Tiyatro sanatçıları vasıfsız belediye işçisi oldu
Yıllardır yevmiyeyle çalışan Şehir Tiyatroları sanatçıları belediyenin vasıfsız işçi kadrosuna alınınca isyan etti: ‘Ya asfalt işçisi olarak çalıştırılırsak?’
İhaleyle sanatçı alımından sonra İstanbul Şehir Tiyatroları’nda bir ilk daha yaşanıyor. NTVMSNBC sitesine görüş veren sanatçılar, yetkililer ve sendikacılar, yaşanan gelişmelerdeki sorunları değerlendirdi.
Şehir Tiyatroları sanatçıları, bu aydan itibaren vasıfsız işçi kadrosuyla belediye bünyesine alındı. Yıllardır kadro bekleyen oyuncular bu uygulamaya büyük tepki gösterdiler. “Vasıfsız işçi olarak kadroya alındıysak, belediyenin her yerinde; parklarda da, mezarlıklarda da çalıştırılabiliriz” kaygısını taşıdıklarını belirttiler. Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya ise oyuncuların böyle bir istismarla karşılaşmayacakları sözü verdi. Şehir Tiyatroları’nda yıllardır yevmiyeli oyuncu olarak çalışan sanatçılar, belediyenin uygulamasıyla ilgili kaygılarını anlattı.
Ocak ayı itibariyle işçi kadrosuna geçtiklerini öğrenen tiyatro sanatçılarına ayrıntılı bir bilgi verilmedi. Durumlarını “Şu anda hepimiz kaygılıyız” sözleriyle ifade eden sanatçılar, “Belediyenin herhangi bir işçisinden farkımız yok şu anda” diyor. Vasıfsız işçi kadrosuna alındıkları için Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde ya da Mezarlıklar Müdürlüğü’nde çalıştırılabileceklerinden endişe duyan tiyatrocular, işçi statüsünde olduklarını öğrenince sendikaya üye olmuşlar. Sanatçılar şu anda sendikayla bir protokol yapmayı bekliyor, “En azından Şehir Tiyatroları dışında herhangi bir yerde çalıştırılamayacağımıza dair bir protokol imzalamak istiyoruz” diyorlar.
“İhaleyle oyuncu alımı” tartışmalarının ardından görevden alınan İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Yayın Yönetmeni Nurullah Tuncer’in yerine atanan Orhan Alkaya, yeni uygulamaya tepkisini ve çözüm önerilerini şu sözlerle dile getirdi: “Asfalt döşemeye gönderilirseniz önce ben giderim. Size gazetecilik tabiriyle manşetlik bir laf edeyim. Herhangi bir sanatçı arkadaşım bu statüsünden ötürü belediyenin başka bir birimine işçi olarak gönderilirse, böyle bir muameleye maruz kalırsa, ondan önce oraya ben giderim. Genel Sanat Yönetmeni olarak o parka veya asfaltlama işine önce ben giderim. Bu arkadaşlarımız daha önce yevmiyeli çalışan arkadaşlarımızdı. Şu anda işçi kadrosuna geçirildiler. Bizim memur olmamızdan farklı bir eksende değiller, bizim için sanatçıdırlar. Tiyatrocu unvanları önemlidir. Ama bu bir problem mi, evet bir problem. Henüz unvanlarının önünde sanatçı, teknisyen, terzi veya butafor ustası yazmıyor. Biz öncelikle bu meseleyi çözmek için bir çaba içindeyiz. Öncelikle arkadaşlarımızın unvanlarının belirlenmesi gerekiyor. Bizim başından bu yana dikkat çektiğimiz konu, Şehir Tiyatrosu’nun kendine ait bir özel statüsünün, 2006 yılı itibariyle olmaması ve bir yasasının da hiçbir zaman olmamış olmasıdır. Bu problemi aşmak için bir proje geliştirdik. Yakın bir zamanda hayata geçirmek için altyapı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yasalar çok hızlı çıkıyor. Yasaların uygulanmalarında da bu tür arazlar ortaya çıkıyor. 2005’in Eylül ayında Şehir Tiyatroları katma bütçeden çıkarılmıştı. Katma bütçe bir sübvansiyon mekanizmasıydı. Biz o günden beri bunun yaratacağı sorunları, sıkıntıları dile getirdik. Şu anda da bu sıkıntıları aşacak olan çerçeveyi düzenlemek üzere Şehir Tiyatrosu’nun en yetkili organında çalışıyoruz. Lütfen olumsuz beklentiler içinde olunmasın.” (KÜLTÜR SERVİSİ) İki yasa arasındaki farkı bilmiyoruz
Haşmet Zeybek (Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği Başkanı):
Mağdur edilen oyuncular korkuyorlar; ya elimizdekileri de kaybedersek diye. İki yasa arasında ne fark olduğunu, ne kazanıp ne kaybettiklerini bilmiyorlar. Hatta büyük çoğunluğu da bunu çözüm sanıyor. Sanatçılar için başka yasal formüller gerekiyor. Bunun için de bizim içinde bulunduğumuz iş kolunun özelliği olan bir iş kolu olduğunu bilmek gerekiyor. Bizim özelliğimizi yok etmek istiyorlar. Bize gelen öğrenciler konservatuvar bitiriyorlar. Bitirmiş olmaları yetmiyor ki. Burada en az 5-10 yıl usta-çırak ilişkisinden geçiyorlar. Elenen eleniyor, kalan da sağlam kalıyor. Yani bizim burası biraz kartal yuvası gibi. Her gelen sanatçı olmuyor. Bazı şeyler kamuoyuna yanlış yansıtılıyor. Belediyeyi idare edenler, diyelim ki 33 müdürlük var, 33 müdürlüğe de aynı gözle bakıyor. Bizim sıkıntımız bu.
Yarın ne olur kaygısı taşıyoruz
Hasan Gülüm (Belediye-İş İstanbul 2. No’lu Şube Başkanı):
Yaklaşık 67 kişi sendikamıza üye oldu. Bu arkadaşlarımızın farklılıkları belirlenmiş değil. Sanatçıların konumları “işçi”. Yarın ne olur kaygısı taşıyorlar. Bu nedenle arkadaşlarımızın durumunu bir protokolle netleştirmek istiyoruz. Arkadaşlar daha önce oyuna göre çalışıyorlardı. Artık tüm gün çalışıyorlar ve maaş alıyorlar. Ama başka yerlerde çalıştırılır mıyız diye kaygı taşıyorlar.
Müzisyenler de itfaiye kadrosunda
Mehmet Aşkın (Belediye-İş İstanbul 1. No’lu Şube Başkanı):
Fiilen yapılan işle vasıfları birbirini tutmuyor. 40 üyemiz var ama hepsi sanatçı değil. 10 kadarının kadrosu İtfaiye Genel Müdürlüğü, bir kısmı da İnsan Kaynakları Müdürlüğü’nde. Ama orkestradaki görevlerinin dışında görevlendirilmediler. Sadece kadroları orada.