|
...
-Her zaman terk edilenin acısından söz edilir, peki gidenin acısını hiç düşündün mü?
...
-Mutsuzluğa neden olanların acısı... Terk edilenler için üzülürüz, teselli ederiz onları, peki ya gidenler?
-Daha ne istiyorlar, diye bağırdım, bir de ödül mü verelim? Cesaretlendirici sözler mi söyleyelim?
Beni duymuyordu.
-Bir sabah aynada kendilerine bakan ve "Benim hata yapma hakkım var mı?" sorusunu, yalnızca kendileri için, açıklıkla soranların cesareti... Yalnızca bu birkaç sözcük... Hayatına karşıdan bakma ve orada hiçbir şeyin düzgün, hiçbir şeyin uyumlu olmadığını görme cesareti... Her şeyi kırma, her şeyi yıkma cesareti... bencillikten mi? Yalnızca bencillikten mi? Hayır, değil... O zaman neden? Yaşama içgüdüsü mü? Doğru görebilmek mi? Ölüm korkusu mu?
Meydan okuma cesareti. Hiç değilse hayatında bir kez. Kendine meydan okuma. Kendine. Yalnızca kendine. Neyse.
"Hata yapma hakkı", küçücük bir deyim, küçücük bir cümle parçası, peki bu hakkı kim verecek sana?
Kendinden başka, kim?
Elleri titriyordu.
-Ben bu hakkı kendime tanımadım...
(Pierre Dippel'in kelimeleri...)
Onu Seviyordum
Anna Gavalda
|