Erkekler neden 'huysuz ve tatli' kadinlari hic unutamadiklarini soylerler ve bu soylemlerinde ne kadar inandiricidirlar? Saatler suren tartismalar sonunda- haksiz da olsa- sevdiginin gonlunu alan kadinlar mi hem huysuz hem de tatlidir? Eger oyleyse ben bu kategoriye hic girmiyorum; hem de hic!
Bu merakimda, evime gonderilen papatya buketine ilistirilmis kagitta yazan, sarki sozlerinin etkisi var saniyorum... Gonul almayi beceremeyen bir 'huysuz' olarak bu sifatin yaninda gecen 'tatli' sifatini -dogal olarak- uzerime alinmiyorum; her ne kadar lutfedilmis olsa da... Ask gibi, sevda gibi anildigimi ise ne hikmetse ya giderayak ya da gittikten epey zaman sonra duyuyorum.Ay bacayi gecmis, ikinci baca turu icin hazirlik yapiyor durumlari...
Kaybetme ani, terk edilen erkekler icin bir muamma. Giden kadinin ardindan kac filme -kendi kendilerine- imza atiyorlar orasini bilmesem de bildigim, her filmde senaristin, yapimcinin, yonetmenin, oyuncunun terk edilen adam oldugu! Hani kadin, olur da filmin bir karesinde dayanamayip rol almak istese, ilginc bir telasa kapiliyor erkek.Hayir, sensizken seni sevmeliyim; sen olunca olmuyor, nidalari...Bu film sadece benim filmim, simarikligi! Eee, tepeden tirnaga sapsallik iceren bu durumda biz kadinlara da : Buyur, film senin olsun; pasa gonlun bilir. Hatta al o filmi, basina cal! Daglari izlemeye ve beni dusunurken o hayalden oteki hayale ziplamaya da devam et dengesiiiiiiiz adam! demek dusuyor.
Tabii, terk eden kadinin ardindan ruyalara riyayla dalip, gozleri yeni bir kadini hayatina almak icin fer fecir okuyan erkek modelleri var ki onlar icin bir fikir yurutemiyorum.Cunku; beni severken ve ayriligimiza dayanamazken baska bir kadini hayatina alma istegiyle yanip tutusan; hatta buldugu ilk kadini kendinden gece gece bana gostermeye calisan; marifet gibi bana salak salak nispet yapan, canimi acitmaya calisan, benim canim acidikca zevkten dort kose olan, intikam aldigini zannedip komik duruma dusen bir eski sevgilim olmadi. Kimsenin hakkini yiyemem(!) Eger oyle biri olsaydi, psIkolojik bir travma gecirebilirdim. Bu adam bir de cok guvendigim, cok onemsedigim, hic kirmadigim, incitmedigim, her sacmaligini makul karsilamaya calistigim bir adamsa gercekten cok uzulebilirdim.O adami ve yasadigim guzel anlari unutmam uzun zaman almasa da zalimligini unutabilmem omrumu alirdi.
Hulasa; sarkilardan fal tutacak yasi gectigimi dusundugum ve ask adina bir cumle dahi duymak istemedigim su son donemlerimde artik hicbir nagme yuregime islemiyor iste. Zaman zaman gozlerimin onunden gecen anilarim bile, el sallayip ugurlayacak kadar anlamli gelmiyor bana. Inkar denilen duygusuzluk boyle bir sey olsa gerek! Geriye sarip onarmak mumkun olsa bazi seyleri, kilimi bile kipirdatmayacagimi biliyorum. Cunku; vurunca duymaz oldum, bakinca da gormez.
Oysa eskiden ben sevince dunya dururdu; dort mevsim cicek acardi ask bahcemde...Gelecek planlarimda sevdigim adamin adinin gecmedigi, bir an bile olmazdi. Hesapsiz severdim ben, hem hesapsiz hem de telassiz .Ince ayrintilar icinde bogulmazdi duslerim ve sadece onunla yan yana olabilmek icin dakikalari sayardim. Sevda nankoru degildim ben!
Simdi, hicbir sey eskisi gibi degil, hic kimse dun gibi anilmiyor ve hic kimsenin hayatimin kiyisindan bile