ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > edebiyat > Yılmaz Erdoğan Şiirleri

Sayfalar: 1  2  3  4  5  6  << Önceki Sayfa  Sonraki Sayfa >>      şu anda 13 - 24
 
aytekin
aytekin
Arkadaşlar ben de bir yılmaz erdoğan hayranıyım.Çünkü kendini birçok konuda geliştirmiş(sinema,tiyatro,şiir,düzyazı....).Bence yeterince saygıyı haketmiş biridir ve de zekası ve yaratıcılığına hayranım.Bence bazen zekadan çok daha ileriye gitmiştir çünkü zekası katı değil aynı zamanda içinde yeteri yoğunlukta duyguda barındırıyor.Farklı bişeyler bulabilir çoğu insan ama her insan bunları çok güsel dile getiremez işte bence yılmaz erdoğan bunuTürkiye'de sayılı yapanlardandır.Neyse fazla uzatmadan benim en sevdiğim şiirini yazayım...



SANA BAKMAK



Herşey yapılabilir

Bir beyaz kağıtla

Uçak örneğin, uçurtma mesela.

Altına konulabilir

Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için

Sallanan bir masanın.

Veya şiir yazılabilir

Süresi ötekilerden kısa

Bir ömür üzerine..



Bir beyaz kağıda

Herşey yazılabilir,

Senin dışında..

Güzelliğine benzetme bulmak zor,

Sen iyisimi sana benzemeye çalışan

Herşeyden:

Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor.

Belki tabiattadır çaresi

Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin..

Ve benim

Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim..

Anlarım bitkiden filan

Ama anlatamam

Toprağın güneşle konuşmasını

Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla



Sen bana ışık ver yeter

Bende filiz çok..

Köklerim içimde gizlidir

Gelen giden, açan soran, bere budak yok

Bir şiir istersin

"içinde benzetmeler" olan

Kusura bakma sevgilim

Heybemde sana benzeyecek kadar

Güzel birşey yok



Uzun bir yoldan gelen

Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum

Yaralı yarasız sevdalardan geçtim

Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu

Herşeyi anlattım..

Olan olmayan, acıtan sancıtan..

Bilsem ki sana varmak içindi

Bütün mola sancıları

Bütün stabilize arkadaşlıklar

Daha hızlı koşardım

Severadım gelirdim

Gözlerinin mercan maviliğine..



Sana bakmak

Suya bakmaktır..

Sana bakmak

Bir mucizeyi anlamaktır..



Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır

Aşk sorgusunda şahanem

Yalnız kelepçeler sanıktır

Ne yazsam olmuyor

Çünkü bilenler hatırlar..

Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar

Bahçıvan değil tüccarlardır

Sen öyle göz,

Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı

Sen teninde cennet kayganlığı iken,

Sana şiir yazmak ahmaklıktır..



Bir tek söz kalır

Dişlerimin arasından

Ben sana gülüm derim

Gülün ömrü uzamaya başlar



Verdiğim bütün sözler

Sende kalsın isterim

Ben sana gülüm derim

Gül sana benzediği için ölümsüz..

Yazdığım bütün şiirler

Sana başlayan bir kitap için önsöz



Sana bakmak

Bir beyaz kağıda bakmaktır.

Her şey olmaya hazır

sana bakmak

suya bakmaktır..

gördüğün suretten utanmak..

sana bakmak

bütün rastlantıları reddedip

bir mucizeyi anlamaktır..

sana bakmak

Allah’a inanmaktır.




Bu şiiri aynı zamanda www.onlinemuzik.be den dinlerseniz daha çok keyif alırsınız.iyi keyifler....
12 Mayıs 2006 05:23   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante
''Senin eline diken batsa benim parmağım kanar gülüm ''Romantik bir adam walla
12 Mayıs 2006 23:03   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante
Ya fethi katılıyorum aslında Yılmaz'ın şiiri alışılmışın çok dişinda farklı bir tarz
12 Mayıs 2006 23:03   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ...
Asfaltlar ışıldar buz tutardı resmi yalanlar

Kimse keman çalmaz belki ama çok keman çalınsın balolarında diye yapılmış Gri sisli binalar. Anlının ortasında ciddi bir devlet asabiyeti çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar bu zulüm bu sevda bitmezmiş. Sevmek bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş biz bişeyi delicesine severiz ama Tanrım neyi ... Kahve önü çatlak mozaik, bel kemiğine tehdit kürsüler üstünde çok sigara içen öğrenciler... Bir daha asla yaşayamıyacağı aşkları hep teğet geçerken, hep onu sevmeyenleri severek hep onu sevenin gözlerinden kalabalıklara kaçarak karışarak toplumcu gerçekci yanlızlıklara yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarının bir İzmirli güzele dayatmak varken hep kardeş olacak değiliz ya yaşasın halkların sevgililiği... Soyut bir sevdaya beşik kertilmiş olan dağda çoban şehirde şark Çıbanı sayılan Fıratın büyük elleri Araratın kızgın yelleri Cilonun derin nefesleri... Gülasa kente hukuk mukuk okumaya mümkünse o aradada memleketi kurtarmaya gelmiş Anadolu Çocukları ...

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ...
Asfaltlar ışıldar buz tutardı resmi yalanlar

belki balkona kar seyretmeye çıkar diye sevdiğimiz kızlar çok dilimiz donmuştur ve çoğu zaman kar mevzu kızlara
yeterince ilginç gelmemiştir. Hiç bir şey kapalı bir dükkan kadar hüzünlü gelmez insana Ankara'da yoksa bugün bi hayat yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra. Kimse keman çalmaz belki ,belki bu film hiç bir zaman o kadar fiyakalı olmayacak ama hiç bir lahmacunda o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantakinin tadını vermeyecek bir daha ,çok daha iyilerini yedim sonra bizzat urfada hatta ama hiç birinde o kadar aç oturmadım sofraya..

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ...

Çok yabancı bir soluk duyulur bazen bilinmez bir dilin ıslığından anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar. Öyle deme ankarayı sevmeyene bir zulümdür bu kadar insanın neden ankarayı bu kadar çok sevdiğini anlamadan ankarada yaşamak . Yollarına hep sevdiğimiz insanların adlarını vermediler ama biz her duvara bilvesile onların adını yazarak yaşadık Kül ve betondan mürekkep yaşadıkca yaşam havası gelen o tuhaf bozkır kokusunda ...

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ...
Asvaltlar ışıldar ...

Bir günden bir sürü gün yapan mesai saatlerinde hiç bir şey yapan hiç birşey alıp hiç birşey sunan rakıyı bol sulu içen dokunmasın için deil çabuk bitmesinde diye devletin tekel rakısı ... Hep kağıtlara bakarak hep kağıtlardan bakarak
hem Neşet Ertaş'ı Hem Bülent Ersoy'u aynı anda sevmeyi başararak karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı çok beğenmeyerek ama yinede bu tasarrufunu takdir ederek. Boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken hep bişeylere birilerine küsmüş gibi yürüyen memurlar..

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ...
Asfaltlar ışıldar buz tutardı resmi yalanlar

Biz şimdi kapalı bir kuruyemişçi dükkanının ki bütün plan kar altında tuzsuz ayçekirdeği çitleyip yanısıra Bafra içmektir kötü ışıklandırılmış vitrininden umutsuzca içeri bakan kimliği gereğinden fazla sorgulanmış ,merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş yani sistem kendi verdiği kimliği zırt pırt geri istemektedir ... Doğduğu yer yüzünden doğuştan kavgacı zannedilen ama pek çoğu kavgadan nefret eden kavgacı esmer cesur korkak
çoğu Kürt çoğu Türk çocuklardık..

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ...

Ha sonra belki Ahmet Arif'in aklına hiç bir şairin aklına gelmiyecek çünkü hiç kimse bir daha Ankara'yı O'nun kadar sevemeyecek bir şiir istenir kar altındadır varoşlar Hasretin Nazlıdır Ankara . . . Ustam yine sen bilirsin ama hangi aralıkta bir şair ölmüşse işte o en metaneli aydır bence..

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ... Asfaltlar, ışıldar, yalanlar

ŞİMDİ VE SONRA NE ZAMAN KAR YAĞSA ANKARA'YA ELİM GÖNLÜM ÇOCUKLUĞUM BUZ TUTAR !!!...
13 Mayıs 2006 14:08   mesajın adresini al  
 
cervantes
cervantes
Ben şiir yazıyorum. ayrıca yılmaz erdoğan'ın şiirlerinde edebi açıdan hiç bir incelik göremiyorum. yılmaz erdoğan, sadece kelimelerle siyasi fikirlerini söylemeye çalışıyor. ben buna şairlik diyemem.
4 Ekim 2006 22:09   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante
Nazım d kelimeleri ile siyasi fikir söylemiyor muydu. Yani şiir dediğimiz şey sadece ve sadece aşka sevgiliye mi yazılandır??
4 Ekim 2006 22:35   mesajın adresini al  
 
seko'o
seko'o
ankara şiirini hergün en az bi kere dinlerim memurlar memurlarrrrrr
4 Ekim 2006 23:09   mesajın adresini al  
 
bahar..
bahar..
evet ya biz evcek bu şiiri cok seviyoruz..
5 Ekim 2006 00:34   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante


Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan....
5 Ekim 2006 00:35   mesajın adresini al  
 
toslumbağa
toslumbağa
sevgilim yoksa sen sevgilim olmayabilir misin?

Hiçbiryerinde yok asaletin ibresi
Sesinde,kamaşmasında tensel bir büyünün,
Atlas hani libas ve kuytu bakışlı mavi gözlerin..
Sanki hepimize bütün şiirleri hala fısıldayan
bir eski büyük şairmiş gibi..
aşk bir erken didişme bir sorgu sualmiş de
mezbele ve yaralıymış eski yaraların yeniden kanamasından..
hiçbiryerde yok asaletin ibresi
Bir adamın yüzünde yada yalana çok benzeyen bir doğru sözünde belki,
saçlarının çevriminde ıslak bir beyaz kadının,
yüksek rakımlı göllerin buzul saflığında,
ve kokusunda çiçeklerinin,kanireşin..
Elbet şiir olacak şairin tesellisi
ve en kötüsü bile işe yarayacak aşklaşmaların
yazana değilse bile okuyana faydalı..
Bak aynı başına gelmiş adamın benim başıma gelen
oda üzülmüş aynı benim gibi
benimki daha acıklı değil onunkinden
fiyakalı değil onun acısı benimkinden
sade güzel olan kelimeler..sade kelimeler....kelimeler....
sen aşka aşıksın,müsaitsin gördüğünü abartmaya
biz olsa olsa bir müddet aşklaştık aşkım,aşık olmadık
bir elim sana uzanır öteki berikinin zaten elinde
bırak yoluma gideyim bildiğimce
yabancısı olduğum bişey değil yabancılar
baktım yerlisi yabancısı,aşşağı yukarı hepsi benzer...erkekler..!!
eğer bir söz, bir ses bekliyorsan bu adamdan,
içinde hiç gönderme isteği olmayan bir "git" lazımsa eğer,
işte orda duruyor,ağzımın biryerinde
almak istermisin dilini sokup aklımı?
sana ait olan herşeyi bir nefeste,
bir göz yumma anında,
bir soğuk telefon konuşmasında geri alabilir misin?
seni benden geri alabilir misin?
kovabilir misin beni senden?
sevgilim yoksa sen sevgilim olmayabilir misin?





5 Ekim 2006 02:08   mesajın adresini al  
 
toslumbağa
toslumbağa
:( en sewdiğim şiirlerinden biri.. bu adamın üslubuna kelime oyunlarına,ağdalı cümlelerine bayılıyorum...
5 Ekim 2006 02:09   mesajın adresini al  
 
toslumbağa
toslumbağa
Her yağış bir başka kalkışmaya gönüllü
Ve kim neye erse bu geçişte
Bir tomurcuk bir gözyaşı mutluluk işte
Her bahar arifesinde korkulu bir kimsesiz gecenin
Aklım elim yüreğim kirişte hep biraz korku biraz yalan telefon
seslerinde.....
Ya yine boş koridor islaklığıysa ve beton efesi
Bütün fakir çocukluklarda....
Ama herşey sırasını beklerken
Mukaddes bir kuytuda
Senden umut kesenin hüzün kesesinde bir yavru
Herhangi bir anne kadar kanguru
İşte bahar işte sevda işte tomurcuk bir bakıma
Ağzım mavi ıslaklığının uçurumunda
Rüyayla gerçeğin arasında
Hep iyinin aşkın tarafında
ve
Değmediğim yerin kalmayıncaya
Bu bahar sonsuza tomurcuklanmaya
Ben sana sen çatlak bir anadoluyu kucaklamaya
Bu bahar aşk için hazır
Hazır vazgeçmeye
adının bile baş harflerinden
Kayıtsız bir sarhoşluğun her gün erkenden sabah oiuşı
Her şeyi biraz şakalaştıran bakışından
Şakadan başka izahı olmayan bu kalp ağrısından
ve
bahanesi bir yürek bir et
bir bedenin içine girmek!
Hazır bu bahar
Akılsız! bir yeşermenin şahane hasadına
Hazır Nur topu bir yaşama sevincini kundaklamaya....
Unutma baharda çiçek olan
Meyvedir yaza....
Bu erik tanesi bu şakacı bahar çiçeği
Her dem taze kalsa...
5 Ekim 2006 02:12   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  3  4  5  6  << Önceki Sayfa  Sonraki Sayfa >>      şu anda 13 - 24

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008