ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Bugün çok öfkeliyim, ateş düştüğü yeri yakıyor(1) demiştim daha öncesinde.. İşte bugün ateşin düştüğü alandaydım.. Gerçe bu daha önce yaşamadığım bir durum değildi..
Şöyle bir geriye yaslanıp düşündüğümüzde; kaçımız, kaç kez aradık bir haksızlığı ihbar etmek için polisi? Kaçımız bulunduğumuz belediyenin beyaz masasının numarasını bir yere not etti? Biz kaç kişiyiz diyenlere selam olsun ki, kaçınız bunları yaptı? Neden mi soruyorum? Bu numaralar bunlar için çünkü.. Bizim aramamız için.. Peki kaçımız?
İsyanlarımın arasında ‘ne yapmalı?’(3) diye sormuştum babama, aslında babam zaten gerekeni yapıyordu.. Her halde bu güne kadar ‘en fazla ihbar yapan vatandaş’ sıralaması yapsalar babama en azından bir falım hediye ederler.. Bugün işte babamla yoldayız, bir minibüs U dönüşü yapılmaması gereken yerden dönüyor.. Babam işte, kızıyor ve kornasına basıyor.. Uyarıyor, ama sert de değil, usulünce.. Minibüs az ilerde önümüzü kesiyor.. İşte burada mantık ve iletişimsizlik(4) diz boyu.. Adam, cüneyt arkın’ın laciverti olsa gerek artistçe arabamızın yanına geliyor, kapıyı açıyor, ve ‘ben ne yaptım? Üzerine mi sürdüm?’ diye bağırıyor.. Babam karşılık veriyor, ‘’oradan U dönüşü olmaz..’’ Ben o sırada arabadan inip diğer tarafa geçiyorum, minibüsteki bazı yolcular da iniyor.. Adam babama vurdu vuracak, babam ise o esnada emniyet kemerini çözmeyle uğraşıyor.. Önce adamı uzaklaştıyorum, sonra babamın inmesini engellemeye çalışıyorum.. Tüm bu dediklerim uydurmaca olsa keşke(5) ama değil maalesef.. Uzaklaşırken zaten plakasını almıştık, polis amcaları arıyoruz, şikayetimizi ediyoruz.. Babam merak ediyor, ve telefonun diğer tarafındaki polislere soruyor; ‘’Bu güne kadar bu kavşak için kaç şikayet geldi?’’, Telefonun karşısındaki başkasının bunu söyleyebileceğini, kendinisinin bilmediğini ve beklememizi n gerektiğini söylüyor.. Bekliyoruz.. bekliyoruz.. Cevap geliyor, ‘’27 kez’’.. İş bu ya, ben babamın 8 kez aradığını biliyorum.. Hoş geriye 19 kişi kalıyor.. Onlar da birer kez aradılarsa, yüksek ihtimaller okyanusu yani..
Şimdi örneği yaşamışlıktan olsa gerek, bu kez de aysun kayacı’ya selam olsun.. O minibüscü de oy veriyor.. babam da.. bu tartışılmaz bile, manasızlık, mantıksızlık ve bir nevi adaletsizlik olsa da tartışılmaz, ‘’oy verecek’’ tabi.. Ama bilmem anlatabildim mi? O minibüscü de oy veriyor! Peki babama bunu yapan adam, acaba nasıl bir ülke geleceği düşler? Nasıl bir mantık ile oy verir? Bırakalım bunu toplumbilimci beyefendiler araştırsın, tabi türban ile ilgilenmekten vakitleri kalırsa..
Suçlu aramıyorum hiç, aramam da.. Ama sorarlar size suçlu kim? Çünkü suçlu lazım birilerine, suçlayıp olayı kapatmak en güzeli, üzerine gitmektense.. Ben ise babamı, kendimi ve bizleri suçladım hep.. Çünkü kendimizi toplumdan ayırdık, hep! Biz diyoruz.. hepimiz diyemiyoruz..
Bu güne kadar hali hazırda hala boşa cinayetler işleyen.. Kız kardeşime sarkma! Ama şu hatun da fena değilmiş hani” diyen.. Yolsuzluğu önleyen belediye başkanının topuklarına sıkan veya durduk yere herhangi birinin topuklarına sıkan da.. Otobüs beklerken sıra yapamayan bile.. Kendimizi yere çöp atmaktan, sahaya telefon fırlatmaktan alıkoyamayan da.. Rok kitlesinden kaçan, arabesk dinleyenlerle konuşmayan, türban takana laf atan, mini eteklilere ise pandik atan da.. Kürt mü? Türk mü? Diyen, Lazları yalnızca fıkralarda anan da.. Ayrımcı değilim ama bunlarda ibneymiş diyen(6).. Takımına göre ayar çeken, gerekirse bıçaklayan da.. Eğitimde mottosu “Türkiye’yi yüceltecek gençlik yetiştirmek” olan, ama Türkiye’nin içine eden gençliği görmezden gelen de.. “7 çocuğu varmış çok yazık ühü ühü” diyen.. sonrada ona para veren.. ama onun o hale gelmesini engellemek için vergisini vermeyi unutan da.. Hala ayrılırken “bye” diyen.. kabul ettiğimizde “ok” diyen.. Dilimizden, kültürümüzden uzaklaşan da..
Bizleriz, hepimiziz..
Sence nasıl yönetilmeyi hak ediyoruz?
Ah evet bunları ben yapmıyorum, benim arkadaşlarım, çevrem, çapım yapmıyor diyerek avutabilirsiniz kendizi ama bilinmesi gerekir ki Türkiye ne sadece siz, ne çevreniz ne de çapınızdır..
Biz bir toplumuz ve davranışlarımız her gün gazetelerde haberlerde.. hepimizden bahsediliyor.. ve gördüğüm, duyduğum, bildiğim kadarıyla hak ettiğimizi alıyoruz, izliyoruz.. ne eksik ne fazla..
Bilmukabil Ata’m(7), ateşin düştüğü yerden bumi bildirdi.. mutlu kalın efenim..
Not: 20ON2; belki bir son olabilir, belki de bir başlangıç..
Ben de bu sözün bir başlığını bekliyordum senden zaten:)
~ 133 gün
boomerang ¹³
;o)
aslan67 demis ki: Ben de bu sözün bir başlığını bekliyordum senden zaten:)
~ 133 gün
extremo
inanlımaz güzel bir söz
~ 133 gün
-sütoğlan-
sonu daha güzel
~ 133 gün
uysalhan
geçmiş olsun demeye dilim varmıyor, çünkü o şoförün yaptığı rezilliği sen de üstleniyorsun, bize de yüklüyorsun, daha doğrusu bütün toplumun ayıbı olduğu inancındasın ki hakkın var. gebzedeki utanç vesikası olay da hepimizin, yine aynı yerde, şehir içinde yerli birine tecavüze yardım eden memurun ayıbı da. (ben ekledim kusura bakma)
ama depolitizasyona maruz kalmış bir ülkeyiz. sendikaların, ünv.'lerin siyasetten uzaklaştırılması, gençliğin diskolara-barlara-futbol trübünlerine yığılması diyorum. şimdi merak ediyorum da, acaba halen halkta suç arıyor musun?
~ 133 gün
uysalhan
bu ayıplar halkın değil, eğitimini, siyasetini ve ekonomisini çarpıtanların utancıdır ki, faturasını bu halk çok sancılı bir şekilde ödüyor.
~ 133 gün
aslan67
Bumi sen ne diyosun olm bir keresinde ikea'da yapılmış bir yazım hatası var dedim de başlık açtım,az daha taşlıyorlardı beni:D
Başka işin yok mu falan diyenler çıktı:D
Ne gerek var beyaz masaya falan dimi,koyun gibi güdülelim,etrafımızdaki hiçbir gelişmeye kulak asmayalım..
''ama depolitizasyona maruz kalmış bir ülkeyiz'' çok doğru vesselam, peki daha önce de bunlara maruz kalmadık mı? peki ya osmanlının yıkılışındaki devlet-halk alakasızlığı.. peki biz 7 düvene maruz kalmadık mı? kaldıysak ne yapalım? ne yapmalıyız? kaldıysak ben kendimi kurtardım diyorsam, sen kurtardım diyorsan işimiz bitti mi? yoksa hepimizi kurtarmadan işimiz bitemeyecek mi?
biz hala böyle yönetilmeyi istiyoruz aslında, istemiyoruz da, her şey pişirilip önümüze konsun istiyoruz..
tıpkı Atatürk'ün hediyesi gibi..
~ 133 gün
uysalhan
ha deyince olmuyor boomerang. uzun vade hesapları bunlar. kusura bakma, yeni bir Atatürk gelmeyecek. bunu bildiğinden, devriminin devamlılığını gençliğe emanet etti.
ilk hedef, gençliğin hem trübünlerden, hem de disko-barlardan bir daha girmemecesine çıkarılması. futbol muhabbeti çeviren birkaç bunağın çuvalla para kaldırmadığını gördüğümüz zaman, işin zor kısmı bitmiş olur.
~ 133 gün
boomerang ¹³
yahu uysalhan, yanlış anlamışsın.. Atatürk gelmeyecek işte.. o hediye etti demokrasiyi cumhuriyeti ama biz bilmiyoruz, bilemedik.. demek istedim..
ve ''çıkarılması'' diyorsun.. kim yapacak? madem bu kadar yozlaştık, sürekli olarak yozlaşmış kişiler başa gelecek.. e peki kim yapacak? yozlaşmamış olanlar? nasıl usulüyle..
ve yine, uzun vade diyorsun.. varsın uzun olsun.. ama olsun..
~ 133 gün
ripcord
kendi geçmişinden kendi kültüründen utanmaya bu kadar zorlanan başka bir ülke var mıdır acaba ?
yaşamış olduğumuz ya da dayatılarak yaşanmaya zorlandığımız yaşam tarzları ve standartlarının sonuçlarına bakalım:
yeni nesillerle konuşmaya kalktığınızda bildiği türkçe kelime sayısı 100ü buluyor mu sanmıyorum.
yeni nesil gençliği ingilizlerin 15 lik kewaşelerinin oynadıı lahana bebeklere özenmekten başka bir şey yapmıyor. kadınlar çocuk doğurmayı evcil hayvan sahibi olmakla eş değer tutmaya başlıyor.
aslında kirlilik ve bizlere sunulan yaşam tarzları ve standartları iletişim sektörünün hızlandırdığı bir başka nokta.
şimdi modernlik denilen anlayış bize düşünce özgürlüğü adı altında kendi kültürlerimize, kendi yaşamlarımıza, sosyolojik ve kültürel unsurlarımıza sırt çevirmemizi salık veriyor.
o kadar ki gazeteleri karıştırdığımızda bir ingiliz ya da bir amerikalının giyinme, konuşma, oturma, kalkma hatta sevişme tarzlarının nasıl cirit attığına tanık oluyoruz.
bir ingiliz gibi sevişmek. modern bir sevgili olmanın 10 kuralı...
yaşam tarzlarının satışının sonuçları.
şimdi de 301 i satıyorlar bize.
levis 301 için üç kere sağol sağol sağol
~ 133 gün
vi0let de mars
Aslında konu o kadar dağınık ki, Özer kardeşim yine iyi toparlamış, olup bitenleri yerinde tespitlerle yorumlamış..
Eğitimde mottosu “Türkiye’yi yüceltecek gençlik yetiştirmek” olan, ama Türkiye’nin içine eden gençliği görmezden gelen de.. “7 çocuğu varmış çok yazık ühü ühü” diyen.. sonrada ona para veren.. ama onun o hale gelmesini engellemek için vergisini vermeyi unutan da.. Hala ayrılırken “bye” diyen.. kabul ettiğimizde “ok” diyen.. Dilimizden, kültürümüzden uzaklaşan da..
Hakikaten durum böyle. Yavuz Bülent Bakiler hocam da bu durumu çok net ifade ediyor:
... Bir nesil düşününüz ki Türkiye de 6.000 kelimeyle okuyor ve düşünüyor ama bu 6.000 kelimenin de %10’u ile konuşuyor...
Bu, aynı zamandan ripcord için iyi bir haber olarak düşünülebilir. Çünkü O 100 kelime olduğunu varsaymıştı ama bu rakam 600 imiş !
Peki neden? Çünkü biz kendi kültürümüzden, kendi neslimizden, biricik Türkçemizden uzaklaşıyoruz gün be gün.. Şöyle bir örnek var ki hatırladıkça neden böyle olduğumuz, neden böyle yönetildiğimizi kendimce, bir nebze olsun anlamama yardımcı olan:
Yavuz Bülent Bakiler anlatıyor;
Shakspeare biliyorsunuz bundan aşağı yukarı 391 yıl önce vefat etti. Ama İngiliz gençliği, Shakspeare İngilizcesini biliyor, okuyor, anlıyor. Ben İngiltere’de bir vapur seyahatinde kaptana sordum. Dedim ki: “Sizin bana bahsettiğiniz kızınız, bu sene üniversiteye başlayacak dediğiniz kızınız, Shakspeare İngilizcesini biliyor mu?” Bana kelimesi kelimesine vermiş olduğu cevap şudur: “İngiltere’de Shakspeare İngilizcesini bilmeyen, anlamayan kimseye münevver nazarı ile bakılamaz. Ben kızıma özel bir öğretmen tuttum. O kızıma Shakspeare İngilizcesini de öğretiyor.” Şimdi İngiltere’de 390 yıl önce ölen bir tiyatro yazarının eserini İngiliz gençliği okuyor, anlıyor ama 30-40 yıl önce ölen bir Türk yazarının eserini biz çocuklarımıza okutamıyoruz ve onu günümüzün Türkçesinde uygulamaya çalışıyoruz. Bu daha ne kadar böyle devam edecek ?
Şu da içimde kalmasın, herhangi bir yazım yanlışı gördüğünde bunu şakayla karışık belirtsen, seni kantinin fahri TDK müfettişlerinden ilan edip makaraya saranlar da çıkabiliyor :)
2~ 132 gün
boomerang ¹³
eyv, güzel yorumun için..
~ 132 gün
buz mavisi-lilith
her halk hakettiği gibi yönetiliyor yönetilmeklede kalmayıp hakettiği oranda da güdülüyor.bu muhabbetten hepimiz sıkıldık evet ama gerçek bu.bişey var üstümüzde bi ölü toprağı sanki bi uyuşukluk.görmüyoruz duymuyoruz tepki göstermiyoruz.ve bu öğretiliyor bazen ailemizde bazen okulda bazen arkadaşlarımız tarafından.sen kendi işine bak karışma deniliyor.karışmıyoruz hani evde olup biten olayların sorunların üstü örtülüp babadan saklanır ya hersey aynen öyle.kendimiz örtüp olayları kendimizden saklıyoruz.sonracok büyük patlamalar oluyor ama belki üstü örtülmese daha az şiddeti olcakken üstü örtüldükçe sorunlar büyüyor.
bunun yolu nedir bilmiyorum.bir kurtarıcıyı beklemek değil ama yapılması gereken.şu ölü toprağını savurmak gerek sanırım.tepkini en demokratik yollarla en ınsancıl yollarla ortaya koymak belkide yapılması gereken...
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/19314
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!