Aşk romanı mı :S. Şiir der Mona Roza'yı tek geçerim.
6 Eylül 2007 01:38
ekmek_sarap
Atilla ilhan Emperyal oteli, Aysel git basimdan.
Yilmaz odabasi Feride
Aragon Elsa seni Seviyorum
Hasan Huseyin Aciyi bal eyledik
Goothe Genc wolterin Acilari
Andre Gide, Kadinlar Okulu
...
6 Eylül 2007 03:30
garip
mai ve siyah
10 Eylül 2007 02:09
geronimo
Aşk, en kestirme yolsa hayata
ölüm pusu kurar patikada.
malum bilgidir sevişenlerin çektiği acı
kadın teninin meziyetleri,
erkek teninin zihni açan tasarrufu!
uzun yolculuklardan dönen gemiler
yaklaşırken kıyılarına: Yaradır
denizin adı.
Çok zamnadır karaya hiçbir denizci çıkmadı!
Ah kıpırdıyor suyun altındaki ejderha
kadın, erkeğini bekliyor
erkek, kadınını özlüyor
bir parça kış sızıyor sonbahara.
Kuşların hali perişan ormanın da!
Aşk, en kestirme yolsa hayata
gelen en son mektup, intihar mektubu olacaktır
sakın ha sakın, patikada durup ağlama!
12 Eylül 2007 16:53
barracuda
Yasemin Senfonisi
yüzün düşüyor aklıma,
bir yaz akşamı önümü kesen
muzip yasemin kokuları,
öpüşlerin alnımda dudaklarımda,
hani denizden çıkıp sabun kokulu bir havluya sarılırsın ya,
ve yakamozlar dökülür saçlarından,
denizcilerin sonsuz mavi sevdası,
tenine bulaşır
ve kokun gelir uzaklardan
yorgun bir deve kervanı,
mavi ipekler taşır rüyalarına
sensiz
kayıp bir türkü ruhum,
ve beni çağırıyor
denizin dibine düşen saklı düşler...
seni özlüyorum
mavi olsun adın
aşktan koyu
düşlerden açık...
kendinden yorulmuş
bir gecenin içinde gidiyoruz...
sevdam, yorgun bir çırağın derin uykusunda
saklı bir düş gibi,
şoför küfrediyor hüznüne,
bıyıklarımız büyüdükçe
gülüşlerimiz kısaldı be abi diyor...
seni özledim,
özlemin bir çırağın tek renkli uykusunda
şoförün hüznünde.
Oysa çok değil
daha bir yüzyıl evvel
alnındaki ışığı öpmüştüm
bir çocuk iki eli ile
gökyüzünü tutup bağırdı
kar yağıyor, kar yağıyor
oysa senin kirpiklerindi
üstümüze düşen
çırak indi
rüya bitti
şoför gitti
bıyık kesildi.
ama özlemin bitmedi
biliyor musun?
sen ilkyaz yağmurusun
üç renkli gökkuşağı açtıran
bir gün
vapurda öpüşelim
adalara giderken
bir yaz vakti
sabahtan…
martılardan utanma
hele denizden
ve de bulutlardan asla!
bir gün vapurda öpüşelim
rüzgar uçururken saçlarını
ağzında acıbadem tadı
çocuğumuz olursa
adı “deniz” olsun
bir gün vapurda öpüşelim
adalara giderken
ve senin yanında yaşlanayım...
bakışların ruhumu karıştırır,
bulduğu mavi misketler
bir de badem ağaçları
çiçeğinden yorgun...
öpüşlerin anıları karıştırır,
bulduğu bir delikanlı
ağaç dibinde ağlar bir kadın için,
dokunuşların geleceği karıştırır
benden sana
senden bana...
içimde yeşil bir yerin var;
deniz fenerisin sevinci gösteren..
adın mavi aşk...
ayrılık bir nokta mıdır?
uzun sevdaların sonunda,
yoksa kitabı kapamak mı sessizce
daha büyümeden?
geldiğin gibi bir deli rüzgarla git
ama bil ki dalgalar yüreğimde,
yüreğimi yakıp giden
mavi dalgalar
seni alıp giden köpüksüz dalgalar.
bir tanem
beni geleceğine göm ve yürü git,
eteklerinde erken büyümenin acısı...
her kutsal taşta yazılıdır
yedi yıl bereketin sonunda
yedi yıl hüzün
ve hiç bir aşk tam yaşanmamıştır
gözyaşı ile kutsanmadan
aşk elinden tutar
ve sen anlamazsın
yaşam nerde başlar?
nerde biter kardelen çiçekleri?
aşk ’dır bu dersin
göğsüne yaslanmış bir genç kız
bir serçe ürkekliğinde nefes alır
sesin gümüşi bir aynadan yansır
billur bir ırmak kıvamında.
bakışların derin uçurumlarda açmış
nazlı bir çiçek..
sessizce salınır
her bir hüzün rüzgarında...
bana umut nedir? diye sorma…
sadece sıkıca elimi tut...
bakışların
bazen gri bir kış bulutu
güneş gizlenmiştir hüznünün arkasına
ve sanki bir adım var trenin kalkmasına
ve de
ayrılığa...
bazen türküler donanır
karayı görmüş bir gemi coşkusunda
geçmişin gölge düşürür
geleceğinin ışığına.
günler geçiyor
şiir azalıyor.
şiir azaldıkça
yüzün kayboluyor,
misketlerimi atıyorum
hiçliğin bağrına
anlamsızlık
gri bir bulut
senin mavini boğuyor
son misketimi atıyorum
son şiirimi okudum
artık
sen yoksun....
Nerden geliyor
bu portakal çiçeği kokusu?
bu denizin tuzu?
bu mavi, bu dokunuş, bu öpüş
nereden geliyoruz?
nereye gidiyoruz ? diye
sor-
mu-
yo-
rum,
sadece seni seviyorum…
Dökülür parmaklarından
eski bir hüznün mavileri.
geçmiş,
geleceğin aynasında hüzünlü bir gülüş
ve bir ışık akar
geçmişten geleceğe,
zaman derim sadece,
ve boşluk her zaman bir anlama gebe.
dudaklarımda kafiyelenen
tenine yazılmış şiir,
sadece ateş, tuz ve mavi düşler.
neler var sesinde?
çıplak omuz başlarında anımsanan cocukluk,
baharın çağla ağaçları
ve
mavinin çiceklendiği
utangaç göğüslerin...
M. E. Arı
16 Eylül 2007 12:09
nesli
geveze : AŞKA DAİR
16 Eylül 2007 12:20
elkordobes
ümit yaşar dağ rüzgarı gothe genç werderin acıları
16 Eylül 2007 18:47
hepimiz mehmetçiğiz!
Birisi
Birşey var aramızda
Senin bakışından belli,
Benim yanan yüzümden
Dalıveriyoruz arada bir
İkimiz de
Aynı şeyi düşünüyoruz belki
Gülüşerek başlıyoruz söze.
Birşey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek.
Fakat ne kadar saklasak nafile
Senin gözlerinde ışıldıyor
Benim dilimin ucunda...
16 Eylül 2007 20:18
yokkkkk
Alexandre DUMAS_ siyah lale
17 Eylül 2007 19:39
yosamite
Yılmaz Odabaşı'nın Sakla Yamalarını Kalbim adlı şiir kitabını okumanızı tavsiye ederim.Çok seviyorum çok güzel ya.Bir şiirini paylaşayım sizlerle, belki içinizde bilenler vardır :)
İnsanlar büyüdükçe günler kısalırlar;
günlerimiz gibi aşklarımız da
yittikleri duraklarda kalırlar.
Sakla yamalarını kalbim...
Kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla.
Yürü, arkana bakma, ama umursa.
Bazen anılara en çok yakışan elbise,
bir kaç damla gözyaşıdır unutma...
17 Eylül 2007 20:32
hepimiz mehmetçiğiz!
Geldim Yoktun...
Dün gece düşüncelerim yine sen kokuyordu
Beynimin her köşesini esir almıştın
Yine içime girmişti yokluğun
Yine kendi kendimle seni konuşmaya başladım
Biliyor musun,sen gittikten sonra hayat bulanık bir hayal
Ev soğuk,çayın tadı yok
Sen gittikten sonra ne uyku var gözümde
Ne de merakla okuduğum kitabın son yedi sayfası
Sarı bir hüzün şimdi firara meyilli aklımın rakibi
Seni daha da ısıtmak için içimde
Gözlerimi kapatıp yüzüne sürüyorum yüzümü
Sözlerin gözlerimde birkaç damla yaş
Dudağında bakire bir gülümseme
Ve tenime işliyor teninin kokusu
Ellerin ateş topu sen dokundukça ben eriyorum
Gözlerimi açsam,gideceksin biliyorum...
Dün gece kafatasım dar geldi beynime
Beynim dar geldi düşüncelerime
Bir infilak arifesi terk ettim evimi
Yollara düştüm,şuursuzca değil,
Dümeni sana kırdım
Rotam geçici vuslat,yalancı bahar,bir kelebeğin hiç göremeyeceği
mevsim
Yağmur başlamadı ben yürürken
Hani filmlerdeki gibi
Kuruydu hava,kuruydu yollar,kuruydu gözlerim...
Nasıl bir cesaretti dün geceki bilemezsin
Gel yine bir parçam oldemeye gelmemiştim
Senden aşka dair hiçbir şey istemeyecektim
Geldim çünkü sen her şeyimi bilenimsin
Sen benim kapısı olmayan,duvarı olmayan
Dört bir yanı açık hanemsin
Dün gece bildik bir yüz görmek istedim
En bildik yüz sendin
Aşka mı esirim,sana mı bilemedim
Aşk sende mi anlam buluyor dersin?
İşte dün gece sana bunları anlatmaya geldim
Defalarca çaldım kapını
Kapı aşındı,elim aşındı,yüreğim aşındı
Dün gece sana geldim,çaldım kapını
Açan olmadı...
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/2896
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.