ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > güncel > aklımızı başımıza toplayalım
provokasyon ufuk uras mine senocakli
mesaj ekleyeni başlık aç forum ana sayfası facebook'ta paylaş!

Sayfalar: 1  2  3  4  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12
 
kretzsche
kretzsche
Arkadaşlar son zamanlarda ülkemizde gerginlik son raddeye çıktı, ve medyanın da pompalamasıyla birlikte 'şehit' 'terör örgütü' 'protesto' 'siyah kurdele' gibi birçok provokatif sembol da internette, gazetelerde, orada burada karşımıza çıkmaya başladı

ben bunların dış destekli, ülkemizi kaosa ve kargaşaya sürüklemeye dayalı yapılan şeyler olduğunu düşünüyorum. ve aklımızı başımıza toplamamız gerektiğini, bu kritik süreçte halk olarak sakin durarak ve oyuna gelmeyerek, ırkçılığı ve faşizmi azdırmamamız gerektiğini düşünüyorum.

yani insanların bir anda pkk'yı lanetlemeye başlamasını, bu yaratılan suni gündemi hayretle izliyorum.

öncelikle kendi düşündüklerimi fakat cevabını bulamadığım soruları size sormak istiyorum. bilgisi olan cevap versin lütfen.

- PKK ya karşı bir anda bu kadar radikal bir protestonun başlaması, ve operasyon kararı alınması, sizi hiç kuşkulandırmıyor mu? Yıllardır binlerce kayıp verdik, ülke birçok zarara uğradı, kardeşlerimiz arkadaşlarımız öldü, peki ya neden bu 'kriz' aşılamaz? hangi hükümet bu sorun ile ilgili askeri olmayan çözüm önerisi getirdi?

- PKK nedir? gerçekten kürt milliyetçisi midir? Amerika destekli midir? Her Kürt olan PKKyı destekler mi?

bu sorulara cevap veremiyorum.

peki ya siz cevap verebiliyor musunuz da siteyi lanet ve nefret içeren başlıklarla dolduruyorsunuz?

küfür edince, lanet edince, siyah kurdele ile protesto edince tuzağa düşmüş olmuyor musunuz?

güney amerika'da, doğu avrupa'da, dünyanın birçok yerinde amerika kendi çıkarları için ülkeleri kargaşaya sürükleyip zayıf ülkeleri birbirine düşürmüştür, halkları birbirine kırdırmıştır. sözde ermeni soykırımı da aynı pkk sorunu gibi, amerikanın çıkarına göre şekillenmiyor mu?

biraz vizyon sahibi olmamız, önümüze her sunulanı yemememiz gerekmez mi?
 11   23 Ekim 2007 01:43   mesajın adresini al  
 
kretzsche
kretzsche
kendimi çok iyi ifade edememiş olabilirim. kafamda net olarak cevaplar veremiyorum bu tür sorulara. fakat özet olarak galeyana gelmememiz, ve mantıklı durmamız gerektiğini kesinlikle söyleyebilirim.

demin ekşi sözlük e bakarken ufuk uras ile yapılmış bir söyleşiyi okudum. birçok konuda mantıklı şeyler söylemiş. şimdi copy paste edeceğim.

örneğin 12 eylül zamanında da sağcı solcu kavgaları olması için amerikanın suni ortam oluşturduğunu söylüyor.

bir örnek de yurt dışından. hitler faşizmi öncesi parlamento binası yakılarak benzer bir kaos oluşturulmuştu.

bir de 11 eylülde amerikada olanları düşünün. ticaret kulelerine uçağı sokan ve bu olayı orta doğuya girmek için bahane olarak kullanan amerikanın ta kendisi değil miydi? bize de aynı taktiği uygulamıyorlar mı?
23 Ekim 2007 01:46   mesajın adresini al  
 
züreyy-fa
züreyy-fa
ilk alkış benden gelsin,etnik kökenleri kavgaya düşürmede ABD nin üstüne yoktur,ne yazık kı Türkiye üzerindeki emellerinde de adım adım ilerliyorlar,gelecek nesilleri kötü bir Türkiye beklememesi için provoke olmamalıyız,Kürt ve Kürtçü ayrımını iyi yapmalıyız...
23 Ekim 2007 01:47   mesajın adresini al  
 
kretzsche
kretzsche
tezkereye hayır diyen ufuk uras, mine şenocaklı'ya konuştu...

ister kızın, ister katılın, tezkereye ’hayır’ diyen meclis’in tek sosyalisti ufuk uras, kansız bir çözüm için kafa patlatıyor.

çünkü tezkerenin irak batağında boğulmaya davetiye olduğunu düşünüyor. “şiddet nereden gelirse gelsin karşısındayım” diye başlıyor söze, ardından “pkk koşulsuz olarak silahlarını bırakmalı, hatta toprağa gömmeli!” diye ekliyor...

tam yazıyı yazıyordum ki, içimizi yakan bir haber bomba gibi düştü... ne olduğunu kimsenin anlamadığı bir referandum gününde, 12 askerimiz daha şehit oldu. her an sayı artacak diye yüreği ağzında bekliyor herkes... 16 yaralı ve 8 de kayıp var dağlıca’da... 10 günde şehit sayısı 30’u geçti, dağdakilerden ölenlerin sayısı belli değil... hâlâ ne ad konacağı bile tartışılan bir mesele can almayı, hem de gözünü her geçen gün kan bürüyerek sürdürüyor. bir an, “ne yazar, ister güneydoğu meselesi desek, ister kürt meselesi, 18 yaşında gençler ölüyor” deyip kalkıveriyorum klavyenin başından. ağlıyorum... sonra beynimden bir ses yükseliyor; “saçmalama, bu iş duyguyla, hamasetle, ağlamakla çözülmez. mantıklı bir çözüm gerek”... ne lanetle çözüldü bu iş, ne misliyle karşılık vererek! evet sağduyu her zamankinden fazla gerek, hem bana, hem bu millete... hem türküyle, hem kürdüyle!

cudi’nin ardı bataklık...

işte o yüzden kendini en milliyetçi sanan birkaç kişiden hafta boyu hakaret yemeyi, hatta tehdit almayı göze alarak ödp genel başkanı ufuk uras’la röportaj yaptım. bir çözüm ışığı yakalamak, kansız bir sonuç peşinde koşmak adına... biliyorsunuz, uras bir sosyalist, aynı zamanda dtp’nin desteğiyle meclis’e girmiş bir isim. tezkereye dtp dışında ’hayır’ diyen üç milletvekilinden biri... sebebi elbette oylarının yarısını kürtler’den almış olması değil, türkiye’nin gençlerinin sonu gelmez irak bataklığında hayatlarını kaybetmemesi için... çünkü uras’a göre, ne annelerin gözyaşı dinecek, ne de kan duracak tezkere sonrasında. aksine gözyaşıyla kan, sel olacak!

kana kan intikam asla çözüm olamaz

şiddet nereden gelirse gelsin, karşısındayım” diye başlıyor söze uras, ardından “pkk koşulsuz olarak silahlarını bırakmalı, toprağa gömmeli!” diye ekliyor. çözümün kana kan intikam olmadığını vurguluyor sürekli... barut dumanı arasında tuzağı göremememizden korkuyor en çok. hemen cudi’nin arkasında bir bataklık var, göremiyoruz toz dumandan ona göre... ancak girince görülecek bir bataklık. bildik o süper gücün yarattığı ve bu süper gücü bile yutmaya kararlı bir bataklık... çözüm bataklığa girmek mi, yoksa bataklığı kurutmak mı? işte onu sorguluyor uras...

bizi kuzey irak’a sürmek isteyen karanlık bir el var

güneydoğu’da neler oluyor? orada bir tuzak kuruldu ve türkiye o tuzağa mı çekilmek isteniyor?

çok açık kışkırtmalar oluyor. türkiye’nin o bölgeye sürüklenmeye çalışıldığı ortada. deşifre edilmesi gereken karanlık bir el var burada. kim olduğu belli olmayan... tam da bu nedenden ötürü sağduyulu olmamız gerekiyor. hele ki, son olayların kürt vatandaşlarımıza karşı bir tepkiye asla dönüşmemesi gerekiyor. bu saldırıları yapanların amacı kutuplaşmayı ve gerginliği artırmakken... oyunu bozmamız, oyunun parçası olmamamız gerekiyor.

sisli bir ortam var...

bunu nasıl başaracağız?

bir kere bizi ortadoğu’ya ilişkin maceracı politikalara sürükleyecek hiçbir provakasyona kapılmamamız gerekiyor. 23 yıl içersinde 24 sınır ötesi harekat yapıldı. sonuç alınamadı... bu yüzden bizim irak hükümetiyle diyalog içersinde bu sorunu çözmemiz gerekiyor. tunceli’de olaylar oldu, gabar’da gençlerimiz öldü. hiçbir ideal ölenlerin arkasındaki yakınlarının göz yaşlarından daha değerli olamaz. yani şiddetle hiçbir yere varılamaz. diğer taraftan da, 25 bin civarında pkk’lı öldürüldü. bizim kürdüyle, türküyle baş başa verip her tür şiddeti reddederek, siyaset zemininde bu sorunu çözecek kararlı adımlar atmamız gerekir. bu sorunu ab çözemez, abd de çözemez çünkü... ne yapıp edip abd’nin bile sürüklendiği bir batağa saplanmamanın yolunu bulmalıyız. aksi bizim açımızdan son derece vahim sonuçlar doğurur. şu anda tam provakasyona açık, sisli bir ortam var. toplum olarak çok sağduyulu olmamız, kışkırtmaları artıran bir söylemle değil, bir arada yaşama kültürünü, barışı savunan bir tutum içinde olmamız gerekir. herkes herkesten daha milliyetçi, daha yurtsever olduğunu kanıtlama yarışına girdiği anda onun faturası yine bize çıkar.

o zaman birinci adım ne olmalı? sırrı sakık’ın dediği gibi ’kaç şehit verdik, kaç pkk’lı öldü?’ diye çetele tutmayı bırakıp açık açık konuşmak mı?

demokratikleşmeden, sosyal yaraların sarılmasından yana kararlı adımlar atılması gerekiyor. şemdinli meselesinde biraz umutvar olduk. kimden gelirse gelsin, her türlü şiddete karşı tutum almak gerekiyor. ama maalesef demokratikleşme konusunda 2004’den beri hükümet ciddi adımlar atmadığı gibi, polis vazife selahiyet yasası’yla durumu daha da zora soktu. bu ülkede bir kriz olduğu zaman hukuku ve demokrasiyi kolaylıkla askıya alabiliyoruz. halbuki krizi çıkaranların hedefi demokrasiyi ortadan kaldırmaksa, bizim tam tersine demokrasi ve özgürlüklerin alanını genişleterek bu sorunla mücadale etmemiz gerekiyor. bunu yaparsak oldu bittilere, provakasyonlara gelmediğimizi gösterebiliriz. geçtiğimiz hafta vefat eden mehmed uzun da şiddetin en çok kürtler’e zarar verdiğinin altını çizerdi. barışın timsaliydi. sözlerini bir vasiyet olarak görmemiz lazım.

biz nerede hata yaptık?

ama 30 bin şehit verildikten sonra kimse kanın suyla temizlenebileceğini düşünmüyor...

nereden gelirse gelsin her türlü şiddet ve teröre karşı topyekün bir tutum almak lazım. bu yüzden de pkk silah bırakmalı, hatta toprağa gömmeli...

koşulsuz mu?

tabii. bunun koşulu olmaz. koşul falan dediğiniz zaman oturup pazarlık yapmanız gerekiyor. artık bu pazarlık konusu edilemez. giderek uluslararası bir kapışmanın parçası haline geliyoruz. bunun kabul edilebilir bir tarafı yok. pkk silah bırakacak, diğer taraftan devlet de bu konuda demokratikleşmeden yana tutum alacak. çünkü şiddet ortamında demokrasi olmuyor. tam tersine şiddete dayalı yöntemlere mazeret yaratmış oluyorsunuz. tezkerede olduğu gibi...

pkk ne istiyor?

pkk tam olarak ne istiyor sizce? ya da önce dtp’yi sorayım, onlar ne istiyor?

ikisini birbirinden ayrıştırmak lazım. dtp çok kültürlü, çok kimlikli demokratikleşmeden yana bir tutum alınmasını istiyor. mesela bu anayasa tartışmalarında ’farklılıklar zenginliğimizdir’ gibi bir cümlenin bile anayasada yer almasını kendileri için yeterli görüyorlar. yani kürt lafının geçmesi gibi bir talepleri bile yok. pkk ise silahlı mücadele yöntemlerini savunan bir örgüt. tabii stratejik yönelimlerini değiştire değiştire bugüne gelmiş. öcalan’ın ifadelerine bakılacak olursa, en son gelinen noktada üniter devlet içersinde demokratikleşme yoluyla kürt sorununun çözülebileceğini ifade ediyor. bunun için silahlı yönteme gerek olmadığı konusunda ise kamuoyunda çok açık bir kanaat var. herkes bunu söylüyor... bakın yıllardır diyarbakır cezaevi’nde yaşanan işkenceler, ardından binlerce köyün boşaltılması, 12 eylül döneminde bölgeye ilişkin izlenen yanlış politikalara tepki pkk’yı büyüttü. biz nerede yanlış yaptık da, o bölge insanıyla arada psikolojik kopuşlar oldu? o bölge insanı kuzey irak’taki bir yapılanmaya sıcak bakar oldu? bunu anlayıp hataları düzeltmemiz gerekiyor.

12 eylül öncesini hatırlayın

ne oldu da kürt sorununda bu aşamaya gelindi?

bu sorun baştan aşağı 12 eylül rejiminin bir hediyesidir. o kanlı rejimin... diyarbakır cezaevi’nde estirilen terörün nasıl sonuçlandığını hepimiz gördük. şiddet de bu sorunu çözmüyor, köy yakmak da... tam tersine bunlar karşı tepkiyi yarattı. kenan evren yarattığı eseri izmir’den izliyordur şimdi...

peki sizce evren yargılanmalı mı?

yargılanmalı ki, bugün de kimse kafası kızdığı zaman muhtıra verememeli. darbe tehdidinde bulunamamalı. yunanistan’a demokrasi böyle geldi, ispanya’ya böyle geldi. kimsenin yanına kâr kalmadığını göstermeliyiz ki, bu ülkede demokrasi kurumsallaşsın.

ama 12 eylül’den önce her gün gençler ölüyordu...

ne 12 eylül öncesi olsun ne de sonrası! aslında 12 eylül öncesi varolan şiddeti de kimin kışkırttığı belli değil. birdenbire bombalar patlıyor, akm yanıyor... yani 12 mart ve 12 eylül’e baktığımızda bildiğimiz klasik cia operasyonlarını görüyoruz. bütün bunlar darbeye mazeret olsun diye yapılıyor... mesela tarihe “reichstag yangını” diye geçen, alman parlamentosunu hitler’in adamları yakmıştı. sonra bu faşizmin yükselmesinin bir gerekçesi haline getirildi. çok bildiğimiz klasik bir tekniktir. o yüzden 12 eylül öncesi olan o korkunç ortam kendiliğinden oluşan bir ortam değildi. amerika ile danışıklı dövüşüklü yapılmıştı...

peki şimdi?

yine benzer bir durumla karşı karşıya kaldığımızı düşünüyorum. o yüzden bütün bu kör şiddetin amacı türkiye’yi bir bataklığa, kaosa sürüklemekse, biz tam tersini yapmak durumundayız.

dtp’lilere zaman tanımalıyız

her şehit verdiğimizde dtp’liler için ‘meclis’teki pkk’lılar’ diyenlerin sayısı artıyor. acaba onlardan beklendiği gibi çıkıp da net bir şekilde ‘pkk terör örgütüdür’ derlerse bir eşik atlanmış olur mu?

1984’ten beri koro halinde bunu diyoruz da ne oluyor? dtp’yi burada sıkıştırmak yerine onlara zaman tanımalıyız. eskiden de solculara baskı yapılırdı, ’hadi komünist olmadığını söyle’ diye... biz sorunu çözmek mi istiyoruz, yoksa birilerine sürekli gol atmak mı? dtp’ye on defa gol atabiliriz, atabilirsiniz. ama oradan sonuç çıkmıyor. orada insanların kardeşleri, amca çocukları dağda... böyle bir gerçek var. asıl problem bu. yoksa dtp şiddete karşı net bir tutum alıyor aslında. ve bu sorunun çözülmesini istiyor... o yüzden dtp’yi bu konuda bir tür mc carthyci politikalarla köşeye sıkıştırmak yerine rahat bırakırsak, onlar açısından da geniş bir siyaset yapma alanı olacak önümüzdeki süreçte. tabii bu sorunun çözülmesini istiyorsak... çünkü onları yıpratmak, günah keçisi olarak görmek çözümü engellemek dışında bir işe yaramaz. eğer bu işe yarasaydı yıllarca yapıldı, insanlar hep hedef gösterildi. işte yok ettiler musa anterler’i... orhan doğan niye öldü? kalbi dayanmadı. o yüzden bizim burada biraz daha demokrasi, barış ve özgürlükleri savunan bir hat üzerinde kararlılıkla ilerlememiz lazım.

röportaj: mine şencaklı, vatan, 22 ekim 2007

http://www9.gazetevatan.com/...43029&categoryid=1
23 Ekim 2007 01:49   mesajın adresini al  
 
godmode
godmode
23 Ekim 2007 01:50   mesajın adresini al  
 
chi sj
chi sj
aslan kaplan çağırmalarını gördükçe ben de ülke olarak ilk kez şehit veriyoruz heralde diye geçirdim içimden..nerdeydi bu kedigiller bu kadar zaman?herkes yılların genel kurmayı gibi,bıraksak cihat başlatacak..
 1   23 Ekim 2007 01:51   mesajın adresini al  
 
boomerang ¹³
boomerang ¹³
etnik kökene küfreden, millete veya bir değere küfreden olduğunu görmedim..

evet pek tabi, olayları irdeleyip ondan sonra konuşmak gerekir..

amma velakin, yapılmak istenen ya susmamızı sağlamak, ya da delirmemizi..

zira, şu ana kadar da pek delireni görmedim, ama susanı görüyorum..

ve bu sitede ve yapılan eylemler ve bununla birlikte basında yayında hiç etnik kökene bir haraket gözlemlemedim..

aklımız başımızda, bırakında gereken yapılsın..

dünya üzerinde can tehditi suçtur, uluslararası suçtur, şu an beklenen uluslararası hukuk değil uluslararası siyasettir..

ve,

aklımız başımızda, pkk bir terör örgütüdür, hedef odur, onu destekleyenlerdir..
 5   23 Ekim 2007 01:53   mesajın adresini al  
 
freak
freak
ee madem kardeştir..kime savaş açıyosun sen?



godmode demis ki:

türk kürt kardeştir

23 Ekim 2007 01:58   mesajın adresini al  
 
boomerang ¹³
boomerang ¹³
ayrıca şu ufuk uras'ın sikimtrak sol görüşlülüğüne de hayranım..

her ülkenin kendine ait coğrafyası vardır, sosyolojisi vardır..

 4   23 Ekim 2007 01:59   mesajın adresini al  
 
godmode
godmode
pkk ya..
ve pkk destekçilerine..
barzani ve talabaniye..
 2   23 Ekim 2007 01:59   mesajın adresini al  
 
kretzsche
kretzsche
@boomerang

hedef terör örgütü ve onu destekleyenler değil

yangın kaynağından söndürülmek yerine üstüne su sıkılıyor, iyice yayılacak.

halk da körük niyetine kullanılıyor şu anda.

yazının eleştirdiği nokta etnik kökene küfür edilmesi falan değil zaten. x çilik de değil. halkın kargaşaya çekilmesi ve maşa olarak kullanılması..
23 Ekim 2007 02:00   mesajın adresini al  
 
cassio
cassio
PKK ya karşı bir anda bu kadar radikal bir protestonun başlaması, ve operasyon kararı alınması, sizi hiç kuşkulandırmıyor mu? Yıllardır binlerce kayıp verdik, ülke birçok zarara uğradı, kardeşlerimiz arkadaşlarımız öldü, peki ya neden bu 'kriz' aşılamaz? hangi hükümet bu sorun ile ilgili askeri olmayan çözüm önerisi getirdi?

Tabiki bunlar bir planın parçalarıdır...Önce abdnin açıklaması geldi...pkk silahlarının kendilerine ait olduğunu kabul ettiler...(blackwater üzerineden)Daha sonra ermeni tasarısını senatodan geçirdikten sonra 13 askerimiz şehit edildi...Psiko analiz konusunda ileri seviyede olduklarından ters mantıkla girmeyin diyerek bizi tahrik ettiler...Daha sonra 250 pkk lı sınırlarımıza girip en son olaylar yaşandı...Bunların planlı işler olduğu konusunda mutabıkız...
Genel görüşüm olarak bu pkk mikrobu sovyetlerin dağılmasıyla başladı...Oradaki Türk devletleriyle ilişkilerimiz bu şekilde engellendi...Daha önce de kıbrıs harekatından sonra asala vardı...Bu pkk ülkemizde meclis şekillendirmeye başladı...Şu anki hükümette bu açık bir şekilde belli oldu...Ayrıca pkk dan nemalanarak ülke içerisinde pkk karşıtı gibi görünüp bitmesini istemeyenler de mevcut...

PKK nedir? gerçekten kürt milliyetçisi midir? Amerika destekli midir? Her Kürt olan PKKyı destekler mi?

Genel yorumum pkk nın kürtlerle alakası olmadığı şeklindedir...Olsa da istisnalar kaideyi bozmayacaktır...Bu pkk hareketleri sadece belli zümrenin duygularını okşayabilir...Ancak dahili ve harici bedbahtlarımız bitmeyeceğinden en iyi yol azaltmaktır...Burada araya devlet girmelidir...Ülke içerisinde pkk destekçileri devlet tarafından belirlenip işlem yapılmalıdır...Uzun vadeli olarak ta doğuda yatırımcıya pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır...Yatırımı devlet de başlatabilir...Bütün bunlaran önce eğitim için olağanüstü hal ilan edilmelidir...
Ayrıca pkk amerikanın köpeğidir...
 3   23 Ekim 2007 02:03   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  3  4  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2009