gruplar
 hocalar
 okullar
 üye/içerik arama 


Konu Dışı - Her toplum hak edildiği gibi yönetilir ve yaşar
 Sayfalar: 1  2  Sonraki Sayfa >>      Listelenen Kayitlar 1 - 20
 Yazar: Mesaj:
boomerang ¹³
boomerang ¹³
Bugün çok öfkeliyim, ateş düştüğü yeri yakıyor(1) demiştim daha öncesinde.. İşte bugün ateşin düştüğü alandaydım.. Gerçe bu daha önce yaşamadığım bir durum değildi..

Her daim söylediğim sözün muhabbetini yapacağım bugün, her toplum hak edildiği gibi yönetilir ve yaşar (2).. Evet, yine usanmadan diyeceğim bu sözü..

Şöyle bir geriye yaslanıp düşündüğümüzde; kaçımız, kaç kez aradık bir haksızlığı ihbar etmek için polisi? Kaçımız bulunduğumuz belediyenin beyaz masasının numarasını bir yere not etti? Biz kaç kişiyiz diyenlere selam olsun ki, kaçınız bunları yaptı? Neden mi soruyorum? Bu numaralar bunlar için çünkü.. Bizim aramamız için.. Peki kaçımız?

İsyanlarımın arasında ‘ne yapmalı?’(3) diye sormuştum babama, aslında babam zaten gerekeni yapıyordu.. Her halde bu güne kadar ‘en fazla ihbar yapan vatandaş’ sıralaması yapsalar babama en azından bir falım hediye ederler.. Bugün işte babamla yoldayız, bir minibüs U dönüşü yapılmaması gereken yerden dönüyor.. Babam işte, kızıyor ve kornasına basıyor.. Uyarıyor, ama sert de değil, usulünce.. Minibüs az ilerde önümüzü kesiyor.. İşte burada mantık ve iletişimsizlik(4) diz boyu.. Adam, cüneyt arkın’ın laciverti olsa gerek artistçe arabamızın yanına geliyor, kapıyı açıyor, ve ‘ben ne yaptım? Üzerine mi sürdüm?’ diye bağırıyor.. Babam karşılık veriyor, ‘’oradan U dönüşü olmaz..’’ Ben o sırada arabadan inip diğer tarafa geçiyorum, minibüsteki bazı yolcular da iniyor.. Adam babama vurdu vuracak, babam ise o esnada emniyet kemerini çözmeyle uğraşıyor.. Önce adamı uzaklaştıyorum, sonra babamın inmesini engellemeye çalışıyorum.. Tüm bu dediklerim uydurmaca olsa keşke(5) ama değil maalesef.. Uzaklaşırken zaten plakasını almıştık, polis amcaları arıyoruz, şikayetimizi ediyoruz.. Babam merak ediyor, ve telefonun diğer tarafındaki polislere soruyor; ‘’Bu güne kadar bu kavşak için kaç şikayet geldi?’’, Telefonun karşısındaki başkasının bunu söyleyebileceğini, kendinisinin bilmediğini ve beklememizi n gerektiğini söylüyor.. Bekliyoruz.. bekliyoruz.. Cevap geliyor, ‘’27 kez’’.. İş bu ya, ben babamın 8 kez aradığını biliyorum.. Hoş geriye 19 kişi kalıyor.. Onlar da birer kez aradılarsa, yüksek ihtimaller okyanusu yani..

Şimdi örneği yaşamışlıktan olsa gerek, bu kez de aysun kayacı’ya selam olsun.. O minibüscü de oy veriyor.. babam da.. bu tartışılmaz bile, manasızlık, mantıksızlık ve bir nevi adaletsizlik olsa da tartışılmaz, ‘’oy verecek’’ tabi.. Ama bilmem anlatabildim mi? O minibüscü de oy veriyor! Peki babama bunu yapan adam, acaba nasıl bir ülke geleceği düşler? Nasıl bir mantık ile oy verir? Bırakalım bunu toplumbilimci beyefendiler araştırsın, tabi türban ile ilgilenmekten vakitleri kalırsa..

Suçlu aramıyorum hiç, aramam da.. Ama sorarlar size suçlu kim? Çünkü suçlu lazım birilerine, suçlayıp olayı kapatmak en güzeli, üzerine gitmektense.. Ben ise babamı, kendimi ve bizleri suçladım hep.. Çünkü kendimizi toplumdan ayırdık, hep! Biz diyoruz.. hepimiz diyemiyoruz..

Dejavu olacak ama;

Bu güne kadar hali hazırda hala boşa cinayetler işleyen.. Kız kardeşime sarkma! Ama şu hatun da fena değilmiş hani” diyen.. Yolsuzluğu önleyen belediye başkanının topuklarına sıkan veya durduk yere herhangi birinin topuklarına sıkan da.. Otobüs beklerken sıra yapamayan bile.. Kendimizi yere çöp atmaktan, sahaya telefon fırlatmaktan alıkoyamayan da.. Rok kitlesinden kaçan, arabesk dinleyenlerle konuşmayan, türban takana laf atan, mini eteklilere ise pandik atan da.. Kürt mü? Türk mü? Diyen, Lazları yalnızca fıkralarda anan da.. Ayrımcı değilim ama bunlarda ibneymiş diyen(6).. Takımına göre ayar çeken, gerekirse bıçaklayan da.. Eğitimde mottosu “Türkiye’yi yüceltecek gençlik yetiştirmek” olan, ama Türkiye’nin içine eden gençliği görmezden gelen de.. “7 çocuğu varmış çok yazık ühü ühü” diyen.. sonrada ona para veren.. ama onun o hale gelmesini engellemek için vergisini vermeyi unutan da.. Hala ayrılırken “bye” diyen.. kabul ettiğimizde “ok” diyen.. Dilimizden, kültürümüzden uzaklaşan da..

Bizleriz, hepimiziz..

Sence nasıl yönetilmeyi hak ediyoruz?

Ah evet bunları ben yapmıyorum, benim arkadaşlarım, çevrem, çapım yapmıyor diyerek avutabilirsiniz kendizi ama bilinmesi gerekir ki Türkiye ne sadece siz, ne çevreniz ne de çapınızdır..

Biz bir toplumuz ve davranışlarımız her gün gazetelerde haberlerde.. hepimizden bahsediliyor.. ve gördüğüm, duyduğum, bildiğim kadarıyla hak ettiğimizi alıyoruz, izliyoruz.. ne eksik ne fazla..

Bilmukabil Ata’m(7), ateşin düştüğü yerden bumi bildirdi.. mutlu kalın efenim..


Not: 20ON2; belki bir son olabilir, belki de bir başlangıç..

(1) http://www.ortakantin.com/forum/15188
(2) http://www.ortakantin.com/blogcomment.asp?id=14757&shcomm=26405
(3) http://www.ortakantin.com/forum/15379
(4) http://www.ortakantin.com/forum/19120
(5) http://www.ortakantin.com/forum/15321
(6) http://www.ortakantin.com/forum/13768
(7) http://www.ortakantin.com/forum/17815






14 defa alkışlanmış (14)  18 Nisan 2008 23:05  mesajın adresini al  
aslan67
aslan67
Ben de bu sözün bir başlığını bekliyordum senden zaten:)

18 Nisan 2008 23:16  mesajın adresini al  
boomerang ¹³
boomerang ¹³
;o)

aslan67 demis ki:
Ben de bu sözün bir başlığını bekliyordum senden zaten:)

18 Nisan 2008 23:17  mesajın adresini al  
extremo
extremo
inanlımaz güzel bir söz

18 Nisan 2008 23:19  mesajın adresini al  
uysalhan
uysalhan
geçmiş olsun demeye dilim varmıyor, çünkü o şoförün yaptığı rezilliği sen de üstleniyorsun, bize de yüklüyorsun, daha doğrusu bütün toplumun ayıbı olduğu inancındasın ki hakkın var. gebzedeki utanç vesikası olay da hepimizin, yine aynı yerde, şehir içinde yerli birine tecavüze yardım eden memurun ayıbı da. (ben ekledim kusura bakma)

ama depolitizasyona maruz kalmış bir ülkeyiz. sendikaların, ünv.'lerin siyasetten uzaklaştırılması, gençliğin diskolara-barlara-futbol trübünlerine yığılması diyorum. şimdi merak ediyorum da, acaba halen halkta suç arıyor musun?

18 Nisan 2008 23:20  mesajın adresini al  
uysalhan
uysalhan
bu ayıplar halkın değil, eğitimini, siyasetini ve ekonomisini çarpıtanların utancıdır ki, faturasını bu halk çok sancılı bir şekilde ödüyor.

18 Nisan 2008 23:22  mesajın adresini al  
aslan67
aslan67
Bumi sen ne diyosun olm bir keresinde ikea'da yapılmış bir yazım hatası var dedim de başlık açtım,az daha taşlıyorlardı beni:D

Başka işin yok mu falan diyenler çıktı:D

Ne gerek var beyaz masaya falan dimi,koyun gibi güdülelim,etrafımızdaki hiçbir gelişmeye kulak asmayalım..


http://www.ortakantin.com/showtopic.asp?tid=18134

2 defa alkışlanmış (2)  18 Nisan 2008 23:23  mesajın adresini al  
boomerang ¹³
boomerang ¹³
''ama depolitizasyona maruz kalmış bir ülkeyiz'' çok doğru vesselam, peki daha önce de bunlara maruz kalmadık mı? peki ya osmanlının yıkılışındaki devlet-halk alakasızlığı.. peki biz 7 düvene maruz kalmadık mı? kaldıysak ne yapalım? ne yapmalıyız? kaldıysak ben kendimi kurtardım diyorsam, sen kurtardım diyorsan işimiz bitti mi? yoksa hepimizi kurtarmadan işimiz bitemeyecek mi?

biz hala böyle yönetilmeyi istiyoruz aslında, istemiyoruz da, her şey pişirilip önümüze konsun istiyoruz..

tıpkı Atatürk'ün hediyesi gibi..

18 Nisan 2008 23:24  mesajın adresini al  
uysalhan
uysalhan
ha deyince olmuyor boomerang. uzun vade hesapları bunlar. kusura bakma, yeni bir Atatürk gelmeyecek. bunu bildiğinden, devriminin devamlılığını gençliğe emanet etti.
ilk hedef, gençliğin hem trübünlerden, hem de disko-barlardan bir daha girmemecesine çıkarılması. futbol muhabbeti çeviren birkaç bunağın çuvalla para kaldırmadığını gördüğümüz zaman, işin zor kısmı bitmiş olur.

18 Nisan 2008 23:31  mesajın adresini al  
boomerang ¹³
boomerang ¹³
yahu uysalhan, yanlış anlamışsın.. Atatürk gelmeyecek işte.. o hediye etti demokrasiyi cumhuriyeti ama biz bilmiyoruz, bilemedik.. demek istedim..

ve ''çıkarılması'' diyorsun.. kim yapacak? madem bu kadar yozlaştık, sürekli olarak yozlaşmış kişiler başa gelecek.. e peki kim yapacak? yozlaşmamış olanlar? nasıl usulüyle..

ve yine, uzun vade diyorsun.. varsın uzun olsun.. ama olsun..

18 Nisan 2008 23:33  mesajın adresini al  
ripcord
ripcord
kendi geçmişinden kendi kültüründen utanmaya bu kadar zorlanan başka bir ülke var mıdır acaba ?

yaşamış olduğumuz ya da dayatılarak yaşanmaya zorlandığımız yaşam tarzları ve standartlarının sonuçlarına bakalım:

yeni nesillerle konuşmaya kalktığınızda bildiği türkçe kelime sayısı 100ü buluyor mu sanmıyorum.

yeni nesil gençliği ingilizlerin 15 lik kewaşelerinin oynadıı lahana bebeklere özenmekten başka bir şey yapmıyor. kadınlar çocuk doğurmayı evcil hayvan sahibi olmakla eş değer tutmaya başlıyor.

aslında kirlilik ve bizlere sunulan yaşam tarzları ve standartları iletişim sektörünün hızlandırdığı bir başka nokta.

şimdi modernlik denilen anlayış bize düşünce özgürlüğü adı altında kendi kültürlerimize, kendi yaşamlarımıza, sosyolojik ve kültürel unsurlarımıza sırt çevirmemizi salık veriyor.

o kadar ki gazeteleri karıştırdığımızda bir ingiliz ya da bir amerikalının giyinme, konuşma, oturma, kalkma hatta sevişme tarzlarının nasıl cirit attığına tanık oluyoruz.

bir ingiliz gibi sevişmek. modern bir sevgili olmanın 10 kuralı...

yaşam tarzlarının satışının sonuçları.

şimdi de 301 i satıyorlar bize.

levis 301 için üç kere sağol sağol sağol

18 Nisan 2008 23:34  mesajın adresini al  
boomerang ¹³
boomerang ¹³
eyv, güzel yorumun için..

19 Nisan 2008 01:00  mesajın adresini al  
buz mavisi
buz mavisi
her halk hakettiği gibi yönetiliyor yönetilmeklede kalmayıp hakettiği oranda da güdülüyor.bu muhabbetten hepimiz sıkıldık evet ama gerçek bu.bişey var üstümüzde bi ölü toprağı sanki bi uyuşukluk.görmüyoruz duymuyoruz tepki göstermiyoruz.ve bu öğretiliyor bazen ailemizde bazen okulda bazen arkadaşlarımız tarafından.sen kendi işine bak karışma deniliyor.karışmıyoruz hani evde olup biten olayların sorunların üstü örtülüp babadan saklanır ya hersey aynen öyle.kendimiz örtüp olayları kendimizden saklıyoruz.sonracok büyük patlamalar oluyor ama belki üstü örtülmese daha az şiddeti olcakken üstü örtüldükçe sorunlar büyüyor.
bunun yolu nedir bilmiyorum.bir kurtarıcıyı beklemek değil ama yapılması gereken.şu ölü toprağını savurmak gerek sanırım.tepkini en demokratik yollarla en ınsancıl yollarla ortaya koymak belkide yapılması gereken...

19 Nisan 2008 01:06  mesajın adresini al  
mîrov
mîrov
bkz. jakobenizm

19 Nisan 2008 01:07  mesajın adresini al  
adamın1i
adamın1i
Koyunlar kendi içinden seçtikleri koyunlar tarafından yönetiliyor.Güdende güdülende koyun .
Ne mutlu Türk`üm diyene . Ya istiklal ya Cadde bostan

2 defa alkışlanmış (2)  19 Nisan 2008 01:25  mesajın adresini al  
tane® ©an
tane® ©an
Bu, aynı zamandan ripcord için iyi bir haber olarak düşünülebilir. Çünkü O 100 kelime olduğunu varsaymıştı ama bu rakam 600 imiş !
600 fazla demiş bence, en çok buna üzülüyorum ders anlatırken.Arada dilbilgisi kurallararını düz cümlelerle yazdırıyorum, ben söylüyorum siz yazın diyerekten. Bzen dehşetle farkediyorum ki abartısız farklı dil konuşuyoruz, sölediğim kelimelerin bir kısmını hiç duymamışlar, yazıyor ama anlamını bilmeden. Aynı anlama gelen farklı cümle kurduğumda ya ama hocam böyle dediniz itirazları; evladım aynı anlama geliyor zaten diyorum ama o boş bakışlar beni kahrediyor o esnadaki. Türkçe'de gayet sık kullanılan deyimlerin bir kısmını ilk defa benden duydular. Bazen öyle bunalıyorum ki, kendi dillerini bilmeyen örencilere ne diye İngilizce öğreteyim ben? Yazım kurallarından bihaber coğu, noktalama işaretleri keza aynı. Hayır cocuk bunlar diyorum ama ilerde ne kadar düzeltebilcek ki kendini? Ağaç yaşken eğilir demiş atalarımız, bir bildikleri vardır elbet. Dersin yarısında Türkçe dilbilgisi anlatıyorum.Şikayet ediyorlar, dersimiz Türkçe mi İngilizce mi diye ama yapacak başka bir şey yok. Karşılaştırmalı anlatıyorum, kafalarına çivi gibi cakmaya çalışıyorum, Türkçe'yi bilmeyen yabancı dili öğrenemez diye. Onları geçtim cevremdekilerle de aynı dili konuşmuyoruz bazen. O ne be? diyor söylüyorum, öğrenmek yerine artistlik mi yapıyorsun?. Gecen bir arkadaş demişti, eğer eğitilmişsen eğitmek yükümlülüğünü de üzerine almışsın diye, sonuna kadar haklı. Eğitimimi aldım ben düzgün birey vatandaş odlum demek yetmiyor, ablama bunu bir türlü anlatamadım, hala sen mi kurtarcan okulu, ülkeyi diyor ve demeye devam edicek. Gel gör ki ben de aynı şeyleri söylemeye ,sen kurtarmazsan , ben kurtarmazsam kim kurtarcak? demeye devam edicem. Dalga halinde yayılması gereken şeyler bunlar, önce kendin sonra ailen ve yakın cevren, sonra mahallen, yayılarak devam edicek. Ha ben çok mu dikkat ediyorum, hayır özensizim aslında ama iyice yerleştiği için artık genelde özenli kullanıyorum karşıdan bakılınca.. Ben de bilirdim hocam nush-yazımdan emin değilim- ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdirile uslanmayanın hakkı kötektir. dediğinde bunu merak etmeyip direktman unutmayı kelimeleri öğrenmemeyi ama işin kolayı, öğretmenim diyorsa bir bildiği vardır deyip öğrenmiştim ne demek, ena zından anlam olarak. Şimdi en sevdiğim laflardan biri oldu, belki benim öğrencilerimden biri de ilerde öğretmen olduğunda kullanıcak ve bu deyim ölmeyecek.

dib not. kötek kısmını uygulamasam da söylüyorum, seviyorum bu sözü çok da melodik geliyor kulağa:)

19 Nisan 2008 02:52 ~ 19 Nisan 2008 03:14  mesajın adresini al  
tane® ©an
tane® ©an
Ya cocuklara kızmıyorum zaten, ailesi problemli olmayan öğrencim yok gibi nerdeyse. Bazılarının ailesi Türkçe konuşmaya ya yeni başlamış yada hala konuşamıyor, ana dilleri Kürtçe diğer bir deyişle. İYani azınlıkta olmayan bir kısım yabancı dil üzerinden bir başka yabancı dil öğreniyor. Aileler çalışıyor, cocukla ilgilenmiyorlar, kitabı romanı bırak gazete bile girmiyor evlerine. Kelime hazinesinin yolu en başta kitap okumaktan geciyor bence, bunların yaşındakilerin en azından Ömer Seyfettin'le tanışma vakti çoktan gelmiş ama sorsan adını bile duymamışlardır. ilçe merkezinde kütüphane varmış daha gitme fırsatım olmadı, üyelik biraz bürokrasi istiyormuş üşendim ama üye olcam, 3 aydır yeni bir kitap alamadım. Diğer bir deyişle ben bugün ailemden daha fazla kelime biliyorsam bunda okuduğum kitapların payı oldukça fazla. Her şeye vakit buluyoruz ama kitap okumaya gelince gereksiz oluyor. Şahsen hiçbir kitabın gereksiz olduğunu kabul etmem, istediği kadar yanlı olsun, istediği kadar populist olsun yine de bir şeyler katar insana. Ama ben bu ülkenin başkentinde, otobüste kitap mı okunur kardeşim lafını duydum, burdaki cocuklara ne kalmış ki.

19 Nisan 2008 15:21  mesajın adresini al  
tane® ©an
tane® ©an
şikayet ettiğimden değil aslında, hak ediyorum diyorum. Aileme sorduğum da oğlum biz okuyamadık cahil kaldık, iyi kötü seni okuttuk işte bizim yerimize diye cevap veriyorlar. Yarın öbür gün benim cocuğum bana sorduğunda, yada herhangibir cocuk bana sorduğunda ben ne cevap verebilirim? Hiç bir bahanem özrüm yok, onlar bunu haketmesinler diye tüm cabam aslında

19 Nisan 2008 15:27  mesajın adresini al  
boomerang ¹³
boomerang ¹³
keşke diyorum ulan.. keşke..

evet iki yol var.. ya toplumu yoğurursun şekle şemale sokarsın..

ya da toplum kendini şekle sokar..

ah keşke..

sikeyim ben böyle toplumu..

22 Nisan 2008 03:20  mesajın adresini al  
ripcord
ripcord
tüm bunların bi ton nedeni var taner ve aslında biz bunların hepsini pekala biliyoruz.
hala gazetelerimizin verdiği eklerin en arka sayfalarında kolay yaşamın ipuçları sunulur. yıllardan beri böyledir bu.
bir ne idim ne olacağım, bir ilk köşebaşından dönelim sevdası wesaire wesaire.

kuaför ayhan mekan açar, fransızca sevdiğinden ya da bildiğinden değil ama göze ve kulağa hoş geldiği ve ülkemizdeki beyinsiz kadın potansiyelinin oluşturduğu faciayı öngörerek. geçmişin berber ya da kuaför Ayahn'ı oldu mu sana Coiffeur Ayhan ? Tabelaya bak hizaya gel. Görüntü kirlilikleri.

sanki kuaförlük nişanını Ayhan'a Fransız aristokrasisi vermiştir. üstümüze iilik sağlık. Osmanlı toplumundaki Ahi teşkilatının bir adım dahi önüne geçememişiz.

Dilimiz kuruyor abiler. o şimdi bir dil yarasından ibaret.

Ne demişti Ece ? Şiirimiz karadır abiler. Kötülük Toplumunun yeşerttiği..

Kitap okumayan, Şiir okumayan, Okumayan, günlük kelime alışverişini 5 bilemedn on kelimeyle sınırlı tutan, aklına gelebilecek kelime dahi bulamayan, günlük dili al gülüm ver gülüm hesabı kısa süreden sevişmenin yolları olarak gören, yaşayan ve yaşatan bir güruh.

hatırı sayılır bunlar.

bunlardan çok var.

wesselam kötülük toplumu bu toplum tanercan.

biz tüzüklerle ve de büzüklerle çarpışarak büyüsek neolur.

odun tanercan odun.

elalem odun



tane® can demis ki:
Bu, aynı zamandan ripcord için iyi bir haber olarak düşünülebilir. Çünkü O 100 kelime olduğunu varsaymıştı ama bu rakam 600 imiş !
600 fazla demiş bence, en çok buna üzülüyorum ders anlatırken.Arada dilbilgisi kurallararını düz cümlelerle yazdırıyorum, ben söylüyorum siz yazın diyerekten. Bzen dehşetle farkediyorum ki abartısız farklı dil konuşuyoruz, sölediğim kelimelerin bir kısmını hiç duymamışlar, yazıyor ama anlamını bilmeden. Aynı anlama gelen farklı cümle kurduğumda ya ama hocam böyle dediniz itirazları; evladım aynı anlama geliyor zaten diyorum ama o boş bakışlar beni kahrediyor o esnadaki.

22 Nisan 2008 15:20  mesajın adresini al  
 Sayfalar: 1  2  Sonraki Sayfa >>      Listelenen Kayitlar 1 - 20
bloguna / web sayfana ekle Bloguna / Web Sayfana Ekle     arkadaşlarına gönder Arkadaşlarına Gönder     başlığın adresini al Başlığın Adresini Al     favori başlıklarına ekle Favori Başlıklarına Ekle


  Sen de binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
Hoşgeldin!

OrtaKantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008