Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı olan Halikarnas Balıkçısı 1886’da İstanbul da doğdu . Babası Şakir Paşa’nın elçilik görevi nedeniyle çocukluğunda Atina ve Girit’te bulundu . Ortaöğretimini Robert Kolej’de (1904) yükseköğretimini Oxfort Üniversitesi “Yeni Çağar Tarihi” bölümünde tamamladı(1908) . Döndükten sonra Resimli Ay , Resimli Hafta , Diken , İnci gibi dergilerde yazılırı , çevirileri ve karikatürleri yayımlandı . Cumhuriyet öncesinde babasını vurmakla suçlanıp 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı . Kısa süre sonra aftan yararlanıp serbest bırakıldı . 1925’te Resimli Hafta da Hüseyin Kenan imzasıyla çıkan “Hapishanede İdama Mahkum Olanlar Bile Bile Asılmaya Nasıl Gider? “ yazısından dolayı İstiklal Mahkemesi tarafından o çağın yabanı Bodrumda 3 yıl Kalebentliğe sürgüne gönderilir . Kimileri – yarı şaka yarı ciddi – “ iyi ki Bodruma sürülmüş Balıkçı “ derler . Halikarnas Balıkçısı tüm acıları ve yalnızlıklarını adeta bir tregedya kahramanı direnişiyle bin bir olanağa ve üretkenliğe dönüştürecektir bu sürgünde .
Cezası bittikten sonra da çok sevdiği Bodrumdan ayrılmadı ; Bodrumun antik çağındaki adından esinlenerek “ Halikarnas Balıkçısı “ takma adını kullanarak yazılarını yazmaya devam etti , balıkçılık süngercilik yaptı , çocuklarının ortaöğrenimleri için 1947 de İzmir’e taşındı ; Türkiye’nin ilk Tercüman Rehberi olarak çalıştı , gazetecilik yaptı , ilk yazı ve çevirileri ikdam yayımlanan , 1920’lerde magazin öyküleri yazan Halikarnas Balıkçısı , yazar ve düşünce adamı olarak asıl kimliğini Bodrumdaki sürgün yıllarında buldu . Mitolojisi , Tarihi , Doğasıyla Ege’yi ; Süngercisi , balıkçısı gemicisiyle hayatlarını denizden kazanan insanların mücadelesini konu alan Ege Kıyılarında (1939) , Merhaba Akdeniz (1947) , Ege’nin Dibi (1952) , Gülen Ada (1957) gibi öykü kitapları ; Aganta Burina Burinata (1946), Ötelerin Çocuğu (1956) , Deniz Gürbetçileri (1969) gibi romanlar yazdı . Yazılarını coşkulu , içten , kimi kez savruk , şiirsel bir üslup ile yazdı . Halikarnas Balıkçısı Anadolu Efsaneleri (1954) ,Anadolu Tanrıları (1955) gibi mitoloji kitaplarında ve Anadolu’nun Sesi (1971) Hey Koca Yurt (1972) gibi deneme ve incelemelerinde Anadolu topraklarında yaratılan uygarlıkları bir bütün olarak ele aldı . Batı uygarlığının kökenini Helen kültürüne dayandıran anlatışa karşı Anadolu kökenli bir uygarlık tezi geliştirdi .
Rehberlik Mesleğinin Duayeni
Türkiye’de rehberlik mesleğinin başlangıcını oluşturan bir anlamda Anadolu’nun sesi olan Halikarnas Balıkçısının rehberler için ne kadar önemli olduğunu anlatmak için sanırım Azra Erhat’ın sözleri yeterli olacaktır ; “ Herkes bilir Halikarnas Balıkçısı yalnız Bodrumu , Ege turizmini yaratmamış , birde yeni meslek yaratmıştır . İzmir de Balıkçıya gittiğimiz ve onunla mavi yolculuğa çıktığımız eski yıllarda Türk Rehberi diye bir şey yoktu . Balıkçı Fransızca , İngilizce , İtalyanca , İspanyolca ve Yunanca’yı bilmekle kalmaz , öyle bir konuşurdu o dilleri , o dillerde öyle bir anlatır , canlandırır ki her gezilen yeri , dünyanın değme rehberleri boy ölçemezdiler onunla . Türk rehberliğini yarattı demek abes , uluslararası bir rehberlik yarattı demek gerekir , çünkü , dünyanın hiçbir yerinde böyle bir rehber gelmemiştir daha , yüzde yüz eminim buna , Halikarnas Balıkçısı bu mesleği Türkiye’ye soktuktan ve geliştirdikten sonra , bu gün epey para kazanan kişi olmuştur Türk rehberi , Helal olsun , ama bilsin ki bu kazancını Halikarnas Balıkçısına borçludur ve onun çizdiği yoldan gitmeye baksın ne kadar gidebilirse .
Balıkçı turist gezdirmesini ve gezdirilmesini çok severdi . Hemen her mektubunda rehberliği ile ilgili anılar okuruz . İlerlemiş yaşına , zaman zaman gelen sağlık problemlerine , hatta Efes’te düşüp bayılmasına , çoğu zaman parasını bile doğru dürüst alamamasına rağmen gelen hiçbir teklifi reddetmez , herkese yardımcı olur , herkesi gezdirirdi .”