KÜBA
Kübalı devrimciler, yetersizlik ve deneyimsizliklerine ve ABD emperyalizminin ambargo ve sabotajlarına rağmen Küba halkının yaşam standartlarını yükselten bir dizi reformu yaşama geçirdiler. Bunlar arasında, öğrencilerin ve entellektüellerin seferberliği sayesinde birkaç yıl içinde Küba’da okuma-yazma oranının yüzde 90’a yükseltilmesini, birkaç onyıl içinde Küba halkının yaşam düzeyinin Latin Amerika ülkelerinin çoğunu aşmasını, ortalama yaşam beklentisinin 1980’lerde erkekler için 72’ye ve kadınlar için 76’ya çıkarılmasını, çocuk ölüm oranının 1983’de 1000’de 15 gibi düşük bir düzeye gerilemesini, okulların ulusallaştırılması ve eğitimin parasız hale getirilmesini ve eğitim gören emekçi çocuklarının sayısında büyük bir patlama yaşanmasını sayabiliriz.
Küba devriminin Latin Amerika’da anti-emperyalist ruhu canlandırmaya katkıda bulunduğu doğrudur. Ancak, gerçekleşmesine eşlik eden görece elverişli iç ve dış konjonktürün diğer Latin Amerika ülkeleri için geçerli olmaması ve ABD emperyalistlerinin ikinci bir Küba “kazasına” izin vermemek için arka bahçelerindeki gerici ve faşist rejimleri daha kapsamlı bir kontrgerilla stratejisi çerçevesinde desteklemeye başlamaları nedeniyle, 1960’larda ve 1970’lerde Küba devrimini örnek alan Latin Amerika gerilla ayaklanmaları başarısızlığa uğradı. Kastro ve özellikle Guevara’nın Küba devriminin başarısından hatalı sonuçlar çıkarmaları, bu devrimin yolunun bazı sınırlı değişikliklerle diğer Latin Amerika ülkeleri için de geçerli olduğunu ileri süren “foko” teorisini geliştirmeleri, yani silahlı bir öncü çekirdeğin ortaya çıkması halinde geniş emekçi kitlelerin onu aşağı yukarı kendiliğinden bir tarzda izleyecekleri yolundaki voluntarist görüşlerinin özellikle Latin Amerika’da yaygınlık kazanması, sözkonusu gerilla hareketlerinin yenilgilerine katkıda bulundu. Hatta, içtenlikli bir devrimci olan Ernesto ‘Che’ Guevara’nın kendisi de, bu hatalı ve anti-Marksist “foko” teorisinin kurbanı oldu. Küba modelini bir biçimde Bolivya’da uygulamaya kalkan Guevara ve arkadaşlarının silahlı eylemleri, koşulları 1958-1959’un Kübası’nınkinden çok farklı olan bu ülkede kitleler katında hiçbir yankı bulmadı. Sonunda, ABD kontrgerilla elemanları tarafından eğitilen ve yönlendirilen Bolivya ordusu, 1967’de aralarında Guevara’nın da bulunduğu ve kitlelerden ciddi hiçbir destek alamayan bir avuç gerillayı katletmeyi başardı.