ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
bazen karanlıkta yürümenin bilgisini öğrenmeli insan diye düşünüyorum. parmenidesin bir gün o sonsuzlukta evine döneceği.. hızla ve hızla okunmuş bir kitap gibi gözlerindeki sıçrayışları hissederek. pencerelerden taşan alevler vardı, için çok küçükken henüz bir deniz kıyısında. hatırlayacak bir şeyimiz bile yoktu. sıfır’ı anlamak için günlerce uğraşmıştık. matematik erken bir şey demişlerdi oysa. cetvelleri, çubukları bir kenara bıraktım. saymıyorum başka bir gün, başka bir zaman, başka bir yerde cesetimin rengini. gözlerimi açsam beyazlığın o büyük dehşetine kapılacaktım. evet, beyazlık ve temizlik en büyük işkenceydi. beyaz sessizliğin en vahşisidir çünkü. o yüzden avuçiçlerimin soğukluğunu gözkapaklarıma dayayıp beyazı silmek istedim önce, asi siyahlık düştü gölgeme.. ve ardından şekillerini düşünmeye başladım ışıklı, eski osmanlı kumpanyalarını. hiç yaşamadığım bir tarihi istedim belki de. bu ya bir mesih ya bir gelecek ya da bir türlü kurtulmak istediğim melankoliydi. çağın kemikleri nasılda sekiyordu üzerimde. biri neonunu alıp gelse istedim. virajların daha keskin olduğunu tenime söyleyerek. kareli ve esnek bir havayı soluyan terliksi hayvanlar gibi bir öne bir arkaya salınıyorum. yolların ayrıştığı, kumların inceldiği elekten süzülüp bir şarkıyı buz üstünde dinlemek istiyorum. durmadan açılan bir yaranın o gerçekliğiyle diyaloga geçmek. kanayan ne varsa boşaltmak küfün ve küfrün çemberine. döne döne bulunmaz bir dünya görmek. çoğalan bir gecede akıl almaz örtüleri giyinip çıkarmak dilimizin. sonra bir giritli gibi konuşsa o içimizdeki eşya. kırılsa biriktirdiğimiz aynalı esas. rüzgârların adı yok. sadece o tül, tersine sinen ateşler kalıyor. yaz soğukluğuna itilmiş sesleri duyuyorum. tepesi atlı anıları devrediyor güneşin ıslak ağaçları. unutmak ya da unutmaya başlamak daha büyük acı veriyor. kolları yok çünkü kale burçlarının masmavi. denize yalanmış yosunları yok artık. herkes biraz herkes. ormandan ağaçları göremiyoruz. kuşlar gürültüde. ipliklere doluyor boşluklardan sarkan tasavvurlar. ayinleri yeğin kimyasallar karışıyor damarlarıma. evet, evet ve hayır: sıkılgan ikilem. şairin dediği gibi:
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/15975
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.