ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > güncel > Türkiye’nin büyük dönüşümüyle ilgili tahminler
zulfu livaneli akp turkiye ab abd
mesaj ekleyeni başlık aç forum ana sayfası facebook'ta paylaş!

Sayfalar: 1      şu anda 1 - 10
 
e = m . c²
e = m . c²
Bir çocuğun büyümesini, anası babası zor fark eder. Çünkü çocuk her gün gözlerinin önündedir ve bir günden ertesi güne değişiklik olmamaktadır. Çocuk hep aynı gibidir. Ama aynı çocuğu bir yaşında gören kişi dokuz yıl sonra gelip de onun on yaşını sürdüğünü gördüğü zaman gözlerine inanamaz. Ve çocuğu tanıyamaz.

***

Ülkeler için de durum böyle.

Her sabah kalkıyoruz, gazeteleri okuyoruz, işe gidip geliyoruz, akşam televizyonda haberleri izliyoruz ve ülkedeki büyük değişimi fark edemiyoruz. Her şey aynıymış gibi geliyor.

***

Oysa, Türkiye büyük bir hızla değişiyor, dönüşüyor, bambaşka bir ülke haline geliyor. Bunu anlamanın en kestirme yolu, ülkeyi üç beş yıldır görmemiş birisinin tanıklığına başvurmaktır. İnanın bana, bütün samimiyetimle söylüyorum; bir süre sonra Türkiye iyice tanınmaz hale gelecek.

Siz bile şaşıracaksınız.

***

Peki bu değişimin yönü ne?

Bunu kısaca “muhafazakârlaşma, Orta Doğu ülkesi olma, zenginleşme ve kalitesizleşme” olarak adlandırabiliriz.

Dikkat edilirse bunlardan bazıları olumlu, bazıları olumsuz özellikler ama hepsi bir arada gerçekleşiyor.

Yani önümüzdeki yıllarda şöyle bir ülkede yaşayacağız:

Gökdelenlerle ve alışveriş merkezleriyle dolu, lüks mağaza ve lokantalardan geçilmeyen, yabancı şirketlerin Orta Doğu merkezlerinin bulunduğu bugünkünden daha zengin bir ülke.

Yani bir çeşit büyük Dubai ya da eski Beyrut! Öte yandan daha da hızlanmış bir cahilleşme, kültürsüzleşme, lumpenleşme süreci.

Her önemli işin başında; liyakata göre değil tarikat ilişkilerine göre seçilmiş insanlar.

Alabildiğine muhafazakâr ve alabildiğine Amerikancı bir ülke.
İşte benim gördüğüm manzara bu.

***

AKP’nin önümüzdeki yerel ve ondan sonraki genel seçimleri de alacağını söylemek kehanet değil.

Bunu herkes görüyor.

Hatta beş yıl sonra Erdoğan halk oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanı olacak, belki de Abdullah Gül’ü Başbakan olarak göreceğiz. Yani Türkiye en az on yıl daha AKP’nin elinde.

Çünkü karşısında hiçbir güç yok.

Koltuğunu kaybetmemek için uyuşturucu satıcılarını bile partisine üye kaydeden CHP başkanı, zaten AKP ile anlaşmalı olarak götürüyor bu sistemi. MHP deseniz, ortada.

***

Önümüzdeki günlerde AKP hükümeti, “PKK liderlerini teslim alan hükümet” olarak alkışlanacak. Orta Doğu’dan ve Batı’dan Türkiye’ye para akmaya devam edecek. Laik kesim ise bir yandan giderek küçülecek, bir yandan da yıllardır yaptığı gibi birbirini yemeye devam edecek.

***

Bu kadar büyük bir değişim sadece iç dinamiklerle başarılamazdı.

Amerika’nın Orta Doğu meselesinde Türkiye’ye biçtiği rol, uzun dönemli bir senaryoyla uygulanıyor.

İçteki aktörler de siyasiler, basın, üniversite, iş alemi, aydınlar olarak rolün hakkını veriyorlar.

***

Peki on beş yıl sonra ne olur diyorsanız, onunla ilgili bir tahminde de bulunabilirim. Toplum, sistemli eğitimle dönüştürülmüş olacağı için, Cumhuriyetin kuruluş yılını bile hatırlayan kalmaz.

***

İsteyen bu yazıyı kesip saklasın ve eğer Türkiye başka türlü gelişirse beni utandırmak için suratıma çarpsın.

Ama ne yazık ki bu pek mümkün görünmüyor.

***

Peki bütün bunlar neden oldu; nerede yanlış yapıldı; Cumhuriyet’in Ortadoğu’ya sırtını, yüzünü Batı’ya dönen politikası niçin bu büyük değişikliğe uğradı?

Bu muazzam değişimi sadece iç dinamiklerle açıklayamayız.

Dış dinamikleri düşündüğümüz zaman bizi ABD ve AB’nin bu yola ittiğini açıkça görebiliyoruz.

Batılı liderlerin sık sık “Türkiye İslam Cumhuriyeti” demesi sadece bir dil sürçmesi değildi elbette.

Graham Fuller gibi yazarlar yıllarca önce, Türkiye’ye biçilen bu kaftanı tarif eden yazılar yazıyorlardı.

Bu yazılarda söyledikleri tek tek gerçekleşti.

ABD, Ortadoğu gibi en önemli enerji sahasında Arap olmayan üç temel ayağa dayanmak istiyordu: İsrail, Türkiye ve Kürdistan.

Türkiye’de İslam’dan hız alacak Amerikancı bir rejimin halktan güçlü bir destek bulacağını ve ülkeyi yıllarca yöneteceğini gördü ve bunu uyguladı.

***

AB’nin sorunu ise başkaydı.

AB ne enerji yolları üzerindeki Türkiye’den tam olarak vazgeçmek istiyor, ne de onu içine almayı arzuluyordu.

Bir ara yol bulmak için Türkiye’deki dini akımları desteklediler. Bu sürecin sonunda “Kültürünüze saygı duyarız ama görüyorsunuz ki siz başka bir medeniyete aitsiniz, bizden değilsiniz” diyebilmekti amaçları.

Mustafa Kemal Türkiyesi’nin Batılılaşma programı onları rahatsız ediyordu.

***

Elbette suç sadece yabancılarda değildi.

İçerisi de bu programın uygulanmasında bilerek bilmeyerek çok büyük rol oynadı:

Bu rolleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Devleti yöneten asker ve sivil kesimlerin aşırı bir sol korkusuna kapılarak, bununla mücadele edecek İslami akımlara destek vermesi,

2. Askeri darbelerin, mevcut siyasi yapıyı tahrip ederek, merkez sağ ve merkez solu parçalaması,

3. Laik-ulusalcı kesimlerin korkunç bir kişisel rekabet içinde, her sivrilen yurtseveri yok etmesi,

4. Özellikle 28 Şubat’tan sonra laik-ulusalcı maskesi altında büyük yolsuzluklar yapılması,

5. Devletin, sağ ve sol olarak tarif ettiği kutuplaşmanın dağıldığını ve ülkenin Milliyetçi-Dinci-Kürtçü kutuplara bölündüğünü görememesi,

6. Televizyonların tele-vole yayınlarında sergilenen çıplaklık ve lüks hayatın halk kitlelerinde yarattığı tepki,

7. Solun sol olmaktan uzaklaşıp, özellikle belediyeler yoluyla rant sağlama kapısına dönüşmesi,

8. Tarikatların birbirine kenetlenerek, ülkeyi ele geçirmek için sabırlı ve inançlı bir mücadele sergilemesi.

Belki de siz bu maddelere birkaç tane daha ekleyebilirsiniz.

Ama benim kabataslak gördüğüm tablo bu.

İşin ilginç yanı da dini kesimlerdeki dayanışmanın ve laik kesimdeki birbirini yemenin hâlâ devam ediyor oluşu.

Zülfü Livaneli
2 Aralık 2007 20:39   mesajın adresini al  
 
ver pacıno
ver pacıno
üstad doğru söyluyo..çok dolmuş adam içini dökmüş resmen..
2 Aralık 2007 20:54   mesajın adresini al  
 
hayda.bre
hayda.bre
Aynen doğru söze ne gerek.
2 Aralık 2007 21:04   mesajın adresini al  
 
***perihel
***perihel
:(
2 Aralık 2007 22:47   mesajın adresini al  
 
luca leotardo
luca leotardo
Sonuç olarak napayoruz?
2 Aralık 2007 22:50   mesajın adresini al  
 
luca leotardo
luca leotardo
Arkadaşlar ben kendi değerlendirmelerimi yapmadan önce ilk tespitimi söylemek istiyorum yazı tümüyle ülkenin bu hale neden geldiğini açıklıyor. Zülfü Livaneli süper mantıklı bakışıyla kabahati kendisi ve kendisi zihniyetindekilerden gayrı Tüm ülkede buluyor. İstemediği halde görünür itibarilye Özeleştiri olmuş güzel olmuş:))

İki sorum da aşağıdaki cümleler hakkında:

1. Peki bütün bunlar neden oldu; nerede yanlış yapıldı; Cumhuriyet’in Ortadoğu’ya sırtını, yüzünü Batı’ya dönen politikası niçin bu büyük değişikliğe uğradı?

Bu muazzam değişimi sadece iç dinamiklerle açıklayamayız.


Cumhuriyetin yüzünü batıya dönünce sırtını ortadoğuya değil anadoluya ve diğer tüm doğulara döndü.

2.Mustafa Kemal Türkiyesi’nin Batılılaşma programı onları rahatsız ediyordu.

Bir millet 1200 yıl boyunca kendine ait bir anadolu kültürü oluşturmuş ise hangi program hangi dış etken hangi süreç hangi yasa o yüzlerce yıllık anadolu kültürünü anadolulaşma niteliğini, anadolu bakış açısını Batılılaşma' ya çevirecekmiş öyle bir model varsa formül varsa hangi sosyolojik alt yapı ve tespitler çerçevesinde hangi toplum bilim düzenekleri çerçevesinde hazırlandı değerlendirildi ve sunuldu . Yoksa ben yaptım olduculuk mu var idi_?



e = m . c² demis ki:


***

Peki bütün bunlar neden oldu; nerede yanlış yapıldı; Cumhuriyet’in Ortadoğu’ya sırtını, yüzünü Batı’ya dönen politikası niçin bu büyük değişikliğe uğradı?

Bu muazzam değişimi sadece iç dinamiklerle açıklayamayız.

Dış dinamikleri düşündüğümüz zaman bizi ABD ve AB’nin bu yola ittiğini açıkça görebiliyoruz.


Mustafa Kemal Türkiyesi’nin Batılılaşma programı onları rahatsız ediyordu.

***

Elbette suç sadece yabancılarda değildi.

İçerisi de bu programın uygulanmasında bilerek bilmeyerek çok büyük rol oynadı:

Bu rolleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Devleti yöneten asker ve sivil kesimlerin aşırı bir sol korkusuna kapılarak, bununla mücadele edecek İslami akımlara destek vermesi,

2. Askeri darbelerin, mevcut siyasi yapıyı tahrip ederek, merkez sağ ve merkez solu parçalaması,

3. Laik-ulusalcı kesimlerin korkunç bir kişisel rekabet içinde, her sivrilen yurtseveri yok etmesi,

4. Özellikle 28 Şubat’tan sonra laik-ulusalcı maskesi altında büyük yolsuzluklar yapılması,

5. Devletin, sağ ve sol olarak tarif ettiği kutuplaşmanın dağıldığını ve ülkenin Milliyetçi-Dinci-Kürtçü kutuplara bölündüğünü görememesi,

6. Televizyonların tele-vole yayınlarında sergilenen çıplaklık ve lüks hayatın halk kitlelerinde yarattığı tepki,

7. Solun sol olmaktan uzaklaşıp, özellikle belediyeler yoluyla rant sağlama kapısına dönüşmesi,

8. Tarikatların birbirine kenetlenerek, ülkeyi ele geçirmek için sabırlı ve inançlı bir mücadele sergilemesi.

Belki de siz bu maddelere birkaç tane daha ekleyebilirsiniz.
Ama benim kabataslak gördüğüm tablo bu.

İşin ilginç yanı da dini kesimlerdeki dayanışmanın ve laik kesimdeki birbirini yemenin hâlâ devam ediyor oluşu.

Zülfü Livaneli


2 Aralık 2007 23:04   mesajın adresini al  
 
-glycerine-
-glycerine-
Leotardo uzun cümleler kurarken,virgül kullanırsan çok daha anlaşılır olabilirsin.

Anadolu bakış açısıyla batı bakış açısının farkları neler,anadolu bakış açısı derken neyi kastettiğini açıklar mısın?
2 Aralık 2007 23:09   mesajın adresini al  
 
luca leotardo
luca leotardo
En basitinden batı insan ilişkilerini bilmez anlamaz , batı anadoluda yüzlerce yıldır türkün kürdün alevinin müslümanın çerkezin bir arada sorunsuz yaşadığını kendi aklı almadığı için tutar bir azınlık der onlara onlarla bizi ayırıcak ya... Batı materyalist, batı kapitalist , batı sömürgeci değil mi? Batı değil mi idi köleleri getiren afrikanın madenlerini gemilerle taşıyan...Avrupa soykırımı yaşamıştır almanyada öyle değil mi?

Gelin hataya kilise cami sinagog yanyanadır. Batı anlamaz ama. Onlar müslümanı terörist görür araya duvarlar çekerler...

Adamlar yugoslavyaya bir müdahale etti kaç etnik bölgeye ayrıldı ben dahi bilmiyorum...


Batılılaşmayalım biz. Anadolu kültürünün zenginliğini arayan en basitinden bir kilime baksın kaç ren kaç doku var diye. Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi isteyenler nihat genç' in aşk coğrafyasından konuşmalar kitabına göz atsınlar. Zevkle okurlar sanırım...
2 Aralık 2007 23:22   mesajın adresini al  
 
-glycerine-
-glycerine-
Evet haklısın o konuda,biz doğu toplumları dayanışmacıyızdır,yardımseverizdir fakat batıdan öğrenmemiz gereken şeyler var.Kendi özelliklerimizi,dilimizi ve kültürümüzü korumalıyız fakat bilim yapmayı halen öğrenemedik.Bilimsel çalışmayı,profesyonel olmayı öğrenemedik.Batı'nın bütün yüzeysel özelliklerini aldık.Popüler kültürün etkisinde kaldık.Bak işte insanların modern olmaktan anladığı şey,ingilizce kelimeler kullanmak,mini etek ve dekolte giyinmek,mtv izlemek falan filan.Oysa ki bizim batıdan öğrenmemiz gereken bilim anlayışıydı.Batı'nın en büyük hatası bireyin bilim için yaşadığını düşünmesiydi,o yüzden sosyal bir çöküşteler şu anda.Ahlaki ve dini değerleri tamamen hayatlarından çıkardılar,özgürlüklerinin sınırları yok,dolayısı ile aile yaşamları da alt üst olmuş durumda.Oysa biz bilimsel çalışmayı batıdan öğrenip,bunu kendi çalışma hayatımıza yansıtıp,kültürümüzün zenginliğini kullanarak,yozlaşmadan,bilimin insan için,toplum için çalışmasını sağlayabilirdik.Atatürk'ün de istediği buydu.

Atatürk Türk dilinin korunmasına çok önem verdi hatta ve hatta kurtuluş savaşı'nın müslümanlığın,hristiyanlığın zulmüne karşı vermiş olduğu bir savaş olduğuna inandı.Biz batı'nın bizi yozlaştıracak tüm özelliklerini aldık,almamız gerekenler dışında herşeyi aldık.



phil leotardo demis ki:

En basitinden batı insan ilişkilerini bilmez anlamaz , batı anadoluda yüzlerce yıldır türkün kürdün alevinin müslümanın çerkezin bir arada sorunsuz yaşadığını kendi aklı almadığı için tutar bir azınlık der onlara onlarla bizi ayırıcak ya... Batı materyalist, batı kapitalist , batı sömürgeci değil mi? Batı değil mi idi köleleri getiren afrikanın madenlerini gemilerle taşıyan...Avrupa soykırımı yaşamıştır almanyada öyle değil mi?

Gelin hataya kilise cami sinagog yanyanadır. Batı anlamaz ama. Onlar müslümanı terörist görür araya duvarlar çekerler...

Adamlar yugoslavyaya bir müdahale etti kaç etnik bölgeye ayrıldı ben dahi bilmiyorum...


Batılılaşmayalım biz. Anadolu kültürünün zenginliğini arayan en basitinden bir kilime baksın kaç ren kaç doku var diye. Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi isteyenler nihat genç' in aşk coğrafyasından konuşmalar kitabına göz atsınlar. Zevkle okurlar sanırım...

2 Aralık 2007 23:30   mesajın adresini al  
 
luca leotardo
luca leotardo
Bir de böyle derin konuları forumlarda ne kadar detaylı tartışabiliriz ki nacizane fikirlerimi söyledim, daha derin ve uzun soluklu değerlendirmek, bol bol empati kurmaktan geçer bazı çözümler...

O kadar...
2 Aralık 2007 23:31   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1      şu anda 1 - 10

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2009