Hoşça kalın
dostlarım benim
hoşça kalın!
Sizi canımda
canımın içinde,
kavgamı kafamda götürüyorum.
Hoşça kalın
dostlarım benim
hoşça kalın...
Resimlerdeki kuşlar gibi
dizilip üstüne kumsalın,
mendil sallamayın bana.
İstemez...
Ben dostların gözünde kendimi
boylu boyumca görüyorum...
A dostlar
a kavga dostu
iş kardeşi
a yoldaşlar a..!!.
Tek hecesiz elveda..
Geceler sürecek kapımın sürgüsünü,
pencerelerde yıllar örecek örgüsünü.
Ve ben bir kavga şarkısı gibi haykıracağım
mapusane türküsünü.
Yine görüşürüz
dostlarım benim
yine görüşürüz...
Beraber güneşe güler,
beraber dövüşürüz...
A dostlar
a kavga dostu
iş kardeşi
a yoldaşlar a..!!.
ELVEDA..!!.......
Nâzım HİKMET
12 Ekim 2008 18:22
simurg-
Sen bana bakma erik ağacı
Çiçeğini açmaya bak.
12 Ekim 2008 18:32
cadii
Tahir olmak da ayıp değil
Zühre olmak da..
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Bütün iş Tahir'le Zühre olabilmekte
Yani yürekte.
Mesela bir barikatta dövüşerek
mesela kuzey kutbunu keşfe giderken
mesela denerken damarlarmda bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanm da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Nazım Hikmet
12 Ekim 2008 19:22
simurg-
ÇİLE
Bizim hiç bir hürriyetimiz yok,
Hiç bir hürriyetimiz,
Ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek,
Sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi,
Ben burda en büyük çileyi doldurayım,
Ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç,sana muhtaç.
Sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,
Ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım.
A.Kadir
12 Ekim 2008 20:33
bengi_su.perisi
Bengisu Akbulut
Bir ortadoğu öyküsü
Oluk gibi kanım akar anne, gecenin soğuğu bana eş
Saklı durur içimde çocukluğum, yitik bir şehrin son nefesinde
Gözlerim kara göğe çevrili, lâl olmuş dilim
Bir akbabanın pençesinde havalanır gençliğim
Sen ki, yeminlerin en büyüğü Tanrı'yadır; derdin
Şimdi herkesin dilinde bir sürü yalan yemin
Barışı getirmeye geldik diyenler
Niye kan yerine kır çiçekleri dökmezler önümüze?
Bengisu Akbulut
13 Ekim 2008 13:11
stratejix
benim de paylaşacak bir şiirim var.
yorum yapılırsa sevineceğim. iyi yada kötü...
suya susamış eski balıkçı ağlarının
balıklara olan sevdasına benzetmeyi düşünürüm kimi zaman
sana olan sevdamı..
...
sonra bir üzüntü kaplar,
kapsız kalmış kalbimi
..
üzülürüm ben de,
üzülürüm
ve düşünmek istemem balıkların ağlara nefretini..
B.Kara
13 Ekim 2008 15:01
@kt
bence gusel bı sıır olmus..
stratejix demis ki: benim de paylaşacak bir şiirim var.
yorum yapılırsa sevineceğim. iyi yada kötü...
suya susamış eski balıkçı ağlarının
balıklara olan sevdasına benzetmeyi düşünürüm kimi zaman
sana olan sevdamı..
...
sonra bir üzüntü kaplar,
kapsız kalmış kalbimi
..
üzülürüm ben de,
üzülürüm
ve düşünmek istemem balıkların ağlara nefretini..
B.Kara
13 Ekim 2008 19:18
elanur
SİLEMİYORSAN KARALAYACAKSIN
Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.
Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin
Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin
Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
ஐ;
๑;
в;є;η;¢є; ѕ;є;η; ∂;є; şiм;∂;i н;є;я;к;є;ѕ; giв;iѕ;iη;…
hemde hiç farkı yok
ஐ;
๑;
(Ali Murat- alıntıdır )
14 Ekim 2008 18:13
crscnt
Çok zaman önceydi.
O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu ...
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı. Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan. Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı. Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı... Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı. Ne yarın ne de dün!
Can Dündar
14 Ekim 2008 18:21
bigbang
oyun oynanmazdı senle..
paso kağıt calardın..
buzdolabının kapağını..
hep kıçınla kapaırdın..
nazmiye hoca ödev verdi..
ülkemizde tarihin dünü-bugünü..
birkac yıl önceydi, şaka gibi gittin..
yağmurlu bir 1 nisan günü..
14 Ekim 2008 18:23
daisy=) **solminör**
tek tek basaraktan
bade süzerekten
akşam karpuz yidik
annem öğretmen
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/17028
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.