Tüm yalanları handikap’a getirip bin bir yalanla süsleyip en güzel köşeye
oturup seyre başlarız. Ve hep en dışında kalınır izlenilen film kuşağının.
Cesaret işi değil böylesi.
Ağaç kavuğunu terk edip açlığını gidermek zorunda olduğunuz bağınız varsa
hayatla hele. Kör olmak, şaşılası isteklere ilmekler atmıştır bu bahiste.
Terk ediş ile birlikte bir kat daha artar çığlığınız. Adına ne koyarsanız
koyun;
acıya minnettarlığımıza alkışlar savrulacaktır.
Yaşanası hatıraları koynunuza alıp kışın gelmesini bekleyip ısınacağınızı
ummakla avundunuz mu hiç bilmem. Ağlayacağınız diz ötesi acılara kahırları
sıralamak intihara nasihatler verir birazdan. Kandırıp yere çaldığınız
göğsünüze nefes alımları fazlalık değil midir şimdilerde. Ki şimdi nedir?
demek hangimizin harcı. Yalnızlığınızı çoğaltsın diye nikotinden intikam
alınır ve dört duvar birbirine benzer. Gittikçe boğulmalara batar ve en çok
kendinizi öldürmek istersiniz, küfrünüzü edeceğiniz birileri varsa ne ala.
Siz en iyi şenliğin kurbanısınızdır.
Geldiğin gözyaşı dökümü yakışıklı zamanlarda,
zamanımız dardı bu mekanlarda. Nasıl olmuşsa olmuştu
işte, sen istemeden kum taneleri aşağı salınmaya
bırakılmıştı. Bir çay içimlik ellerimizi ısıtacak başka
neyimiz vardı.
Ey bilinenler çukurunda gizli nesneler.
Köşe başındaki her ücralığa sığıp arkasına bakıp,
acizliğinizin resmini çekebildiniz mi?
Olası bir yalnızlık salgınına yakalanmamak için önlemimizi almayı
unutmayalım.
Yollara tıkamalı, akranlık sevinçler gizlenmiştir bir zamandan. Bir taraftan
aşk-ı dişiniz çekilir en olunmaz yerinden, bir taraftan yorgan-ı kılıfınız
uzundur hiç istemediğiniz kadar. Sakal bıyık hak getire. Sonsuzluğun
gidilesi taşı aşınmış işitilmeyen çağın yankısı. Boyun eğilesi değil, değil
mi?
Varlıklarınızın hesabının hangi kanadını teşkil edeceğine ömrünüz karar
verir, hiç bu şansa sahip olamazsınız. Olursanız, eyvallahını alalı çok
olmuştur komşu(ları)n. İçkilerinizin mezesine ihanet edip acımtırak ayak
uzatmalarına sevdalısınızdır siz. Ve intiharınızın suziş tadını hiçbir dil
anlatamaz. Susmalı aralıklar kapısını araladığınızda ‘kim o ?’
diyebileceğiniz boyunuz olmayacak. Olmayacak. Ki nedendir sizi sonuca
götüren. Değilse, namertliğin ödülüne layık görecek gözlerin ılıklığı yüz
aklarınızda kendinize ayna. Ne mutlu … Demeyeceksiniz ya da diyecek
aptallığa erişkinsiniz, o da cahilliğin başı gözü.
Alınabilir şeyler grubuna dahil edilince, en alasından en fakirin gözüne
batarsınız. ‘Hangi kartla alsam acaba, hangisi ile daha avantajlı olur’,
geç... ol…
Utançlık yüklerinizi taşıtacak birileri,
hep var olur..
Kaç kaç bitti ? diye sorarsanız, yine cahilliğinizi baş göz ederim.
Özün kısmına oturuşun sonu;
Uzatmalar…
Avuç açtım sana
…’ tan korkmayan yarim,
Duaları sıraladım
Gelmeyeceğin yollara
ben pusulasını koydum.
Bulmamak içinse
bu yol şaşırmışlığın,
Hikmetinden sualimi esirgeme
Nefes alabiliyor musun?
Bpd
Ankara 2007