IMF İstiyor AKP Yapıyor... Sosyal Güvenlik Gasbında Son Aşama
Bebeklerin sütüne, ölünün kefen parasına el uzatan bir iktidar
BUNUN ADI REFORM!
- Emekli maaşları düşürülüyor
- Emeklilik yaşı kademeli olarak 65'e kadar yükseltiliyor
- Emzirme ödeneği düşürülüyor
- Cenaze ödeneği düşürülüyor
- Yıpranma payı kaldırılıyor
-GSS'den yararlanma koşulları zorlaştırılıyor
- Yatarak tedavi olandan katkı payı alınıyor
- Sağlık hizmetinin bedeli çalışanlara yükleniyor
- Milletvekillerine emekli maaşı kıyağı yapılıyor
Bir yıl önce IMF talimatlarına uygun olarak çıkarılan, fakat Anayasa Mahkemesi'nin yasanın kimi maddelerini iptal etmesi nedeniyle yürürlüğe giremeyen sosyal güvenlikte hak gasplarının tekrar yasalaştırılması için adım atıldı.
Anayasa Mahkemesi, yasanın emeklilik yaşını kadınlar için 58, erkekler için 60 yaşını doldurmuş olma şartına bağlayan hükmünü, işçiler ve esnaflar için uygun görürken, memurlar açısından iptal etmişti. Sonraki süreçte ise, sözkonusu yasanın başta sağlık olmak üzere kimi sektörlere ilişkin bazı maddeleri paketten ayrılarak hayata geçirildi. Paketin kalan kısmının meclis gündemine yeniden getirilmesi, yasaya gösterilen tepkiler ve yaklaşan seçimler hesaba katılarak ertelenmişti.
Şu anki tablo ise şudur; IMF ve emperyalist tekeller yasanın bir an önce çıkarılmasını dayatıyor, işbirlikçi AKP emperyalist tekellerin isteklerini yerine getirmek için fırsat kolluyor.
Yasanın adı sosyal güvenlik reformu diye sunuluyor, fakat yasanın özü, sosyal güvenliğin yokedilmesi, sosyal güvenlikte köklü hak gasplarıdır. Hak gasplarının temel yönlerini;
- emekli maaşları ve emeklilik koşullarına yönelik hak gasbı
- sağlık hizmetinin giderek tamamen özelleştirilmesi, sigorta uygulamasının büyük oranda tasfiyesi ve parası olmayanın tedavi olamayacağı bir sistemin oturtulması oluşturmaktadır.
Bu çerçevede Sosyal Güvenlik Gasbı yasa tasarısının 109 maddelik son hali Çalışma Bakanı Faruk Çelik tarafından siyasi parti gruplarına dağıtıldı.
Paket halk için hak gasbı içerirken, milletvekilleri için tersine yeni avantajlar içeriyor. Örneğin, milletvekilliği sona ermiş olanlara, yasal koşulları uygun olmadığı için emekli aylığı bağlanamıyorsa temsil tazminatı adı altında para ödenecek.
Milletvekilleri ülkenin en yoksul kesimini temsil ediyor olmalı ki, onlara her koşulda emekli maaşı ödeme yükümlülüğü halkın sırtına bindiriliyor. Fakat, halk açısından ise, tedavi olacak paran yoksa öl, çalışamayacak kadar yaşlandıysan yaşaman artık gereksizdir koşulları getiriliyor.
Milletvekillerine böyle yaklaşılırken, örneğin, ölen sigortalıların hak sahiplerine ödenen cenaze ödeneği asgari ücretin 3 katından 2 katına, emzirme ödeneği ise asgari ücretin üçte birinden onda birine düşürülüyor.
İçlerinde basın, PTT, TRT çalışanları, infaz koruma memurlarının da olduğu birçok meslek grubunun yıpranma payı kaldırılıyor.
Genel Sağlık Sigortası'ndan (GSS) yararlanacak muhtaç kişiler sınırlandırılarak, kazancı net asgari ücretin üçte birinden az olması koşulu getiriliyor.
GSS ile ayakta tedaviler için 2 YTL, ilaç için yüzde 10-20 oranında, yatarak tedavi olanlardan her bir tedavi için asgari ücretin net tutarı kadar katkı payı(!) alınması hükmü getiriliyor.
Kısacası çark yine bildiğiniz gibi dönüyor. Halktan kesiliyor, milletvekillerine, patronlara, tekellere aktarılıyor. Bu emperyalist düzenin ve işbirlikçilerinin, yoksuldan alan zengine veren bir adaletsizlik düzenidir.
Bu yasalar demektedir ki, eliniz ayağınız tutmayana kadar tekeller için çalışacaksınız, fakat eliniz ayağınız tutmaz olduktan sonra yaşamınız devleti ilgilendirmez, tekellere kazandıramaz duruma geldiyseniz, artık yaşamanızın da anlamı kalmamıştır.
Devletimiz diyerek çalışacaksınız, fakat devlet sizin en temel ihtiyaçlarınız için kullanılacak paraları gasbederek, emperyalist tekellerin, Koçlar'ın, Sabancılar'ın kasalarına akıtacak, ABD'den, AB'den TÜSİAD'dan aferin alacaklar.
Biz daha az yaşayalım, daha çok eziyet çekelim ki, patronlar eşlerine yatlar, villalar, uçaklar hediye edebilsinler, süs köpeklerine bile bizim çocuklarımıza yaptığımız harcamalardan kat kat fazla harcama yapabilsinler!
Emperyalist sistemle sömürü ortaklığı yapan bu soygun düzeninden bir şekilde pay alanların emperyalizme karşı olmaları da mümkün değildir. Bakmayın siz, Tayyipler'in, Bahçeliler'in, Baykallar'ın çıkıp televizyonlarda çeşitli vesilelerle millilik nutukları attıklarına, bakmayın Allah korkusu taşıdıkları yalanlarına. Bakmayın mazlumun hakkı deyişlerine ve garip-guraba edebiyatlarına. Onlar ne Allah korkusu taşırlar, ne ulusal bir değerleri vardır. Onların gerçek kimlikleri, emperyalizmin işbirlikçiliği, uşaklık kimliğidir.
Hazırladıkları Sosyal Güvenlik Reformu da bunun kanıtıdır.