ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > aktivite > bir hikaye anlat ''neyzen tevfik'i anma gecesi''
alkolik hiciv ney neyzen tevfik tekila yarismasi iz
26 Ekim 2007, Ankara tuzlu ayçekirdeği - aktivite sahibi, sorumlu kişi

ayrıntılar, notlar, buluşma saati

19.30 da iz deiz arkadaşlar. gecemiz 00.00 gibi bitecek. yemek(çorba,ızgara köfte,salata,mezeler)+1 yerli içki=17.50 ytl.
biletleri iz den temin edebilirsiniz.

mekan, adres

iz: selanik cad. no:70 kızılay/ankara
metropal sinemasının yan tarafı, nedjimayı bilenler onun 3 bina altı.

Sayfalar: 1  2  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12
 
tuzlu ayçekirdeği
tuzlu ayçekirdeği
bilkent ünv. kulüplerinden bir tanesinin düzenlediği bu organizasyon diğer ünversitelere de sıçradı. ben de burdan duyurayım dedim(geç olsada)
neyzen tevfik in hikayeleri anlatılacak, şiirleri okunacak, yiyilecek içilecek, ney dinletisi olacak, tekila şat yarışması olacak. aynı zamanda sokak müziği yapan bi grup gecenin ilerleyen saatlerinde eşlik edecek.
arkadaşlar biras geç oldu kusura bakmayın saat 17.00 a kadar aktivitee gelecek arkadaşlar buradan bildirirlerse bana çok sewinirim. iz e ona göre sayı werecez. herkeze bol eğlenceler....
26 Ekim 2007 02:48   mesajın adresini al  
 
tuzlu ayçekirdeği
tuzlu ayçekirdeği
bu arada iz in 2. katı bizin için ayrıldı orda olacas
26 Ekim 2007 02:49   mesajın adresini al  
 
no control
no control
katılım had safhada :))
26 Ekim 2007 03:08   mesajın adresini al  
 
glikoz'last hope'
glikoz'last hope'
=))

no control demis ki:

katılım had safhada :))

26 Ekim 2007 09:53   mesajın adresini al  
 
aslan67
aslan67
valla ankara'da olsam gelirdim ben..neyzen tevfik kaçar mı?fiyatlar da uygun bence..
26 Ekim 2007 10:02   mesajın adresini al  
 
aslan67
aslan67
manevi olarak orada olduğumu belirtmek için ben de katılacağım butonuna tıklıyorum,mekana sayı verirken beni katma bak:)
26 Ekim 2007 10:02   mesajın adresini al  
 
tuzlu ayçekirdeği
tuzlu ayçekirdeği

saolasın:)))


aslan67 demis ki:

manevi olarak orada olduğumu belirtmek için ben de katılacağım butonuna tıklıyorum,mekana sayı verirken beni katma bak:)

26 Ekim 2007 12:32   mesajın adresini al  
 
tuzlu ayçekirdeği
tuzlu ayçekirdeği
bu kadar geç haber werilmesine rağmen 1 tane gönüllü katılımcımız war daha ne olsun

no control demis ki:

katılım had safhada :))

26 Ekim 2007 12:35   mesajın adresini al  
 
joshua
joshua
ankarada olsam kesin katılırdım bir nihilist olarak bu geceye...
bi hikaye annat kısmına gelincede benim en sevdiğimdir:

istanbul beşiktaştaki barbaros hayrettin heykeli yeni dikilmiştir.ve atatürk tarafından devlet şairi seçilen yahya kemalin yazdığı dizeler haykelin altına yazılmış ve yahya kemale bir ödül verilmiştir.dizeler:

Deniz ufkunda bu top sesleri nereden geliyor / Barbaros belki donanmayla seferden geliyor / Adalardan mı, Tunus'tan mı, Cezayir'den mi / Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi / Yeni doğmuş ayı gördükleri yerden geliyor / O mübarek gemiler hangi seherden geliyor?

neyzen o gece kafası guzel bir şekilde dolmabahçeye doru yürümektedir.yanındaki arkadaşı :heykeli göstererek bak neyzen adam devlet şairi oldu heykel için yazdığı dizelere ödül verildi

neyzen de once bir barbaros hayrettinin heyeline bakar sonra dizelere :

kendini şair sanan zat ,
sankiayrettini 1000 yıl evvelden biliyor,
ıkına ıkına yazdığı dizelere
hayrettin kıçını siliyor....

heykelde ki ironi ise hayrettinin kılıcına uzanır şeklde arkasına gizlediği elinin dizelere denk gelmesidir...
26 Ekim 2007 12:36   mesajın adresini al  
 
aslan67
aslan67
bu kadar geç haber werilmesine rağmen 1 tane gönüllü katılımcımız war daha ne olsun

heç(H)

ulan no control bu dünyayı tek bir gönüllü olarak yakarım hulan! beni gaza getirme:)
26 Ekim 2007 13:31   mesajın adresini al  
 
*zuzu*
*zuzu*
Tam adı Tevfik Kolaylı'dır. 14 Haziran 1879 tarihinde Bodrum'da doğdu, 28 Ocak 1953 tarihinde İstanbul'da öldü. İlköğrenimini Bodrum'da gördü. İzmir İdadisi'ni bitirmeden ayrıldı. Kendi kendini yetiştirdi; Farsça öğrendi, İzmir Mevlevihanesi'ne, İstanbul'da Galata ve Kasımpaşa Mevlevihanelerine gitti. Fatih Medresesi'nde dört yıl okudu. Bektaşi tarikatına girerek Sütlüce Tekkesi şeyhi Münir Baba'ya bağlandı. Bir süre Mısır'da yaşadı. Eşref'ın çıkardığı Deccal dergisindeki II.Abdülhamit'i yeren bir şiiri nedeniyle gıyabında idama mahkum edildi. İkinci Meşrutiyet'in ilanıyla İstanbul'a döndü.
Ney çalmadaki ve şiir okumada ustalığı ile sözünü esirgemezliği haklı ve yaygın bir ün kazandırdı. Toplumsal kural ve baskıları takmayarak ilginç yaşantısını her dönemde sürdürdü. Sürekli içki içtiği için, zaman zaman akıl hastanesinde bağımlılık sağaltımı gördü. Nef'i ve Eşref'ten sonra Türk Edebiyatında taşlama türünün üçüncü önemli temsilcisi kabul edilir. Baskıyı, yobazlığı, din-mezhep ayrımcılığını, insanlar arasında eşitsizliği, çıkarcı politikacıları, çağdaşlaşma adına girişilen yararsız özentili davranışları kınamış; inanç özgürlüğünü, kadın haklarını savunmuştur. Yaşamın acılarını, toplumdaki bozuklukları, haksızlıkları konu edindiği hicviyeleri dillerde ve gönüllerde yer etmiştir.

Felek

Yamansın her zaman aldattın beni,
Kâh düşürdün kâhi kaldırdın felek!
Mecnun'sun diyerek Leylâ peşinden,
Issız vâdilere saldırdın felek!

Rehbersin dedin ben ise kördüm,
Elimle başıma çok çorap ördüm.
Kendimi bıraktım âlemi gördüm,
Hesapsız günahlar aldırdın felek!

Şifadır dedin zehir tatdırdın,
Gençliğin okunu boşa attırdın,
Körlerin yurdunda ayna sattırdın,
Çıkmaz sokaklara daldırdın felek!

Barışmadı gönlüm merd ile zenle,
Ne bir iş bilenle, ne boş gezenle
Hicran köşesinde bozuk düzenle,
NEYZEN'e her telden çaldırdın felek!
26 Ekim 2007 14:06   mesajın adresini al  
 
*zuzu*
*zuzu*

Neyzen Tevfik Hikayeleri

hacıyla galatadaki hamam hikayesi de cok meshurdur hani ;

Bir gün Neyzen arkadasi çayci Haci ile Ibrahim Pasa Hamamina
gitmislerdi.Keyif bu ya, hamamda âlem yapma arzusuna kapildilar.Yani hamamda
raki içmek,birkaç gün ardi ardina demlenmek istediler. Iki dost ufak bir
damacanaya o devrin çok meshur rakilarindan olan ve Büyükada'daki manastirda
bir papazin çektigi rakidan ki o yillarda buna papazin düzü derlerdi
doldurttular.Bardak,kadeh,fincan alma lüzumunu görmediler.Hamam taslari ne
güne duruyor?Rakiyi da kurnalardan birine döktüler,basina geçip taslarla
içmeye basladilar.
Neyzen çaldi,Haci okudu.Haci okudu,Neyzen çaldi.Böylece günü geçirdiler.Raki
tükenince etirttiler.Üçüncü gün pestemallari da attilar.Çirilçiplak, ney
çalarak,okuyarak,siir söyleyerek günü geçirdiler. Hamamin sicakligi da
onlari bol bol terletiyor ve bu yüzden içki tutmuyor,adamakilli sarhos
olamiyorlardi. Ne yapmali? Neyzen hemen kararini verdi, sirtina bir pestemal
alarak sokaga firladi. Direklerarasindaki Sokrat eczanesine kosarak büyük
bir sise eter aldi. Hamama dönünce eteri,rakiyi kurnaya döker.Baslarlar
içmeye...
Taslar çoktan kurnanin dibinde,rakinin içinde, kim çikaracak? Esasen tasa ne
hacet var, beygir gibi egilip içmek dururken??? Egilip lakir lakir
içerler...Bu cümbüs dört gün sürer. Nasil oluyorsa, iki kafadar Adem. Havva,
Seytan ve Cennet hakkinda bir bahse, bir münakasaya giriyorlar.
Iki çiplak Adem'in cennettte nasil gezdigini, elbisesini,donu olup
olmadigini konusuyorlar.Ve nihayet Adem'inde cennette kendileri gibi çiplak
yasadigina hükmediyorlar. Madem ki Adem Babamiz çiplak gezerdi, onlar niçin
gezmesin?Gezerim,gezemezsin derken Neyzen firlayarak Ben gezerim, iste
Sehzadebasi'na gidiyorum! diyerek hamamin kapisindan sokaga
ugruyor.Neyzenin çikamayacagina inanan Haci, belki disarda,soguklukta
gizlenmistir düsüncesiyle Neyzen'in pesinden -kontrol kaygisiyla- çikiyor.
Fakat Neyzen'in sokaga çiktigini ögrenince, o da firliyor.Neyzen önde Haci
arkada, ikiside çiplak,sakallar uzamis Sehzadebasi'na kadar geliyorlar.

Dinleyen her zerreye bir hitabim var benim

Kâinat isminde hiçten bir kitabim var benim.

Ya hitabimdan okusun ya kitabimdan beni,

Yazdigim efsânede on alti bâbim var benim!

Hey'etimde müttefik magrible masrik,veche yok,

Gayr-i mer'i zerrede bin aftâbim var benim`



bi hikayesi daha neyzenin,

Tanidigi bir subayi ziyarete,kislaya gider.Subayin ricasi üzerine askerlere
ney çalar.Sonunda aska gelip zeybek oynamaya
durur.Pantolonun dügmelerini iliklemeyi unuttugunu gören erlerden biri
Efendi amca,edep yerin açikta kalmis der.Neyzen oyunu kesip keserek
ellerini kaldirarak Tanri'ya seslenir: Çok sükür sana, nihayet karsima
edebim oldugunu söyleyen bir kulunu çikardin ..:))




Adam Yerine Koymuyorlar:
Hüseyin ŞEHSUVAR anlatıyor: ...küfürlere başladı. Sonra başını sola
çevirip bana döndü:
-Hüseyin, ben önüme gelene sövüyorum.
-Söversin
-Bana bir şey yapmıyorlar
-Ne yapacaklar?
-Ulan yoksa bunlar beni adam yerine mi koymuyorlar..:)

1950'lerin başında bir gece Beyoğlu meyhanelerinden birine, elinde bir ney
muhafazası taşıyan, 25-30 yaşlarında, iyi giyimli bir genç girer. Şöyle bir
etrafı kolaçan ettikten sonra, boş bulduğu bir masaya ilişip, havalı bir el
hareketi ile garsonu çağırır;
- Şişşşt, bakar mısın buraya.
Garson seyirtir hemen masaya doğru;
- Buyrun beyim?
- Bir Fahrettin Kerim bana. Biraz buz, az da badem.
Fahrettin Kerim, o zamanların İstanbul Valisinin adı ile anılan minik rakı
şişesi.
Büyüklerim bilir, hani mini mini valimiz, ne olacak halimiz sözleriyle
anılan.
-Baş üstüne beyim.
Sipariş gelmeden daha,mekanın sahibi gelir masaya;
- Delikanlı, bakar mısınız?
Delikanlı afili bir bakış atar;
- Buyurun?
- O masadan kalkmanızı rica edecektim,şu arkadaki masaya alsak sizi.
- Ne münasebet efendim, boştu masa ben geldiğimde.
- Üstadın masasıdır bu, buraya gelen herkes bilir, kimse oturmaz!
- Ne üstadı imiş bu?
Patronun gözü masadaki neye ilişir ve gözüyle işaret eder;
- Üstad Neyzen Tevfik, tanıyor olmalısınız.
- Ben benden başka üstad tanımam, benim üstad diyeceğim adam bu aleti benden
iyi üflemeli...
Patron sinirlenmeye başlar, iki de fedai hareketlenir masaya doğru.

Tam o sırada, az önce meyhaneye girip tartışanların haberi olmadan duruma
şahit olan Neyzen Tevfik el eder patrona bırak kalsın anlamında. Ne de
olsa son demleridir artık hayatının, durulmuştur artık gençlik ateşi.
Yavaşça ilişir arkadaki boş masaya, bir Fahrettin Kerim de o söyler, az da
badem.
Delikanlı ikinci şişeyi de bitirdikten sonra, neyi çıkartır muhafazasından,
dudaklarına götürür.

Patron artık dayanamaz acele seyirtir masaya;
- Delikanlı ayıp yahu, üstadın yanında.. herşeyin bir edebi,usulü var yahu!
Arka masadan kısık bir ses duyulur;
- Şşşşt bırak efendi, tamamdır.

Patron üstada hürmetten, geri geri çekilir karanlığa doğru, delikanlı başlar
bir taksim üflemeye. Herkes bırakır çatalı, bıçağı, kadehi; kulak kesilir.
Ustadır delikanlı hakikaten. Ustadır da, çok tizden girmiştir, hem caka
satma merakı, hem de içkinin tesiri ile. Tıkanır kalır..

Tam fısıltılar başlamışken, ilahî bir ney sesi duyulur üstadın masasından,
delikanlının çıkamadığı perdeden almış, devam etmektedir. Şaşırır delikanlı,
hem zordur o perdeye çıkmak, hem de alıcı gözle baktığı halde, ney
görememiştir üstadın elinde o ana kadar.

Arkasına döner... bakar... gördüğü yeter ona…
Alelacele, kıpkırmızı bir suratla.. çeker gider.

Üstadın elinde ney değil, boş bir Fahrettin Kerim şişesi vardır, ona
üflemektedir ney yerine.
Benim Neyzen Tevfik 'in en sevdigim hikayesi bu yafuuu ne buyuk bır ustad
26 Ekim 2007 14:21   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008