ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > edebiyat > kendinizin yazdığı, ya da begendiginiz şiirler
mesaj ekleyeni başlık aç forum ana sayfası facebook'ta paylaş!

Sayfalar: 1  2  3  4  5  26  27  28  29  30  << Önceki Sayfa  Sonraki Sayfa >>      şu anda 337 - 348
 
paslı eyfel
paslı eyfel
yazmayın öyle şeyler yau zaten kasım zaten güz
5 Kasım 2008 13:05   mesajın adresini al  
 
nih@n
nih@n
5 Kasım 2008 13:07   mesajın adresini al  
 
ortayerde
ortayerde
evet o filmi izledim güzeldi :)
5 Kasım 2008 13:10   mesajın adresini al  
 
fragile_dreams
fragile_dreams
charles carmichael üzgünüm....
15 Kasım 2008 23:14   mesajın adresini al  
 
cardiotoxic
cardiotoxic
senin için ölürüm diyordun
bense inanmıyordum
duydum ki ölmüşsün
tesekkur ederim
15 Kasım 2008 23:15   mesajın adresini al  
 
qülücüq
qülücüq
bahçelerde pırasa
gel bize bazı bazı
ben annemi özledim
yaşasın 23 nisan :)
15 Kasım 2008 23:18   mesajın adresini al  
 
zevk_i sefa
zevk_i sefa
son sevişme sonrası ilk yağmur yürüyüşü...
nasıl da güzel ve nasıl da içten...
yalansız... çıkarsız elimde elin...
ama şimdi gidiyorum sevgili...
sonsuza kadar olmasa da gidiyorum...
bitecek mi mola... bitecek mi vuslat...
yine, yeniden...
ıslanacak mıyız...


yağmurda daha da etkili oluyor herşey...
-elele tutuşmak
-öpüşmek
-sarılmak daha güzel yağmurda...
ama
-vedalar
-terkedişler
-kavgalar daha acı yağmurda...
 1   15 Kasım 2008 23:58   mesajın adresini al  
 
leopargg
leopargg
Bir kasım sabahı..
İçim bir değişik.
Gözyaşlarım susuz, kalbim çarpıntısız, duvarlarım yazısız.
Sözlerim adam olalı kaç zaman oldu bilmiyorum.
Ya da hiç olmadı.
İçim miydi beni hiç sözlere dökmeyen,
Sözler miydi içimi hiç göstermeyen bilemedim.

Bir kasım sabahı bu sabah..
Tohumlanan filizler, güne açan çiçekler yanıp kül olalı çok olmuş.
Hani kasım ya!
Kasım sabahı işte, anla sevgilim...

İçim bir hoş ya da hoşluğa boş.
İster ki bu kalem, başka renk döksün,
Bu kasım sabahı olmazsa, başka bir kasım sabahı...
Susuzluğuma içsin dünya!
Anla artık sevgilim, bir başka çarpsın bu sabah.

Gülçin GÜnal
10.11.2008
18 Kasım 2008 02:22   mesajın adresini al  
 
nestle klasik
nestle klasik
kasım 2007 de gece 12 de fonda bertu cemil yağmur çalıyor...
ve sen melekleri alıp gittin.
yalandan bir kavga.yok sevişmek....
ardında sessizlik düşmanca akan gözyaşı.

frzy.'dan krm'e
18 Kasım 2008 02:37   mesajın adresini al  
 
leopargg
leopargg
Dinle!!!

Bence bu sefer farklı olmalı..Evet farklı bir şey. Neden yaşadığınızı yada neden yaşayabileceğinizi düşündüren şeyler.
UYANIN!
Ve dinleyin..
Onu dinleyin, ta kendisini! Notaların nasıl koşuşturduğunu dinleyin tıpkı zafer peşinde gibi.
Yada heyecanını dinleyin notaların özündekinin, kalbinindekinin, önünüze akışını izleyin…
Heyecanı dinleyin, sevmeyi, sevmeyi dinleyin!
İhanete de çevirin kafasınızı, onu da izleyin.
Bunların bir hayat olduğunu unutmayın. Onu dinleyin ta kendisini!

Beni izleyin dostlar, beni anlayın.
Çığlıklarımı duyun, çarpıntılarıma kulak verin!!!
Saat dönüyör, zaman akıyor. Notalar içimde yaşıyor.
Beni dinleyin!Kulak verin.
Başka gözlerle bakın dünyaya bir kez. Hiç alışık olmadığınız gözlerle.
Onlarla izleyin, onlarla tadın!
Ey yolcu! Dur, dinle de öyle git. Bu coşkuyu dinle, bu sevinci duy!
Saatin yelkovanı, içinizde dönsün bir kez…
….
..

Bitti sanırım…
Şimdi herkes devam etsin hayata.
Umutsuzluğa devam şimdi.
Önlerinize bakın; düşünün ve somurtun.,


Gülçin GÜNAL
10.11.2008
18 Kasım 2008 03:00   mesajın adresini al  
 
simurg-
simurg-
r a p u n z e l


“…çünkü bir başkaldırı ancak saçlarından tutulur.”
turgut uyar


gözlerim benim uzun denizlerde yüzmediniz ki hiç
annem tastamam bir kereliğine hürmetti bana
ben de olmayan günlerin hasar tespiti
öğleden sonra ya da Ortadoğu’da bir hayvan adı
gibi bulamıyorum kanlarımı giydikçe narin
açıyorum arzımdan diplenen botanikleri
nasılsa sonuçlar tabiatı bulacak
defter-i amâl’e yazın şiirlerimi
tek parti gelirken iki parti öpsün
ne değişir biz biz ne kimiz tespih böcekleri

bir uranyum daha aklımda ama
çıkaramıyorum kapandığını kapıların Çin’ine
masalları da dinleyemiyorum koynumda koynum
bıçakçılar gelmiş fuhuşumu yazıyor
kerrat cetvellerine ölçse sabah kaç inmiş
kaç çıkmış içimden gece
suçsuzluğumla süslü her şey şimdi

hey hey rapunzel
kimsenin uzamaz saçları da ölümüne!

eren barış
18 Kasım 2008 04:39   mesajın adresini al  
 
phaloe
phaloe
Hiç bir şey beklemiyorum.Ne aşkla örülü sözcükler,ne şehvet dolu sevişmeler ne de içinde ‘’sen’’olan bir yarın…



Mentollü sigaramla açmaya çalışırken,alkol kokan nefesimi..

Başka bir kadının yatağında,onun kokusuyla uyanan sana,

‘’günaydın’’diyebiliyorum..





Öptüğümde seni,sokağın ortasında uluorta,utanmadan ve ar duygularımın ırzına geçerek,

Bir çocuğa benzeyen iri gözlerimin sana nasıl bu kadar

‘’kadın’’olarak bakabildiğine şaşırarak,

‘’kırılacağından korkuyorum’’demiştin..



Oysa ben,küçük bir kasabanın,soğuk otogarında,atkısını sararken yanımdaki adam,boğazıma..

Bacaklarımın arasından akan kana,içimden boşalan çocuklarıma bakıp,

Bunlar benim diye haykırırken,korkuyla bakan gözlere karşı,

Bunlar benim bir aşkta doğuramadığım evlatlarım derken,

Parça parça olmuştu,kızıla çalan gülüşlerim..

Vakitlerden yağmurdu ve gökyüzüne kaçmış uçurtmalarıma küfürler ediyordum..

Yanımdaki adam annem gibi kokuyor ve babam kadar uzaklaşıyordu..

Parça parça olmuştu,tenime bulaşan toprak..

Bu yüzden,



Korkma!..

Parçalanan hiç bir çocuk,

Kırılgan bir kadına dönüşemez!...





Hiştt..sus,büyümeyi bilmem ben..Bir atın üstünde karınca adımlarıyla yürürüm yollarda,çıplak severim insanları,oldukları gibi..olması gereken şekilde değil..

Severim yahu bir adamı dibine kadar..bata çıka,çamura çöpe bulaşa bulaşa..

Kirlene kirlene severim bir adamı,

Temizken sevişmek bize göre değil..

Hiştt..sus,bana ülke sorunlarından ve kurtuluş yollarından bahsetme..umrumda değil sınırlar,uygarlıklar,savaşlar..

Yine de,benim dedem senin dedeni öldürdü diye sana aşık olamayacaksam,

Taptığın o büyük adamlara söyle

Bu memlekete biraz

‘’aşk’’getirsinler..





Saçlarım akıyor..mor oluyor ellerim,kollarım,yüzüm..bedenime akıyorsun,saydam bir tülün şeffaf bir gülüş de iz bırakmasına benziyor,belli belirsiz gülümseyişlerin..

Gümüş vakti susuyor Tanrılar,başımın üstüne..tüm günahların şerefine!...

Secdeye dayalı başımla,ibadet ettiğim peygamberler adına yazdığım masalları yakıyorum teker teker,

Ve küllerini şeytana adıyorum…

Yuvarlak hatlarına kimsenin dokunmadığı,dudağından kimsenin öpmediği-karanlık gecelerde kimsenin sıkıştırmadığı,

Asla namuslu olduğunu söylemeyen

Bakire bir aşk bu..

Nikahsız sevgililer,

Ölüm sebebidir.





Şehirler gezmeye,bilmediğim yataklarda yatmaya,yolu bilmesem bile eve hep kendi başıma dönmeye alışkınım ben..bazen bir kopek kovalar ardımdan,bazen bir çocuğun başını okşar yıkanmamış ellerim,bazen bir sigara tutar ince uzun parmaklarım,bazen uzak ülkelerin birindeki kadını özler kimsesiz sesim..yine de tüm dönüş yolları tek kişiliktir..



Bu yüzden,





Korkma!..

Parçalanan hiç bir çocuk,

Kırılgan bir kadına dönüşemez!...





Fahişe tadında tüm arka sokaklarım ve köşebaşlarımı pezevenkler tutmuş…anneler,yataklarını ayırmış erkek çocuklarından,tüm babalar sırayla ölmekte..

Bu yüzden..





Bana ‘’büyü’’deme..

Büyümek,kendine inanmaktan vazgeçmektir.uydurulan rolleri,biçip biçip üstüne geçirmektir..

Yapamam..

Sadece öyle olması gerektiği için,öyle olmasına izin veremem..

Büyürsem saçmalayamam adam,

Seni saçma sapan sevemem..

Büyü deme bana..

Çocukluğumu piç gibi

Ortada bırakamam..







Ah adam,

Bilemezsin ki sen,



Önceleri,çok önceleri..

Kimsenin ardını görmesine izin vermediğim bir dağ vardı,içimde..

Ve bir mağara,korktuğum zaman kaçıp saklandığım../örümcek ağlarım ve beni koruyan kutsal güçlerim yoktu../

yaradanın yanlışı alnımda bir doğum lekesi gibi parlıyordu../sularımın dibini görmek imkansızdı,

tüm denizlerim bulanık akardı…



sonra,çok sonraları…

bir masal yazıldı bir aşka..baş kahramanı bir kamburdu,alabildiğine ağır,alabildiğine çirkin,

alabildiğine yokluk kokan işte!..

o kamburla bir dünya güzelini sevdi notre dame,dünya onu sevsin istedi..

oysa,o kamburla öpüşülemezdi,elele yürünemezdi,

ah bilemedi notre dame,insanoğlu kendine benzemeyeni sevmez../

ve gitti dünya güzeli-başkalarının kamburlarına basarak güçlenen bir adamın koluna..

iyinin sevilemeyeceğini bu masalın sonunda anladı çocuklar

ve başladı savaşlar!..

notre dame kendini bir kiliseden atarken,

ben bir kambur olarak yaşamaya devam ettim…







bir kamburu sevmenin ağırlığını bilirim ve öyle bencilim ki

bu yükü kimseyle paylaşamam..

bu yüzden senden bişey beklemiyorum..





Ne aşkla örülü sözcükler,ne şehvet dolu sevişmeler ne de içinde ‘’sen’’olan bir yarın…





Rakı şişesinde balık,

Beyoğlunda bir sokak,

Dost muhabbetlerindeki kahkaha,

Gecelerdeki melakonli olmak dışında



Istediğim bişey yok..

Bu yüzden..





Korkma!..

Parçalanan hiç bir çocuk,

Kırılgan bir kadına dönüşemez!...

Aslında!





Temizken sevişilemez bu aşka,

Demişti Neslihan,

Aramızdaki, ten kirliliğinden daha fazla bir şey değildi zaten..





Saçmalıklarla..

Öperim!..





‘’özgen Aydos

20 Kasım 2008 07:27   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  3  4  5  26  27  28  29  30  << Önceki Sayfa  Sonraki Sayfa >>      şu anda 337 - 348

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2009