İki rayı gibiyiz
bir tren yolunun
yakın olması
neyi değiştirir
son istasyonun
17 Mart 2008 23:45
shrek4
sen ıkı duble ıc te görim:P
17 Mart 2008 23:55
ripcord
ülkemizi ne güzel anlatır.
ve bütün ülkeleri
Köle sahipleri ekmek kaygusu çekmedikleri
İçin felsefe yapıyorlardı, çünkü
Ekmeklerini köleler veriyordu onlara;
Köleler ekmek kaygusu çekmedikleri için
Felsefe yapmıyorlardı, çünkü ekmeklerini
Köle sahipleri veriyordu onlara.
Ve yıkıldı gitti gitti Likya.
Köleler felsefe kaygusu çekmedikleri
İçin ekmek yapıyorlardı, çünkü
Felsefelerini köle sahipleri veriyordu onlara;
Felsefe sahipleri köle kaygusu çekmedikleri
İçin ekmek yapmıyorlardı, çünkü kölelerini
Felsefe veriyordu onlara.
Ve yıkıldı gitti Likya.
Felsefenin ekmeği yoktu, ekmeğin
Felsefesi. Ve sahipsiz felsefenin
Ekmeğini, sahipsiz ekmeğin felsefesi yedi.
Ekmeğin sahipsiz felsefesini
Felsefenin sahipsiz ekmeği.
Ve yıkıldı gitti Likya.
Hala yeşil bir defne ormanı altında.
m.cevdet anday/sözcükler
(1) 20 Mart 2008 00:20
buz mavisi-lilith
AŞK
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
Cemal Süreya
21 Mart 2008 21:26
buz mavisi-lilith
BİR KALB Kİ
Bir kalb ki onun sevmesi, aldanması yok.
Tutkunluğu yok, bir güzele yanması yok.
Bin kez yazık olsun sevisiz bir yüreğe,
Aşksız geçecek günlerin faydası yok
ömer hayyam
21 Mart 2008 21:28
*mahkum
ONUR DA AGLAR
Gözlerinin pınarında
Bir bulut,
Boşandı boşanacak
Neredeyse.
Aklımdan geçenleri okuyorsun su gibi.
Dünya gördü
Bizi bogazladılar...
Tutma gözyaşlarını
Onur da aglar...
Bırak yıkansın gökyüzü,
Lacivert, yeşil, altın ışıkları günbatının.
Iste şafaktayız gene
Cırılçıplak
Ve mavi.
Işte sanki dag yeli
Ve işte sanki meltem...
Kimse toz konduramaz
Kesip attıgımız tırnaga bile.
Sen en güzel kızısın bütün galaksilerin
Bense tozuyum artık
Akkor tozuyum
Prometheus'u yakan
Kara sevdanın...
Ne anlımızda bir ayıp
Ne koltuk altımızda saklı haçımız
Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi.
Iste bagışlanmaz
Korkunç suçumuz...
AHMED ARIF (HASRETINDEN PRANGALAR ESKITTIM)
21 Mart 2008 21:37
ripcord
söylence
farketmezdi önceleri
bir umuttu niceleri
kağıdın kıvrılıp kaldığı yerde, ağır
bir perde kapanırdı içine, ne mürek
kep kalabalığı, ne yahudi telaşları
-sonucun susadığı sebep biraz daha ilerde-
sivil mecburiyetlerin sanki kuzey kışlası
sanki sahra-yı cedit, bir mendilde yaşları
gibi heppppp!!!
farketmezdi niceleri
bir umuttu önceleri
ağır şehzadelerin ağır ilkyaz trenleri
gibi kanardı gül, usulca sokularak kıyısına
bahçenin, kıyısında bahçenin bir ayna
uğultusu, derin saçlarından tutup
kaldırdıkça güneşi, solardı tanrıların
sanki kuzey kışlası, sanki şehzadelerin
soyutluğunda akrep, platin bir yüksükte
biriktirir taşları
gibi heppppp!!!
yarım iplik günceleri
bir ömürdü önceleri
mahur bir medeniyet kuşanır kışlarını
sağdıç alkışlarını bütün yanlışlarını
kuşanır kışlarını gösterip dişlerini
bir kantinden edinmiş sanki bakışlarını
elinde gümüş iğne söker dikişlerini
yarım iplik geceleri
bir ömürdü günceleri
gibi heppppp!!!
22 Mart 2008 05:58
mîrov
bir yolculuktur yaşamımız
kışın ve gecenini içinde
kendimize bir geçit ararız
tümüyle ışıltısız gökyüzünde.
(isviçre muhafız alayı şarkısı. 1793) akt. louis ferdinand cêline
28 Mart 2008 01:04
ripcord
bir kadın soyunduğunda zaman tüllenir
zaman tüllendiğinde gözleri ışıklanır
gözleri ışıklandığında karnı sıcaklaşır
jean baudrillard |
15 Nisan 2008 15:43
ripcord
ve her şey kelimedir
hepimiz kelimeleriz
......özge... demis ki: sevmek uzun cümleler kurmaktır demiş.Cemal Süreyya....
17 Nisan 2008 19:12
tegan pelin
Ben bir Erkeğim
Aradığım Kadın
Yaş aralığı 18 ile 50
Sadece Resimliler
ARA
17 Nisan 2008 21:01
dengesiz çay tabağı
ey fani bu yer , bu gök , bu yıldızlar boştur boş,
bırak onu bunuda sen gönlünü hoş tut hoş
bu serekli kurulup dağılan dünyda alacağın bir nefestir,
o daa boştur boooooooooooooooş
;)
(1) 17 Nisan 2008 21:04
' işte o benim
GEL
Salına salına gel yanıma
Eteklerini salla gel
Sallana sallana gel
Gerdanları salla gel
Gel gel gel.
Topla geeel...
Huooooop... Sağ yap gel
Şimdi doğru gel...
Ne olursan ol
Gel...
Gel bakayım yanıma
Al şu parayı
Git
Karşıki bakkaldan
Bir sigara al da
Gel...
Gel gel
17 Nisan 2008 21:05
tegan pelin
Çay ne kadar çok demlenirse, tadının o kadar iyi olacağı fikri bilinenin aksine yanlıştır. Çayın uzun süre demlenmesi içindeki bazı maddelerin oranını değiştirdiğinden bu da çayın tadını etkiler. Çayınızı en fazla 10 dakika demleyin...
Mesajın tamamını görmeniz için üye olmanız gerekmektedir!.
17 Nisan 2008 21:06
sarho$
sen ki iflah olmaz bi yahudisin
belki de komik bi hindisin
elalem ne derse desin
hadi hadi hadi hadi
17 Nisan 2008 21:09
geronimo
anamın ipiyle indim gökdelen damınızdan
kelebek gibi girdim kelebek camınızdan
taksinize mülkünüze dairenize...
heceleyerek üzerinde ayak ve el uçlarımın
belledim seyyarenizi ve kelimelerinizi...
gözlerinize baktım, mukaddes ciltlerinize, büfelerinize
vesairenize...
şiir fenerimle de baktım, son çığlık!
aşk yokmuş sizde beş paralık!
gidiyorum ben boşçakallar
sıçmışım ortalık yerinize
kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık
can yücel
22 Nisan 2008 15:06
volki2083
22 Nisan 2008 17:03
volki2083
22 Nisan 2008 17:04
**imalısır**
Sevginin hiç bir şey ifade etmediği zamanlar...
Sevginin hiçbir şey ifade etmediği zamanlardayız,
Kelimelerin zalimleştiği,
Zalimliğin yozlaştığı,
Yozlaşmanın çirkefleştiği zamanlar da..
Bu zamanlarda ne anlatabilirim ki sana
Ya da sen ne anlayabilirsin
Yaşananları anlayamadıktan sonra...
Sana desem ki;
Sevgi her şeydir
Ekmektir aç kaldığında
Susuz kaldığın da su
Mehmet’in nöbetteki uykusu.
Sana desem ki;
Sevgi sabırdır katlanış belaya
Bir yüreğe mahkum oluş
Bir hastanın ilacı
Dört mevsim gibi
Bazen tatlı bazen acı..
Sevginin hiçbir şey ifade etmediği zamanlardayız,
Ya da aklın bittiği,
Sevgi göreceli olsa da
Akıl bilimseldir oysa.
Sevgi ile akıl
Anlaşamadıktan sonra.
Sevginin hiçbir şey ifade etmediği zamanlardayız,
Gözlerimden taşsa da sevgim ırmak gibi
Yüreğimden aksa da
Kızılırmak gibi
Anadolu topraklarına.
Siz yaşamayı, hayatı
Varolmayı anlayamadınız..
Anlayamayacaksınız da bu gidişle ona yanarım
Çünkü ey sevilen
Sevginin hiçbir şey ifade etmediği zamanlardayız.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/17028
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
Sen de binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!