Forum Edebiyat / Sanat su kasidesi
1 2
13 Mart 2008 17:00
witchontheroof
Fuzulinin Hz.Muhammed için yazdığı su kasidesi. Lise yıllarında okumuştuk ve bi kaç beyitin anlamını öğrenmek bile beni Fuzuliye hayran bırakmaya yetmişti. Divan edebiyatından anlayan biri diğim, hiç olmadım da. Ama bu beyitlerin güzelliğinin bir insanın oluşturma gücünden fazlası olduğunu söyleyebilirim.

Ve bu beyitlerin Hz. peygambere yazılmış olması da ayrı bir konu tabi. Herhangi bir dişiye yazılmış olsaydı görülmemiş bir kıskançlık duyardım ona karşı.

saçma ey goz eskden gonlümdeki odlara su
kim bu denlü dutusan odlara kilmaz çare su

dest-bûsi arzûsiyla ger olsem dostlar
kûze eylen topragum sunun anunla yara su



nasıl dizginlenmiş bir ruhtur bu ?


Su Kasidesi

saçma ey goz eskden gonlümdeki odlara su
kim bu denlü dutusan odlara kilmaz çare su

(ey goz! gonlümdeki (içimdeki) ateslere goz yasimdan su saçma ki, bu
kadar (çok) tutusan ateslere su fayda vermez.)


ab-gûndur günbed-i devvar rengi bilmezem
ya muhît olmis gozümden günbed-i devvara su

(su donen gok kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gozümden akan sular,
goz yaslari mi su donen gok kubbeyi kaplamistir, bilemem..)


zevk-i tîgundan aceb yoh olsa gonlüm çak çak
kim mürûr ilen biragur rahneler dîvara su

(senin kilica benzeyen keskin bakislarinin zevkinden benim gonlüm parça
parça olsa buna sasilmaz. nitekim akarsu da zamanla duvarda, yarlarda yariklar meydana getirir.)


vehm ilen soyler dil-i mecrûh peykanun sozin
ihtiyat ilen içer her kimde olsa yara su

(yarasi olanin suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim yarali gonlüm de senin ok
temrenine, ok ucuna benzeyen kirpiklerinin sozünü korka korka soyler.)


suya virsün bag-ban gül-zari zahmet çekmesün
bir gül açilmaz yüzün tek virse min gül-zara su

(bahçivan gül bahçesini sele versin (su ile mahvetsin), bosuna yorulmasin;
çünkü bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi bir gül açilmaz.)


ohsadabilmez gubarini muharrir hattuna
hame tek bahmahdan inse gozlerine kara su

(hattatin beyaz kagida bakmaktan, kalem gibi, gozlerine kara su inse (kor
olsa, kor oluncaya kadar ugrassa yine de) gubarî (yazi)sini, senin yüzündeki
tüylere benzetemez. )


arizun yadiyla nem-nak olsa müjganum n'ola
zayi olmaz gül temennasiyla virmek hara su

(senin yanaginin anilmasi sebebiyle kirpiklerim islansa ne olur, buna sasilir
mi? zira gül elde etmek dilegi ile dikene verilen su bosa gitmez.)


gam güni itme dil-i bîmardan tîgun dirîg
hayrdur virmek karanu gicede bîmara su

(gamli günümde hasta gonlümden kiliç gibi keskin olan bakisini esirgeme;
zira karanlik gecede hastaya su vermek hayirli bir istir.)


iste peykanin gonül hecrinde sevkum sakin it
susuzam bir kez bu sahrada menüm-çün ara su

(gonül! onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve onun ayriliginda
duydugum hararetimi yatistir, sondür. susuzum bu defa da benim için su ara.)


men lebün müstakiyam zühhad kevser talibi
nitekim meste mey içmek hos gelür hûs-yara su

(nasil sarhosa sarap içmek, akli basinda olana da su içmek hos geliyorsa,
ben senin dudagini ozlüyorum, sofular da kevser istiyorlar.)


ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzar
asik olmis galiba ol serv-i hos-reftara su

(su, her zaman senin cennet misali mahallenin bahçesine dogru akar.
galiba o hos yürüyüslü, hos salinisli; serviyi andiran sevgiliye asik olmus.)


su yolin ol kûydan toprag olup dutsam gerek
çün rakîbümdür dahi ol kûya koyman vara su

(topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden kesmeliyim, çünkü su benim
rakibimdir, onu o yere birakamam.)


dest-bûsi arzûsiyla ger olsem dostlar
kûze eylen topragum sunun anunla yara su

(dostlarim! sayet onun elini opme arzusuyla olürsem, oldükten sonra
topragimi testi yapin ve onunla sevgiliye su sunun.)


serv ser-keslük kilur kumrî niyazindan meger
damenin duta ayagina düse yalvara su

(servi kumrunun yalvarmasindan dolayi dikbaslilik ediyor. onu ancak suyun
etegini tutup ayagina düsmesi (yalvarip araci olmasi bu dikbasliligindan) kurtarabilir.)


içmek ister bülbülün kanin meger bir reng ile
gül budaginun mizacina gire kurtara su

(gül fidani bir hile ile (meshur gül ve bülbül efsanesindeki gibi yine)
bülbülün kanini içmek istiyor; bunu engelleyebilmek için suyun gül
dallarinin damarlarina girerek gül agacinin mizacini degistirmesi gerekir.)


tiynet-i pakini rûsen kilmis ehl-i aleme
iktida kilmis tarîk-i ahmed-i muhtar'a su

(su hz. muhammed'in (s.a.v) yoluna uymus (ve bu hali ile) dünya halkina
temiz yaratilisini açikça gostermistir.)


seyyid-i nev-i beser derya-i dürr-i istifa
kim sepüpdür mucizati ates-i esrara su

(insanlarin efendisi, seçme inci denizi (olan hz. muhammed'in s.a.v)
mucizeleri kotülerin atesine su serpmistir.)


kilmag içün taze gül-zari nübüvvet revnakin
mu'cizinden eylemis izhar seng-i hara su

(kati tas, peygamberlik gül bahçesinin parlakligini tazelemek için (ve onun)
mucizesinden dolayi su meydana çikarmistir.)


mu'cizi bir bahr-i bî-payan imis alemde kim
yetmis andan min min ates-hane-i küffara su

(hz. peygamberimiz'in mûcizeleri dünyada uçsuz bucaksiz bir deniz gibi
imis ki, ondan (o mucizelerden), atese tapan kafirlerin binlerce mabedine su
ulasmis ve onlari sondürmüstür.)


hayret ilen barmagin disler kim itse istima
barmagindan virdügin siddet günü ensar'a su

(mihnet günü ensar'a parmagindan su verdigini (bir mucize olarak parmagindan
su akittigini) kim isitse hayret ile (sasa kalarak) parmagini
isirir.)


dosti ger zehr-i mar içse olur ab-i hayat
hasmi su içse doner elbette zehr-i mara su

(dostu yilan zehri içse (bu zehir onun dostu için) ab-i hayat olur. aksine
düsmani da su içse (o su, düsmanina) elbette yilan zehrine doner.)


eylemis her katreden min bahr-i rahmet mevc-hîz
el sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsara su

(abdest (almak) için el uzatip gül (gibi olan) yanaklarina su vurunca
(siçrayan) her bir su damlasindan binlerce rahmet denizi dalgalanmistir.)


hak-i payine yetem dir omrlerdür muttasil
basini dasdan dasa urup gezer avare su

(su ayaginin topragina ulasayim diye basini tastan tasa vurarak omürler
boyu, durmaksizin basibos gezer.)


zerre zerre hak-i dergahina ister sala nûr
donmez ol dergahdan ger olsa pare pare su

(su, onun esiginin topragina zerrecikler halinde isik salmak (orayi
aydinlatmak) ister. eger parça parça da olsa o esikten donmez.)


zikr-i na'tün virdini derman bilür ehl-i hata
eyle kim def-i humar içün içer mey-hara su

(sarhoslar içkiden sonra gelen bat adrysini gidermek için nasil su içerlerse,
günahkarlar da senin na'tinin zikrini dillerinde tekrarlamayi (dertlerine)
derman bilirler.)


ya habîballah ya hayre'l beser müstakunam
eyle kim leb-tesneler yanup diler hemvara su

(ey allah'in sevgilisi! ey insanlarin en hayirlisi! susamislarin (susuzluktan
dudagi kurumuslarin) yanip daima su diledikleri gibi (ben de) seni ozlüyorum.)


sensen ol bahr-i keramet kim seb-i mi'rac'da
sebnem-i feyzün yetürmis sabit ü seyyara su

13 Mart 2008 17:08
Abbas Kornikova
Bir dişiye yazılsaydı çok kıskanırdım demişsin, ama Divan Edebiyatının özelliği zaten; aşık olunan kişinin üstün nitelikleri olmasıdır. Yunan düşünürü Platon’a kadar uzanan bu yaklaşımda, en saf ve en gerçek aşk önemlidir; tensel zevkler, cinsellik söz konusu edilemez diye biliyorum ben kısaca.

Örnek olarak da:

Mende Mecnundan füzun aşıklık isti'dadı var
Aşık-ı sadık menem Mecnunun ancak adı var

13 Mart 2008 17:21
witchontheroof



abbas demis ki:
Bir dişiye yazılsaydı çok kıskanırdım demişsin, ama Divan Edebiyatının özelliği zaten; aşık olunan kişinin üstün nitelikleri olmasıdır. Yunan düşünürü Platon’a kadar uzanan bu yaklaşımda, en saf ve en gerçek aşk önemlidir; tensel zevkler, cinsellik söz konusu edilemez diye biliyorum ben kısaca.

Örnek olarak da:

Mende Mecnundan füzun aşıklık isti'dadı var
Aşık-ı sadık menem Mecnunun ancak adı var


'aşık olunan kişinin üstün nitelikleri olmasıdır' bu yüzden divan edebiyatında olan herhangi bi eser bir dişiye hitaben olamazdı diyorsun sanırım.divan edebiyatıyla uzaktan yakından bir alakam ve bir fikrim olmadığından bir kestirim yapamıycam bu üstünlük mevzusuna. yani üstünlüğün bir tanrı veya peygamber şeklinde mi, yoksa aşık olunan kişinin üstün görülmesi şeklinde mi olduğunu bilemiyorum.
ama ben eserin divan edebiyatından oluşuna felan değinmedim. 'görülmemiş bir kıskançlık duyardım' derken bu ayarda bir eserin bir dişiye yazılmış olması bende görülmemiş bir kıskançlık yaratırdı dedim.
13 Mart 2008 17:23
Abbas Kornikova
Tamaam
13 Mart 2008 17:57
witchontheroof
abbas demis ki:
Bir dişiye yazılsaydı çok kıskanırdım demişsin, ama Divan Edebiyatının özelliği zaten; aşık olunan kişinin üstün nitelikleri olmasıdır. Yunan düşünürü Platon’a kadar uzanan bu yaklaşımda, en saf ve en gerçek aşk önemlidir; tensel zevkler, cinsellik söz konusu edilemez diye biliyorum ben kısaca.

Örnek olarak da:

Mende Mecnundan füzun aşıklık isti'dadı var
Aşık-ı sadık menem Mecnunun ancak adı var


abbas söylemin üzerine hepimizin bilgilenmesi adına işin erbabından aldığım cevap şudur;


Divan Edebiyatı'nda kaside, övmek(medhetmek) ve genellikle karşılığında yardım istemek için yazılan şiirlere denir.
Genel olarak bakıldığında şairlerin yazdıkları ve padişahlara, sadrazamlara ve paşalara sundukları kasidelerden para, makam ya da toprak aldıkları görülür ki bu da tanımı doğrulamaktadır.

Kaside de durum böyle iken, genel olarak divan şiiri anlayışında (Nedim'e kadar, yani 18. yy) şiire konu olan 'sevgili', aşık(şair) için ulaşılmazdır. Aşığın bir sürü rakibi vardır ve sevgili bu rakiplere yüz
verirken, aşığa dönüp bakmaz bile.

Zâtî'deb bir örnekle gösterelim:

Rakîbe sadr gösterdün didün ol fitneye ulu
Benüm bir it kadar veh veh kapunda i’tibârum yok

Sevgili rakibe yüz vermiş ve şair bundan şikayetçidir. Benim bir it kadar itibarım yok denmesinden de bunu anlıyoruz. (Aslında burada şairin söz oyunu da vardır fakat şimdilik konu ile alakalı kısmı önemlidir. )

Fuzûlî'nin divan şiirindeki yeri, yazdığı şiirlerin hem divan şiiri bilgisi olan kişiler hem de normal kişiler tarafından anlaşılması yönüyle de önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, her iki grubun farklı anlamlar
çıkarmasına rağmen, şiirden keyif almalarıdır. Fuzûlî'nin bir diğer özelliği ise, şiirlerinde gizli olan tasavvuf anlayışıdır.
Su Kasidesi'ni de bu iki gruba göre yorumlayabiliriz ki iki farklı anlam çıktığını görebilelim.
Bilgisi olmayan biri şiiri günümüz Türkçesine çevirirse, bir kadın için yazılmış olduğunu anlayacaktır. Fakat bilgisi olan biri bunun Hz. Muhammed'e yazıldığını bildiğinden işin tasavvufî kısmını görecektir.

Yukarıda verilen örnek(var redifli beyit) ile söylenen cümle ziyadesi ile alakasızdır,çünkü bu beyitte Fuzûlî kendini Mecnûn ile kıyaslamaktadır; söylenenin aksine sevgiliyi üstün görme yoktur.
13 Mart 2008 19:05
Melih Melih
fanfan demis ki:
ya şimdi başlığın içine sıçmayayım ama benim aklıma sadece gıcık edebiyat sınavları geldi bu başlığı görünce..:(


ya sorma ya edebiyatı bir şaban failün mefailün derken sevdim ben.. :)
13 Mart 2008 19:32
Başrahip Ve Şürekası
sonra döneceğim bu başlığa...
13 Mart 2008 19:45
Başrahip Ve Şürekası
heeeey hey...bir dönem boyunca bu kasideyi şerh etmiştim bir ara edebiyat okurken...


kusana dek beyit şerhi
13 Mart 2008 19:46
Başrahip Ve Şürekası
arizun yadiyla nem-nak olsa müjganum n'ola
zayi olmaz gül temennasiyla virmek hara su



mamafih kasıde de en sevdiğim beyittir bu
13 Mart 2008 20:04
Abbas Kornikova
Yukarıda verilen örnek(var redifli beyit) ile söylenen cümle ziyadesi ile alakasızdır,çünkü bu beyitte Fuzûlî kendini Mecnûn ile kıyaslamaktadır; söylenenin aksine sevgiliyi üstün görme yoktur...

Mecnun'un dünyevi aşkı için bu hale geldiğini ve bunun gelip geçici olduğunu, kendisinin ise ilahi aşk içinde olduğunu ve bunun gelip geçmeyeceğini anlatmıştır bana kalırsa burda. Kıyaslama bu sebeptendir.
13 Mart 2008 21:05
Gqw Xcv
Bir beyit vardı tam hatırlamıyorum ama acıklamasında sevgiliye asık sesleniyor...gül yüzlü sevgilim gül desenli elbise giymişsin ama ben endişeliyim diyor...giydigin gül desenli elbisenin gülünün dikenin gölgesinin seni incitmesinden korkarım diyerek askını anlatıyor...günümüzle kıyasladıgımızda cok komik bi haldeyiz...o dikkatimi cekti...
Ayrıca su kasidesi için sayfalar dolusu yazı kaleme alsak o muhtesem eseri anlatmaya yetmez bence...baslıgın sahibine tesekkürü borc bilirim...
14 Mart 2008 02:10
witchontheroof
elçiye zeval olmaz :D

abbas demis ki:
Yukarıda verilen örnek(var redifli beyit) ile söylenen cümle ziyadesi ile alakasızdır,çünkü bu beyitte Fuzûlî kendini Mecnûn ile kıyaslamaktadır; söylenenin aksine sevgiliyi üstün görme yoktur...

Mecnun'un dünyevi aşkı için bu hale geldiğini ve bunun gelip geçici olduğunu, kendisinin ise ilahi aşk içinde olduğunu ve bunun gelip geçmeyeceğini anlatmıştır bana kalırsa burda. Kıyaslama bu sebeptendir.


Yukarıda da söylediğim gibi, Fuzûlî'nin en önemli yönlerinden biri şiirlerinde gizli olan tasavvufî ıstılahlar, yani tasavvuf sembolleridir. Yine dediğim gibi, onun şiirlerinden iki anlam çıkar; birincisi bilinmeyen kelimelerin anlamı açıklanıp birebir şerhi yapıldığında çıkan ilk anlamdır ki, bunu herkes anlayabilir. ikinci kısım ise kelimelerin tasavvufî yönlerine bakılıp şerh edilmesidir ki, bu da şiirdeki derin anlamı verir.
Şimdi, var redifli şiirden iki anlam çıkması da gayet normaldir değil mi?
Benim yukarıda alakasız dediğim Bu beyitte tasvir edilen bir sevgili olmadığı, olmadığı için de üstün görülmediğidir. Yoksa kıyaslamayı açıklayan cümlelerin (ilahî-beşerî aşk) çok doğrudur.
1 2

kantin tv'nin seçtikleri..