda uçtuğunu vehmeden dejenere değil, hayatın içinde, hayatı teşkilâtlandıran bir vatandaştır!

Babayef, Nazım Hikmet

Kulaklara küpe olsun....

16 Nisan 2006 16:12  mesajın adresini al  
sayin_bayan
sayin_bayan
.....
Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
....

16 Nisan 2006 17:44  mesajın adresini al  
lancaster
lancaster
...
Ne demir, ne tahta, ne tül perde var hayatında,
hürriyeti seçmene lüzum yok
hürsün.
Bu hürriyet hazin şey yıldızların altında.

16 Nisan 2006 18:36  mesajın adresini al  
ozotan
ozotan
Bir Ayrılış Hikayesi

Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
- Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...

Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...

Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...

AYRILDILAR...

16 Nisan 2006 19:30  mesajın adresini al  
takyanos
takyanos
çok yorgunum beni bekleme kaptanı,cem karacanın dilinden mutlaka dinleyin,nazımla cem karaca düet yapmışlar resmen

16 Nisan 2006 20:03  mesajın adresini al  
cana
cana
ne güzel söylemiş İnan
haziranda ölmek zor
yıllar var,ter içinde taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına 3 haziran 63ü
bir kırmızı gül dalı eğilmiş üstüne
bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
yatıyor oralarda
bir eski gömüklükte
yatıyor usta...

16 Nisan 2006 20:27  mesajın adresini al  
elmasuyu
elmasuyu
Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim
Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda...
Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye! ..
Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik
ANLAYAMADILAR...

16 Nisan 2006 20:41  mesajın adresini al  
elmasuyu
elmasuyu
Ben şiirlerini okurdum arada, ya da başkalarından dinlerdim. Mesela Mümtaz Sevinç de çok güzel okurdu onun şiirlerini..
Ama Nazım Hikmet'in ne kadar yurduna hasret kaldığını Can Dündar'ın belgeselinden yazıya döktüğü "Nazım" kitabında gördüm. O kitabı okuduğum gece ağlaya ağlaya uyudum.
Adam çok hasret gitmiş vatanına.. Çok yazık..

16 Nisan 2006 20:47  mesajın adresini al  
asmin,,
asmin,,
Nazım'ın "benerci kendini niçin öldürdü" şiirinin tiyatro uyarlaması aziz nesin sahnesinde sahnelenmektedir. Nazım Hikmet sevenler kaçırmasın derim..
dekoruyla ve oynayanların performansıyla bi daha gitme isteği uyandırıyor insanda. Tabi bunlara bir de Nazım'ın mükemmel şiirsel anlatımı eklenince mükemmel bir 1.5 saat geçiriyoruz..
Tavsiye ederim...

delikanlım!.
senin kafanın içi
yıldızlı karanlıklar
kadar
güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.
yıldızlar ve senin kafan
kâinatın en mükemmel şeyidir. ..

16 Nisan 2006 21:17  mesajın adresini al  
atalay
atalay
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmenhala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken, o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla
kuş tutsan "Bu kuşun kanadı
neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin... ıki ucu
keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu
mahkemede hafifletici sebepler
yoktur. ıyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, "Ama senin için şunu
yaptım" derken o, "şunu
yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka
başka bir iddiayla
karşılaşacaksındır.

Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin,
ağladın,
güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı?"
deme
Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o
kendine engeller koyuyorsa bu
onun sorunu.

Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak ıçin
uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok
senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi
yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne
olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu
hiçbir
zaman bir tek kişiye bağlamadın ki... Epeydir eline almadığın kitaplar
seni
bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç
görmediğin sokaklarında gezip yeni
yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını
balığın yanında. Üstelik
dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası... Sen yüreğinin sesini
dinleyenlerdensin ve
biliyorsun asıl olan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de
duymayanlar acıtsa da içini
unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte Sen yeter
ki koru yüreğini ve yüreğinde
taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o
zaman kutuplarda yetişen cılız
ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

NAZIM HIKMET RAN

3 defa alkışlanmış (3)  16 Nisan 2006 22:26  mesajın adresini al  
my slaves
my slaves
soluğum kesilir okudukca Nazım Hikmet'i.. Babamdan öğrendim daha çok küçükken ben, ve o hala 80 zamanı içgüdüsüyle saklar Nazım Hikmet kitaplarını..

HİÇBİR AĞAÇ BÖYLE HARİKULADE BİR YEMİŞ VERMEMİŞTİR

Topraktan ateşten ve denizden
doğanların
en mükemmeli doğacak bizden...
..........
......... ve insanlar ellerini
korkmadan
düşünmeden
birbirlerinin ellerine bırakarak
yıldızlara bakarak:
-"Yaşamak ne güzel şey!"
diyecekler;
bir insan gözü gibi derin
bir salkım üzüm gibi serin
bir ferah
bir rahat
bir işitilmemiş şarkı söyliyecekler..
Hiçbir ağaç
böyle harikulade bir yemiş vermemiş
olacaktır.
Ve en vadedici
bir yaz gecesi bile
böyle sesler
böyle inanılmaz renklerle
sabaha ermemiş olacaktır..
Topraktan
ateşten
ve denizden
doğanların
en mükemmeli doğacak bizden...


17 Nisan 2006 03:49  mesajın adresini al  
kıyısız deniz
kıyısız deniz
yaşamak şakaya gemez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela
yani yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden
yani bütün işin gücün yaşamak olacak...

ben nazımı bu kadar çok seven bir üniverste gençliğiyle aynı kantinde buluşmaktan büyük zevk aldım...benim belkide en çok hayatıma giren şiridir naım hikmetin 'yaşamaya dair' ama hiroşimadaki kız çocuğunu da unutmamak gerekir

kapıları çalan benim
kapıları birer birer
gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler

hiroşimada öleli
oluyor bir on yıl kadar
yedi yşında bir kızım
büyümez ölü çocuklar

saçlarım tutuştu önce
gözlerim yandı kavruldu
bir avuç kül oluverdim
külüm havaya savrudu

benim sizden kendim için
içbir şey istediğim yok
şeker bile yiyemezki
kağat gibi yanan çocuk

çalıyorum kapınızı
teyze amca bir imza ver
çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler

benim hergeceki ninnim zülfü livaneli tarafıdan bestelenen bu şiirdi
umarım bundan sonra kimse yanan çocuklar için şiir yazmaz ama bu şiir sayesinde de kimse savaştan ölen çocukların şeker yiyemediğini unutmaz...

17 Nisan 2006 23:19  mesajın adresini al  
smirnoff
smirnoff
Kız Çocuğu

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.


bu şiiri Zulfu Livaneli de harika yorumlamıs...

18 Nisan 2006 10:06  mesajın adresini al  
kıyısız deniz
kıyısız deniz
Ben Senden Önce Ölmek İsterim


Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.




Piraye Nâzım Hikmet

belki şaşırmışsınızdır arkadaşlar Piraye Nazım Hikmet ne demek diye ama bu da kendisine onlarca şiir yazan kocasına Pirayenin yazdığı çok güzel bir şiirdir.ben okuduğumda çok etkilenmiştim .umarım sizde beğenirsiniz:)

18 Nisan 2006 13:09  mesajın adresini al  
juventas
juventas
yasık ettiler

19 Nisan 2006 03:25  mesajın adresini al  
haluk
haluk
SÜPER BİR FORUM BRAVO ÇOK TAKDİRE ŞAYAN.. AÇAN ARKADAŞA SEVGİLER..

5 Haziran 2006 18:05  mesajın adresini al  
 Sayfalar: 1  2  3  4  Sonraki Sayfa >>      Listelenen Kayitlar 1 - 20
bloguna / web sayfana ekle Bloguna / Web Sayfana Ekle     arkadaşlarına gönder Arkadaşlarına Gönder     başlığın adresini al Başlığın Adresini Al     favori başlıklarına ekle Favori Başlıklarına Ekle


  Sen de binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
Hoşgeldin!

OrtaKantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008