KÖTÜ ÖRNEK KÜBA!
Hiç ama hiç şüpheniz olmasın! Küba, gerçekten kötü bir örnek! Türkiye nüfusunun ve yüzölçümünün yedide biri kadar küçük bir ülke, sadece kıyılarının 150 kilometre ötesinde, tarihin en büyük ve en kuvvetli gücüne karşı kendini savunmasını bilmiş ve bağımsızlığını korumakta direnmiştir. Bu affedilir gibi değildir, kötü bir örnek teşkil etmektedir!..
Ada’da iktidara bir Devrim geldiğinden bu yana 10’uncu Birleşik Devletler Başkanı görev süresini tamamlamak üzeredir (Eisenhower, Kennedy, Johnson, Nixon, Ford, Carter, Reagan, Bush, Clinton ve W. Bush) ve hepsi de Küba’da yitirdikleri iktidarlarına yeniden kavuşmak için bütçe ayırmalarına rağmen bir türlü başaramadılar. Hepsi de; Küba’yı 51’inci eyaletleri yapmayı düşünerek cömertçe Ada’nın gelişimine yardımcı olmak için Adamızdaydılar. Ne asil ve iyi bir amaç! Ama Kübalılar müteşşekir olmadılar. Bu da affedilir gibi değildir!..
89 milyar dolara malolan abluka da dahil olmak üzere, bu küçük ülkeye uyguladıkları tüm ekonomik tedbirler; 1961’de CIA’in düzenlediği Domuzlar Körfezi işgali; 1962’de Ekim Krizi süresince nükleer saldırı tehdidi; yaklaşık 4 bin kişinin ölümüne neden olan terörist sabotajlar ve suikastlar, hepsi de yanlış yaptıklarına ikna etmek gibi iyi bir niyetle, bu Kübalı devrimcileri boyun eğdirmeye yetmedi. Tabii ki, affedilemezler! Kötü bir örnek oluşturmaktalar!..
Elli yıl kadar önce okuma yazma sorununu tamamen ortadan kaldırmış olmak; nüfusuna oranla yüksek sayıda üniversite mezununa ve üniversiteye kayıt olan öğrenciye sahip olmak; en yüksek öğretmen sayısına sahip olmak; herkese ücretsiz öğrenim olanağı sunmak... Hayır, tüm bunlar içinde bulunduğumuz neoliberal dünyada asla kabul edilemez günahlardır!..
Tüm halkına ücretsiz ve etkin bir halk sağlığı hizmeti sunmak; kişi başına düşen doktor sayısında en iyi olmak; İmparatorluğun Başkenti, Washington’da, hayatını kaybeden çocuk sayısından daha düşük bir çocuk ölüm oranını ulaşmak ise hele hiç kabul edilir gibi değildir!..
Ama buna karşın, bu ‘çılgın Kübalılar’ hâlâ ‘çılgınlıklar’ yapmaya devam ediyorlar. 170 bin sağlık profesyoneli ve teknisyeni, 100’ü aşkın ülkede hizmet etmekte ve şu ana kadar da; 332 milyon hastayla ilgilenmişlerdir. Bu, tam bir ayaklanmadır! İzin verilmemesi gerekir!..
Ada’da yaşayan bu insanların agresif karakteri, uluslararası boks, judo, güreş ve diğer dövüş sporları şampiyonalarını kazanmalarıyla da kendini göstermektedir. Hatta Olimpiyatlarda daha ‘büyük’ ve ‘güçlü’ ülkelerden daha fazla madalya kazanmaktalar. Ayrıca, çok da savaşçılardır; nerede olursa olsun bayraklarını korumakta ve “Vatan ya da Ölüm” demekten vazgeçmemektedirler.
Son yıllarda Küba, Latin Amerika ve Karayipler’de şüpheli oftalmoloji klinikler zinciri kurmuştur ve birçoğu yoksul olduğu için kör olmaya mahkûm 1 milyonu aşkın hastanın ücretsiz göz ameliyatları gerçekleştirilmiştir ve bununla da kalmayıp, bu hastanelerde 10 milyon hastanın ameliyatının yapılmasını planlamaktadır. Bu bir isyandır! Bu kötü örneği de ortadan kaldırmak gerekir!..
17 ülkede 3 milyonu aşkın kişiye başarıyla uygulanan bir okur-yazar kazandırma (‘beyin yıkama’) yöntemi de bulmuşlardır. Eğer bu az geldiyse, Küba’da ya da 120 ülkede Kübalı öğretmenler sayesinde okuyan 60 bini aşkın yabancı üniversite öğrencisi mevcuttur, bunların 54 bin 150’si tıp okumaktadır. Bu size de şüpheli gelmiyor mu? Küçük bir ülke, ekonomik bir gelişimi olmaksızın, bunu nasıl yapabilmekte? Mutlaka bu planların ardında kötü bir amaç vardır. İzin verilmemelidir!..
Tüm bunlar da; Kübalıların insan haklarını ihlal ettiğinin açık birer örneğidir.
Ayrıca, “herkesce demokratik olarak kabul edilen” normları uygulamaktadırlar. Birçok siyasi partinin olduğu ve zavallı hükümet yetkilileri, devlet bütçesiyle ceplerini doldurmak üzere sınırsız özgürlüğe sahiplerken, Devrim öncesi mevcut olan aynı özgürlükçü sisteme dönmeyi reddettiler. Şimdi ise (pek kötü durumda olan bu Kübalılar) her vatandaşın, hiçbir şekilde paraya ihtiyacı olmaksızın meclis üyesi olabileceği bir sisteme sahipler. İnanılır gibi değil! Bu yüzden, onları cezalandırmalı ve ekonomik ablukayla sıkıştırmak gerekir!
Ama, son haddini de aşarak, kadın-erkek eşitliğini duyurdular, hatta söylemekle de kalmayarak bunun bilincine vararak davranmaktalar. Kısa bir süre önce, yüzde 43’ünü kadınların oluşturduğu bir meclis kurdular. Hayır, hayır! Bu da kesinlikle kabul edilemez!
Ve en endişe veren husus ise; bu kötü örnek yayılmakta ve birçok Latin Amerika ülkesinde, bu ‘çılgınlıklar’ uygulanmaya çalışılmakta.
Bu nedenden ötürü de; acilen önlem alınması gerekmektedir. Bu Küba hükümetinin yaptığı ‘çılgınlıkları’, ayrıca egemen ve savaşçı bu halkın kabul edilemez davranışları hakkında yazılar yazması için daha çok gazeteci satın alınması gerekmektedir.
HİÇ ŞÜPHENİZ OLMASIN, KÜBA ÇOK KÖTÜ BİR ÖRNEKTİR!..
birgün den alıntıdır...