ruhbanlık farklı bişeydir...ruhbanlar(rahipler ve rahibeler dahil..)kendini tamamen tanrıya adarlar...dış dünyada yaşamazlar..katedralde ikamet ve ibadet ederler....rahibelerin örtünmesi de tek tiptir...bu her mezhepte de aynıdır ve vardır...
iki dini bu yönden karşılaştırmıcam çünkü saçma sapan biyere gider konu.gerek yok..
ve sen nedense hala adamakılllı bi yorum yazmadın?yoksa senden böyle bişey beklemek hata mı olur?:))
229 Nisan 2008 15:49
deliveren
Anadoludaki İnsanlar Bu Duruma isyan Ediyorlar.Dinin Bu Derece Kullanılmasına Karşı Çıkıyorlar.Din Adına Ortaya Çıkan Amerikan Örtüsü Türbanı Reddediyorlar.Bunu Bir Dini Gereklilik Gibi Gösterenlere Ateş Püskürüyorlar
29 Nisan 2008 15:49
hayal kıran
Olmayan şeyi araştırmayla bir yere varılamaz,sen aklına yatan tezleri taçlandırıyorsun.
fakat bunların doğruluğunu ispatlayamadığın sürece koca yalan onlar.
229 Nisan 2008 15:54
hayal kıran
rahibelerin saçlarını örtüş şekli ile türbanlı bayanların saçlarını örtüşleri birbirine çok benziyor.
sanırım batıyı bu konuda bile örnek almışız.
fakat yazma bağlayanlar için aynı durum söz konusu değil,onun sadece baş üstünde duruşu farklı ama amaç aynıdır.
229 Nisan 2008 15:56
jaja of opobo ® .iz
ahahahaha:)) tamam bence konuşma daha fazla:D
kahin pekmez demis ki: Olmayan şeyi araştırmayla bir yere varılamaz,sen aklına yatan tezleri taçlandırıyorsun.
fakat bunların doğruluğunu ispatlayamadığın sürece koca yalan onlar.
29 Nisan 2008 15:56
hayal kıran
konuşmak ile yazmayı ayrı tutamayan bir zihniyetten yapıcı cümleler beklemiyorum.
gibi fiiller duymamış olman senin hatan değil a b c user seni bu hale getirenler utansın:))))
129 Nisan 2008 15:59
hayal kıran
ee hani biraz önce 9 6 nickli kişinin yazdıklarına atıf sergiliyordun ?
senin tarzın bu mu?karşındakinin fikrini eleştirmek yerine dalgaya vurmak.bravo cidden.eğer varsa söyleyecek bi sözün buyur tartışalım
senin 1 dakika önce yazdığın 5 dakika önce yazdığına ters düşüyor.
sen zaman kaybından başka bir şey değilsin.
729 Nisan 2008 16:01
deliveren
Bu Konu ile ilgili Güzel Bir Yazı Var Paylaşmak İstiyorum
Ve Türban… Tarihi, Geçmişi, Siyasallaşması…
Önerme: Türban her zaman vardı.
Çürütme: Türban ne Türkiye kurulduğunda ne de öncesinde vardı. 1965 yılında, bugün dış işleri bakanımız olan Ali Babacanın halası 1938 doğumlu Şule Yüksel Şenler 'in ülkemize getirdiği ve yeni bir trend olarak genç kızlarımızın önüne sunduğu bir örtü ve örtünme şekli. Türbandan önce baş örtüsü vardı. Hani şu annelerimizde, ninelerimizde gördüğümüz baş örtüsü. O zamanlar saçın gözükmemesi bu kadar revaçta değildi. Türban, baş örtüsünün yaşlılarda olur imajını değiştiren ve genç kızlarında örtünmesini sağlayan önemli bir unsurdur o tarihten sonra. Çünkü türban dikkatle incelendiğinde albenisi olan, türbanlı genç kızları baş örtülü bir genç kıza göre çekici kılan, yeni bir imaj vermektedir. Nitekim türbanın yeni bir moda unsuru olarak karşımıza çıktığını da görmekteyiz.
Önerme : Her ne olursa olsun türban ile baş örtüsünde amaç aynıdır. Dini gereği kapanmak.
Çürütme : Türban tarz olarak tamamen Rahibe kıyafetinin aynısıdır. Rahibe kıyafetinin Müslümanlara göre uyarlanmış halidir. Bunu görmek için gözlerinizin olması yeterli. Türban ile Baş Örtüsünün ortak yanı, erkeğin kadının üzerinde kurduğu egemenliğin bir ürünü olmalarıdır sadece. Bunu anlamak içinde çok uzaklara gitmeye gerek yoktur. Kur ’an-ı Kerim ‘in Nur Suresi 31. ayetinin doğru tarafsız mealini okumak anlamamız için yeterli olacaktır. Nur suresi 31. ayet ’i ; “Söyle inanan kadınlara: Harama bakmaktan sakınsınlar ve cinsel organlarını saklasınlar. Örtülerini Göğüsleri (memeleri) üzerine vursunlar.” Ülkemizde bir çok mealde direkt olarak baş örtüsü ve yakadan bahsedilmektedir , hatta nasıl örtüleceği bile yazılmıştır. Ama tarafsız olarak kelimeler tamamen kendi anlamlarında dilimize çevrildiğinde karşımıza çok farklı bir tablo çıkmaktadır. Yukarıda bu tabloyu gördünüz. Baş örtüsü ve yaka terimleri maalesef Ayet ’in içinde geçmemektedir ve geçiyormuş gibi yorum katılarak sonradan konulmuştur.
Önerme: Her ne olursa olsun türbana inanan kızlarımızın yinede üniversitede okuyamamaları haksızlıktır. Bu demokrasiye, özgürlüklere karşı durmaktır.
Çürütme : Türban konusu, bu konuyu gündemlerine alıp bir sorunmuş gibi halkın önüne sunanlar ve bulundukları yerin laik bir ülkenin meclisi olduğunu unutup ta sadece oy kaygısıyla türbanı siyasete alet edenler yüzünden çoktan demokratiklikten ve özgürlükten çıkmıştır. Eğer, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ’nin, Danıştay ’ın, Yargıtay ’ın, YÖK ’ün, Bir çok sivil toplum kuruluşunun, Milyonlarca insanımızın kararlarına ve fikirlerine rağmen, türbanın siyasi bir simge olduğunun Başbakan tarafından bile kabul edilmesine rağmen, ülkemizin anayasasının değiştirilemez ve hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerinden biri olan laiklik ilkesinin zedeleneceğine bile aldırmadan, sırf çoğunluğun oylarını ve desteğini arkasına alarak, fakat azınlıklarında haklarının korunmasını emreden demokratik devlet anlayışına da aldırmadan, güç benimdir istediğim gibi yönetirim anlayışıyla bir devletin yasaları değiştirilmeye çalışılıyorsa işte o noktada türbanıyla üniversiteye girmeye çalışan kızlarımızın bunu yapabilmeleri bir kaos olacaktır. Ve buna izin verilemez. Burada anlatmak istediğimi de Mustafa Kemal Atatürk çok güzel anlatmıştır; “Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.”
Önerme : Bu durumda kızlarımız okuyamayacaklardır.
Çürütme : Hayır okuyabileceklerdir. Çok güzelde okumuşlardır. Nitekim Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ’ün kızı Kübra Hanım, Bilkent Üniversitesi ’ni bitirmişdir. Başbakan Recep Tayip Erdoğanın kızı Esra Hanım, ABD ’de İndiana Üniversitesi ’nde okumuştur. Milli Görüş Partisi lideri Necmettin Erbakan ’ın kızlarından Elif Hanım, Bilkent Üniversitesi ’ni, Zeynep Hanım ise ODTÜ ’yü bitirmiştir. Enerji bakanı Hilmi Güler ’in kızı Şeyma Hanım da Gazi Üniversitesi Mimarlık bölümünü bitirmiştir. Bu liste böylece devam ediyor. Demek ki neymiş kızlarımız çok güzel okuyabiliyorlarmış. İşte ne yazık ki sorun burada değil. Sorun bu kızlarımızın şuanda ne yapıyor oluşlarında. Evet sorun şu ki bu kızlarımızın hepsi evlendirilmiş ve evlerinde dizlerini kırmış çocuk bakıyorlar. Hiç biri ne yazık ki şuan çalışmıyor. Okuyup, diplomasını ne emeklerle aldıkları mesleklerini yaparak maalesef ülkemize bir katkıda bulunamıyorlar. Çünkü feodal erkek egemen anlayışın hakim olduğu bir ortamda kızlarımızın okumaları da gerçek şu ki para etmiyor.
Önerme : Türkiye sen ne dersen de laik bir devlet olacaktır.
Çürütme : Türkiye bugünden sonra ne yazık ki Laik bir devlet değildir, Türkiye olsa olsa bu günden sonra başına gelenlere ve geleceklere Layık Bir ülke olacaktır…
29 Nisan 2008 16:02 ~ 29 Nisan 2008 16:07
hayal kıran
kendi yazdığı mesajlar ile küçük düşen şahsiyet,sadece takip yeterli seni dumur etmek için : ))
oye.
bye.
129 Nisan 2008 16:03
jaja of opobo ® .iz
a b c user birgün sen de öğreniceksin güncelde tartışmayı:)))
ha bide kızlara karşı olan bu anlamsız önyargını yık artık:))))
Türbandan önce baş örtüsü vardı. Hani şu annelerimizde, ninelerimizde gördüğümüz baş örtüsü. O zamanlar saçın gözükmemesi bu kadar revaçta değildi. Türban, baş örtüsünün yaşlılarda olur imajını değiştiren ve genç kızlarında örtünmesini sağlayan önemli bir unsurdur o tarihten sonra. Çünkü türban dikkatle incelendiğinde albenisi olan, türbanlı genç kızları baş örtülü bir genç kıza göre çekici kılan, yeni bir imaj vermektedir. Nitekim türbanın yeni bir moda unsuru olarak karşımıza çıktığını da görmekteyiz.
hatun her zaman her yerde her yaşta hatundur, yemeni vardı sonrasında tülbent baş örtüsü,türban,o getirmese bile bi şekilde gelirdi zira mevzu bahis moda olunca hatun kısmı sınır, dur durak tanımaz. altı üstü moda akımı olan bir şey olduğunu söylemek alttaki çürütmeleri otomatikman zayıflatmış. Hiç dillendirmesemde türban benim nazarımda gecici bir moda akımı, artık yeni bir akım mı başlar yoksa moda da coğu zaman olduğu gibi eskiye dönüş mü yaşanır orasını bilemeyeceğim.ayrıca genç yaşta örtünme başladı demişlerde ninemin büyüklerimin anlattığına göre onlar daha erken kapanıyorlarmış zira evlenme yaşı daha düşükmüş-14/19- 20sine gelen kızlar kız kurusu sayılırmış. Evlendikten sonra kapanmama Türk toplumunda 90lı yıllardan sonra yaygınlaşan bir olay,hala da evli kadınların coğunluğu kapanır,eşi karışmasa bile kapananlar var. Evet genelledim biraz zira Türkiye'nin her yerini gözlemledim diyemem ama genellemem çok da yanlış olmaz çünkü yaşadığım yer dış etkilere açık metropol sayılan ve çok da tutucu olmayan bir yer, hatta burda hal böyleken anadoluda kapanma oranı daha yüksektir desem yalan olmaz-özellikle Ankara'nın doğusunda kalan kırsal yerlerde
229 Nisan 2008 16:19 ~ 29 Nisan 2008 16:23
souvereign jr.
necmettin erbakan'ın en çok kullandığı lafı söylemek istiyorum bu haberi görünce:
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/19583
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
Sen de binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!