ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > edebiyat > Sylvia Plath ve depresyon(u)

Sayfalar: 1      şu anda 1 - 12
 
willow is blessed
willow is blessed
Syvlia filminden sonra Gywneth Paltrow (doğru mu yazdım?) kılığındaki Sylvia'yı (hayır tersi değil) görüp tanıyan insan çok.
Fakat değil bir filmle, kendi günceleriyle bile kendini tam ifade edememiş bir şari/yazar kendisi. Ne yazık ki eserlerinden çok da depresif hayatı ve bu hayata kendi isteğiyle son noktayı koyması ünlü kılmış onu.
Şiirlerini, yazılarını okuyanlar, hayatıyla ilgili konuşmak isteyenler, sizce nasıl bir insan ve nasıl bir sanatçı Sylvia Plath ?
25 Aralık 2005 17:30   mesajın adresini al  
 
gizem
gizem
nasıl bir insan mı? çok zeki, zekasının altından kalkamamış. çok yalnız, küçüklüğünden kalma umut kırıntıları ile geçirmiş hayatını. ve çok sevmiş, çok hissetmiş, çok acı çekmiş o nedenle. çok yoğun bir kadınmış, bundan bunalanlar olabilir, ama zaten kaçımız onun gibi hissederek yaşıyoruz ki?
25 Aralık 2005 18:41   mesajın adresini al  
 
dollyfatale
dollyfatale
manik depresif yaşamların en ünlüsü.
ariel kitabındaki lady lazarus şiirini bulup okumanızı tavsiye ederim.

özellikle de

Dying
Is an art, like everything else.
I do it exceptionally well.

kısmını...
30 Aralık 2005 21:51   mesajın adresini al  
 
hmk
hmk
her 10 yılda bir intiharı deneyip 3. nde başarılı olmuş eli öpülesi ,saygı duyulası karakter,intiharına kadar ki yapıtları mutlaka okunması gereken şair/yazar...
15 Aralık 2006 15:22   mesajın adresini al  
 
hmk
hmk
ever tried, ever failed. try again, fail again. fail better

:=)
15 Aralık 2006 15:23   mesajın adresini al  
 
sarı
sarı
neden intihar etmiş bu insanlar acaba?? zamanında kadaınların sadece the angel in the house fikri bu kadınlara ağırgelmiş...yani onlardan beklenen sadeceewlerinde kocalarına hizmet etmek.nlara ii birar karı, çocuklarına ii birer anne vesosyal çevrelerinde kocalarını ve onların soyadlarını en ii şekilde temsil etmek zorundaolan köleler...ve bunun aksi olursa ki yaniaslında bu tip kadınların ifade etmek istedikleri duyguları olup ta zamanın düşünceleri altında yeterince ifade edememiş ve açık olamamış .olabilseler bile hoş karşılanmamış olmaları ve diğer insanlşar tarafından eğer bunlar the angel inthe house diillerse ayıplanan ve hiçbirzaman da yeterince anlam verilemeyen bu kadnlar haliyle zamanla abiiki bunalıma girip yapacakları en ii şeyin intihr olabileceğine inanmışlarki bunu bilebilerek isteyerek hatta ölmeksanattır diebilecek kadar kulaa hoş gelecek şeklde insanlarasölemişler..belki bu şekilde sadece ewdeki melek olmadıklarınıinsanlaraanlatmaya çalışmışlardır...bu kadınlar çevreleri tarafından hiç birzaman anlaşılöamışlardır.ne acı...virginia voolf ta buna bi örnek ... yaşadıklara zamana ait olmayan kadınlar diye tanımlıyorum ben onları...
15 Aralık 2006 16:14   mesajın adresini al  
 
impossiple
impossiple
hadi ya okumadım ama yorum yapam olurmu :P
15 Aralık 2006 18:21   mesajın adresini al  
 
talena
talena
LADY LAZARUS

İşte yine yaptım
Her on yılda bir
Böyle bir tane beceririm

Bir tür ayaklı mucize, tenim
Bir Nazi lamba siperliği kadar parlak,
Sağ ayağım

Tüy kadar hafif
Yüzüm ifadesiz, incecik
Yahudi kumaşından.

Çözün kundağı
Ah, sevgili düşmanım.
Korkutuyor muyum? -

Burnu, göz bebekleri, 32 dişi yerli yerinde mi?
Acı nefesi
Ertesi gün yok olacak.

Yakında, çok yakında
Vahim bir öldür gücü
Evimde, etimde olacak

Ve ben işte gülümseyen bir kadın.
Daha sadece otuzunda.
Ve kedi gibi dokuz canlıyım.

Bu Üçüncü Sefer.
Ne lüzumsuzluk
On yılda bir imha.

Bu ne çok iplik.
Çekirdek yiyen kalabalık
İtişir içeri görmek için

Ellerimi ayaklarımı çözmelerini -
Muhteşem soyunmalar.
Baylar, bayanlar

Bunlar ellerim benim,
Bunlar dizlerim.
Bir deri bir kemik olabilirim, farketmez,

Ben de onlardandım, tek tip kadın işte
İlk seferinde on yaşındaydım.
Kazaydı.

İkinci seferinde istedim
Bitirip gitmeyi ve hiç daha dönmemeyi.
Üstüstüme kapaklandım.

Tıpkı bir midye gibi.
Tekrar tekrar bağırmaları gerekti çağırmaları
Ve üstümden ayıklamaları inci gibi parlak yapışkan
Solucanları

Ölmek
Bir sanattır, herşey gibi.
Özellikle iyi yaparım.

Bir ölürüm ki, cehennemden gelir gibi olurum.
Bir ölürüm ki, adeta hakikaten olurum.
Sanki gider gibi bir davete.

Bunu yapmak çok kolay bir hücrede
Ölmek ve kımıldamamak
Ölüyü oynadığım tiyatroda sıranın gelmesi gibi

Güneşli bir günde geri gel
Aynı yere, aynı yüze, zalim
Eğlenen çığrışlara:

'Mucize!'
İşte bu yere yıkar beni.
Ama bir bedeli var.

Yara izlerime bakmanın, bir bedeli var.
Kalbimi dinlemenin
Hakikaten çalışıyor.

Bir bedeli var, çok büyük bir bedeli var.
Bir sözün, veya bir dokunuşun.
Ya da biraz kanımı akıtmanın.

Bir tutam saçımın veya elbisemden bir parçanın.
Eee, Herr Doktor.
Eee, Herr Düşman.

Sizin eserinizim ben,
Paha biçilmez,
Altın topu bebeğinizim

Bir çığlığa eriyen
Dönüyorum ve yanıyorum.
Gösterdiğiniz alakaya aldırmadığımı sanmayın.

Kül, kül -
Külü eşele bak.
Etten kemikten eser yok

Bir kalıp sabun
Bir nişan yüzüğü
Altın bir diş.

Herr Tanrı, Herr Şeytan
Savulun
Savulun.

Küllerin arasından
Doğrulurum kızıl saçlarımla
Ve çıtır çıtır adam yerim.



Sylvia PLATH
11 Eylül 2007 11:46   mesajın adresini al  
 
sweetdreams
sweetdreams
''dibi biliyorum,diyor,en kalın ses
kökümle onu yokluyorum
ondan korkulur
ben korkmuyorum.
daha önce dibe vurdum.''

içindeki çığlıkları susturamayınca onlara doğru gitmiş,ardından pek çok şairde iz bırakmış,depresif şair...
11 Eylül 2007 12:20   mesajın adresini al  
 
talena
talena
BABACIĞIM

Yapma, yapma, artık yapma
Bunu bana, ayakkabı kara.
İçinde yaşadığım bir ayak olarak
Otuz yıl boyunca, zavallı bir beyazlık,
Güçlükle nefes almaya cesaret ettiğim veya hapşırmaya.

Babacım, seni öldürmek zorundaydım.
Ben bir fırsat bulamadan önce sen öldün �;
Misketle doldurulmuş gibi ağır bir çanta dolusu Tanrı,
Ürkütücü heykel, ayak baş parmağı
Bir San Fransisko fok balığı kadar kocaman.

Ve acayip Atlantikte bir kafa
Fasülye yeşilinin mavinin üstüne yağdığı yerde
Güzel Nusret'ten uzak sularda.
Seni iyileştirmek için dua ederdim.
Ach, du.

Alman dilinde; Polonya kasabasında
Silindirin altında ezilip dümdüz edilmiş
Savaşlarla, savaşlarla, savaşlarla.
Ama kasabanın adı çok sıradan dedi
Polonyalı arkadaşım

En az bir iki düzine kadar vardır aynısından.
Demek ki hiç bilemeyeceğim
Nereye koyduğunu ayağını, kökünü saldığını,
Seninle hiç konuşamadım.
Çene kemiğime sıkıştı kaldı dilim

Sesim bir kablonun içinde kısıldı.
Ich, ich, ich, ich.
Zorlukla konuşabiliyordum.
Her Almanı sen sandım.
Ve bu lisan kırıcı

Bir makina, sanki bir makina
Bacasından atıyor beni bir Yahudi gibi
Dachau, Auschwitz, Belsen'e bir Yahudi gider.
Yahudi gibi konuşmaya başladım.
Belki de bir Yahudi'yim ben.

Tirol'ün kar'ı, Viyana'nın açık renkli birası
Ne çok saf ne de gerçek.
Çingene kadın anam ve tuhaf şansımla
Ve Tarot kutumla, ve Tarot kutumla.
Gerçekten belki de Yahudi'yim ben.

Ben Sen'den hep biraz korktum,
Senin Nazi Hava Kuvvetleri'nden, agularından,
Ve jilet gibi bıyığından
Ve ari gözlerinden, parlak mavi.
Panzer-adam, Panzer-adam, Ey Sen �;

Allah'la boy ölçüşen bir gamalı haç
Öylesine karasın, gökyüzünden hiçbir çığlık sızmaz içeri.
Her kadın bir faşiste tapar,
Suratta çizme, senin gibi bir
Acımasızin, acımayan acımayan kalbi.

Kara tahtanın önünde duruyorsun, babacım, öylece
Bendeki resminde,
Ayağın yerinde çenede bir çatlak ince
Ama bunun için daha mı az şeytan? Değil, hayır değil
Kırmızı temiz kalbimi ikiye bölen

Kara adam daha beyaz hiç değil
Seni gömdüklerinde on yaşındaydım.
Yirmisinde ölmeye çalıştım
Dönmek için geriye, geriye, geriye sana
Kemikler bile idare eder sandım.

Ama beni çıkardılar çuvaldan,
Ve parçalarımı zamkladılar birbirine tek tek.
O zaman anladım ne yapmam gerektiğıni.
Senin bir maketini yaptım.
Meinkampf bakışlı, kara giysiler içinde

Bir adam raflara ve vidalara aşık.
Ve evet dedim, kabul ediyorum.
İşte babacım, sonunda ben bittim.
Kara telefonun hattı kökünden kesildi,
Sesler kablolardan kıvrılarak geçemez artık.

Bir adam öldürseydim, iki adam öldürmüş olacaktım �;
Kendisini sen olarak tanıtan
Ve bir yol boyunca kanımı içen vampir,
Yedi yıl boyunca, doğrusunu istersen.
Babacım, artık sırtüstü yatabilirsin.

Şişko kara kalbine bit tahta parçası saplı olarak
Köylüler zaten seni hiç sevmemişlerdi.
Mezarına topuk vuruyorlar, üstünde dans ediyorlar şimdi.
Hep biliyorlardı zaten senin sebep olduğunu bütün kötülüklere.
Babacım, babacım, adi herif, bitirdin beni.

Sylvia Plath
11 Eylül 2007 12:31   mesajın adresini al  
 
acu
acu
her mevsim bana yaprak dökümü...
25 Kasım 2007 19:17   mesajın adresini al  
 
acu
acu
:(
25 Kasım 2007 19:17   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1      şu anda 1 - 12

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008