ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Aylardır umur talu tuzla tersanelerindeki ölümlerle ilgili yazılar yazdı.....bakanlara ve sorumlu yetkililere istifa çağrısında bulundu sık sık......ben de o yazıların bir çoğunu buradan sizle paylaştım.....sanayi bakanı sonunda yazılan yazılara bir cevap vermiş.....
bakanın yaptığı imayı anlamanız için bir bilgi vereyim.....umur talu nun köşesinin ismi dipsiz kuyudur.
..........................
Özgür bir bakan!
Bugün biraz, nasıl deniyor, karşılıklı diyalog yapacağız, azıcık polemik azıcık hoşgörü yapacağız.
Seri tersane cinayetleri üstüne dış parmaklara dikkat mealinde açıklama yapan, eski Ankara Sanayi Odası Başkanı, Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan, son işçi ölümünden sonra yaptığım utanma ve istifa çağrısına güzel bir mektupla cevap verdi. O hiç olmazsa bir ses verdi; işsağlığıvegüvenliğindensorumlumüdürkasımbey'den ise tık yok!
Önce, Bakan... Sonra ben.
***
Siz nasıl bir yazar olarak olayları yorumlama özgürlüğüne sahipseniz ben de düşündüklerimi söyleme özgürlüğüne sahip olmalıyım.
Sözlerimin nasıl 'tersane işçileri birbirini öldürüyor' demeye geldiğini anlamakta güçlük çekiyorum.
Evet bugün de aynı şeyi söylüyorum. Gemi inşa sanayisinin hızlı gelişiminde, iş güvenliğinde yetersizlikler ortaya çıkmış; işgücünde yeterli eğitim sağlanamamış, nitelikli işgücü oluşturulamamış, sonucunda istenmeyen ve bizleri çok üzen iş kazaları meydana gelmiştir.
Hayatını kaybeden her can, bizim canımızdır, canımdan kopan parçadır.
10 yıla yakın işçilik yapmış, ardından 27 yıl sanayicilik yapmış biri olarak şunun altını çizerek söylüyorum; işyeri sahibi, mutlaka işçisinin sağlık ve güvenliğiyle ilgili tedbirleri almak zorundadır. Hem kanuni zorunluluk hem de vicdani sorumluluktur.
Ben bunları söylerken, bu samimi ve içten duygulara sahipken bundan kimlerin utanması gerektiğini de kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Hiç kimse birlikte çalıştığı, iyi günde kötü günde beraber olduğu, beraber kazandığı, SSK primini, vergisini, hak ettiği alın teri olan ücretini ödediği, gelirini, ekmeğini paylaştığı birinin ölümünü isteyecek kadar cani ruhlu olamaz. Bu, ne acımasızlık ne gerçekçilikle izah edilebilir.
Ancak tabii ki bunu, hayatında işçi çalıştırmayan, onun SSK primini, vergisini, ücretini ödemeyen, onunla ekmeğini paylaşmayanların anlayabilmesi çok zordur.
Benim 'iç ve dış provokasyona dikkat' sözlerim gemi inşa sanayisinin ulaştığı noktadan rahatsız olan kesimlerin bu sektörün yok edilmesi ve tersanelerin kapatılması amaçlı çabalarına karşı duyarlı olunmasını sağlamaya dönüktür.
Bu yaklaşım ülkemizi de, işçimizi de, insanımızı da, sektörlerimizi de yuvarlamak istedikleri 'dipsiz kuyuya' mahkum etmek demektir.
Ben nereden geldiğimi çok iyi biliyorum. Kamu adına görev yaptığımı da çok iyi biliyorum.
Yine biliyorum ki 'aslolan hayattır'.
Yeter ki yargısız infaz yapmayalım...
Ülkemizi 'dipsiz kuyulara mahkûm etmeyelim.
Saygılarımla
Ve o kuyuları ben kazmadım Sayın Bakan!
600 tonluk kapağı, öldüren elektriği, patlayan gazı, zehirleyen asbesti, ölen işçilerin üstüne, ikide bir sözde atıf yaptığınız bu Dipsiz Kuyu saldırtmadı; onların ölü düştüğü kuyu sizin 'dipsiz kuyunuzdur!
***
Sırayla gideyim: 1. Siz de her vatandaş gibi düşündüğünü söyleme özgürlüğüne sahipsiniz ama o makamda oturduğunuz sürece, hepimizden farklı olarak iyi düşünme, iyi düşünmeden konuşmama, adil olma, kamu adına her yöne birden bakma sorumluluğuna sahipsiniz.
Siz esas düşünce özgürlüğünü muhtıra yediğinizde kullanın; lideriniz karşısında partide, grupta, bakanlar kurulunda kullanın; içinden geldiğiniz kanka patronlara karşı kullanın.
Ben size diyor muyum ki, Ben de bakanlığınızı yönetme özgürlüğüne sahibim diye! 2. Bakan 'açık söylüyor... aynı şeyi söylüyor' ve diyebildiği şu: İş güvenliği konusunda yetersizlikler ortaya çıkmış, işgücünde yeterli eğitim sağlanamamış, nitelikli işgücü oluşturulamamış.
Hepsi tamam da... Siz bunun bir yerinde, Aşırı kâr ve maliyet düşürme, ucuz işçilik hırsına ufacık bir atıf görüyor musunuz? Taşeronluğa, köleliğe, patronların kontrolsüzlüğüne bir atıf. Yok! Tersane sahibi özne bile değil! 3. Ben de 34 yıldır işçilik yapmış, ücretli olmuş biri olarak söylüyorum... Hadi vicdan bir yana, İşyeri sahibinin tedbir alması kanuni zorunluluk ise, bunun için Kanuninin padişahlığını mı bekleyeceğiz? Sizin işiniz ne? Siz iktidar değil misiniz? Siz bakan değil misiniz? Sadece bize karşı mı düşünce özgürlüğünüz var sizin? Patronlar karşısında yok mu? Kamusal görev yok mu?
Vicdanlar için ister dini, ister ahlaki, ister felsefi telkin yapın... Ama kanuni olan yerine gelmiyorsa, bunu sağlayamıyorsanız, gidin. 4.Hiç kimse SSK primini, vergisini, hak ettiği ücretini ödediği, gelirini, ekmeğini paylaştığı birinin ölümünü isteyecek kadar cani ruhlu olamazmış.
Kimse canilerden bahsetmiyor; bahsettiğimiz vahşi bir piyasa.
Ayrıca, SSK primini, vergisini, hak ettiği ücreti tam ödemeyen birileri varsa, onların işçilerin ölümünü isteyebileceği, en azından umursamayacağı sonucunu mu çıkarmalıyız?
Çünkü durum tam da o.
Ölen işçilerin bir yıllık değil, üçte bir primi ödenmiş mesela. Taşeron elinde genellikle sigortasız, vergisiz, köle gibi kullanılmış.
Aşırı iş yükü, aşırı mesai ile aşırı alın teri akıtılırken, hak edilen ücret mücret verilmemiş.
Bakansanız, önce buna bakacaksınız.
Hükümetseniz önce bu rezalete, bu sefalete sebep olanlara hükmedeceksiniz.
Sonra özgür özgür polemik yapacaksınız! 5. Bunları bilmek için hepimizin patron olması, işçi çalıştırması gerekmiyor.
Siz dünyaya bakan olacak çocuk mu geldiniz de hoppadanak geçiverdiniz o koltuğa?
Hayatında işçi çalıştırmayanın, yani işçilerin de, işçi öldürenlere diyecek bir sözü bile mi olmayacak? Patronsunuz diye hep siz mi konuşacaksınız?
Sanayi bakanı, çalışma bakanı, başbakan olmak için ille patron veya patron kankası mı olmak gerekiyor?
Siz hep Firavun, ötekiler hep köle mi? 6. Ben gazeteci olarak yanılabilirim ama infaz yapmıyorum. Öyle bir gücüm yok. Ülkemi dipsiz kuyulara mahkûm etme arzum hiç yok. 100 kadar işçinin öldüğü bir seri cinayet, bir katliam mahalli söz konusu ise, infaz sözü asıl kime yakışır, yargısız insaf edin!
Ayrıca bana laf yetiştirmeyin, tersaneye tedbir yetiştirin, işinizi yapın, insanlar ölmesin!
Ya da hakikaten, geldiğiniz yere, odanıza gidin, patronsunuz, patron kalın!
Benim de saygılarımla.
Hala utanmazca yüzsüzce laf yetiştirebiliyor ya bu bakan. Valla helal olsun bu kadar arsızı zor bulunur. AKP'nin içişleri Bakanı Dışişleri bakanı, Ulaştırma Bakanı olarak atadığı insanlar başka ülkede olsa 10larca kez yaptıklarından dolayı istifa ederlerdi. Bizimkiler ''Beni si mi bakan yaptınız'' diye utanmazca konuşup işlerine devam ediyorlar.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/20388
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!