NİHAİ YANILGI
İnsan kendi iradesiyle değil, zaman kontrolünde değişen, değişime mecbur olan bir varlıktır. Söz konusu değişim birdenbire değil zamana yayılan bir biçimde yani süratten uzak mecrada kendini izler. Zaman bir çeşit köprüdür fakat zamanın değiştiğini düşünen ve inanan insanlar sonsuz bir yanılgı kuyusundadır çünkü değişen ne zaman, ne de insandır, zamanı bir çeşit nehir yatağı sayarsak, insan da bunun içinde akan su olabilir ancak. Zira suyu harekete geçirip akar hale getiren de hayattan başkası değildir. Bu durumda, zaman, hayat ve insan benzer hatta aynı şeylerdir, bu durumda hayat insan, insan hayattır, insan devir daimini saymazsak zaman da bu kavramların ortağıdır çünkü zaman hep aynıdır; yaşattıkları, sundukları, kaçırttıkları, kaybettirdikleri ve kazandırdıkları…
Tek değişen bünyevi anlamda insan akarıdır, ruh da-nehir de aynıdır…
Değişmeyense her doğanın hiç ölmeyecekmişçesine hayatı sahiplenip, avucunun içinde tutma çabasıdır bunun adı; nihai yanılgıdır…
Geçirdikleri her günü aynı sanan, ölüm ve getirdiklerini hiçe sayanlar elbette ki bu hiçliğin içinde kaybolurlar.
Oysa diğer yandan “hiç”lik ne önemlidir, hiçliğin ne olduğunu bilerek hiç olmak, o derin mana sofrasında siyahlığın içinde, ak pak bir beyaz olmak… Zaten hiç olma meylinde olan bir insan kendi ile ilgili uzun bir yol kat etmiş demektir… Hiç’lik iki türlüdür biri kendini bilmeden, bir işe yaramadan ölüp gitmek, diğeri hiçliğe âşık olup, kendini hiç olacak kadar manevi anlamda zengin kılmak; bunların arasından seçim yapmak da insanın içindeki düşmana, nefse verilmiştir.