ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
harika yazar/şair.
yazdığı oyunlardaki karakterle öylesine karmaşıktır ki bir insan bu kadar derinlikli nasıl yazabilir diyorsunuz.
mesela macbeth oyunundaki macbeth karakteri ile lady macbeth'in aynı kişi olduğu iddiası vardır.
mina urgan'ın shakespeare'in oyunları üzerine yazdığı bir kitap vardır.
hiç okumamışlara öncelikle macbeth'i tavsiye ederim.
hamlet en ünlü oyundur ama biraz uzundur.
antonius ve cleopatra oyunu da güzeldir.
bir yaz gecesi rüyası biraz daha eğlenceliktir.
siz ne düşünüyorsunuz?
~ 985 gün
a. bandini
ben misal hiç okumadım şekspır bunla övünmüyorum ama oyun okumak bana sıkıcı geliyor yahu
bir de daha adını yazamıyorum herifin
~ 985 gün
moviebiker
okumadım.ama okursamda yarım bırakırım gibi geliyo.sevmem sanırım.
senin kucağında olmek istiorum:) aslında bende okumam ama bu yer etmiş kafamda
~ 985 gün
a. bandini
Yurttaşı Oscar Wilde'ı tercih ederim ben herhalde bana öyle geliyor emin değilim =)
~ 985 gün
a. bandini
Bir de aklıma kalan bizim ingilizce kitabında olan bir cümle var:
"A horse, a horse. My Kingdom for a horse!"
umutsuzluğu çok güzel ifade eden bir cümle bence
~ 985 gün
sarimsak
aslında daha yavaş olduğundan hazmı da daha verimli olacağından shakespeare'i izlemekten ziyade okumak lazım. bi de eğer çağın fenomenlerine yaptığı atıfların açıklaması varsa okuduğunuz çeviride gerçekten çok zevk alınarak okunuluyo.
yoksa izlerken, "çanlar niye çalmaya başladı?" diye bi laf duyuyosunuz. "ne diyo bu yine yaa" diye düşünüyo insan. "yine kasış kasış milyon tane laf etçek şimdi" diye geliyo insana. ama okurken bütün bu yaptığı söz sanatlarını açıklamasını bulmak çok zevkli
~ 985 gün
n
aslında çevirisini oquduğunda da çoq farqlı şeyler çıqabilio qarşına .. sonuçta oda bi sanat. bu baqımdan can yücel çevirilerini çoq daha etqileyici buluyorum..
~ 985 gün
hafriyat
-to beer,or not to beer.
william shakesbeer.
bu da bir tişört yazısı
~ 985 gün
aerodynamics
shakespeare okumaya sonelerıyle başlamak en keyıflısı ve kolayı olsa gerek
~ 985 gün
willow is blessed
Böyle birinin hiç yaşamamış olduğuna dair teoriler de var.
~ 984 gün
burakargın
HİÇBİR ŞEY İÇİN GEÇ DEĞİL;
Yaşadığı şehirden, bulunduğu ortamdan kısacası yaşantısından sıkılan bir adam, cebindeki az miktar para ile yanına hiçbir şey almadan bulunduğu kenti terk edip daha önce hiç bilmediği bir ülkeye gitmiş. Oraya henüz alışmaya çalışırken birden bir ses duymuş. Bir çığırtkan, avazı çıktığı kadar meydanda bağırıyormuş:
- Tiyatro! Gelin! Kaçırmayın! Bu akşam Tiyatro!...Adam hayatında hiç tiyatroya gitmemiş ve inanılmaz derecede merak etmiş.Biletin nereden alındığını öğrenmiş. Bilet fiyatı cebindeki tüm para kadar olmasına rağmen hiç tereddütsüz bileti almış. Başlamış merakla oyunu izlemeye.Oyun bitmiş, herkes dağılmış ve bizim meraklı öylece kalmış, izlediği muhteşem oyun karşısında.O sırada temizlikçi tarafından salonu boşaltmak için ikaz almış.
Adamsa:- Bana müdürünüzün yerini söyler misiniz? Onunla bir şey konuşmam gerek... demiş. Seyrettiği oyunun etkisi ile müdür ile konuşmuş ve ne olursa olsun, ne iş olursa olsun buranın bir parçası olmak için çalışmak istediğini belirtmiş. Müdür çok şanslı olduğunu, şu sıralarda bir temizlikçi aradığını fakat önce onu denemesi gerektiğini ifade etmiş ve denemek üzere aylardır el değmemiş bir kütüphanenin temizliğini uygun bulmuş.
- İşte burayı temizle. Eğer beğenirsem seni işe alırım.... demiş ve gitmiş.Tiyatro aşkının verdiği şevk ile temizlik beklenenden kısa sürede bitmiş. Müdür odayı görmeden adamın samimiyetine inanmamış. Onu diğerleri gibi işi savsaklayan biri sanmış. Fakat odanın temizliğini görünce hayretler içinde kalmış.Aylardır içeriye girilmeyen oda gıcır gıcır oluvermiş. Müdür bu çabuk ve becerikli adamı işe almaya karar vermiş.
- Tamam seni işe alıyorum
- Fakat benim yatacak yerim yok.
- O zaman burada yatarsın ve işe daha erken başlarsın.
İstediği olan tiyatro tutkunu, huzurlu bir şekilde odayı terk ederken müdür.
- Adın neydi senin buraya yazalım... demiş.
Aldığı cevap ise;- William! William Sheaksper!... olmuş.
Bu hikaye hem insanı dehşete düşürücü hem de ilham verici..Sheaksper tiyatro yaşantısına bu şekilde başlamış. Tam kırk (40) yaşında...tiyatroyu o yıllarda tanımış ve büyük bir azimle o muhteşem oyunları yazmış.Üstelik büyük bir fedakarlık göstermiş mesleği için.Meslek hayatı boyunca sadece üç saat uyuyarak yaşamını sürdürmüş.Sabah erken kalkıp oyun provasını yapıyor oyununu oynuyor ve akşam yeniden oyun yazıyor...Bu böyle sürüp gitmiş.Bu hikayeyi ilk duyduğumda yaşamım için duyduğum kaygıları bir kenara bıraktım. Anladım ki, hiçbir şey için geç değil. İnsan eğer isterse imkansız gibi görünen olayları da gerçekleştirebilir.Yeter ki yürekten istesin ve bunun için çaba sarf etsin.Hiçbir şey için geç değil. Kırk yaşında olsak da...
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/1647
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!