Hiç bir şey beklemiyorum.Ne aşkla örülü sözcükler,ne şehvet dolu sevişmeler ne de içinde ‘’sen’’olan bir yarın…
Mentollü sigaramla açmaya çalışırken,alkol kokan nefesimi..
Başka bir kadının yatağında,onun kokusuyla uyanan sana,
‘’günaydın’’diyebiliyorum..
Öptüğümde seni,sokağın ortasında uluorta,utanmadan ve ar duygularımın ırzına geçerek,
Bir çocuğa benzeyen iri gözlerimin sana nasıl bu kadar
‘’kadın’’olarak bakabildiğine şaşırarak,
‘’kırılacağından korkuyorum’’demiştin..
Oysa ben,küçük bir kasabanın,soğuk otogarında,atkısını sararken yanımdaki adam,boğazıma..
Bacaklarımın arasından akan kana,içimden boşalan çocuklarıma bakıp,
Bunlar benim diye haykırırken,korkuyla bakan gözlere karşı,
Bunlar benim bir aşkta doğuramadığım evlatlarım derken,
Parça parça olmuştu,kızıla çalan gülüşlerim..
Vakitlerden yağmurdu ve gökyüzüne kaçmış uçurtmalarıma küfürler ediyordum..
Yanımdaki adam annem gibi kokuyor ve babam kadar uzaklaşıyordu..
Parça parça olmuştu,tenime bulaşan toprak..
Bu yüzden,
Korkma!..
Parçalanan hiç bir çocuk,
Kırılgan bir kadına dönüşemez!...
Hiştt..sus,büyümeyi bilmem ben..Bir atın üstünde karınca adımlarıyla yürürüm yollarda,çıplak severim insanları,oldukları gibi..olması gereken şekilde değil..
Severim yahu bir adamı dibine kadar..bata çıka,çamura çöpe bulaşa bulaşa..
Kirlene kirlene severim bir adamı,
Temizken sevişmek bize göre değil..
Hiştt..sus,bana ülke sorunlarından ve kurtuluş yollarından bahsetme..umrumda değil sınırlar,uygarlıklar,savaşlar..
Yine de,benim dedem senin dedeni öldürdü diye sana aşık olamayacaksam,
Taptığın o büyük adamlara söyle
Bu memlekete biraz
‘’aşk’’getirsinler..
Saçlarım akıyor..mor oluyor ellerim,kollarım,yüzüm..bedenime akıyorsun,saydam bir tülün şeffaf bir gülüş de iz bırakmasına benziyor,belli belirsiz gülümseyişlerin..
Gümüş vakti susuyor Tanrılar,başımın üstüne..tüm günahların şerefine!...
Secdeye dayalı başımla,ibadet ettiğim peygamberler adına yazdığım masalları yakıyorum teker teker,
Ve küllerini şeytana adıyorum…
Yuvarlak hatlarına kimsenin dokunmadığı,dudağından kimsenin öpmediği-karanlık gecelerde kimsenin sıkıştırmadığı,
Asla namuslu olduğunu söylemeyen
Bakire bir aşk bu..
Nikahsız sevgililer,
Ölüm sebebidir.
Şehirler gezmeye,bilmediğim yataklarda yatmaya,yolu bilmesem bile eve hep kendi başıma dönmeye alışkınım ben..bazen bir kopek kovalar ardımdan,bazen bir çocuğun başını okşar yıkanmamış ellerim,bazen bir sigara tutar ince uzun parmaklarım,bazen uzak ülkelerin birindeki kadını özler kimsesiz sesim..yine de tüm dönüş yolları tek kişiliktir..
Bu yüzden,
Korkma!..
Parçalanan hiç bir çocuk,
Kırılgan bir kadına dönüşemez!...
Fahişe tadında tüm arka sokaklarım ve köşebaşlarımı pezevenkler tutmuş…anneler,yataklarını ayırmış erkek çocuklarından,tüm babalar sırayla ölmekte..
Bu yüzden..
Bana ‘’büyü’’deme..
Büyümek,kendine inanmaktan vazgeçmektir.uydurulan rolleri,biçip biçip üstüne geçirmektir..
Yapamam..
Sadece öyle olması gerektiği için,öyle olmasına izin veremem..
Büyürsem saçmalayamam adam,
Seni saçma sapan sevemem..
Büyü deme bana..
Çocukluğumu piç gibi
Ortada bırakamam..
Ah adam,
Bilemezsin ki sen,
Önceleri,çok önceleri..
Kimsenin ardını görmesine izin vermediğim bir dağ vardı,içimde..
Ve bir mağara,korktuğum zaman kaçıp saklandığım../örümcek ağlarım ve beni koruyan kutsal güçlerim yoktu../
yaradanın yanlışı alnımda bir doğum lekesi gibi parlıyordu../sularımın dibini görmek imkansızdı,
tüm denizlerim bulanık akardı…
sonra,çok sonraları…
bir masal yazıldı bir aşka..baş kahramanı bir kamburdu,alabildiğine ağır,alabildiğine çirkin,
alabildiğine yokluk kokan işte!..
o kamburla bir dünya güzelini sevdi notre dame,dünya onu sevsin istedi..
oysa,o kamburla öpüşülemezdi,elele yürünemezdi,
ah bilemedi notre dame,insanoğlu kendine benzemeyeni sevmez../
ve gitti dünya güzeli-başkalarının kamburlarına basarak güçlenen bir adamın koluna..
iyinin sevilemeyeceğini bu masalın sonunda anladı çocuklar
ve başladı savaşlar!..
notre dame kendini bir kiliseden atarken,
ben bir kambur olarak yaşamaya devam ettim…
bir kamburu sevmenin ağırlığını bilirim ve öyle bencilim ki
bu yükü kimseyle paylaşamam..
bu yüzden senden bişey beklemiyorum..
Ne aşkla örülü sözcükler,ne şehvet dolu sevişmeler ne de içinde ‘’sen’’olan bir yarın…
Rakı şişesinde balık,
Beyoğlunda bir sokak,
Dost muhabbetlerindeki kahkaha,
Gecelerdeki melakonli olmak dışında
Istediğim bişey yok..
Bu yüzden..
Korkma!..
Parçalanan hiç bir çocuk,
Kırılgan bir kadına dönüşemez!...
Aslında!
Temizken sevişilemez bu aşka,
Demişti Neslihan,
Aramızdaki, ten kirliliğinden daha fazla bir şey değildi zaten..
Saçmalıklarla..
Öperim!..
‘’özgen Aydos