ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
İnsan hayatının ciddi bir çatışması şu olmalı...
Hele bir şeylerin değişmesi için yanıp tutuşanlardansanız.
Ömrünüzün süresine sığacak mı tarihin sıçramaları?
Acı çektiğiniz, yakındığınız, tepki duyduğunuz bir toplumsal, siyasal, ekonomik durum hep böyle mi kalacak?
Yaşarken, bir şeylerin değiştiğini görebilecek misiniz?
***
Ama, insanız ya, kaypak da bir karakterimizin olması pek muhtemel:
Bir şeylerin değişmesini isterken dahi, başka bir şeylerin hiç değişmemesinden yana olmak.
Zaten o yüzden sık sık kafamız karışıyor:
Muhafazakâr devrimciye, devrimci muhafazakara dönüşür gibi oluyor; sonra muhafazakar daha muhafazakarlaşırken bazen, devrimcinin ayağı yerden kesilebiliyor vesaire.
O yüzden, mesela dinin mutlakçılığı, kaderciliği, tabuları karşısına aydınlanma koymak isteyenlerin nicesi de, mutlakçı, kaderci, tabucu olabiliyor.
Otoriter, baskıcı, dayatmacı, tahakkümcü, mutlakçı, değişmezlik iddiasındaki düzenleri, rejimleri, yönetimleri devirip başka renkte otoriter, baskıcı, dayatmacı, tahakkümcü, mutlakçı, değişmezlik iddiasındakilerin kurduğu düzenleri, rejimleri, yönetimleri biliyoruz. İktidarın kutsal kaynağına karşı, onun yerine konmak istenen, yine bir kutsal iktidar kaynağı olabiliyor.
***
Bütün bu ikili halleri, titrekliklerimizi, kaypaklıklarımızı, tarihin, zamanın, sistemlerin tüm renklerini anlamaya çalışmak, aklı, vicdanı olgunlaştırabilir.
Sonra size kalmış:
Bu dünyaya (ölünceye kadar) sadece tutunmaya yahut imkan ve gücünüz varsa, ömrünüzü (hiç ölmeyecekmiş gibi) ondan parça parça koparmaya da adayabilirsiniz...
Ya da, ömrünüzün tarih içinde zerreden ibaret olduğunun, ama onu böyle değerli kılabileceğinizin farkında olur...
Kavramaya çalıştığınız dünyayı, şartları, sistemleri değiştirmeye, dönüştürmeye, teslim olmamaya, boyun eğmemeye de uğraşabilirsiniz. O umudu duyarsınız.
***
Toplumsal düzenlerin mutlak olmadığını bilmek, size kötü de gelebilir, iyi de gelebilir.
Hisleriniz bir yana; mutlak değildirler. Değişim bir ömre, birkaç kuşağa sığmasa dahi, değişirler.
İnsanlık binlerce yılı, nihayet bugüne erişip orada donup binlerce yıl daha aynı şartlarda yaşamak için kat etmedi.
***
Bakmayın, sağ, sol, liberal nice muhafazakar ın, bugün ne varsa, ne düşünülmüşse, ne yapılmışsa sanki tek geçmiş ile tek gelecek onlarmış gibi davranmasına.
2 bin yıl önce Hıristiyanlık yoktu, 1390 yıl önce İslamiyet yoktu, 940 yıl önce Selçuklu atalarımız Anadolu'ya yayılmamıştı, 555 yıl önce İstanbul'da Türk yoktu, 90 yıl önce Cumhuriyet yoktu, 60 yıl önce çok partili seçim yoktu...
555 yıl önce İstanbul'da Türk yoktu ama 510 yıl önce Amerika kıtasında da Avrupalı, beyaz adam yoktu.
232 yıl önce Amerika Birleşik Devletleri yoktu, 147 yıl önce ABD'liler Irak'ta, Afganistan'da değil Georgia, Louisiana, Gettysburg'da savaşıyorlar, birbirlerini katlediyorlar, kendi iç savaşlarında 50 bin Amerikalı öldürüyorlardı, tabii binlerce Kızılderili'yi öldürdükten az sonra...
Obama' nın Kenyalı siyah babası Amerikalı beyaz annesiyle evlendiğinde, henüz 47 yıl önce, demokratik cumhuriyet ABD'de 22 eyalette ırklararası evlilik yasaktı.
O sırada ABD ile Sovyetler Avrupa'yı bölüp özgürleştirmiş ti, çünkü bundan sadece 62 yıl önce Avrupa'da faşizm vardı, savaş vardı; sonra özgürleşmiş Avrupa'nın doğusunda tek parti dikta rejimleri, güney batısında, henüz 32 yıl önceye kadar faşist Franco, faşist Salazar, yanımızda Yunanistan'da faşist cunta rejimleri vardı.
60 yıl önce sömürge hala çoktu, BM üyesi 192 devletin birçoğu henüz yoktu.
***
Hayatınızda, teknolojide, ülkenizde başka ne var ne yoktu, biliyorsunuz.
Mesele şu: Ömrünüz süresine her şey sığmayabilir ama hayat değişir, değiştirilir!
İnsanoğlu daha insanca bir hayat yolculuğundan asla vazgeçmez.
bir devlet değişebilirliği kadar desteklenesi olur ama bu durum devletin caydırıcı özelliği üzerinde tepinenleri istikrarsızlık yaratacak endişesiyle korkutur..
bir de biz toplum olarak hiç değişmiyoruz,değiştiriliyoruz.
bize apartman bile batılılaşma adı altında geldi (:
4 Mart 2008 23:17
e = m . c²
... Bütün bu ikili halleri, titrekliklerimizi, kaypaklıklarımızı, tarihin, zamanın, sistemlerin tüm renklerini anlamaya çalışmak, aklı, vicdanı olgunlaştırabilir.
Sonra size kalmış:
Bu dünyaya (ölünceye kadar) sadece tutunmaya yahut imkan ve gücünüz varsa, ömrünüzü (hiç ölmeyecekmiş gibi) ondan parça parça koparmaya da adayabilirsiniz...
Ya da, ömrünüzün tarih içinde zerreden ibaret olduğunun, ama onu böyle değerli kılabileceğinizin farkında olur...
Kavramaya çalıştığınız dünyayı, şartları, sistemleri değiştirmeye, dönüştürmeye, teslim olmamaya, boyun eğmemeye de uğraşabilirsiniz. O umudu duyarsınız.
...
bu paragrafı okuduktan sonra düşündüm de ülkemizde ikinci seçeneği yapabilmek çok büyük bir cesaret ve özgüven ister.....en başta ailelerimiz bize karşı çıkar gibi sanki....idealist bir ailen yoksa tabi..:)
4 Mart 2008 23:28
chi sj
dediğim gibi,hiçbir devlet bir gün gereğini yerine getiremediğimde yok edilebilirim düşüncesiyle yola çıkmaz..
ailenin karşı çıkması bi yana,birey olarak bizlerde değişime şeytan icadı olarak -hala- bakmıyo muyuz?
bir insana değiştiğini söyle,ya evet o zaman çok aptalca düşünüyomuşum diyerek kendine saydırır ya da öyleydi böyleydi diyerek direkt savunmaya geçer..oysa ki senin tek dediğin onun sadece değiştiği (:
4 Mart 2008 23:33
e = m . c²
e pek tabi önyargıları , tabuları yıkmak zor...
değişim kötü olarak algılanmasının bir sebebi de dejenere olmakmış gibi algılanmasıdır...
halbuki değişerek gelişebilir bir insan..:)
ya da tam terside olabilir....gittikçe daha insan dışı bir varlığa dönüşebilir....ama pek tabi gene o durumda kişi en son halini beğenecektir..:)
4 Mart 2008 23:41
süperiletken
Evet ölmeden kötü giden şeylerin değişmesini görmek güzel olurdu herhalde güzel ülkemizde.Ama bunun kolay olmayacağını bilmekteyim;fakat türkiyedeki pek çok şeyin değişeceğine de üzülerek eminim.
Örneğin güzel adetlerimizden 50 yıl sonra geriye pek bi şey kalacağını zannetmiyorum ya da güzel türkçemizden örnekleri çoğaltmak mümkün...
4 Mart 2008 23:50
başrahip ve şürekası
güzel yazı....
hep söyler dururum...doğrular değişkendir....inandığımız doğrulara arada bir de olsa şüphe duymak gerek....
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/18384
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.