ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Türkiye cinnet geçiriyor. Cinnet, sonuçlarını hesap etmeden şiddet kullanma ve yanındakiyle birlikte kendine kıymanın adıdır. En beylik kanıtını yazayım; hiçbir şeyden değilse şundan belli: Kaçırılan sekiz askeri teslim almaya gidenlerden DTP Van milletvekili Fatma Kurtulan'ın PKK saflarında eğitim gördüğüne ilişkin bir fotoğraf çıkıyor. Ortalık birbirine giriyor. Kimseler de kalkıp demiyor ki: Yahu, keşke doğru olsa. Kadın dağdan inmiş, Meclis'e girmiş. Dağda kalsa veya Meclis'ten dağa çıksa daha mı kolay mücadele edeceğiz?.
Cinnet'in adına Malezya'da Amok denir. Genellikle bir hakaret sonrasında erkek koşmaya başlar ve önüne geleni öldürür. Herkes dehşete kapılır. Amok koşucusu itlaf edilir. Bizdeki Amok'un farkı, milletçe olması. Herkesi ve bütün konuları içeriyor. Devlet ve DTP de buna dahil.
Herkes Amok koşucusu
Profesörümüz kalkıyor, ki üniversiteye sakalıyla giremediği için vaktiyle istifa etmişti, Türban üniversitelerde serbest olursa kızlarımı yollamam diyor (Milliyet, 12.11.07).
Bodrum'daki öğretmenimiz kalkıyor, kitaptaki Atatürk fotoğrafını kalemle boyayan öğrenci kızı müdüre götürüyor, müdür Özür dilesin, büyütmeyelim, çocuğu kazanalım diyor, bazı veliler durumu öğrenip kaymakama bildiriyor, kaymakam Bu kabul edilemez. Gerekli yasal işlem hemen başlayacak diyor (Radikal, 14.11.07).
Politikacımız kalkıyor, Barzani'yi Aşiret reisi diyerek bir güzel aşağılıyor, sonra da PKK konusunda kendisinden işbirliği istiyor.
Medyamız kalkıyor, DTP kongresinde niye Atatürk posteri asılmamıştı, niye İstiklal Marşı okunmadı? diye sorguluyor (Bianet, 09.11.07). Sanki yasal olarak zorunluymuş gibi. İçlerinde Niye bayrak yoktu? diye soranlar da var. Oysa bayrak vardı ve üstelik bayrak asmak mecburiyeti de yok. Sahi, sırası gelmişken, Kalespor-Yolspor maçlarında niye İstiklal Marşı söylendiğini bilen var mı? Milli maçlar dışında İstiklal Marşı söylenmesinin büyük laubalilik olduğunu fark eden?
Bir büyük partimizin Milliyetçilik çimentomuzdur (Hürriyet, 22.03.07) diye ilan etmiş genel başkanı kalkıyor, E. Orgeneral Aytaç Yalman açık açık Kürt yoktur diye eğitildik. Sosyal istekleri bile yıkıcı faaliyetler kapsamında gördük (Milliyet, 03.11.07) deyiverince, zaten kurultay da geliyor, birdenbire hidayete eriyor: K. Iraklı Kürtlere düzenli su verelim. Öğrencilerine burs ve en iyi eğitimi verelim (Radikal, 10.11.07).
Bakanımız kalkıyor, mübarek sanki mevtaperest, kaçırıldıktan sonra bırakılan sekiz askerin teslim olmasını içine sindiremiyor (Milliyet, 06.11.07). Hani, biraz cesaret versen, Bunlar niye ölmedi de teslim oldu! diyecek.
Ondan sonra da devletimiz buna kafiye tutturuyor. Bu bakanın halkın duygularına tercüman oldumundan esinlenmiş olabilir. Başka askerler teslim olmasın diye düşünmüş olabilir; bilemiyorum. Üç aylık eğitimden sonra dağa çarpışmaya yolladığı askerler bırakılınca onları emre itaatsizlikte ısrar ve yurtdışına firardan tutukluyor (Radikal, 12.11.07).
Dünya bir yana, yargı bir yana
Hepsi tamam. Hepsine peki. Ama yargı bambaşka bir şey. Eğer yargı önündeki yasayı uygulamazsa, dükkanı kapatıp gidelim.
Arat Dink ve Sarkis Seropyan kararı burada geçiştirilemeyecek kadar önemli. Onu sonraya bırakıyorum. Savcımız kalkıyor, geçen dönemden kalan ve şimdi yeniden seçilen milletvekilleriyle ilgili 66 tane dosya komisyonda midye bağlamışken, Hakkari bağımsız milletvekili Sevahir Bayındır hakkında Meclis'e dokunulmazlığı kaldırma dosyası gönderiyor (Radikal, 13.11.07). Gerekçe: Siyasi Partiler Kanunu'nun 81. maddesi: [Siyasi partiler] kongrelerinde, açık veya kapalı salon toplantılarında, mitinglerinde, propagandalarında Türkçe'den başka dil kullanamazlar.
Oysa, kurucu antlaşmamız Lozan'ın 39/4 maddesi şöyle diyor: Herhangi bir Türk uyruğunun (...) her çeşit yayın konularıyla açık toplantılarında istediği bir dili kullanmasına karşı hiçbir kısıtlama konulmayacaktır.
Üstelik, Lozan'ın bu maddesinin ihlal edilmesi de mümkün değil, çünkü 37. madde şöyle diyor: Türkiye, 38. maddeden 44. maddeye kadar olan maddelerin kapsadığı hükümlerin temel yasalar olarak tanınmasını ve hiçbir kanunun, hiçbir yönetmeliğin ve hiçbir resmî işlemin bu hükümlere aykırı veya bunlarla çelişir olmamasını ve hiçbir kanun, hiçbir yönetmelik ve hiçbir resmî işlemin söz konusu hükümlerden üstün sayılmamasını yükümlenir. Siz ömr-ü hayatınızda bu kadar kesin yazılmış bir madde okudunuz mu?
Eğer, Ben Lozan'a falan aldırmam. Lozan bana emperyalist ülkeler tarafından zorla kabul ettirilmiş bir metindir. Ben, özbeöz ülkemin kanunlarına bakarım! diyorsanız, o zaman özbeöz Anayasamızın 90/5 maddesi şöyle diyor:
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla, kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.
Lozan'ın usulüne uygun yapılmış bir uluslararası antlaşma olduğuna ve onun 37-45. maddelerinden oluşan III. Kesiminin insan ve azınlık haklarına ilişkin bulunduğuna dair bir itirazınız varsa, onu bilemiyorum tabii.
Bu ülke, Kürtlerin yasal haklarını savunan partilerin hiçbirini yaşatmadı. 1971 TİP, 1980 TEP, 1991 TBKP, 1992 SP, 1993 HEP, yine 1993 ÖZDEP, yine 1993 STP, 1994 DEP, 1997 EP, 1999 DKP, 2003 HADEP. Hepsini kapattı, sonra da AİHM'de tazminata mahkum olduk. Bu gidiş de DTP'yi kapatmaya gidiyor. Yakında, hakkında dava açılmadık milletvekilleri kalmayacak. Bu sürecin cezaevlerindeki insanlara nasıl yansıdığını düşünmek bile istemiyorum. Bugünkü son haber: Şemdinli davasında savcıyı eleştirdikleri için avukatlardan sekizi hakkında soruşturma izni verildi (Radikal 14.11.07).
Çok güzel de, bu gidiş, Kürtlere sadece iki yol bırakmamız demek: 1) Türkleşeceksin 2) Dağa çıkacaksın. Oysa, bir üçüncü yol var: Farklı olan grup, kendi kimliğini inkar etmeyen bir üst kimliği (Türkiyeli) kabul eder, devlet de onun alt kimliğine saygı gösterir. Literatürde bunun dışında bir barışçı çözüm okumadım.
Aslında, barışçı çözüm arayan da yok. İnsanlar işine bakıyor. Bayrağını asıyor, rahat ediyor. Bir metre bayrak bin ayıp örtüyor. Baksanıza, Bozüyük'te soygun yapanlar bile Kaportaya astığımız bayrak sayesinde Eskişehir'e kadar rahat geldik. Ancak burada yakalandık demediler miydi? (Radikal, 25.03.05).
Asmayan? Denemeyin bence. Asın azizim. Geçenlerde M.B. adlı bir müteahhit bitmemiş binaya asılan bayrağı kaldırtmak istedi diye bir yıl hapis cezasına çarptırıldı, neyse ki sonradan bu 18.250 YTL para cezasına çevrildi (Radikal, 26.10.2007).
Not: Müjde. Nil Demirkazık da tutuklandı. Artık terör sona erer.
baskın oran
722 Kasım 2007 15:18
_ortakantinci_
bu da polyanacılık ama!!!
geronimo demis ki:
Kimseler de kalkıp demiyor ki: Yahu, keşke doğru olsa. Kadın dağdan inmiş, Meclis'e girmiş. Dağda kalsa veya Meclis'ten dağa çıksa daha mı kolay mücadele edeceğiz?.
22 Kasım 2007 15:32
_ortakantinci_
öyle şeyler yazmışsın ki...
Nasrettin hocadan bir alıntı yapmak istedim:
Bir gün Nasreddin Hoca'nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış. Birisi :
-Hocam demiş niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki? Bir başkası:
-Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor? diye konuşmuş.Bir diğeri de :
-Hocam demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok.Nerden baksan dökülüyor.Hoca kızmış:
-Yahu demiş, iyi güzel de kabahatin hepsi benim mi? Hırsızın hiç mi suçu yok?
22 Kasım 2007 15:35
comandante
Ha yani terörist vekil oldu diye sevinelim öyle mi? Dünyanın hangi ülkesinde bu kadar demokrasi var acaba?? Dağdaki eşkıya şehre inip meclise giriyor, ülkenin aydınları!!! da buna seviniyor.
22 Kasım 2007 15:35
fresya
İÇERDE (MECLİSTE) BESLENİRLER!!!! DIŞARDA MEHMETLER BOŞ YERE RANT UĞRUNA ÖLÜR! BEN bu çarkın içineee........
bitmez bu terör... :(
22 Kasım 2007 15:44
sultanaz!
bence üşenipte yazının sadece başını okumayınız, tamamını okuduktan sonra bir yorum yapınız. ki alıntıları yapan kişi ortakantin üyesi değil Baskın Oran'dır, yazı da ona aittir, eleştiriler böylece yapılırsa daha iyi olur bence.
okurken bazı yerlerde katılmasam da şu bölüm çok ilgimi çekti; ''Kürtlere sadece iki yol bırakmamız demek: 1) Türkleşeceksin 2) Dağa çıkacaksın. Oysa, bir üçüncü yol var: Farklı olan grup, kendi kimliğini inkar etmeyen bir üst kimliği (Türkiyeli) kabul eder, devlet de onun alt kimliğine saygı gösterir. Literatürde bunun dışında bir barışçı çözüm okumadım. ''
bu problemler başladığında belki de böyle bir çözüm ortaya atılsaydı bugün dağdaki teröristin terör yapmak adına haklı hiç bir sebebi olmayacaktı, ve doğal olarak en azından onları yok etmek için avrupa insan hakları ve amerika engeline takılmayacaktık. Zira uygulansaydı Türkiye dünyanın sayılı demokrasilerinden biri olacaktı ve bu güzelliğe karşı hala terör yapılıyorsa hiç bir avrupa gücü de müdehaleye karşı gelemezdi.
eğer demookrasi son ve en iyi çözümdürü savunuyor, laik ve demokratik Türkiye adına paniğe kapılabiliyorsanız bu kavramların içini doldurmak zorunda ve gerçek demokrasinin ne demek olduğunu anlamak zorundasınız.
22 Kasım 2007 20:43
uysalhan
bir metre bayrak olmasada, bir iki hamasi söylem de örtüyor...
22 Kasım 2007 21:15
comandante
Baskın Oran'dır, yazı da ona aittir, eleştiriler böylece yapılırsa daha iyi olur bence.
Zaten eleştirimizi Türk aydınları buna seviniyor!! diye bitirdik. Yani sadece başını okuyup bırakmadık.
22 Kasım 2007 21:40
geronimo
o zaman sende ciddi sorunlar var..ki bu ortakantin genelindeki durumunla da belli..
comandante demis ki:
Baskın Oran'dır, yazı da ona aittir, eleştiriler böylece yapılırsa daha iyi olur bence.
Zaten eleştirimizi Türk aydınları buna seviniyor!! diye bitirdik. Yani sadece başını okuyup bırakmadık.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/15945
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.