7 Ekim'de Yenibosna Zafer Mahallesi'nde Yürüyüş Dergisi satarken, polis tarafından sırtından kurşunlanan dergimizin dağıtımcısı Ferhat Gerçek felç oldu.
Herkes düşünmelidir, bu ülkede 16 yaşında bir genç olan Ferhat, sokakta dergi sattığı için polis tarafından kurşunlanabilmekte ve bu polise yönelik hiçbir yaptırım uygulanamamaktadır.
Ferhat'ın suçu nedir? Ferhat, yasal bir dergiyi sokaklarda satmakta, halka, bir dergi içinde kendisinin de savunduğu düşünceleri taşımaktadır. Ferhat, salt bir dergi dağıtımcısı değil, düşünen, düşüncelerini halka yaymak isteyen bir gencimizdir. Ve bu duyarlılığının bedeli polisler tarafından kurşunlanarak ödettirildi. Ferhat genç yaşında felç kaldı, ki ölebilirdi de. Henüz 16 yaşındaki bu gencimiz, bir kaza sonucu değil, polisin kasten sıktığı kurşunla felç edilmiştir.
Hepimiz biliyoruz ki, o polisin sıktığı kurşun, bir devlet politikasının uygulanmasıdır. Düşünün, bu devletin politikası, ülkemizde yasal dergi satışı yapan onlarca insanı her hafta gözaltına almakla, tutuklamakla yetinmemiş, kurşunlamıştır. Faşizm, bu değilse nedir?
Ve bu devlet, halen düşünce ve örgütlenme özgürlüklerinden sözetmektedir. Bu yalana inananlar varsa, gidip Ferhat'ı felçli olarak yattığı yatakta ziyaret etsinler. Ferhat'a baksınlar ve bu ülkede gerçekten düşünce, basın, örgütlenme özgürlüğü olup olmadığına karar versinler.
Bu ülkede tartışmasız ve her daim kullanılabilen tek özgürlük, devletin öldürme özgürlüğüdür. Bu özgürlüğün her zaman kullanılabilmesi de, polisin elini soğutmayalım anlayışının sonucudur.
Fakat bu kurşunların tek sorumlusu polis değildir; polis sokakta kurşunlamakta, anında burjuva basın ve televizyonlar devreye girerek, ekranlardan, gazete sayfa- larından tüm halkı kurşunlamaktadırlar. Örneğin, oligarşinin televizyonları, haber bültenlerinde Ferhat'ın kurşunlanmasını, bildiri dağıtan teröristlere polisin müdahalesi... şeklinde verdiler.
Bu haberi yapan kafa, olayın aslını öğrenmeye gerek bile duymu- yor ya da gerçeği biliyor, fakat, zihniyeti öyle ki, düzene muhalif içerikte bildiri dağıtan, dergi satan herkesi terörist olarak görüyor. Bu kafa, bu ülkede devrimcilerin, ilericilerin yaşamasına bile tahammül edemiyor. Demokrat geçiniyor, sokak ortasında dergi dağıtanların kurşunlanmasına arka çıkıyor. Yukarıdaki cümle ATV Spikeri Ali Kırca'dan alınmıştı; ama Kırca yalnız değil, tüm TV haberlerini izleyin, hiçbiri gerçeği vermiyor, hiçbiri Ferhat'ın yasal bir dergi satarken, polislerin hiçbir gerekçeye dayanmadan gelip kurşunladıklarını söylemiyor.
Şimdi bu gazeteciler, ellerine fiili anlamda silah almıyorlar diye, kurşunu sıkan polisten farklı bir yerde mi durmaktadırlar? Hayır, burjuva basını, savcı ve hakimleri, hükümetleri, düzen partileri, bürokratları o kurşunu sıkan polisle birlikte, bu düzende muhalif tüm seslerin susturulmasında hemfikir durumdadırlar.
Şimdi, savcılar, hakimler, kendilerini ellerindeki yasaları uygulamakla yükümlü görüyor mu? Hayır, hiçbir yasayla Ferhat'ın kurşunlanması izah edilemez. Polisin, kasten öldürme amaçlı olarak Ferhat'ı kurşunladığı açıktır. Fakat, hiçbir savcı veya hakim bu polisin tutuklanması için harekete geçmiyor. Neden? Muhalif güçlere karşı tutuklamak için yasalar bulmakta pek yetenekli hakimler, neden bu kasten öldürmeye teşebbüs eyleminin failini tutuklamıyorlar?
Peki, bu ülkenin Başbakan'ı, bakanları, milletvekilleri, Ferhat'ın vurulduğunu duymadılar mı? Oysa, kendileri aleyhinde basında bir köşeye sıkışmış üç satırlık haberleri bile takip ediyor, anında dava açıyorlar. Ferhat'ın vurulmasına ilişkin neden bir açıklama yok? Madem eleştirmiyor, kınamıyorlar, savunsunlar o halde; biz sokak ortasında dergi satanı vururuz desinler.
Ferhatlar'ın hesabını sorabilmemiz için bize yasalar içinde hangi yol sunulmaktadır? Bizler, Ferhatlar'ın, devletin silahlandırarak halkın üzerine saldığı, polis adı altındaki çeteler tarafından rahatlıkla kurşunlanabildiği bir ülkede yaşamaktayız. Ve bu düzen bizlere yasalar yoluyla Ferhat'ın hesabını sorma olanağı vermemektedir. Bize denmektedir ki; örgütlenip kendi gücünüzü oluşturmadığınız sürece bizim düzenimizde size adalet yok.