ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Bir tanem!
Son mektubunda:
Başım sızlıyor
yüreğim sersem!
diyorsun.
Seni asarlarsa
seni kaybedersem;
diyorsun;
yaşayamam!
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgili;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nâzım'a!
Ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...
Karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.
(2) 5 Mart 2008 21:25
zambakzumbak
off bayılıorum bu şiire teşekkürler burada paylaştıgın için..:)
5 Mart 2008 21:32
kucuk bir kiz cocugu
ne güzel şey hatırlamak seni :
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
ne güzel şey hatırlamak seni :
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi istanbul toprağının...
içimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti :
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak
koyu bir karanlık...
ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek :
filânca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...
ne güzel şey hatırlamak seni.
sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine :
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...
ne güzel şey hatırlamak seni :
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
5 Mart 2008 21:38
kucuk bir kiz cocugu
o şimdi ne yapıyor
şu anda, şimdi, şimdi?
evde mi, sokakta mı,
çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
kolunu kaldırmış olabilir,
- hey gülüm,
beyaz, kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi!.. -
o şimdi ne yapıyor,
şu anda, şimdi, şimdi?
belki dizinde bir kedi yavrusu var,
okşuyor.
belki de yürüyordur, adımını atmak üzredir,
- her kara günümde onu bana tıpış tıpış getiren
sevgili, canımın içi ayaklar!.. -
ve ne düşünüyor
beni mi?
yoksa
ne bileyim
fasulyanın neden bir türlü pişmediğini mi?
yahut, insanların çoğunun
neden böyle bedbaht olduğunu mu?
o şimdi ne düşünüyor,
şu anda, şimdi, şimdi?...
(1) 5 Mart 2008 21:41 ~ 5 Mart 2008 21:41
kucuk bir kiz cocugu
bizi esir ettiler,
bizi hapse attılar :
beni duvarların içinde,
seni duvarların dışında.
ufak iş bizimkisi.
asıl en kötüsü :
bilerek, bilmeyerek
hapisaneyi insanın kendi içinde taşıması...
insanların birçoğu bu hale düşürülmüş,
namuslu, çalışkan, iyi insanlar
ve seni sevdiğim kadar sevilmeye lâyık...
5 Mart 2008 21:43
no control
Dağın üstünde:
akşam güneşiyle yüklü olan bir bulut var
dağın üstünde.
Bugün de:
sensiz, yani yarı yarıya dünyasız geçti
bugün de.
Birazdan açar
kırmızı kırmızı:
gecesefeları birazdan açar kırmızı kırmızı.
Taşır havamızda sessiz, cesur kanatlar
vatandan ayrılığa benzeyen ayrılığımızı...
5 Mart 2008 21:43
ritrit
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
- Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...
başlığı görünce aklıma geldi, karısını döven bi kocanın eşine yazdığı mektup vardı nette dolaşan, gözündeki morlukları özledim filan die
5 Mart 2008 23:28
glikoz
Gülüm bu gece birden bire yüreğimde sıcak bir mermi gibi hissettim yokluğunu.
Bu gece yaz havası gibi etimdesin.
Dişlerinle ısırdığın kızılcığa doyamadığım,karabardos sesi geliyor dere Boylarından.
Bu gece ayrılığımızın bin kere bininci gecesi galiba
Tütün gibi tükendi zaman
Oysa ben seni erken yaşayıp hiç kaybetmemek için,taze,hudutsuz,sevdim.
Yüreğimin yenilmez aşk tanrıcası
Galiba bu gece yazık ve özlemlerin gecesi
İnsanlar kapı önlerinde ki ayakkabılarını içeriye almayı öğrendiği tarihlerde
Biz Bolivya Dağlarında dolaşıyorduk.
Caz dinlemenin ayrıcalık olduğu dönemlerde ise
Irkçı,beyaz kamçıdan kaçan siyah çıplak ayakların sesini duyuyor,
Dört açıyorduk gözümüzü.
Sevdamızın içindeki kainatın küçüklüğüne ise hem şaşırıp,hem gururlanıyorduk
Öğle güneşinde yanmayı göze alarak yürüyorduk
Minik ellerin avuçlarımda,sonsuz ufuklarda ki insanlığa,hürrüyet kadar Sevdiğimiz insanlara doğru
Galiba bu gece ölümsüzlüğün gecesi
Bu gece çık Boztepe'ye gülüm seyredeyim seni tepeden tırnağa
Sağ taraftan Değirmen Dere'nin kurak kalçalı bir kız gibi denize katılışını Seyret,
Seni hissettim.
Sol taraftan Akçaabat'ın tütün kokusunu çek ciğerlerine,
Seni imrendim.
Hiç bir şey yapamıyorsan gülüm güneşin Boztepe eteklerinde yanışını seyret,
Seni kıskandım.
Bense Bolaman virajlarında uzun saçlının yerinde çay içmekteyim.
Az kaldı düşerim o sahillere
Yelkenleri rüzgar içmiş Süremene takası gibi sarhoş,açık denizlerden.
Seni özledim.
Ağzımda yarım kalmış bir öpüşme gibi Sadık Gazioğlu hocamızın bize söylediği
Türküyle sana geliyorum;
Ben bu kadar içmezdum
Derdumden içeyirum
Ağlayın beni kızlar
Yandum da tüteyirum
Gerisini sorma,o günlerden belleğimde bir tek sen kaldın lekesiz ve tertemiz gerisini unuttum.
Daha sonraları ise ayrı düşmeyi ve sesini duyup gece yatağımdan fırlamayı Öğrendim.
Sen benim korkum,yutkunuşum uyanışlarımın en güzelisin.
Sen benim,insanlığın bütün zaman ve mekanlarda peşinden koşup da bilemediği Bildiğimsin.
Galiba,galiba bu gece yağmurda gökkuşağı misali gülerken ağlamanın zamanı...
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/18399
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
Sen de binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!