ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu kanıtlamaya, bu kendinden menkul gerçeği kafamıza kakmaya adanmış güçler bir kez daha geçici bir zafere hazırlanıyor.
Halkın iradesiyle milletvekiliğine hak kazanmışlar, bir kez daha kürsüden men edilecek. Konuşmanın, uzlaşmanın, barışmanın yolu bir
kez daha kapatılacak.
Yargıtay Başsavcısı'nın hazırladığı 'kapsamlı' rapor, DTP'nin 'PKK'ya yardım ve destek sağladığını' kanıtlamak için bin dereden su getiriyor. Partinin kapatılmasıyla yetinmeyip idam cezasının kaldırılmasına için için hayıflanan bir ruh haliyle milletvekillerini de müebbeten siyasetten koparma önerilerinde bulunuyor.
Başsavcının revnaklı kalemi, partinin adının Demokratik Toplum Partisi olmasını da 'trajikomik' bulduğunu belirtiyor.
Beklenmedik bir gelişme değil elbet. Genelkurmay Başkanı'nın bir devlet memuru olmasına rağmen 12 Eylül düzeninin kendine tanıdığı ayrıcalıkla 'adını anmak istemediği'ni ilan ettiği bir parti, milletvekilleri toplam kaç milyon oyla seçilmiş olursa olsun, temsiliyet gücü hiçlenmiş, meşruiyetini yitirmiş demektir.
DTP'nin çizgisi, yapabildikleri, yapamadıkları bir yana, bu durumun işaret ettiği daha geniş bir resme bakmalıyız. DTP'nin hataları, sevapları bu noktada tartışmamız gereken değildir. Sonuçta DTP da bu toprakların siyaset geleneğinden beslenen, bu topraklara has otorite ve iktidar yapısının dayattığı bütün hatalarla malûl bir parti.
Öncelikle DTP'nin Meclis'e buyur edilme üslubu konusunda bu toplumun demokrasi hassasiyetini önde tutan insanlar olarak hiç de hassas davranmadığımızı kabul etmek zorundayız.
Birçok konuda meşru bilinen, resmi olarak da tasvipten öte destek gören hassasiyetlerin dışında kalan bir hassasiyetten söz ediyorum. Demokrasi ve barış konusundaki hassasiyetten.
DTP milletvekillerinin medyada birer yaban olarak boy göstermesinin on yıllardır çözülemeyen sorunun vurucu bir aynası olduğu aşikârdır.
Kadın milletvekillerinin giyim kuşamından söz ederken kurulan
dil de kimin elinin kimin tarafından sıkıldığı, kimin onlara selam verdiğinin dökümü de, onların geçmişlerinden söz ederken âdetleri bambaşka olan bir dünyanın tuhaf yerlilerini anlatırmış gibi kurgulanan dil de bize bir şeyi açıkça gösteriyordu zaten. DTP milletvekilleri ve onların temsil
ettiği Kürtler, seyretmesi ilginç, güvenilmesi imkânsız yabanlardır.
Bu dilin, Barzani-Talabani söz konusu olduğunda ediniverdiği peçesiz ve kıyıcı tonlama zehirli gündemimiz Irak harekâtını da çıkmaza sokan unsurdur. Katliamlardan arta kalmış, kılıç artığı acılı bir halkın inandığı, güvendiği, ya da inanıp güvenmek zorunda kaldığı liderleri muhatap almayan, onlara kapının dışında yer gösteren resmi devlet yaklaşımı barışı değil, karşısına aldıklarının burnunu sürterek kazanılan bir zaferi hedefliyor.
Aşiret reisi lakabıyla küçümsediğin bir liderden daha sonra işbirliği beklemek, beklemekten öte talep etmek ne kadar diplomasi kurallarına uygun bir dildir?
DTP milletvekillerinin medya tarafından bu denli aşağılanarak manşetlere oturtulması; onlar hakkında piyasaya sunulan her bilgi kırıntısının hiç gerçeklik tartısından geçirilmeden yayımlanıvermesine alıştık. Daha dün bir haber programında Kurtulan'dan sonra bilmemkim de PKK eğitiminden geçmiş diye altyazı geçiyordu. O fotoğrafın Kurtulan'a ait olup olmadığı henüz kesinleşmemişken ve milletvekilinin kendisi o fotoğrafı reddederken.
Aynı dilin salyasının Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'e de nasıl bulaştırıldığı hakkında yıllar önce yazmıştım. Derdimize örnektir:
'Osman Yolcu', 'Çek Git Osman' ve benzeri manşetlerle karşılandı, Baydemir'in öldürülen gerillanın ailesine taziye ziyaretinde bulunması. Konunun askere havale edilip son sözün bir kez daha silahlı kuvvetlere bırakılması pek az demokratı incitmişe benziyor. Osman efendinin işine son verenler, onu işe alanın kendileri olmadığını unutmuş elbet. O, Diyarbakır halkının büyük bölümünün seçmiş olduğu belediye başkanı. Hani, geçenlerde İstanbul şehrinin göbeğinde belediye hizmetlerinin yetersizliği yüzünden bir bodrum katında boğularak ölen üç bebenin gelmiş oldukları şehir. Hani üstüne kimsenin 'Kadir efendi, çek git' diye bağırmadığı belediye cinayetinden söz ediyorum.
Barışın tanımını statükoyu özenle muhafaza etmek zannedenler yanılıyor. Muhafazakârlar muhafazası kârlı olanı çok iyi bilirler. Gelgelelim muhafazakâr kelimesini hakaret olarak alan demokratlarda da bir çırpıda bir 'had bildirici çoğunluk sözcüsü' edası boy gösterdi. Onlar da Kürtlerin çektiklerini biliyor, bu konuda devlet politikalarını eleştiriyorlardı, ama Baydemir'in taziye ziyaretini de lüzumsuz bir provokasyon olarak görüyorlardı. Bu hepimizi bir anda kıskıvrak pençesine alan tavrın bir refleks özelliği taşıdığını sakın ola unutmayalım. Bu refleksin gölgesinde de bu ülke nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan, tarihin uzun bir kesitinde yok sayılmış, ezilmiş, aç bırakılmış, zorbalığın her türüne maruz kalmış bir halka yönelik duygularımız dinleniyor. En demokrat Türk'ün bile siyasi bir varlık olarak Kürtleri için için kendinden küçük gördüğünden; hayat alanını oluşturma yolundaki seçimleri üstüne rahatlıkla ahkâm kesebileceğine olan sarsılmaz inancından söz ediyorum. Siyasi Kürt hareketinin manevralarını onaylamıyor, hatta şiddetle kınıyor olabilirsiniz. Baydemir'in ziyaretinin ardında belki bizim içinden çıkamayacağımız karmaşıklıkta bir iç iktidar mücadelesinin stratejik bir karşılığı yatmaktadır. Benim daha ön plana çıkararak sorgulamak istediğimin, işin bu kısmıyla hiçbir ilgisi yok. Hepimizin bir an durup düşünmemiz gereken; duymak-görmek-bilmek istemediğimiz onca şeyin arasından bize sunulana inanıvermek konusunda neden bu kadar acul davrandığımız. Bu dilde insana, hayata, barışa yönelik bir dikkat, bir heves, bir ihtiyaç görebiliyor musunuz?
Rehinlerin başı vurula
DTP'lilere Meclis'te de kapıcı dairesinin gösterildiğini, bir süre
diğer partilerin yararlanabildiği koşullardan uzak tutulduğunu hatırlarsınız. İlk günlerinden itibaren de her alanda ve her platformda itirafa zorlandılar, rehin muamelesi gördüler. Bununla başa çıkabilme konusunda yeterince cevval ve hazırlıklı oldukları söylenemez elbet. Ama konumuz bu değil. Onlar, Meclis'e, içinden çıkılamayan ve hemen her gün
her iki taraftan da can alan savaşı durdurabilmek sözüyle geldiler.
PKK çizgisine yakın olabilirler. Bunu tasvip etmek mümkün olmayabilir. Ama halkın seçtiği bu insanlara bir siyaset alanı açmak, onlara
kulak vermek, PKK'nın savaşına da darbe vuracaktı.
Başbakan'ın Seçimle gelenleri parlamento dışına atarsanız onları da dağa gönderirsiniz uyarısı gerçekten de hayatidir. DTP davasında başsavcının trajikomik sözü bana da bir Yunan tragedyasını hatırlattı.
Hikâyesini bilirsiniz. Şimdiki Gürcistan topraklarında kral kızı olan Medea, Altın Post'un izine düşmüş Iason'a âşık olup, onunla işbirliği içinde kendi kardeşini öldürüp babasının yenilgisine önayak olur, Iason'un gemisiyle Korintos'a gelin gider. Uygarlığa gelin olmuştur.
Lâkin orada makamının yüceliğine rağmen herkes tarafından barbar muamelesi görür. İtilir kakılır. Sonunda bu kuzeyli kadın, Iason tarafından Kral'ın kızı uğruna terk edilmeyi hazmedemeyip Korintos'un kralını öldürür. Tarihçilere göre kaçarken çocuklarını bırakmak zorunda kalır. Çocuklar da Korintoslular tarafından parçalanır. Oysa Euripides, oyununu yazarken çocuklarını kin ve nefretten gözü dönmüş Medea'ya öldürtecektir. Medea,
uygar dünyanın temsilcisi Iason'dan olma çocuklarını da katleder.
Medea, uygarlık cilasıyla vahşetini sürdüren 'Batı' dünyasında barbar diye adlandırılır. Masumiyeti can yakıcıdır. İntikamı da öyle güçlü olur.
Savaş ancak barışla biter. Barışı sağlamanın yolu barışmaya yönelik bir niyetten geçer. Zafer kazanmak, kafa ezmek, yok etmek, sindirmek, sürmek isteyenlerin şimdiki durumdan hoşnut olduğunu varsaymak zorundayız.
DTP'nin kapatılması daha çok ortak çocuğumuzun öleceği anlamına geliyor.
Yıldırım Türker
122 Kasım 2007 22:04
no control
Savaş ancak barışla biter. Barışı sağlamanın yolu barışmaya yönelik bir niyetten geçer. Zafer kazanmak, kafa ezmek, yok etmek, sindirmek, sürmek isteyenlerin şimdiki durumdan hoşnut olduğunu varsaymak zorundayız.
DTP'nin kapatılması daha çok ortak çocuğumuzun öleceği anlamına geliyor.
doğru söze nedenir
22 Kasım 2007 22:07
2che:)
katılıyorum...
no control demis ki:
Savaş ancak barışla biter. Barışı sağlamanın yolu barışmaya yönelik bir niyetten geçer. Zafer kazanmak, kafa ezmek, yok etmek, sindirmek, sürmek isteyenlerin şimdiki durumdan hoşnut olduğunu varsaymak zorundayız.
DTP'nin kapatılması daha çok ortak çocuğumuzun öleceği anlamına geliyor.
doğru söze nedenir
22 Kasım 2007 22:10
luca leotardo
Bu konu üzerine destan yazılır...
22 Kasım 2007 22:47
uysalhan
destan değil makale veya akademik değer taşıyan bilimsel eserler yazılır. sonuç getiricidir çünkü ...
22 Kasım 2007 22:50
væringjar
Kaç parti kapatıldı bu güne kadar? Terör bitti mi? Hayır.
Aynı şeyi defalarca tekrarlayıp farklı sonuç bekleyene ne denir?
22 Kasım 2007 22:56
comandante
DTP'nin kapatılması daha çok ortak çocuğumuzun öleceği anlamına geliyor.
DTP varken çocuklarımız ŞEHİT düşmüyorlar mı?? Bugüne kadar ne yapmışlar terörü bitirmek için bu adanmlar. 20+1 tanesi meclise girdiğinden bu yana terörist eylemlerde en ufak bir azalma oldu mu? HAYIR. Aksine daha da azdılar ve fütursuzca saldırılarda artış meydana geldi. Üstelik sadece dağda değil şehir merkezlerinde de bombalı saldırılara ve masum kanı dökmeye devam etti PKK 22 Temmuz'dan sonra. Peki PKK'nin siyasi kanadı olan parti bu saldırıları kınadı mı? Bir kez olsun bu eli kanlı insanlara terörist dedi mi? HAYIR. Peki ne yaptı DTP. Hapisteki PKK'liyi meclise soktu, dağdakibni kardeşi ilan etti, arkasında Cudi olduğunu söyleyerek devlete kafa tuttu, kaçırılan askerlerin ''teslim'' töreninde!! PKK'lilerin önünde el pençe divan durdu silahlı örgütün propagandasını yaptı. Bırakın allah aşkına şu barış, demokrasi palavralarını. Terör örgütü ve onun siyasi kanadı mı getirecek barışı demokrasiyi. Bu ülkede barışa ve demokrasiye en büyük kurşunu onlar sıkıyor. Dünyanın hangi ülkesinde terör örgütü ile organik bağı bulunan bir parti meclis çatısı altına girebilir allah aşkına. ispanya'da ETA İngiltere'de IRA yanlısı oluşumlar bu kadar rahat hareket edebiliyorlar mı? Meclise girip fütursuzca bu örgütleri ve elebaşlarını savunabiliyorlar mı?
22 Kasım 2007 23:01
kelevra
sacmaliklarla dolu bir yazı.!
22 Kasım 2007 23:08
væringjar
Bugüne kadar ne yapmışlar terörü bitirmek için bu adanmlar. 20+1 tanesi meclise girdiğinden bu yana terörist eylemlerde en ufak bir azalma oldu mu? Sen kaç partinin vaadlerini hemen gerçekleştirdiğini gördün?
Sırasıyla AKP, CHP ve MHP'yi de kapatalım o halde, zira onlar da bir yığın vaatte bulundular, çoğu gerçekleşmedi. Onlar da terörü bitirmeye söz verdiler, bitiremediler. Üstelik bu vaadleri onlarca yıldır yapıyorlar. Onlarca yıldır da meclisteler. Onlara hesap sorsak birazda?
Peki PKK'nin siyasi kanadı olan parti bu saldırıları kınadı mı?
Kınayan açıklamaları var her saldırıdan sonra.
Bir kez olsun bu eli kanlı insanlara terörist dedi mi? PKK bir terör örgütü zaten, onların deyip dememesi birşey ifade etmiyor. Kanıtlanmış bir şeyin aksinin kanıtlanması için reddedilip aksi yönde kanıt sunulması gerekir. Bırakın kanıt sunmayı, reddetmiyorlar bile.
Bunlar dışındaki eleştirilere katılıyorum. DTP ülke siyaseti yapmayı bilmeyen bir parti. Kendine çeki düzen vermezse daha çok yanlış yapar.
Basklar İspanya'da özerkliğe sahip, yani kendi yönetimlerinde söz sahibi oluyorlar. İrlanda ise tamamen bağımsız bir devlet.
Bu bakımdan İrlandalılar da Basklar da siyasal hakları olduğundan bu tip terör örgütlerine hiçbir destek vermiyorlar. Zira bu örgütlerin sonu yakın.
Türkiyede ise gene bir kesimin siyasal hakları ellerinden alınıyor. Devletin sırt çevirdiği bu insanlar artık nerelere yönelir bilinmez, yazık.
22 Kasım 2007 23:25
öteki
saçmalığın nerede olduğunu söyleyin..
manyaqdely demis ki:
sacmaliklarla dolu bir yazı.!
manyaqdely demis ki:
sacmaliklarla dolu bir yazı.!
22 Kasım 2007 23:44
væringjar
Tahmin ediyorum birazdan DTP'ye arka çıkmakla suçlanacağımı(sanki bu bir suçmuş gibi)
Açıkçası zerre umurumda değil DTP.
Ha ne mi umurumda?
-Terör sorunu çözümsüzlüğe itilecek, benim yaşlarımda askerler ölmeye devam edecek.
-Demokrasimiz zarar görecek, parti kapatmak gelenek halini alacak.
Kim bilir? Belki birgün AKP(ya da bir başka parti) iyice çoğunluğu elde edip, devlet makamlarında kadrolaşıp diğer partileri bir bir kapatacak.
Birilerinin ellerinden alınmasına izin verdiğimiz siyasal haklar, birgün bizim de elimizden alınacak.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/15953
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.