ÜYE OL  GİRİŞ 


Edebiyat - Yılmaz Erdoğan Şiirleri
 Sayfalar: 1  2  3  Sonraki Sayfa >>      Listelenen Kayitlar 1 - 20
 Yazar: Mesaj:
comandante
comandante
Bence turk şiirine farklı bir tarz farklı bir yorum getirmiştir Sizin de düşüncelerinizi bilmek isterim. Fraklı bir adam bu Yılmaz Edoğğan ben seviyorum en azından

soğuk ve şehirlerarası
otobüslerde vazgeçtim
çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam...

Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.

İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
(ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki,
adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...

Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık...
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara
ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...

Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri
Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim...
(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...)
Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu...
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri...
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim...
Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım...
çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece...

sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde
ama sen yoktun...
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde...
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu...
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum...

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini...
Sonra otobüs oluyordum,
kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü...
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği...
Otobüs oluyordum bir süre...
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
yanağım otobüs camının garantisinde...
Otobüs oluyordum...
Bir ülkeden bir iç ülkeye...
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...

Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin...
Korkuyordum...
Sonra iniyordum otobüsten...
Çarşıdan bizim eve giden,
ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa,
ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum...
Çünkü sonunda annem oluyordum
babam kokuyordum sonunda...

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan...
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...

Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda...
Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında...
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında...
Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...

Ben senin,
beni sevebilme ihtimalini sevdim!

2 Mart 2006 15:12  mesajın adresini al  
salihzeki
salihzeki
bir türlü sevemedim ben o adamı ! bana çok itici geliyo.ama komik olan herşeye gülerim çünkü espiri yeteneği olanlara saygım vardır.

2 Mart 2006 15:16  mesajın adresini al  
comandante
comandante
tamam kendisi komediyen olabilir ancak şiirlerini okurken komik şeyler beklemeden okuyalım lutfen

2 Mart 2006 15:36  mesajın adresini al  
scarabaeus
scarabaeus
Ben şiir konusunda da başarılı buluyorum Yılmaz Erdoğanı ama şiirlerini okumaktan ziyade kendi sesinden dinlemeyi daha çok seviyorum.. "Bu bahar aşka hazır" çok güzeldir mesela bir de Sezen Aksu müziği ve vokali olunca işin içinde dinlemeye doyum olmuyor..

Bir de "Sevgilim yoksa sen sevgilim olmayabilir misin?" isimli bir şiiri vardır ki fazla "dinlendiğinde" insanı yamultabilir..

2 Mart 2006 17:51  mesajın adresini al  
serhat acar
serhat acar
Ankaraya öyle yakışırdı ki kar ha sonra belki Ahmet Arif in aklına (hiçbir şairin aklına gelmiyecek çünkü hiçkimse birdaha Ankarayı onun kadar sevemeyecek) bir şiir islenir: hasretin nazlıdır Ankara.

2 Mart 2006 21:01  mesajın adresini al  
eniysio
eniysio
ıslak saçlı kem gözlü
kavim göçlerinden buyana ağlayan
we durmadan cep kanyağı yakıcılığında ezgiler çalan çaldıran yakalatan
adı bende gizli bir kadındı istanbul
şehre bi yağmur yağdı ben ağladım
sevilirken ayrılmak mı kaldı bizansta
oyun dolan yoktu gözlerde
yanlızca ses
verilmiş sözler verilmiş sözler birdi edilen yeminler sıfır
eşyalar alındı fotoraflar söküldü yerlerinden
bir aşkın izlerini yok edecek bi başka aşk sipariş edildi yeniden
bu şehre yağmur yağdı ben ağladım
kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında
hangisi talandı demli öpücüklerin ve buğularda yitirilenler kimin adıydı
bi aşkdan diğerine kaç saatte gidiliyordu
soyulurmuydu kabuğu hayatın
yoksa bütün vitamini kabuğundamıydı
yağmur şehre bi yağdı ben ağladım
ben giderken en çok seni götürdüm
aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
kutsal kitabımda ziyan edilmiş sewgililer atlası
ben sevmeyi beceremedim belkide sevilmeyi
benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
ya yağmur ağladım bi şehre yağdı
ben şehre ağladım bi yağmur yağdı
ben bi ağladım şehre yağmur yağdı
ben yağmur ağladım...

2 Mart 2006 22:49  mesajın adresini al  
dtlethe
dtlethe
edebi degeri hiç umrumda degil, en üstte yazan siiri çok severim ben de... kendi sesinden...

bi de "kötüler her zaman kazanir" temali bi siiri vardi, bilemicem simdi adini.. bilen varsa buraya yazsin lütfen...

5 Mart 2006 14:51  mesajın adresini al  
tikotiko
tikotiko
ya cidden ben de acaip sewiom yılmaz erdogan'ı:)
bütün şiirleri bulunmalıııııı...
buarada şiir yazanlar war mı aranızda?

1 Nisan 2006 14:55  mesajın adresini al  
tikotiko
tikotiko
ya ama atılmamalı yazılanlar!!! yazııkk:( yazalım yazalım kitap yapıp ihtiyaç hissedenler için saklayalım! sanat insanlar için var!!

1 Nisan 2006 22:45  mesajın adresini al  
burakargın
burakargın

Yılmaz Erdoğan her ne kadar tiyatrocu, yönetmen ve oyuncu kimliğiyle çıksa da karşımıza her şeyden önce yazardır kendisi. İyi bir yazardır, dil cambazıdır, dili sade ama anlaşılması kimi zaman zordur.

Hüzünbaz Sevişmeler 'den birkaç alıntı:

Aşkımız iki gözlüklünün öpüşme çabasıydı; gözlükleri çıkarmak hiç aklımıza gelmedi.

Hiç düşündün mü belkiyi? Belki, eline en yakışan takı benim elim. Belki de en belli olacak yalan, benim söylediğim... Belki sen ve belki ben...

Yoksulluk, kirden rengi tanınmayan bir beyaz tutsaklık... İnsan kendine iltica edebilir mi?

Ölü olarak geçiriliyor en sıcak insan sözleri... Ve hüznüm bir kamu morgunda işe başladı.

Yanımda konuşan en güzel suskunluk şimdi sevgimiz.


1 Mayıs 2006 12:26  mesajın adresini al  
burakargın
burakargın
Bir Demet Tiyatro 'dan hatırlayacağınız Gürdal Tosun için yazdığı bir şiir...

GÜRDAL'la KONUŞTUM

tam soruyordum:
''madem ölecektin
niçin bu kadar güzeldin?''
peçetedeki balığı gördüm
ağlıyordu
niçin ağlar peçetedeki balık diye sordum
bir mendil niye kanarsa ondan
dedi Gürdal


eylül 2000, beşiktaş

1 Mayıs 2006 12:29  mesajın adresini al  
burakargın
burakargın
Canımız Can Yücel'i de unutmamıştır kendisi...

CAN YÜCEL'e

dün gece kendi ellerimizle
yalnız yattık
senin elin can baba,
datça'da toprağın altında
yeşil bir dalın kökünü okşuyordu
kandilli ilkokulunda
pis bir tatil günüydü...

ağustos '99

1 Mayıs 2006 12:31  mesajın adresini al  
aytekin
aytekin
Arkadaşlar ben de bir yılmaz erdoğan hayranıyım.Çünkü kendini birçok konuda geliştirmiş(sinema,tiyatro,şiir,düzyazı....).Bence yeterince saygıyı haketmiş biridir ve de zekası ve yaratıcılığına hayranım.Bence bazen zekadan çok daha ileriye gitmiştir çünkü zekası katı değil aynı zamanda içinde yeteri yoğunlukta duyguda barındırıyor.Farklı bişeyler bulabilir çoğu insan ama her insan bunları çok güsel dile getiremez işte bence yılmaz erdoğan bunuTürkiye'de sayılı yapanlardandır.Neyse fazla uzatmadan benim en sevdiğim şiirini yazayım...



SANA BAKMAK



Herşey yapılabilir

Bir beyaz kağıtla

Uçak örneğin, uçurtma mesela.

Altına konulabilir

Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için

Sallanan bir masanın.

Veya şiir yazılabilir

Süresi ötekilerden kısa

Bir ömür üzerine..



Bir beyaz kağıda

Herşey yazılabilir,

Senin dışında..

Güzelliğine benzetme bulmak zor,

Sen iyisimi sana benzemeye çalışan

Herşeyden:

Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor.

Belki tabiattadır çaresi

Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin..

Ve benim

Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim..

Anlarım bitkiden filan

Ama anlatamam

Toprağın güneşle konuşmasını

Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla



Sen bana ışık ver yeter

Bende filiz çok..

Köklerim içimde gizlidir

Gelen giden, açan soran, bere budak yok

Bir şiir istersin

"içinde benzetmeler" olan

Kusura bakma sevgilim

Heybemde sana benzeyecek kadar

Güzel birşey yok



Uzun bir yoldan gelen

Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum

Yaralı yarasız sevdalardan geçtim

Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu

Herşeyi anlattım..

Olan olmayan, acıtan sancıtan..

Bilsem ki sana varmak içindi

Bütün mola sancıları

Bütün stabilize arkadaşlıklar

Daha hızlı koşardım

Severadım gelirdim

Gözlerinin mercan maviliğine..



Sana bakmak

Suya bakmaktır..

Sana bakmak

Bir mucizeyi anlamaktır..



Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır

Aşk sorgusunda şahanem

Yalnız kelepçeler sanıktır

Ne yazsam olmuyor

Çünkü bilenler hatırlar..

Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar

Bahçıvan değil tüccarlardır

Sen öyle göz,

Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı

Sen teninde cennet kayganlığı iken,

Sana şiir yazmak ahmaklıktır..



Bir tek söz kalır

Dişlerimin arasından

Ben sana gülüm derim

Gülün ömrü uzamaya başlar



Verdiğim bütün sözler

Sende kalsın isterim

Ben sana gülüm derim

Gül sana benzediği için ölümsüz..

Yazdığım bütün şiirler

Sana başlayan bir kitap için önsöz



Sana bakmak

Bir beyaz kağıda bakmaktır.

Her şey olmaya hazır

sana bakmak

suya bakmaktır..

gördüğün suretten utanmak..

sana bakmak

bütün rastlantıları reddedip

bir mucizeyi anlamaktır..

sana bakmak

Allah’a inanmaktır.




Bu şiiri aynı zamanda www.onlinemuzik.be den dinlerseniz daha çok keyif alırsınız.iyi keyifler....

12 Mayıs 2006 05:23  mesajın adresini al  
comandante
comandante
''Senin eline diken batsa benim parmağım kanar gülüm ''Romantik bir adam walla

12 Mayıs 2006 23:03  mesajın adresini al  
comandante
comandante
Ya fethi katılıyorum aslında Yılmaz'ın şiiri alışılmışın çok dişinda farklı bir tarz

12 Mayıs 2006 23:03  mesajın adresini al  
comandante
comandante

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ...
Asfaltlar ışıldar buz tutardı resmi yalanlar

Kimse keman çalmaz belki ama çok keman çalınsın balolarında diye yapılmış Gri sisli binalar. Anlının ortasında ciddi bir devlet asabiyeti çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar bu zulüm bu sevda bitmezmiş. Sevmek bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş biz bişeyi delicesine severiz ama Tanrım neyi ... Kahve önü çatlak mozaik, bel kemiğine tehdit kürsüler üstünde çok sigara içen öğrenciler... Bir daha asla yaşayamıyacağı aşkları hep teğet geçerken, hep onu sevmeyenleri severek hep onu sevenin gözlerinden kalabalıklara kaçarak karışarak toplumcu gerçekci yanlızlıklara yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarının bir İzmirli güzele dayatmak varken hep kardeş olacak değiliz ya yaşasın halkların sevgililiği... Soyut bir sevdaya beşik kertilmiş olan dağda çoban şehirde şark Çıbanı sayılan Fıratın büyük elleri Araratın kızgın yelleri Cilonun derin nefesleri... Gülasa kente hukuk mukuk okumaya mümkünse o aradada memleketi kurtarmaya gelmiş Anadolu Çocukları ...

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ...
Asfaltlar ışıldar buz tutardı resmi yalanlar

belki balkona kar seyretmeye çıkar diye sevdiğimiz kızlar çok dilimiz donmuştur ve çoğu zaman kar mevzu kızlara
yeterince ilginç gelmemiştir. Hiç bir şey kapalı bir dükkan kadar hüzünlü gelmez insana Ankara'da yoksa bugün bi hayat yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra. Kimse keman çalmaz belki ,belki bu film hiç bir zaman o kadar fiyakalı olmayacak ama hiç bir lahmacunda o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantakinin tadını vermeyecek bir daha ,çok daha iyilerini yedim sonra bizzat urfada hatta ama hiç birinde o kadar aç oturmadım sofraya..

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ...

Çok yabancı bir soluk duyulur bazen bilinmez bir dilin ıslığından anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar. Öyle deme ankarayı sevmeyene bir zulümdür bu kadar insanın neden ankarayı bu kadar çok sevdiğini anlamadan ankarada yaşamak . Yollarına hep sevdiğimiz insanların adlarını vermediler ama biz her duvara bilvesile onların adını yazarak yaşadık Kül ve betondan mürekkep yaşadıkca yaşam havası gelen o tuhaf bozkır kokusunda ...

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ...
Asvaltlar ışıldar ...

Bir günden bir sürü gün yapan mesai saatlerinde hiç bir şey yapan hiç birşey alıp hiç birşey sunan rakıyı bol sulu içen dokunmasın için deil çabuk bitmesinde diye devletin tekel rakısı ... Hep kağıtlara bakarak hep kağıtlardan bakarak
hem Neşet Ertaş'ı Hem Bülent Ersoy'u aynı anda sevmeyi başararak karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı çok beğenmeyerek ama yinede bu tasarrufunu takdir ederek. Boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken hep bişeylere birilerine küsmüş gibi yürüyen memurlar..

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ...
Asfaltlar ışıldar buz tutardı resmi yalanlar

Biz şimdi kapalı bir kuruyemişçi dükkanının ki bütün plan kar altında tuzsuz ayçekirdeği çitleyip yanısıra Bafra içmektir kötü ışıklandırılmış vitrininden umutsuzca içeri bakan kimliği gereğinden fazla sorgulanmış ,merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş yani sistem kendi verdiği kimliği zırt pırt geri istemektedir ... Doğduğu yer yüzünden doğuştan kavgacı zannedilen ama pek çoğu kavgadan nefret eden kavgacı esmer cesur korkak
çoğu Kürt çoğu Türk çocuklardık..

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ...

Ha sonra belki Ahmet Arif'in aklına hiç bir şairin aklına gelmiyecek çünkü hiç kimse bir daha Ankara'yı O'nun kadar sevemeyecek bir şiir istenir kar altındadır varoşlar Hasretin Nazlıdır Ankara . . . Ustam yine sen bilirsin ama hangi aralıkta bir şair ölmüşse işte o en metaneli aydır bence..

Ankara'ya öyle Yakışırdı ki Kar ... Asfaltlar, ışıldar, yalanlar

ŞİMDİ VE SONRA NE ZAMAN KAR YAĞSA ANKARA'YA ELİM GÖNLÜM ÇOCUKLUĞUM BUZ TUTAR !!!...

13 Mayıs 2006 14:08  mesajın adresini al  
cervantes
cervantes
Ben şiir yazıyorum. ayrıca yılmaz erdoğan'ın şiirlerinde edebi açıdan hiç bir incelik göremiyorum. yılmaz erdoğan, sadece kelimelerle siyasi fikirlerini söylemeye çalışıyor. ben buna şairlik diyemem.

 1   4 Ekim 2006 22:09 ~ 4 Ekim 2006 22:10  mesajın adresini al  
comandante
comandante
Nazım d kelimeleri ile siyasi fikir söylemiyor muydu. Yani şiir dediğimiz şey sadece ve sadece aşka sevgiliye mi yazılandır??

4 Ekim 2006 22:35  mesajın adresini al  
seko'o
seko'o
ankara şiirini hergün en az bi kere dinlerim memurlar memurlarrrrrr

4 Ekim 2006 23:09  mesajın adresini al  
bahar..
bahar..
evet ya biz evcek bu şiiri cok seviyoruz..

5 Ekim 2006 00:34  mesajın adresini al  
 Sayfalar: 1  2  3  Sonraki Sayfa >>      Listelenen Kayitlar 1 - 20
bloguna / web sayfana ekle Bloguna / Web Sayfana Ekle     arkadaşlarına gönder Arkadaşlarına Gönder     başlığın adresini al Başlığın Adresini Al     favori başlıklarına ekle Favori Başlıklarına Ekle


  Sen de binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
Hoşgeldin!

ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008