ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > güncel > Kore Savaşı hakkında bilinmeyenler açıklandı.
adnan menderes amerika kore savasi bm tsk
Sayfalar: 1      şu anda 1 - 12
 
comandante
comandante
Türkiye'nin yıllarca tartıştığı konulardan biri de 721 askerini şehit verdiği Kore Savaşı. Peki Türkiye bu savaşa neden katıldı? Geneşkurmay Başkanlığı, internet sitesinde yayınladığı mesajda savaşa neden katıldığımızı açıklayan bir mesaj ve savaştan fotoğrafları yayınladı...

TÜRKİYE'NİN KORE SAVAŞI'NA KATILIŞI VE SAVAŞIN TÜRKİYE İÇİN ÖNEMİ

SAVAŞIN ÇIKIŞI

İkinci Dünya Savaşı'nda Sovyetler Birliği'nin Japonya'ya savaş ilanı üzerine Amerika Savunma Bakanlığının 38 nci paralelin kuzeyindeki Japon kuvvetlerinin Sovyetlere, güneyindekilerin de Amerikan Komutanlığına teslim olmaları önerisi üzerine Sovyet kuvvetleri 12 Ağustos 1945'te Kuzey Kore'yi, Amerika kuvvetleri de 8 Eylül 1945'te Güney Kore'yi işgal etti. 38 nci paralelin ara hattı olarak ilan edilmesi üzerine Kore artık güney ve kuzey olmak üzere ikiye bölündü.






Kore anlaşmazlığı, 25 Haziran 1950 sabahı Kuzey Kore'nin, Güney Kore askerlerinin 38 nci paralel boyundaki sınırı geçtiklerini ileri sürerek, sınırı teşkil eden 38 nci paralel boyunca saldırıya geçmeleriyle sıcak savaşa dönüştü. Bu durum karşısında Amerika'nın isteğiyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 25 Haziran 1950'de toplantıya çağrıldı. Güvenlik Konseyi, Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye saldırmakla barışı bozmuş olduğuna karar verdi.

Birleşmiş Milletlerin saldırıyı durdurmak ve anlaşmazlığı barış yoluyla çözmek amacıyla yaptığı girişimleri hiçe sayan Kuzey Kore, taarruzu başlatarak Seul'ü ele geçirdi. Bunun üzerine 27 Haziran 1950'de Birleşmiş Milletler, üyelerini Güney Kore Cumhuriyeti'ne yapılan saldırıyı karşılama ve bu bölgedeki milletlerarası barış ve güvenliği geri getirecek yardımlarda bulunmaya çağırdı. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu on altı devlet Birleşmiş Milletlerin çağrısına cevap verdi ve bu devletlerin gönderdiği yardımlardan Birleşmiş Milletler Kuvvetleri teşkil edildi. Kore'deki Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin Başkomutanlığına 24 Temmuz 1950'de Amerikalı General Douglas Mc Arthur atandı.

TÜRKİYE'NİN KORE SAVAŞI'NA KATILIŞI

Birleşmiş Milletlerin yaptığı çağrı, Türkiye'nin de içinde bulunduğu durum dikkate alınarak TBMM'nin 30 Haziran 1950 tarihli oturumunda gündeme getirilerek kabul edildi.

25 Temmuz 1950'de alınan karar doğrultusunda; Genelkurmay Başkanlığı Kore'ye gönderilmek üzere; bir komutanlık karargâhıyla, üç piyade taburundan ve gerekli yardımcı birliklerden meydana gelen bir tugay ile 241 nci Piyade Alayını görevlendirdi. Yurdun çeşitli yörelerinde bulunan birliklerden oluşturulan tugayın komutanlığına Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, kurmay başkanlığına Yarbay Selahattin TOKAY, 241 nci Piyade Alay Komutanlığına Albay Celal DORA atandı.



Tuğgeneral Tahsin YAZICI




Albay Celal DORA


Kore'ye gitmek üzere oluşturulan bu birlikler Ankara Etimesgut'ta toplandı.



Ankara'dan Kore Savaşı'na gitmek üzere İskenderun'a hareket eden Mehmetçiği uğurlama töreninde son derece duygusal anlar yaşandı. Törende kimler yoktu ki annesinin kucağında henüz bir yaşını doldurmamış bebekten, değneğine dayanarak torunlarını savaşa gönderen seksenlik ninelere kadar her yaştan insan, Kore yolcularının anaları, babaları, hayat arkadaşları, nişanlıları, evlatları...

İskenderun'da da askerî, mülkî erkân ve halk bando eşliğinde Türk Tugayını törenle uğurladı. 25, 26, 29 ve 30 Eylül, 2 Ekimde hareket eden gemiler Süveyş Kanalı-Kızıldeniz-Mendep Boğazı-Seylan Adası'nın merkezi Colombo-Singapur-Filipinler ve Formoza Adası deniz yolunu izleyerek 21 günde Kore'nin güney doğusunda bulunan Pusan Limanına ulaştı.



Gemileri terk eden her kafile kamyonlarla tren istasyonuna, oradan da vagonlara bindirilerek limanın 85 km. kuzeybatısındaki Taegu şehrine hareket etti.




KORE'DE YAPILAN MUHAREBELER

Türk Tugayı 8 nci Amerikan Ordusuna bağlandı. Tugaya North Star- Kutup Yıldızı kod adı verildi.

7 Kasım'da Türk Tugayına ilk olarak Seul'ün 46 km. kuzeybatısındaki Munson bölgesinin emniyetini sağlama görevi verildi. Tugay öncelikle 25 nci Amerikan Tümeninin geri bölgesini emniyete aldı ve Tümenin Sunchon bölgesinde toplanmasını sağladı



Bu sırada Tugayın 9 ncu Amerikan Kolordusunun ihtiyatını teşkil etmek üzere 22 Kasım'da Kunuri'ye hareket etmesi bildirildi. 26 Kasım günü Kunuri'de toplanmasını henüz tamamlamamış olan Türk Tugayına Tokchon bölgesinde bulunan 9 ncu Kolordunun ve 8 nci Ordunun sağ yanını korumakla görevlendirildi. Tugay plân gereği 27 Kasım sabahı Tokchon istikâmetinde sarp ve ormanlık bir arazide ileri yürüyüşüne devam ederken 9 ncu Kolordu Komutanlığından bir emir aldı.



Emre göre; Tugay Tokchon'a gitmeyerek önceki gece konaklanılan Wawon'un doğusunda kalacak ve yolu burada kapatacaktı. Emirde ayrıca Tugayın takip ettiği yolun kuzeyindeki Chongsangni'de bir alay kuvvetinde düşman görüldüğü bildirildi. Bu durum karşısında Tugay Wawon boğazına dönmek ve Tokchon-Kunuri yolunu Wawon Boğazında kapama kararı verdi.

28 Kasım 1950 sabahı başlayarak devam eden Çin Ordusunun taarruzu akşama kadar devam etti. Düşmanın kuşatma hareketi başarıyla karşı konularak geçici olarak durduruldu.

28/29 Kasım gece yarısı ani saldırıyla karşılaşıldı. Düşman bu saldırıyla Sinnimni'ye ve bu köyden Kaechon'a giden yola hakim oldu, 1 nci ve 2 nci Taburların arasındaki irtibatı kesti. 29 Kasım günü Tugay komutanı ilerde kalan bu kuvvetlerin geriye çekilmeleri için Sinnimni'ye bir taarruz yaptırdı. Amerikan birlikleri de bu taarruza yardım etti. Sonuçta Sinnimni geri alınamadı ancak bu hareket ilerideki tepelerde bulunan birliklerin geri çekilmelerine yardım etti.

29/30 Kasım gecesini çarpışarak geçiren Türk Tugayı 30 Kasım günü Kunuri'ye ulaştı. Türk Tugayı 28 Kasım 1950'de Wawon'da bir gün, 28/29 Kasım 1950'de Sinnimni bölgesinde bir gece, 29 Kasım 1950 de Sinnimni-Kaechon bölgesinde bütün bir gün düşman kuvvetlerine karşı fedakarlıkla savaştı ve ağır zayiat verdi. Sonuçta 8 nci Amerikan Ordusuna düzenli olarak çekilme için gerekli zamanı kazandırdı. Türk Tugayı böylece zorluklarla dolu ilk muharebe görevini şerefle yerine getirmiş oldu.

Türk Tugayı 6 Ocak 1951'de Chonan'da 20 gün ihtiyatta kaldıktan sonra Sarı Denizden Japon denizine kadar uzanan savunma mevziinin bir kısmını elde geçirmekle görevlendirildi. Bu görev için 24 Ocak'ta Chonan'dan hareket eden Türk Tugayının yapacağı muharebenin mahiyeti, tertibat ne olursa olsun düşman mevziine cepheden taarruz etmekti ve netice süngü ile alınacaktı. Sonuçta 26 Ocak 1951'de Kumyangjangni kasabası, 156 rakımlı tepe ve 25 Ocak 1951'de de düşmanın direnek halinde tahkim ettiği 185 rakımlı tepe ele geçirildi.




Bu büyük bir başarı idi ve Türk Tugayı'na bu başarılı muharebelerinden dolayı Amerikan Kongresince Mümtaz Birlik Nişanı ve beratı verildi. Ayrıca Güney Kore Cumhurbaşkanınca, bu başarılarından dolayı Türk Silahlı Kuvvetlerine Cumhurbaşkanlığı Birlik Nişanı verildi.

1950-1951 yıllarında kesin sonuç alınamadı ve taraflar karşılıklı olarak savunmaya geçerek taarruz harekatını durdurdu.

1950 yılında Kore'ye giden 1 nci Türk Tugayı Komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı 1951 yılında Tümgeneralliğe terfi ettiğinden, 16 Kasım 1951'de görevini 2 nci Değiştirme Tugayı Komutanı Tuğgeneral Namık Arguç'a devir ve teslim etti.




Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Aralık 1951'de ihtiyata alındı. 2 nci Değiştirme Tugayı 24 Şubat 1952'de ordunun doğu kanadında mevzilenen 10 ncu Amerikan Kolordusunun emrinde 8 ay düşman mevzileriyle temas halinde ve daimi düşman ateşi altında savaştı. 2 nci Değiştirme Tugayı Ağustos 1952 tarihinde Kurmay Albay Sırrı Acar komutasındaki 3 ncü Değiştirme Tugayı'na görevi devretti. 20 Ağustos 1952 ve 3 Mayıs 1953 tarihleri arasında ihtiyata alınan Türk Tugayı, tahkimatın tamamlanması işleri ve eğitimle meşgul oldu. Bu arada mütareke müzakereleri de devam ettiğinden cephede büyük oranda muharebeler olmadı.



28 Mayıs 1953'te yapılan muharebelerde Türk Tugayı muharebe ileri karakol mevzilarinin savunulması ve kaybedilen yerlerin geri alınması ile görevlendirildi. Bu muharebelerde 151 şehit, 239 yaralısı olan 3 ncü Kore Değiştirme Tugayı yurda döndükten sonra 28-29 Mayıs muharebelerinden dolayı liyakat nişanı ile taltif edildi.

6 Temmuz 1953'te 3 ncü Değiştirme Tugayının yerini 4 ncü Değiştirme Tugayı aldı.

Kore Savaşı ancak 27 Temmuz 1953'te Sovyetlerin Amerika'nın yapmış olduğu önerileri kabul etmeleri ile son buldu.

Türk Tugayı savaşın sona ermesinden itibaren Kore'de kalmaya devam etti. 1960 yılında bir bölüğe indirildi ve 1965 yılında ise sembolik anlamda bir manga bırakıldı. O da daha sonra yurda döndü.

Kore Savaşı 1922-1950 yılları arasında savaşa katılmayan Türk Silahlı Kuvvetleri için önemli bir imtihan niteliği taşımış ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin üstün muharebe yeteneğine sahip olduğunu göstermiştir. Türk ulusu batı bloğunun hürriyet ve demokrasi mücadelesinde güvenilir bir müttefik olduğunu kanıtlamış ve bu bloğun ortak savunma sistemi olan NATO'ya dahil olmuştur.

Savaşın başından itibaren stratejik noktalarda görev alan Türk tugayları kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yerine getirmiş ve katıldığı muharebelerde; 37 subay, 26 astsubay, 658 er olmak üzere toplam 721 şehit,. 2147 yaralı, 346 hasta, 234 esir ve 175 kayıp vermiştir.




462 Türk şehidi Güney Kore'de Seul-Pusan Kasabası yakınlarındaki Tanggok mezarlığı içerisinde bulunan Pusan Şehitliği'nde bulunmaktadır.



Bu savaş, Türk askerinin yalnız kendi memleketi için değil dünya barışını koruma adına vatanından binlerce kilometre uzaklarda da ne büyük fedakarlıkla savaştığını Üsteğmen Mehmet Gönenç örneğinde olduğu gibi canı pahasına savunmada bulunduğunu dünyaya göstermiştir. Tüm şehitlerimizi şükranla anıyoruz...





























23 Kasım 2007 23:39   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante
İyi güzel hoş anlatılmış ancak Kore Savaşı tarihimizde girdiğimiz en yanlış ve gereksiz savaş gibi gelmekte bana. Adnan Menderes'in ABD emirlerini eksiksiz yerine yetirişinin ve yalamalığının sembolüdür bence bu savaş. Hep deriz Anzakların 1. Dünya Savaşında bu topraklarda ne işi vardı diye. Ama hiç sormayız bizim taa Kore'de ne işimiz vaerdı diye.
23 Kasım 2007 23:42   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante
Kore'de ölen bir yedek subayin söyledikleri

DİYET

Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,

iki gözünüzle bakarsiniz,

iki kurnaz,

iki hayin,

ve zeytini yagli iki gözünüzle

bakarsiniz kürsüden Meclis'e kibirli kibirli

ve topraklarina çiftliklerinizin

ve çek defterinize.

Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,

iki elinizle oksarsiniz,

iki tombul,

iki ak,

vicik vicik terli iki elinizle

oksarsiniz pomadali saçlarinizi,

dövizlerinizi,

ve memelerini metreslerinizin.

iki bacaginizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,

iki bacaginiz tasir genis kalçalarinizi,

iki bacaginizla çikarsiniz huzuruna Eisenhower'in,

ve bütün kayginiz

iki bacaginizin arkadan birlestigi yeri

halkin tekmesinden korumaktir.

Benim gözlerimin ikisi de yok.

Benim ellerimin ikisi de yok.

Benim bacaklarimin ikisi de yok.

Ben yokum.

Beni, Üniversiteli yedek subayi,

Kore'de harcadiniz, Adnan Bey.

Elleriniz itti beni ölüme,

vicik vicik terli, tombul elleriniz.

Gözleriniz söyle bir bakti arkamdan

ve ben al kan içinde ölürken

çigligimi duymamaniz için

kaçirdi sizi bacaklariniz arabaniza bindirip.

Ama ben pesinizdeyim, Adnan Bey,

ölüler otomobilden hizli gider,

kör gözlerim,

kopuk ellerim,

kesik bacaklarimla pesinizdeyim.

Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,

göze göz,

ele el,

bacaga bacak,

diyetimi istiyorum,

alacagim da.

25 Haziran 1959
Nazım Hikmet

 2   23 Kasım 2007 23:43   mesajın adresini al  
 
no control
no control
nazım usta söylenmesi gerekeni söylemiştir..
24 Kasım 2007 00:02   mesajın adresini al  
 
bonaventure
bonaventure
o dönem koşullarında tartışılması gereken bir konu
katılabilirdikte katılmayabilirdikte
natoya üye olabilirdikte, savaşa katılmadanda üye olabilirdik.( kaldı ki üye olmadan ne diye katıldık bu da ayrı mevzu)

her şey bir yana biz üyeyken ve yunanistan üye değilken bizim vetomuzla üye olamayacakken her hangi bir ülke, yunanistanın üyeliğini onaylamamız affedilir gibi değil.

netekim o dönemde de bizim çocuklar başarmıştı...
24 Kasım 2007 00:05   mesajın adresini al  
 
bonaventure
bonaventure

comandante demis ki:


...alacagim da.

25 Haziran 1959
Nazım Hikmet




:)
24 Kasım 2007 00:07   mesajın adresini al  
 
bonaventure
bonaventure
bu arada yazıda ki bilinmeyenler pekte bilinmedik şeyler değildi hani;)
24 Kasım 2007 00:09   mesajın adresini al  
 
no control
no control
bu arada yazıda ki bilinmeyenler pekte bilinmedik şeyler değildi hani;)

bencede
24 Kasım 2007 00:32   mesajın adresini al  
 
paton
paton
türkiye kore savaşına girerek, ikinci dünya savaşına müttefiklerin yanında girmemenin bedelini ödemiştir aslında...
24 Kasım 2007 14:03   mesajın adresini al  
 
henüzdüşünmedim
henüzdüşünmedim
dedem kore gazisi ..

kanuriye ilk gidenlerden . 3 ay en önde ateş altında savaşanlardan... hala göğsünde kurşunla yaşıyor kalpe çok yakın olduğu için çıkaramamışlar , bir tanede ayağında kurşun yarası var ... bize pek anlatmaz ama okullardan öğrenciler askerler ve bazen kore savaşı ile ilgili konferanslara gidince anlatırda çok zor şartlarda savaşmışlar.günde bir avuç pirinç lapası ile bellerine kadar su içinde pirinç tarlalarında yürürlermiş.gerçi savaşın hertürlüsü zordur..

neyse dedem geldiğinden beri 2 kere mide kanaması geçirmiş ama bişi olmamış hala çok dinç allah uzun ömürler versin:) birde devlet koreden aldığı maaşı bölmese...
 1   24 Kasım 2007 17:00   mesajın adresini al  
 
doomswar
doomswar
paylaşım için teşekkürler +rep.... =P
24 Kasım 2007 21:14   mesajın adresini al  
 
tine®©in
tine®©in
pazarlık oydu abi, katıl natoya üye ol sovyetlere koruma sağlıyalım katılma tek başına kal, bence doğru bi secim yaptılar ama cidden Yunanistan mevzsunu benim de aklım almıyor



bonaventure demis ki:

o dönem koşullarında tartışılması gereken bir konu
katılabilirdikte katılmayabilirdikte
natoya üye olabilirdikte, savaşa katılmadanda üye olabilirdik.( kaldı ki üye olmadan ne diye katıldık bu da ayrı mevzu)

her şey bir yana biz üyeyken ve yunanistan üye değilken bizim vetomuzla üye olamayacakken her hangi bir ülke, yunanistanın üyeliğini onaylamamız affedilir gibi değil.

netekim o dönemde de bizim çocuklar başarmıştı...

24 Kasım 2007 21:31   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1      şu anda 1 - 12

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008