Cumhuriyet Gazetesi ile Vakit paçavrasını aynı tutma gaflet ve delalaetinde bulunanlara Cumhuriyet Gazetesi'nin tarihini okumalarını öneririm. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmasınlar diye. Bu gazete ulusal Kurtuluş savaşımızn önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle kurulmuştur ve ismini yine Ulu Önder koymuştur.
Cumhuriyet’i aynı yörüngede yaşatmak Cumhuriyet Türkiyesi'ne, Topluma ve Cumhuriyet Okurları'na karşı bir ödev niteliğine dönüşmüştür.
Cumhuriyet Vakfı bu amacı yerine getirmek için kurulmuştur.
1924’ten bugüne Cumhuriyet
Cumhuriyet Gazetesi’nin kurucusu Yunus Nadi. Gazeteye adını veren de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Bugün Cumhuriyet Gazetesi’nin isim hakkı Cumhuriyet Vakfı’nın elindedir.
7 Mayıs 1924 yılında ilk sayısını yayımlayan Cumhuriyet Gazetesi’nin bu ilk adımından, Cumhuriyet Vakfı’nın bugünkü durumuna kadar geçen sürecin öyküsünü özet olarak sunmakta yarar var.
Yunus Nadi kimdir?
Öncelikle gazeteyi kuran ve ilk başyazarı Yunus Nadi kimdir, bunun üzerinde duralım.
Yunus Nadi, 1879 yılında Fethiye’nin Seydiler köyünde doğdu. Abalızade Hacı Halil Efendi’nin oğludur. Ilköğrenimini Fethiye’de yaptı. Daha sonra Rodos Adası’nda Ahmet Mithat ve Ebuzziya Tevfik’in sürgün oldukları sırada kurdukları Süleymaniye okulunda okudu. Istanbul’a geldi. Galatasaray Sultanisinden mezun oldu. Hukuk Fakültesinde okudu.
21 yaşındayken 1900 yılında Malumat Gazetesi’nde çalışmaya başladı. 1901 yılında yazdığı bir yazı nedeniyle, 3 yıl hapis ve sürgün cezasına mahkum oldu. Henüz 22 yaşındaydı.
1908’de, Il. Meşrutiyetin ilanına kadar Fethiye’ye çekildi. Daha sonra Istanbul’a döndü. Ikdam ve Tasviri Efkarda gazeteciliğe yeniden başladı.
1910 yılında Yunus Naci’yi Selanik’te görüyoruz. Ittihat ve Terakki Fırkası’nın yayımladığı “Rumeli” gazetesinde başyazar oldu.
1912’de 32 yaşında Osmanlı Meclis-i Mebusanı’na Aydın milletvekili olarak girdi. 1914-
1919 dönemi için yeniden Osmanlı Meclisi’ne seçildi.
Yeni Gün yayınlanıyor
1918 yılında Istanbul’ da Yeni Gün gazetesini çıkarmaya başladı. Istanbul işgal edilmişti.
19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Anadolu’ya geçerek, direniş hareketinin meşalesini tutuşturmuştu. Yunus Nadi’nin Istanbul’da yayınlanan gazetesi Yeni Gün, sansür, baskılar ve zor koşullar altında ulusal direniş hareketini destekliyordu.
30 Ekim 1918’de 1. Dünya Savaşı sona erince, Osmanlı Devleti galiplerle Mondros Ateşkes Anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşmanın imzalanmasından 6 gün sonra 1918’de Çanakkale savaşlarında, Çanakkale Boğazı’ndan geçemeyen İngiliz ve müttefikleri özgürce boğazlardan geçtiler. 12 Kasım 1918’de bir Fransız Tugayı, ertesi günü (13 Kasım 1918)’de ise 61 gemiden oluşan karma donanma İstanbul limanına girdi. Bu karma donanma Ingiliz, Fransız, Italyan ve Yunan gemilerinden oluşuyordu. Bir gün işgal kuvvetlerinin askerleri Yunus Nadi’yi tutuklamak için Yeni Gün ‘ü bastılar, arama yaptılar. Yunus Nadi, atik davranmış, baskından çok kısa bir süre önce kaçarak işgal güçlerinden kurtulmuştu. Istanbul’dan ayrıldı, gizlice Ankara’ya geçti.
Yeni Gün Ankara’da
Yunus Nadi, Ankara’da Mustafa Kemal tarafından heyecanla karşılandı. (2 Nisan 1920). Yunus Nadi Ankara’daki durumunu şöyle dile getirir:
“Benim elimden gelen gazetecilikti. Milli Mücadeleye bu yolla yararlı olabilirdim. Istanbul’da yayımladığım Yeni Gün gazetesini bu kez Anadolu’ da Yeni Gün adıyla 9 Ağustos 1920 günü Ankara’da çıkarmaya başladım.”
Bu yalın tümcenin içeriği çok doludur. Çünkü Istanbul’da Yeni Gün matbaasındaki baskı makinaları sökülmüş, gizlice ve yavaş-yavaş ve parça-parça Anadolu’ya kaçırılmıştı. Ankara’da kurulan Yeni Gün matbaası, Karacaoğlan Meydanı’ndan Hacı Bayram’a giderken ilk kavşağın kesiştiği yerdeydi. Iki katlı, sıvaları yer yer dökülmüş bir Ankara eviydi. Binanın içinde ahırdan bozulmuş kısma makine dairesi yerleştirilmişti. Yukarıda bir sofa ve sağlı-sollu iki oda vardı. İşte bütün matbaa ve gazete idaresi buydu.
Yunus Nadi’nin Istanbul’da gazetesini emanet ettiği oğlu Nadir Nadi henüz 12-13 yaşlarındaydı. Matbaa Ankara’ya gizlice taşınırken aile de Ankara’ya gelmişti. Nadir Nadi, yıllar sonra yazdığı anılarında Anadolu’daki Yeni Gün’ü şöyle anlatır:
“Yeni Gün’ün kadrosu bir başyazar (Yunus Nadi) bir yazı işleri müdürü (Kemal Salih Sel) düzeltici aynı zamanda fıkra yazarı. Bir idare müdürü aynı zamanda baş bayii. Dört dizici ve bir makinist aynı zamanda hamal. Işte Ankara’daki Yeni Gün’ün kadrosu... Büyük Millet meclisi koridorlarından sonra en çok politik tartışmalarının yapılan yer, başyazarın odasıydı. Duvarların dibinde üzeri Anadolu kilimleriyle kaplı çepeçevre sedirleri vardı. Kalpaklı, poturlu milletvekilleri, bakanlar, yazarlar dolardı buraya öğleden sonraları...”
Ankara’da yayımlanan Anadolu’da Yeni Gün ulusal kurtuluş hareketini bütün dünyaya yansıtan bir organ olmuştu.
Yunus Nadi Ankara’da aynı zamanda Izmir milletvekili olarak Meclis’e devam ediyordu. Halide Edip ile Anadolu Ajansı’nı kurdu. Anadolu Ajansı bütün dünyaya Kuvay-ı Milliye hareketinin doğru haberlerini geçiriyordu.
Sakarya savaşı sırasında, Yunan birliklerinin Ankara’ya yaklaşmaları karşısında Yunus Nadi bir önlem olarak yeni Gün Matbaası’nı Kayseri’ye taşıdı.
Tüm zor koşullara karşın Ulusal Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlanmıştı. Şimdi, Ankara’da Atatürk’ün Aydınlanma devriminin adımları birer birer gerçekleşiyordu.
Yeni Anayasa
Yeni Anayasanın hazırlık çalışmalarının yapıldığı sırada 1923 yılı yaz ayları sonunda İstanbul gazeteleri Ankara’daki yönetime özellikle Cumhuriyetin ilanına karşı şiddetli bir tutum içindeydi.
Mustafa Kemal, Istanbul gazetelerinin ılımlı gördüğü yazarlarıyla, Izmit’te bir toplantı düzenleyerek, onlarla bir diyalog kurmaya çalıştı. (Ocak 1924).
Bu toplantıya rağmen, Istanbul basını Ankara’ya ilişkilerini yumuşatmak şöyle dursun, olumsuz yayınlarını yoğunlaştırmıştı. Bu arada, yeni anayasa taslağı Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu.
Cumhuriyet ilan ediliyor
Yunus Nadi Mustafa Kemal’in yanında Meclis çalışmaları içinde çok faal olarak yer alıyordu. 1. Mecliste Anayasa Komisyonu Başkanı idi. 29 Ekim 1923 Günü Pazartesi sabahı Büyük Millet Meclisi kürsüsünde Cumhuriyet’in kurtuluşunu şöyle açıklıyordu:
“Arkadaşlar; Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi (kabul ettiği) anayasa ile doğuda yeni ve önemli bir devlet kurmuştur.
Türk milleti “Ben varım” ve “Devlet benim” diye bütün dünyaya bunu ilan etti. (...)
Anayasamızın 1. maddesine bir fıkra ilave ediyoruz. Birinci madde şöyledir:
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. İrade usulü halkın yazgısını bizzat ve kendi kendine yönetmesine dayalıdır.
Madde buydu. Zaten bu maddenin altında saklı olan şu cümleyi de ilave etmiş bulunuyoruz.
Türkiye Devleti’nin hükümet şekli Cumhuriyettir.”
Anayasa Komisyonu Başkanı Yunus Nadi böylece Cumhuriyet rejiminin, 1921 Anayasası’nda zaten var olduğunu, şimdi de bu devlet şeklinin bir cümle ile anayasamızda yerini aldığını açık ve net bir biçimde açıklıyordu.
29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet’in ilanı bütün yurtta coşkuyla karşılandı. Cumhuriyetin ilanından sonra halifenin yanında yer alan Istanbul basını sesini daha da yükseltti. Istanbul basınındaki kimi yazarlar hilafetin kaldırılacağını artık anlamışlardı. Bu nedenle adeta saldırıya geçmişlerdi.
Tevhidi Efkar gazetesinde Velid Ebüziyya, “Hilafeti kaldırmakla bütün İslam elemini kaybedeceğimizi” yazıyordu.
Tanin’de Hüseyin Cahit Yalçın sırf Mustafa Kemal’e karşı olmak için hilafeti savunuyordu. Vatan gazetesinde Ahmet Emin Yalman, Mustafa Kemal’e saldırıyor, O’nu diktatörlüğe doğru yol almakla suçluyordu.
Izmir toplantısı
29 Ekim 1923 Cumhuriyet’in ilanını üzerinden iki ay geçtiği halde, Istanbul basını ile Mustafa Kemal arasındaki soğukluk sürüyordu. Bu çatışmayı gidermek için Akşam gazetesinin başyazarı Necmettin Sadak’ın önerisi ve arabuluculuk girişimleriyle Istanbul basını ile Mustafa Kemal arasındaki 5 Ocak 1924 günü Izmir’de bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya; Tanin’den Hüseyin Cahit Yalçın Vatan’dan Ahmet Emin, Tercüman-ıHakikat’tan H. Şükrü Baban, Akşam’dan Necmettin Sadak, İkdam’dan’Celal Nuri ve Ahmet Cevdet katıldılar.
Bu toplantıdaki uzun görüşmelere yaklaşım girişimlerine karşın Istanbul basını, Ankara’daki yeni cumhuriyet rejimiyle sürtüşmesini sürdürüyordu. Onlar cumhuriyet rejiminin erdemlerini içlerine sindiremiyorlardı...
Mustafa Kemal’in modeli
Bunun üzerine Mustafa Kemal, kafasındaki modeli yürürlüğe koymak istedi. Yunus Nadi’yi çağırdı. Yunus Nadi’ye şunları söyledi:
“Benim Hakimiyet’i Milliye (M-.Kemal’in Ankara’da yayımladığı gazete) ve senin Yeni Gün görevlerini hakkıyla yerine getirdiler.
“Şimdi, Istanbul’da Babıali’nde cumhuriyet düşmanlarına ve hilafet yanlılarına karşı mücadele verecek bir gazete çıkaralım, adını da Cumhuriyet koyalım” dedi. Mustafa Kemal’in bu önerisine Yunus Nadi coşkuyla evet diyerek karşılık verdi.
Istanbul’daki Cumhuriyet için hazırlıklar
Yunus Nadi, o sırada Ankara’da Basın Yayın Genel Müdürü olarak çalışan Zekeriya Sertel’e Istanbul’da beraber çalışmayı önerdi. Zekeriya Sertel, ABD’de Columbia Üniversitesi’nde gazetecilik eğitimi görmüş, Kuvayı Milliye sırasında Ankara’ya gelerek Kuvayı Milliye’nin Basın Yayın Genel Müdürlüğü görevini yürüten genç bir yurtseverdi.Cumhuriyet ilkelerine bağlı olan Zekeriya Sertel, bu öneriyi duraksamadan kabul etti.
Gazetenin Adını Atatürk Verdi.
Gazeteye Cumhuriyet adını Mustafa Kemal vermişti. Bu yeni yayın organının Cumhuriyet adını taşıması ve Cumhuriyet rejimini büyük bir özlemle savunması, halife yanlısı, karşıdevrimci Babıali basınını şaşkına çevirdi. Çünkü Babıali, Cumhuriyet adı altında, Mustafa Kemal’in diktatörlüğe gideceğini yazıyordu. Kamuoyunu, Ankara’nın aleyhine çevirmek istiyordu.
Yunus Nadi ise yeni gazetesi Cumhuriyet’te çeşitli yönlerden hilafetin nasıl çökmüş bir kurum olduğunu kanıtlayan yazılar yazıyordu.
Yunus Nadi, Cumhuriyet ilkeleri için, Atatürk’ün aydınlanma devrimi için yılmaz bir savaşçı olarak gece gündüz çalışıyordu.
Ilk yazı; Gazete, cumhuriyetin - demokrasinin savunucusudur.
Cumhuriyet Gazetesi’nin yayına hazırlanma hazırlıkları Nisan 1924 sonunda tamamlanabildi. Ve Cumhuriyet’in ilk sayısı 7 Mayıs 1924 günü çıktı.
Yunus Nadi ilk sayıda “Okuyuculara Sunuş” adlı baş yazısında Cumhuriyet Gazetesinin ilkelerini de ortaya koymuştur. 76 yıldır uygulanan bu ilkeler, Yunus Nadi’nin ilk gün yazdığı sunuş yazısında aynen şöyledir:
“Cumhuriyet’in siyasi programı isminde belli olduğu gibi, onu yayımlayanların siyasi hayatları da bellidir. Cumhuriyet Türkiye’de büyük kavgalarla elde edilmiş tarihi bir sonuçtur. Biz (...) bu amaç uğrunda fiilen çalışmış insanlarız. Memlekette bu muzaffer ve galip fikrin çok kuvvetli tarafları vardır. Cumhuriyet memlekete mal olmuş bir fikirdir. Biz onun temsilcisi ve koruyucusuyuz. Bu temel düşünce göz önünde tutulduktan sonra kesin olarak söyleriz ki gazetemiz ne hükümet gazetesi ne de parti gazetesidir. Cumhuriyet sadece cumhuriyetin, bilimsel ve yaygın ifadesiyle demokrasinin savunucusudur”
Rüyada mıyım, yoksa gerçek mi?
Yunus Nadi, Cumhuriyet Gazetesi’nin bu ilk sayısında “Yeni Gün’den Cumhuriyet’e” adlı bir anı dizisi de yayımladı. Bu dizide anılarını şöyle dile getirdi:
“Ben Istanbul’dan 1920 Nisanı’nın ikinci günü ayrılmıştım. 0 zaman burada Yeni Gün yayımlanıyordu. 0 zaman giderken bir gün Istanbul’a yeniden ve zaferle geleceğimize inanıyordum. Demek ki arada büyük devrimler meydana gelmiştir. İtiraf etmeye mecburum ki bu devrimlerin büyüklüğü ve yüceliğini kendim bile şimdi daha iyi anlamış ve daha çok W hayrete düşmüş durumdayım. 0 kadar ki zaman zaman kendimi gerçeğin ve halayin
büyük savaşına bırakmaktan alamıyorum. Özellikle olayların içinde yüzmüş olmanın verdiği şaşkınlıkla şu yakın geçmişin müthiş ve büyük safhalarına karşı adeta sudan çıkmış balık durumunda bulunuyorum. Bu kadar az bir zamana bu kadar büyük devrimler sığabilir mi? Acaba dört beş yıl süren baştan başa rüyalarla dolu bir uykudan mı uyandım, yoksa gerçekleşmiş rüyalar karşısında mı bulunuyorum?
Canım, daha dün şu Istanbul’un limanını yabancı ve düşman gemileri, sokaklarını, kışlalarını ve evlerini yabancı ve düşman askerleri doldurmuyor muydu? Canım, daha dün bu İstanbul değil miydi ki, sokaklarında Ingiliz kırbaçlarından ve palikarya kabadayılarından geçilmiyordu? Canım, şu Cumhuriyet’e yönetim merkezi yaptığım bina bile daha dün Fransız ve Ingiliz zabıtasının Istanbul’a zulüm yağdırdığı ve dayak altında Türk öldürdüğü yer değil miydi?
Bu pasaj, Yunus Nadi’yi bile şaşkına çeviren büyük devrimlerin oluşumunu ne kadar yalın bir biçimde ortaya koyuyor.
Yukarıda belirttiğimiz gibi gazetenin adını bizzat Mustafa Kemal koydu; Cumhuriyet gazetesi işte böyle kuruldu.
Cumhuriyet Vakfı
Cumhuriyet Gazetesi dünyada pek az örneği olan kendine özgü bir yönetim biçimiyle yaşamını sürdürüyor. Gazeteyi kurumlaştıran Nadir Nadi’nin eşi Berin Nadi tarafından kurulan Cumhuriyet Vakfı, gazetenin isim hakkının sahibidir. Bu vakfa yaşamları sırasında Yunus Nadi’nin çocukları ve yaşayan tüm torunları büyük bir istekle katılarak, kendilerine dedelerinden kalan isim hakkını Cumhuriyet Vakfı’na bağışladılar.
Cumhuriyet Vakfı, gazetenin kurucusu Yunus Nadi’nin ve gazeteyi kurumlaştıran Nadir Nadi’nin fikirlerinden ayrılmazlık ilkesine göre kurulmuştur.
Nitekim Mahkeme kararı ile onaylanan Vakıf Resmi Senedinin başlangıç ilkeleri aynen şöyledir:
‘Mayıs 1924’te yayımlanan ilk sayısında kurucusu Yunus Nadi’nin kalemiyle belirlemiştir. Cumhuriyet ne hükümet, ne parti gazetesidir, Cumhuriyet yalnız cumhuriyetin bilimsel ve yaygın anlatımıyla demokrasini savunucusudur. Cumhuriyet ve demokrasi fikir ve esaslarını yıkmaya çalışan her kuvvete karşı mücadele edecektir. Ulkemizde her anlamıyla gerçek bir demokrasi kurulması için bütün varlığı ile çalışacaktır. Cumhuriyet, Atatürk devrim ve ilkelerin açtığı ‘aydınlanma” yolunda, aklın bağnazlıktan, bilimin dinden bağımsızlaşması, laiklik ilkesinin toplumca benimsenmesi için çaba gösterecektir. “İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Bildirgesi’ni demokrasini evrensel anayasası olarak benimseyen Cumhuriyet ama çlarına ancak Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü kapsamında ulaşılacağını temel ilke sayar. Cumhuriyet gazetesini kuran Yunus Nadi, kurumla ştıran Nadir Nadi’dir. Cumhuriyet Türki ye’sinin temelleri atılırken kurulan Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi’nin ölümünden sonra her çeşit güçlüğe karşı yarım yüzyıllık savaşımla hiç ödün vermeden yöneten ve kurumla ştıran Nadir Nadi, 20 Ağustos 1991 günü gözlerini yaşama kapatmıştır. Kimliği, ilkeleri ve amaçları bu uzun süre içinde belirlenip toplumda kök salan Cumhuriyet’i aynı yörüngede yaşatmak, Cumhuriyet Türki ye’sine topluma ve Cumhuriyet okurlarına karşı bir ödev niteliğine dönüşmüştür. Cumhuriyet Vakfı, bu amacı yerine getirmek için kurulmuştur”
Cumhuriyet bildiği, inandığı yönde, görevini ödünsüz olarak yerine getirmeye devam edecektir.
1924 yılının önemi
1924 yılı önemli bir dönemeçtir, 3.Mart.1924 tarihinde Hilafet ‘ilga” edilmiş, Şer’iye Vekaleti kaldırılmış, Öğretim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) Yasası yürürlüğe girmiştir. Daha sonra 1924 Anayasası kabul edilmiştir. Cumhuriyet Gazetesi, Cumhuriyet’in kuruluşunda devrimlerin yanında yerini almıştır.
Ancak Cumhuriyet hiçbir zaman ‘bir hükümet ya da parti” gazetesi olmadı; her zaman siyasal iktidarın uygulamalarını eleştirel süzgeçten geçiren bağımsız gazete kimliğini korudu. Bu nedenle siyasal iktidarlar tarafından beş kez kapatıldı. Tutucu hükümetler zamanında sakıncalı sayıldı. Cumhuriyet’in kimi şaşkın çevrelerce “resmi görüşü” yansıttığı savıyla eleştirilmesi aslında büyük bir çelişkidir. Cumhuriyet, Yunus Nadi’nin başyazısında belirttiği Cumhuriyet ilkelerinin, Atatürk’ ün Aydınlanma devriminin ve demokrasinin yanındadır.
Cumhuriyet Gazetesinin Kurumlasması
Cumhuriyet gazetesini Yunus Nadi kurdu, bilinçli Atatürkçü Nadir Nadi kurumlaştırdı.
Cumhuriyetin bu tarihsel işlevi sürecektir.
Cumhuriyet bir fikir gazetesi kimliğiyle yayın yaşamına ayak atmıştır. Fikir gazetesi kimliği 78 yıldır sürmektedir ve sonsuza dek sürecektir.
Cumhuriyet o dönemde Babıali’deki hilafet yanlısı pek çok gazeteye karşı, Cumhuriyet 9 ilkelerin savunmak için yayın yaşamına girmişti. Cumhuriyet Gazetesi Cumhuriyet ve demokrasiyi koruma kimliğini 78 yıldır sürdürmektedir ve sürdürecektir. Cumhuriyet, Kuvayı Milliyeciler tarafından “Misak-ı Milli” andıyla çizilmiş olan sınırlarımızı ve ülke bütünlüğünü savunmak için kurulmuştu. Ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunma konusundaki görevi 78 yıldır sürmektedir ve sürecektir.
Cumhuriyet Ulus olmamızı sağlayan Aydınlanma devrimlerini korumak ve savunmak için yayın yaşamına girmişti. Atatürk devrimlerinin yılmaz savunucusu olma konusundaki görevini 78 yıldır titizlikle sürdürmektedir, bu görevini karşı devrimcilere karşı sürdürecektir.
Cumhuriyet Vakfı Yasatılmalıdır.
Cumhuriyet Gazetesi’ni yaşama geçiren Yunus Nadi, gerçek bir gazeteci, mecliste Atatürk’ün yanında yer alan bir Ulusal Kurtuluş devrimcisiydi.
Yunus Nadi, Cumhuriyet gazetesini kurduktan sonra ilk günden itibaren büyük Atatürk’ün çok yakın bir ideal arkadaşı olarak büyük fikir savaşımlarına girdi.
Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ilk yıllarında basın alanında en önemli rolü oynadı. Ankara’da bir handa, matbaa kurdu. Ulusal Kurtuluş Savaşı’na ve Kuvayı Milliye ideallerine kendini adadı.
TBMM’de Anayasa Komisyonu başkanı olarak, daima Atatürk devrimlerinin yanında yer aldı.
Yunus Nadi, Atatürk devrimlerini yürekten benimsemiş, Cumhuriyet ilkelerini içten özümsemiş, bu yöndeki yazılarıyla tanınmış bir düşünce savaşçısıdır.
Nadir Nadi
Yunus Nadi’nin ölümünden sonra, Cumhuriyet’i yaşatan Nadir Nadi, Cumhuriyet’i kurumlaştırdı. En ufak bir ödün vermeden laik Cumhuriyet ilkelerini ve Atatürk’ün Aydınlanma Devrimleri’ni savundu.
Çalışanların Vakfı ve Çalışanların Gazetesi
Nadir Nadi’nin 1991 yılında ölümünden sonra gazete çalışanlar ve gazetenin okurları büyük özveri göstererek gazeteyi yaşattılar. Vakfımızın Kurucusu Sayın Berin NADİ’ nin 5.Kasım.2001’de vefatından sonra Vakıf Yönetim Kurulu toplanarak, Vakıf Başkanlığına İlhan SELÇUK’ u oybirliği ile seçmiştir.