ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Yeryüzünün en büyük hayalet şehri. 22 yıldır bu halde. 900 yıl daha, burada hiç kimse yaşayamayacak.
26 Nisan 1986'da, akşam saatlerinde, Ukrayna'nın Pripiat şehrinde hayat her zamanki gibi normal seyrinde devam ediyordu. İnsanlar işten çıkmış, evlerinin yolunu tutmuş, akşam yemeği hazırlanmıştı. Hiç kimse, sabah gözlerini kendi yatağında açamayacağını, uzun ve zorlu yollara düşeceğini aklının ucundan bile geçirmiyordu.
Bu bir korku filminin senaryosu değil, gerçeğin ta kendisi. 22 yıl önce, 26 Nisan akşamı, Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründe bir patlama yaşandı. Dünya bu faciadan zar zor haberdar oldu. Sovyetler'in iletişimi engelleme mekanizması tam olarak devreye girmişti. Ama sonunda korkunç boyutlara ulaşan nükleer faciayı gizleyememişti.
İşte o gece, Çernobil'in 10 kilometrelik tehlikeli çemberine giren 49 bin nüfuslu Pripiat boşaltıldı. Asker devreye girdi. Gece yarısından sonra başlayan acil boşaltma işlemi için yüzlerce otobüs şehrin metkezine dizildi. İnsanlar evlerini bir anda boşaltmak zorunda kaldı. Boşaltma işlemi öyle hızlı gerçekleştirildi ki hiç kimse yanına birkaç parça giyecek ve belki de aile albümleri dışında hiçbir şey alamadı. Pripiat'ı terk eden otobüs konvoyu 20 kilometreyi aştı. Boşaltma işlemi 30 saatte tamamlandı.
O gün bugün hayalet şehir olan Pripiat, 900 yıl daha böyle kalacak. Bilim adamları, Çernobil'den sızan en zararlı radyoaktif partiküllerinin yok olması için en az 900 yıl geçmesi gerektiğini söylüyor. Tüm radyoaktif partiküllerinin tamamen yok olması için, 48 bin yıldan bahsediliyor.
Pripiatlılar ise yeni bir yerde, zor da olsa hayata yeniden başladılar. Tabii aralarından birçoğu radyoaktif etkiden kurtulamadı. Geriye kalanlar ise her şeye rağmen Pripiat'ı özlemle anıyor.
Hiroşima ve Nagasaki'den beter
Çernobildeki 4 numaralı reaktörün patlaması sonucu Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan bombalarının 100 katı kadar radyasyon havaya karıştı, radyoaktif bulutlar rüzgarında etkisiyle Güney Afrika'ya kadar ulaştı. Yağan yağmular Karadeniz ve Edirne'de bulutları yere indirdi. En mütevazi rakamlara göre, üç ülkede 146 bin kilomerelik bir alan radyoaktif kirlenmeye maruz kaldı. Bu, İtalya'nın yarısı kadar bir alana denk düşüyor. 52 bin kilometrelik Danimarka büyüklüğünde bir tarımsal alan da kirlendi.380 bin kadar çocukta kan kanserleri, tiroid sorunları ve anemiler saptanmıştır.
Çernobil’den ürkütücü rakamlar
3 milyon çocuğun tedavi görmesi gerekiyor.
Kazanın sonuçlarıyla başa çıkılması, “temizlik” ve patlayan reaktörün üzerini örten lahidin inşa edilmesi işlerinde çalışan 600 bin insanın “radyasyona maruz kalmanın etkileri açısından sürekli olarak izlenmeleri gerekiyor.
Yetişkinlerde tiroid kanserine rastlanma oranı kazadan sonra on kat artış gösterdi.
3 milyondan fazla insan faciadan doğrudan etkilenen Çernobil kurbanları statüsünde kayıtlı durumda.
2,5 milyon hektarı aşkın zengin tarım toprağında artık kullanılamıyor.
Şu anda bir milyonu çocuk olmak üzere 3,5 milyon insan, Ukrayna’nın radyasyonla kirlenmiş topraklarında yaşıyor.
Sakat doğumlar ve büyüme bozuklukları Ukrayna’da %230, Beyaz Rusya’da ise %180 arttı. Şiddetli bağışıklık sistemi bozuklukları görülen çocuklara, 2 ile 3,5 kat daha fazla rastlanmakta.
380 bin kadar çocukta kan kanserleri, tiroid sorunları ve anemiler saptandı.
7.1 milyon insanın gelecekte ciddi sağlık sorunları yaşaması beklenmektedir.
128 Nisan 2008 10:11
hayda.bre
:( sayıya bak ya, yazık o kadar insana hele çocuklar :(
28 Nisan 2008 10:56
the error
nükleer santrallerin kapatılmasını isteyenlere küfür eden karşı çıkan insanlar, onları bigün anlayacaklar bence.. bazı insanlar karısını diktirdikten sonra kapısını kitlerlermiş...
28 Nisan 2008 11:12
**imalısır**
* tepenin gözleri * filmini hatırlattı bu bana :(
çok yazıkk
28 Nisan 2008 11:13
the error
taş gibi hatuna mutantlarn tecavüz etmesi benim olayımı bitirmişti :(
papatya demis ki: * tepenin gözleri * filmini hatırlattı bu bana :(
çok yazıkk
128 Nisan 2008 11:14
glikoz'last hope'
Çernobil olayı,Türkiye içinde kapanmayacak bir yaradır...bu facia bizlere, ülke olarak halk sağlığı konusunda ne denli ilkel koşullarda olduğumuz ve ülkenin kaderini elinde tutan 'ilgili'lerin ülke sorunlarına karşı ne denli duyarsız oldukları gerçeğini göstermiştir,annem anlatırdı dönemin bakanı yok hiç birşey deyip bizzat gidip karadenizdeki çaydan içmiş...Çernobilden sonra Türkiyede kanser olanların sayısı artmıştır..özellikle de karadenizde..daha sonra yapılan araştırmalarda da çernobilden sızan radyoaktiv maddelere rastlanmış..
128 Nisan 2008 11:25
glikoz'last hope'
bunları görüp,bilip nükleer santrallere karşı hala nasıl tepkisiz kalabiliyolar anlamıyorum..gelecek tehlikenin farkında değiller mi??!!
228 Nisan 2008 11:31
**imalısır**
resimler içler acısı
:(
128 Nisan 2008 12:13
sumud_
içim çok acıdı yaa... cernobilin etkisi gercekten cok kötü.. su sıralar zaten grip gibi kanser hastalığı duyuyoruz cevremde cidden cok var!
128 Nisan 2008 13:20
başrahip ve şürekası
çok güzel bir başlık.....
28 Nisan 2008 19:10
psikolojik manyak
böyle bir kaza yasandı diye nükleer santralden vazgecelim. kaza yasanır diye korkarak kendi enerjimizi üretemeyelim, dışa baglı enerji ithalatımız gün gectikte artsın öyle mi?!?! ülke zaten bu kadar fakirken
sacmalık, dünyada 300'den fazla nükleer reaktör var, her türlü önlemi alırsınız enerjinizi az da olsa kendiniz üretirsiniz. Türkiye zaten o kadar borca batmış birde enerji ithalatımızı çoğaltmayalım, pamuğu bile ithal ediyoruz ya
128 Nisan 2008 19:19
vi0let de mars
900 yıl sonra yeniden doğmak isterdim.. Dev bir müze olacak orası, yeryüzünde ki en büyük müze..
dokuz asır öncesine ait, herşeyiyle doğal, hiç bozulmadan o zamana gelebilmiş bir kentin caddelerinde dolaşmak çok ibret verici olurdu..
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/19553
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.