NTV'de Emre Kongar ile tartışırken Cengiz Çandar'ın öfkesini gördünüz mü?
Çandar, Kongar'ın ajan imasına çok kızdı.
Amaç Çandar'ı kızdırmaksa imalarda bulunmaya gerek yok.
1968'ten 2008'e 40 yıllık bir yolculuk insana bir sürü şey anlatabilir...
İsmin 5 hali vardır ya Zekeriya Cengiz Çandar'ın da öyle...
1970'te Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi Merkez Komite Üyesi olarak görürüz Cengiz Çandar'ı...
Bir sene sonra Filistin'de gerilla olarak. Yaser Arafat'a Abu Ammar diye hitap etme alışkanlığı o günlere dayanır.
Suriye sınırını Zekeriya adına düzenlenmiş bir pasaportla geçer. Eski arkadaşları Çandar'ın sınırı geçer geçmez toprağı öptüğünü iddia ederler.
O tarihte Filisten'e giden isimlerden biri olan Faik Bulut, Filistin Rüyası kitabında daha ilginç iddialar da gündeme getirir.
Mesela Cengiz Çandar'ın diğer Türk devrimciler için öldürülmesini istediği ya da arkadaşları kampta eğitim görürken onun Şam'daki apartmanlarda keyif çattığı gibi bir sürü anı vardır.
Filistin'e giden Türk devrimcilerden 9'u Şubat 1973'te Nahr El Bared kampına düzenlenen İsrail baskınında öldürülür.
Faik Bulut kamptan alınıp yaralı olarak İsrail'e götürülür.Orada 7 yıl hapis yatar...
Çandar ise Şam ve Beyrut'tan sonra Cenevre, Paris, Amsterdam duraklarına uğrar ve 1974'te Türkiye'ye döner...
1980'li yılların başında eski devrimci Cengiz Çandar İran İslam Devrimi'ni savunan bir portre olarak karşımıza çıkar.
Dünden Yarına Direnen İran o dönemin düşüncelerinin bir yansımasıdır.
Çandar kendini bu akıma öylesine kaptırır ki, Cumhuriyet Gazetesi'nde İsmail Gülgeç'in bir karikatürüne bile konu olur.
Karikatürün ilk satırında elindeki pankartta Marx yazan bir adam yürümektedir.
İkinci satırda aynı adam pankarta Marx'ın üzerini çizip Mao yazarak yürür...
Son satırdaysa adam elindeki pankartı yere atıp, namaza başlamıştır.
Sözünü ettiğim bu karikatür çizildi ama yayınlanmadı. Aslında yayınlanmadı değil yayınlanamadı...
Çünkü Çandar karikatürdeki tiplemenin kendi olduğunu düşündü ve yayınlanmaması için kıyameti kopardı.
Onu tanıyanlar bu yeni hale alışmaya çalışırken Cengiz Çandar bambaşka bir şekilde karşımıza çıktı.
Seksenli yılların ikinci yarısında ANAP ile yakınlaştı.
Bilgisi ve birikimiyle 1987'de dönemin başbakanı Özal'ın Suriye ve Arnavutluk gezilerinde yer aldı.
1991-93 yılları arasında Cumhurbaşkanı Özal'ın özel danışmanlığı görevinde bulundu.Talabani ile Özal arasında kuryelik yaptığına dair bir sürü haber ve yazı çıktı.
Özal'lı yıllar Çandar'a Amerika'nın kapılarını da açtı.
Cengiz Çandar Pentagon'daki Amerikan Çevik Kuvvet Karargahı'na giren ilk Türk oldu ve bir süre bununla övündü.
Özal'ın ölümünün ardından Cengiz Çandar, Cem Boyner'in Yeni Demokrasi Hareketi'nin kurucuları arasında yer aldı.
Seçim hezimeti, hocalık yılları derken Çandar,1999-2000 yılları arasındaki dönemi Washington'da Amerika'nın önemli düşünce kuruluşlarının merkezlerinde geçirdi.
11 Eylül saldırıları onun rüyasına giren ak sakallı dede gibi oldu.Çandar o tarihten sonra Amerika'nın Ortadoğu politikalarının en ateşli savunucularından biri oldu.
Yani Marx, Mao, Arafat, Humeyni, Özal derken listeye Bush da eklendi...
Yazının başındaki, Emre Kongar'ın ajanlık imasına gelince,
Cengiz Çandar böyle bir suçlamayla ilk kez karşı karşıya kalmıyor.
Yeni Yüzyıl Gazetesi'ne hayatını anlatan Çandar Ben nasıl MİT ajanı olabilirim ki? diye soruyor sonra da Bütün hayatım, görüşlerim ortada benim. İç organları bile görünen şeffaf biriyim diyordu.
Çandar bunları durup dururken,buluttan nem kaparak söylemedi.
O dönemde, ANAP kabinelerinde bakanlık yapan Hasan Celal Güzel'in, MİT yöneticisi Hiram Abbas'ın Cengiz için bana Teşkilattandır dediği yazılıp çizilmişti.
Yayını yapan 2000'e Doğru Dergisi ve Perinçek ile 70'li yıllardaki dava arkadaşı olan Çandar 90'lı yıllarda Perinçek ve ekibinden nefret eder haldeydi.
O kavga zamanlarına rastlayan bu haber için doğrudur ya da yanlıştır diye birşey söyleyemem...
Bildiğim, Çandar'ın bu laftan son derece rahatsız olduğudur.
Emre Kongar da bilerek ya da bilmeyerek işte o çok rahatsızlık veren yeri kaşıdı...
Kendi adıma Cengiz Çandar'ın ajanlık hikayesine inanmadığımı söyleyebilirim...
Zira Cengiz Çandar siyasi yelpazenin herhangi bir yerinde ajanlık yapacak kadar uzun bir süre kalmadı.