ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Bu resim, 33 insanımızın Sivas'ta, Madımak oteli'nde 2 Temmuz 1993'te yakılarak öldürülmesinin resmidir. Unutmayın, 33 insanımız aynı yerde, tüm ülkenin gözleri önünde yanarak can verdi, sayı 33'ün de çok üzerinde olabilirdi, çünkü o otelde 60 kişi de yaralandı.
İçinde onlarca insanın bulunduğu Madımak Oteli'ni tutuşturanlar bir iki psikopat serseri değildi. Bir gece gizliden girerek de tutuşturmamışlardı oteli. Hayır, bu ülkenin ordusunun, polisinin, hükümetinin, herkesin gözleri önünde binlercesi toplanmış, belediye başkanı tarafından gazaları mübarek kılınmış, devlet kurumları ve dönemin hükümeti tarafından kendilerine her türlü kolaylık sağlanmış ve göz göre göre oteli tutuşturmuşlardı.
1993'ün Türkiye'sinde yakılan bu insanlarımızın tüm suçları bu düzene şu ya da bu düzeyde muhalif olmak, aydınlık düşünceler taşımak veya salt Alevi inancına sahip olmak, yani oligarşik devletin resmi dininin dışında bir inanç taşıyor olmaktı. Bu suçlarının kanıtı Sivas'ta yapılacak olan Pir Sultan Abdal şenliklerine katılmaktı.
VE YAKILDILAR...
33 insanımızı yakanlar utanmadılar. Oysa, Madımak Sivas'ın tam ortasında bir utanç abidesi olarak duruyordu. İnsan olanı utandıracak bir utanç abidesi...
Fakat, onları yakanlar utanmadılar. Hem yaktılar, hem de suçladılar. Tıpkı, 19 Aralık'ta 20 hapishanede birden onlarca tutsağı yakarak katlettiklerinde utanmadıkları, yaktıkları tutsaklara bir de dava açtıkları gibi...
Sivas'ta da suçlu olan yakılanlardı, halkı tahrik etmişlerdi. Bu ülkeyi yönetenlerin, egemenlerin mantığına göre, farklı bir inanca sahip olmak, bu düzene karşı olmak tahrik unsuru idi.
33 insan, içlerinde devlet görevlilerinin de bulunduğu bir güruhun 8 saatin üzerinde süren saldırısı ve devletin açık örgütlemesi, desteği ve müdahale etmemesi sonucunda yakılarak öldürülmüşlerdi, fakat bu katliama ilişkin açılan davada, katleden güruhun içinden tespit edilen üç beş kişi katliam zanlısı olarak yargılandılar. Katliamın asıl sorumlularını gözlerden kaçırmak içindi bu yargılama oyunu...
O mahkeme salonuna çıkardıkları üç beş kişinin 33 insanımızın yakılmasının asıl sorumluları olduğuna inanmamızı istediler. Elbette ki, bunun bir inandırıcılığı yoktu. İnanmadık, o günden bugüne yakılan 33 insanımız için adalet istedik. Çünkü, halen katliamın sorumluları yargılanmadılar, cezalandırılmadılar. Madımak; bunun için de bir utanç abidesi olarak duruyor Sivas'ın orta yerinde...
Madımak düzenin ve düzeni savunanların utancıdır..
33 insanımızın yakılmasının sorumluluğunu, katliamda kullanılmış birkaç kişinin üzerine atarak kurtulmaya çalışanlar, halkı aldatamazsınız, Madımak'ta 33 insanımızın yakılmasının utancı sizindir.
Utanın eserinizden. Bu soygun ve sömürü düzenini, ancak katlederek ayakta tutabildiğiniz için yaktınız. Alevi halka düşman olduğunuz için yaktınız. Tüm halkı düzeninize boyun eğdirmek için yaktınız.
Bu utanç, DYP'den AKP'ye kadar tüm faşist, gerici partilerindir. Alevi halkı sömürü düzenleri için tehlikeli gördüklerinden dolayı katlettiler. Emperyalistlerin, işbirlikçi tekellerin uşakları oldukları için, onların iktidarını güvence altına almak için katlettiler. Tekeller adına iktidar koltuğuna oturturken, tekellerin halka karşı savaşında da görev üstlenmişlerdi.
Mezhepçiliği körükledikçe, içlerinde Alevi düşmanlığını büyüttükçe, sünni tarikatların etkisi altındaki kitleyi devletin yanına çekmeyi hesapladılar.
Halkı birbiriyle çatıştırırken hesapları; sömüren, aç, yoksul bırakan, baskı ve zulümle yöneten düzenlerine karşı halkın birleşmesini, hesap sormasını engellemekti.
Sadece Madımak'ta değil, Maraşlar'da, Çorumlar'da, Sivaslar'da bunun için provokasyonlar örgütlediler ve katlettiler.
Dincilikten, halkın bilinçsizliğinden beslendiler. Bu nedenle dinciliği pompaladı ve kullandılar. Madımak aynı zamanda gericiliği büyütmenin de aracıydı.
Diri diri insanları yakan bir islam anlayışının sahibi oldukları için katlettiler. Onların islamcılığı halka düşman, emperyalizme ve tekellere hizmet eden bir islamcılıktır. Dine inanan değil, din tüccarları oldukları için katlettiler.
Ellerinde halkın, Madımak'ta yakılanların kanı var.
Bu utanç SHP'den CHP'ye düzenin solunu oluşturan sosyal-demokrat partilerindir. Halk için bir DYP, bir AKP de onlardır. Fakat, halkın karşısına bu halk düşmanı kimlikleriyle değil, sosyal demokratlık maskesi altında çıkarlar. Ne sosyalizmle, ne demokratlıkla bir ilgileri yoktur. Madımak'ta olduğu gibi oligarşik düzenin Alevilere yönelik katliamlarının sorumluluğunu onlar da taşıyorlar.
Bu ülkede Alevilere, devrimcilere yönelik en büyük katliamların yapıldığı birçok dönemde onlar iktidarda, ya da iktidar ortağı idiler. Bu dönemlerde yapılan katliamlar onların iradesi dışında yapılmış değildir.
Onlar da, tekellerin partileri olarak, oligarşik düzenin katliam politikalarını meşrulaştıran ve uygulayan oldular. Oligarşik düzenin halka karşı savaşında, düzenin emrindeydiler. Onlar da, düzenin karşısında olan her şeyi düşman olarak gördüler. Onların da oligarşik düzenin bekaası için yapamayacağı bir şey yoktur. Bunun için Maraş'ta olduğu gibi Madımak'ta da katliamın sorumluluğunu taşıma onursuzluğundan kaçınmadılar.
Ve büyük oranda Alevi halkın oylarıyla hükümet koltuklarına oturan olarak, Madımak katliamının en büyük utancını onlar taşımak durumundalar. Katledilenlerin anma törenlerinde, kimi zaman timsah gözyaşı dökmeye gelmeleri, katliamcı yüzlerini örtmeye yetmez.
Bu utanç, ordunun, polisindir. Bu iki kurum, oligarşik düzenin tarihindeki, halka ve devrimcilere yönelik hemen tüm katliamların da başta gelen sorumluları içindedir. Kiminde örgütleyici, kiminde teşvik eden, kiminde göz yuman ama mutlaka bir şekilde katliamların içinde olmuşlardır.
Madımak'ta da varlardı. Katliamcı güruhun içinde, sivil giyinmiş polisler olarak katliamı kışkırtıyorlardı. Resmi kıyafetlilerdi, katliamcı güruhun çevresinde adeta bir koruma oluşturmuş, katliam alanına birlikte ilerliyorlardı. Asker kıyafeti içinde, Genelkurmay başkanlığından, Sivas'taki birimlerine kadar katliamın gerçekleştirilmesini izliyorlardı.
Devrimci demokratların yasal mitinglerini kurşunlayarak, katliam yaparak dağıtanlar, o gün katiller güruhunu katliam boyunca izlediler, çevrelerinde adeta güvenlik aldılar ve katliam onların gözleri önünde gerçekleştirildi. Açık olarak, katillerin yanındaydılar.
Onlar, katliam kararlarını alanlar ve uygulayanlardı. Düzen partilerinin aksine, onlar düzenin değişmeyen, kalıcı katliamcılarıdırlar.
Bu utanç, katliamın gerçek sorumlularını yargılamayan yargınındır. Madımak'ın arkasından bir yargı komedisi sergilendi. Katliamın gerçek sorumluları, oligarşinin mahkemesinin sanık sandalyesinde oturmadılar. Sanık sandalyesine oturtulanlar, katliamın büyüklüğü karşısında çok küçük bir parçayı bile oluşturamayacak üç beş kişiden ibaretti.
Yargılama diye oynanan oyun, devletin katliamdaki rolünü aklamaya hizmet ediyordu. Sanıkların yargılanıp cezalandırıldığı yalanıyla tüm halkı kandırmak istediler.
Adalet duyguları yoktu. Onların yargısında, devletin çıkarları için gerektiğinde 33 insanın yakılarak öldürülmesinin bir önemi yoktu. Bu konuda şerbetlidir onlar. Nice, 33'lerin katillerini akladılar, nice infazın, katliamın altına onay mührünü bastılar.
Utanma duyguları olmadığı için, adaletsizliklerini adalet kılıfıyla pazarlamak onların yüzlerini kızartmaz. Utanma duygusu taşımadıkları için, 33 insanın katillerinin ellerini kollarını sallayarak gezmelerinden utanç duymazlar.
Bu utanç, Sünni islamcılığındır. Madımak katliamını sahiplenen, Alevi olmayı, farklı bir inanç taşımayı Nesimiler, Pir Sultanlar gibi, Maraşlarda, Çorumlarda, Sivaslarda, Madımak'ta olduğu gibi yakılmak için yeterli görenlerindir.
Bu ülkede Sünni tarikatlar da, Alevileri dinsizlikle suçlayarak, sapkın bir akım olarak görerek, Alevi halka yönelik iftiralar ve karalamalar yaparak, Alevilere ve farklı inançlara düşman bir kitlenin yaratılmasında başrollerden birini oynamışlardır.
Oligarşik düzenin, mezhep çatışmalarını körükleme politikasında gönüllü rol üstlenmişlerdir.
Madımak aynı zamanda onların eseridir. Madımak Sivas'ın ortasında, onlar için de bir utanç abidesi olarak durmaktadır.
2 Temmuz 1993'ten bugüne, katliamın sorumlularını açığa çıkarıp cezalandırmayan, Madımak otelinin müze yapılmasına izin vermeyerek katliamı sahiplenen tüm iktidarlar bu utancı taşımaktadırlar.
O günden bu yana, liberali milliyetçisi sosyal demokratı muhafazakarı çeşitli iktidarlar gelip geçtiler. Hepsinin ortak özelliği, Madımak otelinin müze yapılmasına karşı olmak, katliamın sorumlularını yargılamamak ve cezalandırmamak oldu.
Çünkü, o günden günümüze iktidar koltuğuna oturanların, kendilerine yakıştırdıkları sıfatlar ne olursa olsun, ortak özellikleri oligarşik düzenin partileri olarak, düzenin Alevilere yönelik katliam politikasını sahiplenmeleriydi. Onlar da kendi iktidarlarında, aynı katliam politikasını halkın değişik kesimlerine yönelik uyguladılar.
Madımak hepsinin ortak utancıdır. Onlar, kendi halkına karşı provokasyonlar örgütleyen, katliamlar düzenleyen, baskı ve terörle yöneten bir sistemin iktidarlarıdırlar. Kimliklerinde halk düşmanı yazmaktadır.
Madımak oligarşik düzenin nasıl bir düzen olduğunu gösteren örneklerden de bir tanesidir.
Yakılanların, düzenin yasalarına göre de suçlanabilecekleri bir eylemleri yoktu. Yaptıkları Osmanlının adaletsiz düzenine, zulmüne boyun eğmediği için idam edilen Pir Sultan'ı anmaktı. Fakat düzenin yasalara ihtiyacı yoktu, organize edilen bir katliamla yakılarak öldürüldüler.
Bu düzenin çıkarlarına hizmet edenlerin, yakma, katletme özgürlüğü vardır, fakat, düzenin karşısında olanların yasalarda tanınan hak ve özgürlüklerinin bile bir anlamı, can güvenlikleri bile yoktur.
Yakma özgürlüğü vardır, ama yakılanları anmak için Madımak Otelini müze yapmaya bile birliği bozar gerekçesiyle izin yoktur. Yakmak değil, ama katliamı lanetlemek, katledilenleri anmak, oligarşik düzen içinde birlik bozucu bir eylemdir. Oligarşik düzenin niteliğini tarif etmek için başka bir şeye ihtiyaç var mı?
Oligarşik düzen katlediyor ve katliamdaki sorumluluğunu unutturmaya çalışıyor. Düzenin, Madımak katliamının sorumluluğundan kendini kurtarmasına izin verilemez. Katliamın gerçek sorumlularının, sorumluluklarını örtbas etmelerine, kendilerini gizlemelerine yardımcı olmak halka karşı yapılabilecek en büyük kötülüklerden birisi olacaktır.
Bu nedenle de, Sivas'ta yakılanları anmanın bir yanını da onları yakanları unutturmamak oluşturmalıdır. Sivas'ın katillerini halka göstermeli, teşhir etmeliyiz. Devrimciler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, Sivas'ta yakanların gerçek yüzlerini ortaya sermeye devam edecekler.
730 Haziran 2008 23:49
eskici
2 Temmuz 1993'ten bugüne, katliamın sorumlularını açığa çıkarıp cezalandırmayan, Madımak otelinin müze yapılmasına izin vermeyerek katliamı sahiplenen tüm iktidarlar bu utancı taşımaktadırlar.
geçmişiyle yüzlesemeyen bir ülke burası
30 Haziran 2008 23:52
alice kendi alemınde
herhalde mevzu yakılmak olunca herhangi bir siyasi fikir sahibi olmaya lüzum yok. bu tür vahşet in yer durum mazereti olamaz. .
30 Haziran 2008 23:53
bigbang
yangından sonra topluluğa gazanız mübarek olsun diyen o zamanın sivas müftüsü şimdi mvklidir.partisini söylmeye ne hacet..
130 Haziran 2008 23:54
jaja of opobo ® .iz
ayrıca yangın esnasında alkış tutup sırıtan çember sakallı yobazların da görüntüleri arşivlerde yer etmiştir....
130 Haziran 2008 23:56
no control
Çığlıkların adı yangındır orada
Yüzsüz yüreksiz bir uğultuda...
Orada, yüzsüz ve yüreksiz uğultularda yakılanları anıyor ve yaşatıyoruz...
Biliyoruz ki, onları yaşatmak katillerinin yakasına yapışmaktır...
130 Haziran 2008 23:57
souvereign jr.
hepimiz kınıyoruz bu utancı...
130 Haziran 2008 23:57
alice kendi alemınde
Sanıkların avukatlığını Refahyol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan üstlendi ve bakanlığı sırasında onları hapisanede ziyaret etti.[3]
* Gülender Akça - 25 yaşında
* Ahmet Alan - 22 yaşında
* Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci
* Belkıs Çakır- 18 yaşında
* Serpil Canik - 19 yaşında
* Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör
* Carina Cuanna - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci
* Serkan Doğan - 19 yaşında
* Hasret Gültekin - 23 yaşında şair, sanatçı, şelpe tekniğinin önderi
* Murat Güneş,Murat Gündüz - 22 yaşında
* Gülsüm Karababa -22 yaşında
* Koray Kaya - 12 yaşında
* Menekşe Kaya - 17 yaşında
* Handan Metin - 20 yaşında
* Sait Metin - 23 yaşında
* Huriye Özkan - 22 yaşında
* Yeşim Özkan - 20 yaşında
* Ahmet Öztürk - 21 yaşında
* Ahmet Özyurt - 21 yaşında
* Nurcan Şahin - 18 yaşında
* Özlem Şahin - 17 yaşında
* Asuman Sivri - 16 yaşında
* Yasemin Sivri - 19 yaşında
* İnci Türk - 22 yaşında
* Kenan Yılmaz - 21 yaşında
30 yaş altı listesi..
yani bildiğimiz snein benim gibi ortakantin forumlarında eğlenme yaşındaki insanlar. çocuklar
1 Temmuz 2008 00:01
no control
* Muhibe Akarsu - 35 yaşında, Muhlis Akarsu'nun eşi
* Muhlis Akarsu - 45 yaşında, sanatçı
* Gülender Akça - 25 yaşında
* Metin Altıok - 52 yaşında, şair, yazar
* Ahmet Alan - 22 yaşında
* Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci
* Sehergül Ateş - 30 yaşında
* Behçet Aysan - 44 yaşında, şair
* Erdal Ayrancı - 35 yaşında
* Asım Bezirci - 66 yaşında araştırmacı, yazar
* Belkıs Çakır- 18 yaşında
* Serpil Canik - 19 yaşında
* Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör
* Nesimi Çimen - 67 yaşında, şair, sanatçı, üç telli curanın son ustası
* Carina Cuanna - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci
* Serkan Doğan - 19 yaşında
* Hasret Gültekin - 23 yaşında şair, sanatçı, şelpe tekniğinin önderi
* Murat Güneş,Murat Gündüz - 22 yaşında
* Gülsüm Karababa -22 yaşında
* Uğur Kaynar - 37 yaşında, şair
* Asaf Koçak - 35 yaşında, karikatürist
* Koray Kaya - 12 yaşında
* Menekşe Kaya - 17 yaşında
* Handan Metin - 20 yaşında
* Sait Metin - 23 yaşında
* Huriye Özkan - 22 yaşında
* Yeşim Özkan - 20 yaşında
* Ahmet Öztürk - 21 yaşında
* Ahmet Özyurt - 21 yaşında
* Nurcan Şahin - 18 yaşında
* Özlem Şahin - 17 yaşında
* Asuman Sivri - 16 yaşında
* Yasemin Sivri - 19 yaşında
* Edibe Sulari - 40 yaşında, sanatçı
* İnci Türk - 22 yaşında
* Kenan Yılmaz - 21 yaşında
11 Temmuz 2008 00:01
alice kendi alemınde
ben 30 yaş altını verdim özellikle. ne kadar bizden biri olma olasılığını yakınlığını vurgulayabilmek için.
11 Temmuz 2008 00:02
atmacaa
aziz nesin in yaptığı açıklamalarla alevlendi madımak sözde intikam aldılar biz aziz nesin için madımak yakıp sonra baştacı yapan bir milletiz ki ne mutlu türk üm diyene
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/20623
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.