Forum Konu Dışı Hz.Lokman Hekimin Ölüme Çare Buluş Hikayesi
19 Ekim 2008 00:57
Ver Pacino
Hz. Lokman Hekimin oğlu hastalanır, oğlunun derdine deva bulmak için her yola başvurur denemediği yol kalmamıştır lakin oğlu hastalığa yenik düşer ve vefat eder, evlat acısı ile yanan lokman hekim oğlumun derdi ne imiş diye karnını bıçakla yarar ve midesin de kemiğe benzeyen bir kist parçası görür ve midesinden çıkartır ve kist parçasını bıçağına sap yapar.
aradan günler geçer ve birgün o bıçakla turp soyarken turpdan damlayan su parçacıklarının kisti erittiğini görür ve lokman hekim kahrolur eğer oğluma turp yedirseydim şimdi iyileşmiş olacaktı diye ve evlat acısı o kadar çok yüreğini yakmıştır ki rivayete göre ölüme çağre bulmuştur ve formülü bir kağıda yazıp cebine koymuştur bir derenin üstündeki köprüden geçerken hz. cebrail tarafından ölümün çaresini yazdığı formül dereye düşmüştür ve nedendir bilinmez bir daha o formülü ne aklından çıkartabilmiştir nede tekrar formülü bulabilmiştir.
19 Ekim 2008 01:01
kapsül
dini bi kişilik mi ki isminin başında hz. var? (bilmediğimden soruoyurm)
19 Ekim 2008 01:01
Ver Pacino

evet peygamber olduğuda rivayetler arasında.

kapsül demis ki:
dini bi kişilik mi ki isminin başında hz. var? (bilmediğimden soruoyurm)
19 Ekim 2008 01:03
linglei_
bunu okumustum... kimbilir gercektir belki..
19 Ekim 2008 01:09
Plt Cewo
HZ Suleymana nasıl haywanlarla konusabılme yetenegı werılmısse buda olmustur ama benım ıcın oncelık bunun Kuran da yazıp yazmaması....bole bisey okumadım ıcın bılemıorum
19 Ekim 2008 01:11
Ver Pacino
Velî veyâ peygamberdir.
LOKMAN ALEYHİSSELÂM

Peygamber veya veli. Dâvud aleyhisselâmın zamânında, Arabistan'ın Umman tarafında yaşadı. Dâvud aleyhisselâmla görüşüp ondan ilim öğrendi. Dâvud aleyhisselâma peygamberlik bildirilmeden önce, müfti olan Lokman Hakim, Dâvud aleyhisselâma peygamberlik bildirildikten sonra fetvâ vermeyi bıraktı. Dâvud aleyhisselâma ümmet oldu. Kendisine hikmet verildi. Eyyûb aleyhisselâmın teyzesinin oğlu oldu daa rivâyet edilmektedir. Fransız bilginlerinin, Calinos'un (Galen'in) bir adı da Lokman Hakim idi demeleri yanlıştır. Çünkü Lokman Hakim, Dâvud aleyhisselâm zamânında; Calinos (Galen) ise, ondan bin yıl kadar sonra yaşamıştır. Lokman ismi Kur'ân-ı kerim'de geçmekte olup, bir sûreye (otuz birinci sûre) Lokman ismi verilmiştir. Bu sûrenin on ikinci âyetinde meâlen; Biz Lokman'a hikmet verdik. buyrulmaktadır. Buradaki hikmet tâbirinin; akıl, anlayış, ilim, ilimle amel etmek ve doğru karar vermek demek olduğu tefsir kitablarında yazılıdır. Lokman Hakim tabiplerin piridir. Hikmetli sözleri ve oğluna verdiği nasihatler meşhurdur. Kur'ân-ı kerim'de Lokman sûresi 3. âyet-i kerimede meâlen; Bir vakit Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrum! Allah'a ortak koşma, çünkü şirk çok büyük zulümdür. buyrulmaktadır.

Lokman Hakim'e sen bu hâle nasıl geldin dediklerinde; Doğru sözlü olmak, emâneti yerine getirmek, lüzumsuz söz ve işi terk etmekle. cevâbını verdi. İnsanlar ondan nasihat istediler, o da şöyle nasihat etti: Öncekilerin ve sonrakilerin ilimleriyle ameledilebilmesi için sekiz şeye dikkat etmek lazımdır. Dört zamanda dört şeyi korumak gerekir; Namazda gönlü, halk arasında dili, yiyip içmede boğazı, bir kimsenin evine girince de gözü korumaktır. İki şeyi hâtırdan hiçbir zaman çıkarmamalıdır. Bunlar; Allahü teâlânın büyüklüğü ve ölümdür. İki şeyi de tamâmen unutmaya çalışmalıdır. Bunlar da; bir kimseye yapılan iyilik ile dost ve yakınlardan görülen kötülüktür. Lokman Hakim'in oğluna nasihatlarının bir kısmı şöyledir: Ey oğlum! Dünyâ derin deniz gibidir. Çok insanlar onda boğulmuştur. Geminin takvâ, yükün imân, hâlin tevekkül olsun, umulurki kurtulursun.

Ey oğlum! Âlimlere karşı öğünmek, akılsızlarla inatlaşmak ve meclislerde, toplantılarda gösteriş yapmak için ilim öğrenme! İhtiyâcım yok diyerek de ilmi terk etme. Ey oğlum! Allahü teâlâyı anan (hâtırlayan) insanlar görürsen onlarla otur. Âlim olsan da, ilminin faydasını görürsün ve ilmin artar, sen ehil isen sana öğretirler. Allahü teâlâ onlara olan rahmetinden seni de faydalandırır. Allahü teâlâyı ziktetmeyenleri görürsen onlardan uzak dur. Ey oğlum! Horoz senden daha akıllı olmasın! O, her sabah zikir ve tesbih ediyor, sen ise uyuyorsun.

Ey oğlum! Seçilmiş kullara teslim ol, kötülerle dost olma. Ey oğlum! İnsanlara iyilikleri emir ve nasihat edip kendini unutma! Yoksa mum gibi olursun. Mum insanları aydınlatır, fakat kendini yakıp eritir. Ey oğlum! Yalandan çok sakın! Çünkü dinini bozar ve insanlar yanında mürüvvetini azaltır. Bununla hayânı, değerini ve makâmını kaybedersin.

Ey oğlum! Kötü huydan, gönüldağınıklığından sakın. Sabırsız olma, yoksa arkadaş bulamazsın. İşini severek yap, sıkıntılara katlan. Bütün insanlara karşı iyi huylu ol. Ey oğlum! Hep üzüntülü olma, kalbini dertli kılma. İnsanların elinde olana tamâ etmektensakın. Kazâya râzı ol ve Allahü teâlânın sana verdiği rızka kanâat et. Ey oğlum! Dünyâ geçici ve kısadır. Senin dünyâ hayâtın ise azın azıdır. Bunun da azının azı kalmış, çoğu geçmiştir.

Ey oğlum! Tövbeyi yarına bırakma, çünkü ölüm ansızın gelip yakalar. Ey oğlum! Sükût etmekle pişmân olmazsın. Söz gümüş ise sükût altındır. Ey oğlum! Helâl lokma ye ve işlerinde âlimlere danış, işlerini nasıl yapacağını onlara sor. Ey oğlum! Âlimler meclisine devâm et. Bahar yağmuru ile yeryüzünü yeşillendiren Allahü teâlâ, âlimlerin meclisindeki hikmet nûru ile de müminlerin kalbini aydınlatır.

Ey oğlum! Amel ancak yakın (Allahü teâlâya olan ilim ve mârifet) ile yapılır. Herkes yakini nisbetinde amel eder. Amel noksanlığı, yakin noksanlığından gelir. Ey oğlum! Bir hatâ işlediğinde hemen tövbe et ve sadaka ver. Ey oğlum! Ölümden şüphe ediyorsan uyku uyuma. Uyuduğun ve uyumak mecbûriyetinde kaldığın gibi, ölüme de mahkûmsun. Dirilmekten de şüphe ediyorsan, uykudan uyanma. Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin.

Ey oğlum! Helâl kazanç ile yoksulluktan korun. Yoksul kimse şu üç musibetle karşılaşır: Din zayıflığı, akıl zayıflığı ve mürüvvetin kaybolması. Ey oğlum!Merhamet eden merhamet bulur. Sükût eden selâmete erer, hayır söyleyen kâr eder, kötü konuşan günâhkar olur, diline hâkim olmayan pişmân olur. Ey Oğlum! Dünyâmalından yetecek kadarını al, fazlasını âhiret için hayra sarfet, Sıkıntıya düşecek ve başkasının sırtına yük olacak şekil de tembellik etme.

Ey oğlum! Sakin kimseyi küçük görüp hakâret etme. Çünkü onun da senin de rabbimiz birdir.

Lokman Hakim'in oğlu: Babacığım, insanda hangi haslet daha iyiydir? diye sorunca; Temiz, hâlis din. buyurdu. Eğer iki haslet olursa? Din ve mal, üç haslet olursa? Din, mal ve hayâ. buyurdu. Dört haslet olursa? dedi. Din, mal, hayâ ve güzel ahlâk. buyurdu. Beş haslet saymak icâbederse diye sorunca; Din, mal, hayâ güzel huy ve cömertlik. buyurdu. Altı haslet sayarsak deyince; Eu oğlum! Allahü teâlâ her kime bu beş iyi hasleti verdiyse, o kimse mümin ve müttekidir. Allahü teâlâ katında veli ve sevgilidir. Şeytanın şerrinden uzaktır. buyurdu. Oğlu: Babacığım, insandan en kötü haslet hangisidir? dedi. Allahü teâlâyı inkârdır buyurdu. İki olursa dedi. İnkâr ve kibirdir. buyurdu. Üç olursa dedi. İnkâr, kibir ve şükür azlığı. buyurdu. Dört olursa dedi. İnkâr, kibir, şükür azlığı ve cimrilik. buyurdu. Beş olursa diye sorunca; İnkâr, kibir, şükür azlığı, cimrilik ve kötü ahlâk. buyurdu. Altı olursa deyince; Ey oğlum! Bu beş kötü hasletin bulunduğu kimse münâfıktır, şakidir ve Allahü teâlâdan uzaktır. buyurdu.

Hafs bin Ömer'den rivâyet edildi ki: Lokman Hakim, yanına bir hardal torbası koydu ve oğluna nasihat etmeye başladı. Her bir nasihatte bir hardal tânesini çıkardı. Nihâyet hardalları tükendi. Sonra da; Ey oğlum! Sana o kadar nasihat ettim ki, şâyet bu nasihatler bir dağa verilseudi, dağ yarılır, parça parça olurdu buyurdu. Oğlu da bu nasihatleri tuttu.
19 Ekim 2008 01:12
Ver Pacino
zaten rivayet kuranı kerimde yazıldığı söylenmiyor ki.


ceedric demis ki:
iyide o kist i nie bıcaga sap yapio.. onu anlamadim benn..

anlayamiycagim ,anlayamiycagimiz bişey Kuran-ı Kerimde yazmz
19 Ekim 2008 01:28
Astiyag Keyaksar
Mitoloji bu...
ölümün çaresi yok.doğanın tabiatına ters..
19 Ekim 2008 01:57
masal kadını



kapsül demis ki:
dini bi kişilik mi ki isminin başında hz. var? (bilmediğimden soruoyurm)


arkadaşım;

Bir saygı sözüdür hazreti (hz) . cenab-ı da öyle …
ikisi aynı anlamda kullanılır .
hani biz saygın birisine hitap ederken isminin önüne “sayın” kelimesini koyarız ya bu da öyle…dinle yada peygamber olabilme ihtimali ile alakası yok bunun..!


19 Ekim 2008 04:53
Akbsdkabs Aafd
ben de yedim.
19 Ekim 2008 10:25
umudet
afiyet olsun
19 Ekim 2008 20:17
Başrahip Ve Şürekası
halk edebiyatında hikayenin farklı şekilleri farklı kahramanlarla anlatılır...




bu arada güzel başlık:)