ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Ankara 78'liler Derneği, 12 Eylül 1980 döneminde idam edilen 17 gencin ailelerine ve yakınlarına bıraktığı son mesajlardan oluşan kısa bir video hazırladı. Video YouTube'da büyük ilgi gördü.
Ankara 78'liler Derneği tarafından hazırlanan 6 dakikalık videoda, idam edilen 17 sol görüşlü gencin ailelerine ve yakınlarına bıraktıkları son mesajlar yer alıyor.
12 Eylül dönemine ilişkin çeşitli istatistiki bilgilerle başlayan videoda, Asmayalım da besleyelim mi? denilerek 17 gencin idam edildiği yazılıyor.
milliyet
16~ 246 gün
mırıltı.jj
utancımız...böyle bir devreden geçti bu ülke,bu ülkede yaşanmış böyle bir utanç var,ancak bu yaşananlar çok büyük bir malzeme verdiği halde bugüne kadar bununla ilgili yeter düzeyde ne bir film yapılabildi,ne bir belgesel,kitaplar,yayınlar hep çok yetersiz kaldı,sayıca çok az,nitelikçe çok komik oldu bazen...işte böyle videolarla sınırlı kalınmış,bu yapılabiliyor ancak.o günler geride kalmış mı şimdi?
1~ 246 gün
boomerang ¹³
''sizleri ve ezilen halklar uğruna mücadeleyi, erken bırakmak zorunda kaldığım için üzgünüm..''
helallik..
ah, ah.. deriz de bu durumda iyi ki demek lazım.. iyi ki onlar bunları başardı demek lazım.. ama ne yazık ki o ışıl ışıl adamların düşünceleri alındı başka amaçlar için kullanıldı.. onlar bile lekelendi..
17 yaşında idam edilen erdal eren anısına ...bu arada asmıyalım da besliyelim mi diyen kenan evreni alkışlayan öğrencilerden utanıyorum bende o programı izlerken yerin dibine girmiştim resmen utanç abidesi...
son bakış-sezen aksu
1~ 246 gün
qwerty
günümüzde ülkemiz tekrar bu tür bir kavgaya sürüklenmek isteniyor. .
ülkenin başında işbirlikçiler olduğu sürece bu kavgalar sürecektir. Ülkenin başındakilerin amacı Türkiye'yi ilerletmek değil de ülkeyi AB'nin, ABD'nin istediği kıvamda sömürtmek ve kendi ceplerini doldurup sermayelerini büyütmek olduğu sürece bu ülkede ne eşitlikten, ne özgürlükten, ne de sosyalizmden bahsedilebilir.
Yeni dünya düzeninde Türkiye'nin rolü: badem bıyıklıların yönetiminde, din odaklı, orta çağ karanlığında, üretmeyen sadece tüketen, hiper kapitalist, sosyal hakları olmayan, konuşma özgürlüğü olmayan insanların yaşadığı rezalet bir ülke
~ 246 gün
no control
neslim
şimdi ben şerefimle ölmenin doruğundayım....
unutmadan geçmişi
unutmayın sözlerimi....
no control demis ki:
neslim
şimdi ben şerefimle ölmenin doruğundayım....
unutmadan geçmişi
unutmayın sözlerimi....
~ 246 gün
jascoquein
oysa ki; erdal daha çocuktu...
bir çocuk ne kadarsa o kadar masumcuktu...
o, daha henüz seçilmemiş bir çoğunluktu...
seçtiler, çocukluğundan aldılar...
sevgili ellerinin değmediği ellerine kelepçeler taktılar...
sırf, insanlığa iyi şeyler yapmak için düşündükleri adına yargıladılar...
güneş kadar parlak tenini kör zindanlarda yaktılar...
sonra; bir kış günü, sabaha karşı, boğuntulu, burkuntulu bir alacakaranlıktan...
savunduğu şeyler uğruna; yaşasın!!! diye bağıraraktan...
kendi çıktığı idam sehpasını kendi tekmeledi, ölümsüzlüğüne susayaraktan...
durdu sonra -geçer diye rivayet edilen- o an zaman...
erdal' a üzülerekten, başına gelenlere inanmayaraktan...
odur budur kardan değil, kalplerdeki (z)amansız esen boran...
~ 246 gün
eterlielbisemudguard
YİĞİTLERİ DAR AĞACINDA
NAMUSSUZLARI
FAHİŞELERİN KOYNUNDA BULURSUN...
Ölen 17 değil aynı düşünceyi savunan binlerdir...
1~ 246 gün
erneestoo
erdal erenler ölmedi ölmicek...
ve kenan evreni alkışlayan salaklar apolitik ha diyenin peşine giden cinslerdir...
neyi alkışladıklarını bilmeyen ahmak sürüsü....
~ 246 gün
erneestoo
iki çocuk
el sallamıştı annesine bayram izni dönüşünde
hissetmiş miydi oğlunu kurşun kalbi deldiğinde
kan revan içinde yanyana aynı köprüde
annelerinin rüyalarında öldükleri yaşlarıyla
ateşi harlı delikanlılar
ne şehit ne kahramanlar
düşmansız bir savaşta
düştüler kalkmayacaklar
(zekeriya önge..erdal eren için)
emin değildi kendi bile dokunmuş muydu tetiğine
kesin olan tek şeyse en yakın mahkumdu ipe
kalpte kurşun ilmek boyunda iki çocuk ölüm karşısında
hep çocuk kalacaklar büyümeden birer tabutta
ama yaşıyorlar, gülüyorlar annelerinin rüyalarında
~ 246 gün
_lulu_
bu ülke böyle giderse hiçbir zaman keske demekten kurtulamayacak..ne kadar acı...zedeleyici!asmayalım da besleyelim mi? edilebilmesi için önce insanda kalp olmaması lazım sonrada beyinn...yazıkkkkk!!!
~ 245 gün
sui generis
Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi, taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...
Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce kolumuzu, omuz başından keserek yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine. Sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Giresun'daki yoksul köylüler, sizin için öldük. Ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğu'daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul'daki, Ankara'daki işçiler, sizin için öldük. Adana'da, paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.
Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Bağımsızlık, Mustafa Kemal' den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eline değmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile alamamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.
Asıldık ey halkım, unutma bizi...
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...
Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.
Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/16916
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!